Blog / Borçlar Hukuku
Sözleşme Özgürlüğü ve Sınırları: Kanuna ve Ahlaka Aykırı Sözleşmeler
· ≈5 dk okuma · Borçlar Hukuku
Sözleşme özgürlüğü ilkesi, bu özgürlüğün emredici hükümler, ahlak, kamu düzeni ve kişilik haklarıyla sınırlanması ile kesin hükümsüzlüğün sonuçları anlatılmıştır.
Türk hukukunun temel ilkelerinden biri sözleşme özgürlüğüdür. Taraflar, kural olarak bir sözleşme yapıp yapmayacaklarına, kiminle sözleşme yapacaklarına ve sözleşmenin içeriğine serbestçe karar verebilir. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir; kanun, kamu düzenini, ahlakı ve kişilik haklarını korumak amacıyla sözleşme özgürlüğüne belirli sınırlar getirmiştir.
i. Sözleşme Özgürlüğü Nedir?
TBK m. 26 uyarınca taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Bu ilke, üç boyutu kapsar:
- Sözleşme yapıp yapmama özgürlüğü: Kimse, kanunda öngörülmedikçe bir sözleşme yapmaya zorlanamaz.
- Sözleşmenin tarafını seçme özgürlüğü: Taraflar, kiminle sözleşme yapacaklarını serbestçe seçebilir.
- Sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğü: Taraflar, edimleri, süreyi, bedeli ve diğer koşulları serbestçe kararlaştırabilir.
ii. Sözleşme Özgürlüğünün Sınırları Nelerdir?
TBK m. 27 uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Bu madde, sözleşme özgürlüğünün dört temel sınırını ortaya koyar:
1. Emredici Hükümlere Aykırılık
Kanun, bazı konularda tarafların iradesine üstün tutulan, aksine sözleşme yapılamayan emredici hükümler öngörmüştür. Örneğin işçinin asgari haklarını koruyan iş hukuku hükümleri, tüketiciyi koruyan bazı hükümler veya kamu düzenini ilgilendiren belirli düzenlemeler bu kapsamdadır. Emredici bir hükme aykırı sözleşme veya sözleşme hükmü, kesin hükümsüzdür.
2. Ahlaka (Adaba) Aykırılık
Toplumun genel ahlak anlayışına açıkça aykırı düşen sözleşmeler de kesin hükümsüzdür. Bu kavram, zaman içinde toplumsal değerlerin değişimine göre yorumlanır ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
3. Kamu Düzenine Aykırılık
Toplumun temel çıkarlarını, ekonomik ve sosyal düzenini ilgilendiren kurallara aykırı sözleşmeler de geçersizdir. Rekabeti aşırı ölçüde kısıtlayan, kişinin ekonomik özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran veya kamu yararına açıkça aykırı düzenlemeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
4. Kişilik Haklarına Aykırılık
Bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini, onurunu, özel hayatını veya ekonomik bağımsızlığını aşırı ölçüde sınırlayan sözleşmeler de geçersiz sayılabilir. Örneğin bir kişinin tüm gelecekteki çalışma özgürlüğünü süresiz ve sınırsız biçimde bertaraf eden rekabet yasağı kayıtları, kişilik haklarına aykırılık kapsamında incelenebilir.
5. Konusu İmkânsız Olan Sözleşmeler
Sözleşmenin konusu, baştan itibaren -hukuken veya fiilen- imkânsızsa sözleşme kesin hükümsüzdür. Bu, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan sonraki imkânsızlıktan farklıdır; burada imkânsızlık sözleşmenin kurulduğu andan itibaren mevcuttur.
iii. Kesin Hükümsüzlüğün Sonuçları
Kesin hükümsüzlük, sözleşmenin baştan itibaren hiç hüküm doğurmadığı anlamına gelir. Bu geçersizlik:
- mahkeme tarafından resen dikkate alınır; taraflardan birinin ileri sürmesi şart değildir,
- herkes tarafından (menfaati olan üçüncü kişiler dahil) ileri sürülebilir,
- zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir,
- sonradan tarafların onayıyla düzeltilemez; sözleşmenin yeniden ve geçerli şekilde kurulması gerekir.
iv. Kısmi Kesin Hükümsüzlük
Bir sözleşmenin yalnızca bazı hükümleri kanuna, ahlaka veya kamu düzenine aykırıysa, sözleşmenin tamamı değil yalnızca o hüküm geçersiz olabilir. Bu durumda geçersiz hükmün yerine emredici kanun hükmünün mü uygulanacağı, yoksa sözleşmenin bu hüküm olmaksızın devam edip etmeyeceği, tarafların farazi iradesine ve sözleşmenin bütünlüğüne göre değerlendirilir. Sözleşmenin geçersiz hüküm olmadan yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa, sözleşmenin tamamı geçersiz sayılabilir.
v. Sözleşme Özgürlüğünün Sınırlanması ile Gabin Arasındaki Fark
Kanuna ve ahlaka aykırılık (TBK m. 27), sözleşmenin içeriğinin objektif olarak hukuka aykırı olmasını esas alır. Gabin (TBK m. 28) ise sözleşmenin içeriği hukuka aykırı olmasa dahi, edimler arasındaki dengesizliğin zarar görenin sübjektif durumundan (zor durum, düşüncesizlik, deneyimsizlik) yararlanılarak yaratılmasını esas alır. Bu iki kurum farklı temellere dayanır ve sonuçları da farklıdır: kesin hükümsüzlük her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilirken, gabin zarar görenin süre içinde kullanması gereken bir haktır.
vi. Sözleşme Özgürlüğü ile Genel İşlem Koşulları Denetimi Arasındaki İlişki
Taraflardan birinin önceden hazırladığı ve diğer tarafın müzakere etme imkânı bulmadan kabul ettiği genel işlem koşulları, sözleşme özgürlüğünün istismar edilmemesi için ayrıca ve daha sıkı bir denetime tabidir. Bu denetim, TBK m. 27’deki genel kesin hükümsüzlük denetiminden farklı, genel işlem koşullarına özgü ek kurallar (yürürlük denetimi, yorum denetimi, içerik denetimi) içerir ve ayrı bir başlık altında incelenmesi gereken kapsamlı bir konudur.
vii. Uygulamada Sık Karşılaşılan Örnekler
- Bir tarafın ekonomik özgürlüğünü süresiz ve sınırsız biçimde ortadan kaldıran rekabet yasağı kayıtları,
- kişinin evlenmesini, boşanmamasını veya belirli bir dini/siyasi görüşü benimsemesini şart koşan sözleşme hükümleri,
- kanunun kesin olarak yasakladığı bir faaliyetin (izinsiz belirli ticari faaliyetler gibi) konusu olan sözleşmeler,
- kamu düzenine aykırı biçimde kişinin özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran teminat veya kefalet düzenlemeleri.
viii. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kanuna veya ahlaka aykırılık iddiasına dayalı davalarda görev, sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Ticari nitelikli sözleşmelerde asliye ticaret mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Yetki bakımından HMK m. 6 ve m. 10 hükümleri uygulanır.
ix. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre
Kesin hükümsüzlük iddiası herhangi bir süreye tabi değildir; her zaman ileri sürülebilir. Buna karşılık, geçersiz sözleşme kapsamında yapılmış ifalar nedeniyle doğan sebepsiz zenginleşme talepleri, kendi özel zamanaşımı sürelerine tabidir.
x. İspat Yükü ve Deliller
Sözleşmenin kanuna, ahlaka veya kamu düzenine aykırı olduğunu ileri süren taraf, bu aykırılığı somut olgularla ispatlamalıdır. Başlıca deliller:
- sözleşme metni ve ekleri,
- ilgili emredici kanun hükümleri ve gerekçeleri,
- tarafların yazışmaları,
- bilirkişi incelemesi (özellikle ekonomik özgürlüğün ölçüsünün belirlenmesinde).
xi. Sık Yapılan Hatalar
- Her aşırı ağır sözleşme hükmünü otomatik olarak ahlaka aykırı saymak; oysa somut olayda ayrıca değerlendirme gerekir.
- Kesin hükümsüzlük ile iptal edilebilirliği karıştırıp süre hesabı yapmaya çalışmak.
- Kısmi geçersizlik hâllerinde sözleşmenin tamamının geçersiz olduğunu düşünmek.
- Genel işlem koşulu denetimi ile genel kesin hükümsüzlük denetimini aynı kefeye koymak.
- Emredici hükme aykırılığın hangi kanundan kaynaklandığını doğru tespit etmemek.
xii. Hukuki Değerlendirme
Sözleşme özgürlüğü, ticari ve bireysel ilişkilerin temelini oluşturan önemli bir ilkedir; ancak bu özgürlüğün kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı biçimde kullanılması, sözleşmeyi baştan itibaren geçersiz kılabilir. Sözleşme hazırlanırken bu sınırların gözetilmesi, ileride doğabilecek kesin hükümsüzlük risklerini önemli ölçüde azaltır.
Bir sözleşme hükmünün kanuna, ahlaka veya kamu düzenine aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Kanun, emredici hükümler, ahlak, kamu düzeni ve kişilik haklarıyla bu özgürlüğe sınır getirmiştir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TBK m. 26 · TBK m. 27
Bu yazı Borçlar Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Borçlar Hukuku — İlgili Yazılar
- Sözleşmelerde Şekil Şartı ve Şekle Aykırılığın Sonuçları
- Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedeniyle Sözleşmenin İptali
- Korkutma (İkrah) Nedeniyle Sözleşmeyle Bağlı Olmama
- Hile (Aldatma) Nedeniyle Sözleşmenin İptali
- Borçlar Hukukunda Hata (Yanılma) ve Sözleşmeyle Bağlı Olmama Hakkı
- Yetkisiz Temsil Nedir? Hukuki Sonuçları ve Sorumluluk