İdare Hukuku · · ≈19 dk okuma
Memuriyetten Çıkarılma, İhraç ve Göreve Dönüş Şartları 2026
Memuriyetten çıkarılma, ceza mahkûmiyeti, HAGB, disiplin soruşturması, iptal davası ve göreve dönüş şartları hakkında güncel rehber.
Bir memur hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, kamu davası açılması veya mahkûmiyet kararı verilmesi her durumda memuriyetin sona ereceği anlamına gelmez. Hukuki sonuç; suçun kasten mi taksirle mi işlendiğine, hükmedilen yaptırımın türüne, cezanın süresine, suçun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda ayrıca sayılıp sayılmadığına ve idarenin disiplin soruşturması yürütüp yürütmediğine göre belirlenir.
Memuriyete son verme işlemlerinde en sık yapılan hata, ceza hukuku ile disiplin hukukunun birbirine karıştırılmasıdır. Oysa kesinleşmiş mahkûmiyet nedeniyle memuriyet şartlarının kaybedilmesi ile disiplin cezası olarak devlet memurluğundan çıkarma, dayanakları ve hukuki sonuçları farklı iki ayrı işlemdir.
Memuriyetten Çıkarılma Ne Anlama Gelir?
Günlük dilde “memuriyetten atılma”, “ihraç”, “göreve son verme” ve “meslekten çıkarılma” ifadeleri çoğu zaman aynı anlamda kullanılmaktadır. Hukuken ise işlemin hangi mevzuat hükmüne dayandığı belirleyicidir.
Memuriyet ilişkisinin sona ermesi başlıca şu şekillerde gündeme gelebilir:
- Devlet memurluğuna alınma şartlarının sonradan kaybedilmesi,
- Disiplin cezası olarak devlet memurluğundan çıkarma,
- Aday memurluk döneminde ilişiğin kesilmesi,
- Özel personel kanunlarına göre meslekten çıkarılma,
- Olağanüstü hâl mevzuatı veya özel kanuni düzenlemeler uyarınca kamu görevinden çıkarılma.
Bu işlemler aynı hukuki rejime tabi değildir. Özellikle 657 sayılı Kanun’un 98/b maddesine göre memuriyetin sona erdirilmesi ile aynı Kanun’un 125/E maddesine göre devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Memuriyet Şartlarının Kaybedilmesi Nedeniyle Göreve Son Verilmesi
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesine göre, memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılan veya memuriyeti sırasında bu şartlardan birini kaybeden kişinin memurluğu sona erer.
Bu işlem disiplin cezası değildir. İdare, memurun kusurlu davranıp davranmadığını değil, memuriyet statüsünün devamı için gerekli kanuni şartların bulunup bulunmadığını inceler.
Örneğin, memurun 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde memuriyete engel kabul edilen bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunması hâlinde, şart kaybı nedeniyle 98/b maddesi uyarınca memuriyet sona erdirilebilir.
Danıştay 12. Dairesinin 28 Nisan 2025 tarihli, E.2021/3913 ve K.2025/2093 sayılı kararında da memuriyet şartlarının kaybedilmesi nedeniyle tesis edilecek işlemin hukuki niteliği ile disiplin cezası olarak devlet memurluğundan çıkarma arasındaki fark vurgulanmıştır. Kararda, yanlış hukuki nitelendirme yapılması ve işlemin yetkisiz makam tarafından kurulması hukuka aykırılık nedeni olarak değerlendirilmiştir.
Disiplin Cezası Olarak Devlet Memurluğundan Çıkarma
657 sayılı Kanun’un 125/E maddesinde devlet memurluğundan çıkarma, kişinin bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılması şeklinde tanımlanmıştır.
Bu yaptırım, 98/b maddesindeki şart kaybından farklı olarak bir disiplin cezasıdır. İsnat edilen fiilin kanunda düzenlenen bir disiplin suçuna uyması, fiilin somut ve hukuka uygun delillerle ispatlanması, yetkili makam tarafından soruşturma yürütülmesi ve savunma hakkının eksiksiz kullandırılması gerekir.
Devlet memurluğundan çıkarma cezası, disiplin amirinin talebi üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu tarafından verilir. Hakkında çıkarma cezası istenen memurun soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve kurul önünde kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapma hakkı vardır. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez ve savunma için tanınacak süre yedi günden az olamaz.
Disiplin işlemlerinde yalnızca fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği değil, fiilin dayanak gösterilen disiplin maddesine gerçekten uyup uymadığı da incelenir. Danıştay 2. Dairesinin 11 Haziran 2025 tarihli, E.2021/10018 ve K.2025/2890 sayılı kararında, hakaret niteliğindeki bir fiilin otomatik olarak “memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket” kapsamında kabul edilemeyeceği belirtilmiş; tipiklik ve kanunilik yönünden işlem hukuka aykırı bulunmuştur.
Aday Memurun İlişiğinin Kesilmesi
23 Ocak 2026 tarihli ve 7573 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun’un 56. maddesi değiştirilmiştir.
Güncel düzenlemeye göre adaylık süresi içinde;
- Temel eğitimde,
- Hazırlayıcı eğitimde,
- Staj devresinde
başarısız olanların yanı sıra birden fazla uyarma veya kınama cezası alanların ya da aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların ilişikleri, disiplin amirinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile kesilebilir.
Bu şekilde ilişiği kesilenler, sağlık nedenleri hariç olmak üzere üç yıl süreyle devlet memurluğuna alınamaz. Düzenleme 29 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Aday memurun ilişiğinin kesilmesi, 125/E maddesindeki devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla aynı işlem değildir. İşlemin hukuka uygunluğu; adaylık eğitiminin usulüne uygun yürütülmesi, disiplin cezalarının kesinleşmesi, yetkili makam ve teklif-onay sürecinin mevzuata uygunluğu üzerinden incelenir.
Ceza Mahkûmiyeti Memuriyeti Hangi Durumlarda Sona Erdirir?
657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesi iki ayrı memuriyet engeli düzenlemektedir.
Kasten İşlenen Suçtan Bir Yıl veya Daha Fazla Hapis Cezası
Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet, suçun adı ayrıca katalogda yer almasa bile memuriyete engeldir.
Burada sonuç ceza esas alınır. Mahkemenin hükmettiği nihai hapis cezasının bir yıl veya daha fazla olması gerekir. Bir yıllık hapis cezası da kanundaki “bir yıl veya daha fazla” şartına dahildir.
Hapis cezasının ertelenmesi mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz. Bu nedenle kasten işlenmiş bir suçtan verilen bir yıl veya daha fazla hapis cezasının ertelenmiş olması, 657 sayılı Kanun’daki memuriyet engelini kural olarak ortadan kaldırmaz.
Ceza Miktarından Bağımsız Olarak Memuriyete Engel Suçlar
657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde şu suçlar ayrıca sayılmıştır:
- Devletin güvenliğine karşı suçlar,
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,
- Zimmet,
- İrtikâp,
- Rüşvet,
- Hırsızlık,
- Dolandırıcılık,
- Sahtecilik,
- Güveni kötüye kullanma,
- Hileli iflas,
- İhaleye fesat karıştırma,
- Edimin ifasına fesat karıştırma,
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
- Kaçakçılık suçları.
Bu suçlarda mahkûmiyetin hapis veya adli para cezası olması ya da cezanın bir yıldan az bulunması tek başına sonucu değiştirmez. Kanun, cezanın ağırlığından bağımsız olarak mahkûm olunan suçun niteliğine sonuç bağlamaktadır.
“Yüz kızartıcı suç” ifadesi uygulamada kullanılmaya devam etse de 657 sayılı Kanun’da bütün yüz kızartıcı davranışları kapsayan sınırsız bir suç kategorisi bulunmamaktadır. Memuriyete giriş engeli bakımından kanunda sayılan suçlar esas alınmalıdır. Kanunda yer almayan bir suç, ahlaken ağır görüldüğü gerekçesiyle 48/A-5 kapsamına sokulamaz. Bununla birlikte aynı fiil disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Taksirli Suçlar Memuriyete Engel midir?
657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki bir yıllık hapis cezası engeli yalnızca kasten işlenen suçlar için öngörülmüştür. Bu nedenle taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma gibi suçlardan verilen hapis cezaları, sırf süreleri bir yılı geçtiği gerekçesiyle 48/A-5 kapsamında kalıcı memuriyet engeli oluşturmaz.
Bununla birlikte “taksirli suçlar hiçbir şekilde memuriyeti etkilemez” şeklinde mutlak bir sonuca varılamaz.
Fiilen ceza infaz kurumunda bulunulması görevin yerine getirilmesini engelleyebilir. Ayrıca TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca belirli bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle işlenen taksirli suçlarda, mahkeme belirli süreyle mesleğin icrasının yasaklanmasına karar verebilir. Özel personel kanunlarında da ek şartlar bulunabilir.
Kaynak metinde yer alan “suçun vasfı veya ceza miktarı ne olursa olsun hapis cezasının infazı sırasında devlet memurluğu yapılamaz” yönündeki ifade bu nedenle isabetli değildir. TCK’nın 53/1 maddesindeki kamu görevi yasağı, açıkça kasten işlenen suçtan verilen hapis cezasına bağlanmıştır.
Hapis Cezasının Kamu Görevine Etkisi
TCK’nın 53/1-a maddesine göre kişi, kasten işlediği bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kamu görevi üstlenmekten yoksun bırakılır.
Bu hak yoksunluğu, kural olarak hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam eder. Ancak TCK 53 ile 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesi birbirinden farklı sonuçlar doğurur.
TCK 53’teki hak yoksunluğunun infazın tamamlanmasıyla sona ermesi, 657 sayılı Kanun’da düzenlenen bağımsız memuriyet engelini her zaman ortadan kaldırmaz. Kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası ya da katalog suçlardan mahkûmiyet varsa, TCK 53 süresinin sona ermiş olması tek başına yeniden memur olma hakkı sağlamaz.
Ertelenmiş Hapis Cezası
TCK 53/4 maddesine göre kısa süreli hapis cezası ertelenen kişiler hakkında kural olarak 53/1’deki hak yoksunlukları uygulanmaz. Bununla birlikte ceza tam bir yıl ise, kısa süreli hapis niteliğinde olsa dahi 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki “bir yıl veya daha fazla” mahkûmiyet engeli ayrıca doğar.
Bu nedenle erteleme kararının etkisi değerlendirilirken şu ayrım yapılmalıdır:
- Bir yıldan az, katalog dışı ve ertelenmiş hapis cezası bakımından 657 sayılı Kanun kaynaklı sürekli bir memuriyet engeli doğmayabilir.
- Bir yıl veya daha fazla hapis cezasında, erteleme memuriyet engelini kaldırmaz.
- Katalog suçlarda cezanın süresi ve ertelenmiş olması tek başına sonucu değiştirmez.
Adli Para Cezası Memuriyete Engel Olur mu?
Adli para cezasının memuriyete etkisi suçun türüne göre belirlenir.
Katalog suçlardan olmayan bir suç nedeniyle verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse, artık bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyetten söz edilemez. Bu durumda yalnızca 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinin ilk kısmına dayanılarak memuriyet sona erdirilemez.
Buna karşılık mahkûmiyet dolandırıcılık, sahtecilik, hırsızlık veya güveni kötüye kullanma gibi kanunda sayılan bir suçtan kaynaklanıyorsa adli para cezasına hükmedilmiş olması memuriyet engelini ortadan kaldırmaz.
İnceleme yalnızca adli sicil belgesindeki ceza miktarı üzerinden yapılmamalıdır. Mahkeme hükmü, uygulanan suç maddesi, sonuç ceza ve kesinleşme şerhi birlikte değerlendirilmelidir.
HAGB Kararı Memuriyetten Çıkarılma Nedeni midir?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle aynı sonucu doğurmaz. CMK’nın 231. maddesinde HAGB’nin, müsadereye ilişkin hükümler dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması anlamına geldiği belirtilmiştir.
Bu nedenle yalnızca HAGB kararına dayanılarak kişinin 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki mahkûmiyet şartını kaybettiği kabul edilemez.
Danıştay 12. Dairesinin 12 Şubat 2013 tarihli, E.2010/1591 ve K.2013/439 sayılı kararında, kesinleşmiş mahkûmiyet üzerine tesis edilen göreve son verme işlemi devam ederken mahkûmiyet hükmünün HAGB’ye çevrilmesi değerlendirilmiş; HAGB nedeniyle hükmün kişi hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı ve memuriyete engel mahkûmiyetten söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.
HAGB Disiplin Cezasını Engeller mi?
Hayır. HAGB kararı, fiilin disiplin hukuku bakımından incelenmesini engellemez.
İdare, kişiyi yalnızca “mahkûm olmuş kişi” kabul ederek 48/A-5 ve 98/b maddelerine göre işlem tesis edemez. Buna karşılık ceza dosyasındaki ifadeler, belgeler ve diğer hukuka uygun deliller disiplin soruşturmasında ayrıca değerlendirilebilir.
657 sayılı Kanun’un 131. maddesi ceza kovuşturması ile disiplin soruşturmasının ayrı yürütülebileceğini kabul etmektedir. Ancak bu bağımsızlık sınırsız değildir. Ceza mahkemesinin fiilin hiç gerçekleşmediğine veya sanık tarafından işlenmediğine ilişkin kesin tespitleri göz ardı edilmemelidir. Öğretide de ceza ve disiplin yargılamasının bağımsızlığının mutlak olmadığı, ceza kararının niteliğine göre disiplin işlemine etkisinin ayrıca belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
HAGB Hakkındaki 2026 Değişikliği
Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla CMK 231/5’in HAGB verilmesine imkân tanıyan birinci cümlesini iptal etmiştir.
Karar 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre 27 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla HAGB düzenlemesi yürürlüktedir; iptal hükmü 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Bu nedenle 30 Eylül 2026 tarihinden sonra HAGB’ye ilişkin yeni bir kanuni düzenleme yapılıp yapılmadığı ayrıca kontrol edilmelidir. Daha önce verilmiş HAGB kararlarının memuriyet ve disiplin işlemlerine etkisi ise kendi tarihleri ve kesinleşme durumları üzerinden değerlendirilmelidir.
Beraat ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararlarının Etkisi
Beraat kararı her durumda disiplin soruşturmasını sona erdirmez. Beraat gerekçesi belirleyicidir.
Ceza mahkemesi;
- Fiilin sanık tarafından işlenmediğini,
- Fiilin hiç gerçekleşmediğini,
- İsnadın maddi olarak mümkün olmadığını
kesin biçimde tespit etmişse, idarenin aynı fiili gerçekleşmiş kabul ederek ceza vermesi ciddi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Beraat yalnızca ceza mahkûmiyeti için yeterli delil bulunmamasına dayanıyorsa, idare farklı ve hukuka uygun delillerle disiplin sorumluluğunu değerlendirebilir. Bununla birlikte idare, ceza dosyasındaki şüpheleri tekrar ederek çıkarma cezası veremez. Disiplin sorumluluğunun somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararı da tek başına disiplin soruşturmasını engellemez. Ancak savcılığın hangi gerekçeyle bu kararı verdiği, delillerin toplanıp toplanmadığı ve idarenin elinde ceza dosyasından bağımsız delil bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Hukuka Aykırı Deliller Disiplin Soruşturmasında Kullanılabilir mi?
Disiplin soruşturması ceza yargılamasından bağımsız olsa da bu bağımsızlık, hukuka aykırı delillerin sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez.
Gizli kamera kaydı, hukuka aykırı ses kaydı, yetkisiz dijital inceleme veya özel hayatın gizliliğini ihlal ederek elde edilen veriler, özellikle işlemin tek veya belirleyici delili hâline getirilmişse hukuka aykırılık doğurabilir.
Öğretide ve Danıştay uygulamasında, Anayasa’nın hukuka aykırı bulguların delil olarak kullanılamayacağına ilişkin güvencesinin disiplin soruşturmaları bakımından da gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İdare tarafından delilin yalnızca dosyada bulunması yeterli değildir. Delilin nasıl elde edildiği, gerçekliği, bütünlüğü, kime ait olduğu ve isnat edilen fiili ispatlayıp ispatlamadığı araştırılmalıdır.
Disiplin Soruşturmasında İspat ve Savunma Hakkı
Memurdan isnat edilmediğini kanıtlaması beklenemez. İsnat edilen fiilin işlendiğini ortaya koyma yükü, disiplin cezası vermek isteyen idareye aittir.
Soruşturma raporunda en azından;
- İsnat edilen fiilin ne olduğu,
- Fiilin tarihi ve gerçekleşme biçimi,
- Hangi delillerle sabit görüldüğü,
- Fiilin hangi disiplin maddesine uyduğu,
- Memurun savunmasına neden itibar edilmediği,
- Teklif edilen ceza ile fiil arasındaki ölçülülük
açıklanmalıdır.
Savunma istem yazısında soyut biçimde “memurlukla bağdaşmayan davranışta bulunulduğu” belirtilmesi yeterli değildir. Memur, neyle suçlandığını ve hangi delillere karşı savunma yapacağını anlayabilmelidir.
Savunma hakkı, yalnızca şeklen bir dilekçe alınmasından ibaret değildir. Dosyaya erişim, isnadı öğrenme, uygun süre verilmesi ve lehe delillerin değerlendirilmesi de savunma hakkının parçalarıdır.
Disiplin Zamanaşımı Süreleri
657 sayılı Kanun’un 127. maddesine göre devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiilin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmalıdır.
Fiilin işlendiği tarihten itibaren ise kural olarak en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmesi gerekir.
2026 Yılında Yapılan Önemli Değişiklik
7573 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun’un 127. maddesinin ikinci fıkrası 29 Ocak 2026 tarihinde değiştirilmiştir.
Güncel düzenlemeye göre disiplin cezası mahkeme tarafından iptal edilirse idare;
- Kararın kendisine ulaştığı tarihte kalan zamanaşımı süresi içinde,
- Süre dolmuşsa veya altı aydan az süre kalmışsa en geç altı ay içinde
mahkeme kararının gerekçesini dikkate alarak yeniden disiplin cezası tesis edebilir.
Bu hüküm, iptal kararından sonra idarenin süresiz biçimde yeni ceza verebileceği anlamına gelmez. Yeni işlem mahkeme kararındaki hukuka aykırılık nedenini gidermeli, yetki ve usul kurallarına uymalı ve kanunda belirtilen süre içinde kurulmalıdır.
Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Memuriyete Dönüş Sağlar mı?
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, uygulamada hâlen “memnu hakların iadesi” olarak da adlandırılmaktadır. Kurum, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesinde düzenlenmiştir.
Bu karar mahkûmiyeti yok etmez; mahkûmiyete bağlanan bazı hak yoksunluklarını geleceğe yönelik olarak kaldırır.
Eski tarihli bazı Danıştay kararlarında, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki suçlardan mahkûm olan kişinin yasaklanmış hakları geri verilse bile yeniden memur olamayacağı kabul edilmiştir. Daha sonraki kararlarda ise farklı bir yaklaşım benimsenmiştir.
Danıştay 12. Dairesinin 14 Aralık 2022 tarihli, E.2020/1142 ve K.2022/6480 sayılı kararında, yasaklanmış hakların geri verilmesiyle kişinin yeniden memuriyete atanmasının hukuken mümkün hâle gelebileceği; ancak bunun eski göreve otomatik dönüş anlamına gelmediği belirtilmiştir. Yeniden atanma, açıktan atama niteliğindedir ve idarenin kamu yararı, hizmet gerekleri, boş kadro, ihtiyaç ve görevin niteliği çerçevesinde kullanacağı takdir yetkisine tabidir.
Dolayısıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi:
- Eski göreve kendiliğinden dönüş sağlamaz,
- İdareyi mutlaka atama yapmaya zorlamaz,
- Yeniden atama başvurusu yapılmasına hukuki zemin oluşturabilir,
- Ret işleminin kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden yargısal denetimine imkân verebilir.
2025 yılında yayımlanan akademik çalışmalarda da bu konuda 657 sayılı Kanun’da açık hüküm bulunmadığı ve yargı kararları arasında tam bir yeknesaklık oluşmadığı belirtilmektedir. Bu nedenle mahkûmiyetin tarihi, suçun türü, göreve son verme işleminin dayanağı ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının kapsamı birlikte incelenmelidir.
Adli Sicil Kaydının Silinmesi Yeterli midir?
Adli sicil veya arşiv kaydının silinmesi, mahkûmiyet kararını ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle yalnızca e-Devlet üzerinden alınan adli sicil belgesinde kayıt görünmemesi, 657 sayılı Kanun’daki memuriyet engelinin ortadan kalktığını göstermez.
Şu kurumlar birbirinden ayrılmalıdır:
- Adli sicil kaydının silinmesi,
- Arşiv kaydının silinmesi,
- HAGB,
- Mahkûmiyet hükmünün bozulması,
- Beraat,
- Yargılamanın yenilenmesi,
- Yasaklanmış hakların geri verilmesi,
- Genel veya özel af.
Her birinin memuriyete etkisi farklıdır. İdareye başvuru yapılmadan önce ceza dosyasındaki bütün kararların kesinleşme ve infaz durumu incelenmelidir.
Memuriyete Dönüş Hangi Durumlarda Mümkündür?
Göreve dönüş tek bir hukuki yolla gerçekleşmez.
Göreve Son Verme İşleminin İptali
İdare mahkemesi göreve son verme veya çıkarma işlemini iptal ederse idare, mahkeme kararının gereklerini yerine getirmek zorundadır.
İYUK’un 28. maddesine göre idare, kararın kendisine tebliğinden itibaren gecikmeksizin işlem tesis etmeli; bu süre hiçbir şekilde 30 günü geçmemelidir.
Yürütmenin Durdurulması Kararı
İptal davası sonuçlanmadan önce yürütmenin durdurulmasına karar verilirse, işlem geçici olarak uygulanamaz hâle gelir. Kararın içeriğine göre memurun yeniden göreve başlatılması gerekebilir.
Mahkûmiyet Hükmünün Sonradan Ortadan Kalkması
Göreve son verme işleminin dayanağı olan mahkûmiyet;
- Bozulmuş,
- HAGB’ye çevrilmiş,
- Yargılamanın yenilenmesi sonucunda ortadan kaldırılmış,
- Beraatle sonuçlanmışsa
yeni hukuki durum idareye bildirilerek göreve dönüş talep edilebilir. Ancak işlemin kesinleşme durumu ve önceki idari davanın sonucu ayrıca incelenmelidir.
Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi
Bu karar yeniden başvuruya imkân sağlayabilir; fakat otomatik göreve dönüş doğurmaz. Başvuru, kural olarak açıktan veya yeniden atama koşulları çerçevesinde değerlendirilir.
Disiplin Cezasının İptali
125/E maddesine göre verilen devlet memurluğundan çıkarma cezası iptal edilirse göreve dönüş ve yoksun kalınan özlük hakları gündeme gelir. Ancak 2026 yılında değiştirilen 127. madde uyarınca idarenin belirli koşullarla yeniden disiplin cezası tesis etmesi mümkündür.
İptal Davası Açma Süresi
Memuriyete son verme ve devlet memurluğundan çıkarma işlemlerine karşı, özel kanunda farklı bir süre bulunmadıkça, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılmalıdır.
Süre, kararın öğrenildiği düşünülen herhangi bir tarihten değil, kural olarak usulüne uygun yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
İdareye yapılan her başvuru dava açma süresini yeniden başlatmaz.
İYUK’un 11. maddesi uyarınca, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi talebiyle üst makama; üst makam yoksa işlemi tesis eden makama başvurulabilir. Usulüne uygun başvuru işlemekte olan dava süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır ve kalan dava süresi işlemeye devam eder.
Dava süresi geçirildikten sonra yapılan başvuru, sona ermiş dava hakkını kural olarak canlandırmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Memuriyetten çıkarılma ve göreve son verme işlemlerine karşı görevli yargı yeri, kural olarak idare mahkemesidir.
İYUK’un 33/2 maddesine göre görevine son verilen, emekli edilen veya görevden uzaklaştırılan kamu görevlisinin açacağı davada yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.
Hâkimler, savcılar, askerî personel, emniyet personeli, akademik personel ve özel personel kanunlarına tabi diğer kamu görevlileri yönünden farklı görev ve yetki hükümleri bulunabilir. Dava açılmadan önce personelin tabi olduğu özel kanun ayrıca incelenmelidir.
Yürütmenin Durdurulması Şartları
İptal davasının açılması, memuriyetten çıkarma işlemini kendiliğinden durdurmaz.
İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- İşlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.
Mahkeme bu iki şartı ayrı ayrı ve gerekçeli olarak değerlendirmelidir.
Memuriyetin sona ermesi nedeniyle maaş kaybı yaşanması tek başına her dosyada yeterli görülmeyebilir. Mesleki itibar, sosyal güvenlik, kariyer, aile düzeni ve kamu görevinden uzun süre ayrı kalmanın doğuracağı sonuçlar somutlaştırılmalıdır.
Açık hukuka aykırılık iddiası ise işlemin yanlış olduğu yönündeki genel ifadelerle değil; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarındaki somut sakatlıklarla ortaya konulmalıdır.
İstinaf ve Temyiz
İdare mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde ilgili bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.
Kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler hakkında bölge idare mahkemesinin verdiği kararlar, İYUK’un 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir.
Her görev değişikliği veya atama uyuşmazlığı temyize açık değildir. Temyiz imkânı, dava konusu işlemin gerçekten kamu görevinden çıkarılma sonucunu doğurup doğurmadığına göre belirlenir.
Göreve Dönüş Sonrasında Parasal ve Özlük Hakları
İptal kararı sonrasında memurun hukuki durumunun, işlem hiç tesis edilmemiş gibi yeniden kurulması esastır.
Somut olayın özelliklerine göre şu talepler gündeme gelebilir:
- Yoksun kalınan maaş ve ek ödemeler,
- Derece ve kademe ilerlemesi,
- Emeklilik kesenekleri,
- Hizmet süresinin düzeltilmesi,
- Yasal faiz,
- Maddi ve manevi tazminat.
Bununla birlikte göreve son verme işlemi tesis edildiği tarihte hukuka uygun olup daha sonra ortaya çıkan bir ceza mahkemesi kararı nedeniyle hukuki dayanağını kaybetmişse, geçmişe dönük parasal hakların kapsamı ayrıca tartışılabilir. Danıştayın HAGB’ye ilişkin kararlarında da işlemin tesis tarihi ile sonradan ortaya çıkan hukuki gelişme arasında ayrım yapılabildiği görülmektedir.
İptal davasıyla birlikte parasal hakların da talep edilmesi, faiz başlangıcı ve tam yargı isteminin doğru kurulması önem taşır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Ceza Soruşturmasını Mahkûmiyet Gibi Kabul Etmek
Soruşturma veya kovuşturma bulunması, kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez. 98/b işlemi için kanunun aradığı mahkûmiyet şartı oluşmadan memuriyet sona erdirilemez.
HAGB’yi Kesinleşmiş Mahkûmiyet Saymak
HAGB hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü değildir. Buna rağmen fiil disiplin hukuku yönünden ayrıca incelenebilir.
Disiplin İşlemi ile Şart Kaybını Karıştırmak
98/b’ye göre memuriyetin sona ermesi ile 125/E’ye göre çıkarma cezasının yetkili makamları, usulleri ve sonuçları farklıdır.
Yalnızca Adli Sicil Belgesine Bakmak
Adli sicil kaydının temiz olması mahkûmiyetin ortadan kalktığını göstermez. Ceza dosyasının tamamı incelenmelidir.
Dava Açma Süresini İdari Başvuruyla Kaçırmak
Süresinde ve doğru hukuki dayanakla yapılmayan başvuru dava süresini durdurmaz. Cevap beklenirken 60 günlük sürenin geçirilmesi davanın süre aşımından reddine yol açabilir.
Savunma Hakkını Şekli Bir İşlem Olarak Görmek
İsnat açıkça bildirilmeden, deliller gösterilmeden ve yeterli süre verilmeden alınan savunma hukuken yeterli değildir.
Suçun Adından Hareketle Disiplin Cezası Vermek
Ceza mahkemesindeki suç vasfı ile disiplin fiili aynı değildir. Fiilin dayanak gösterilen disiplin maddesinin bütün unsurlarını taşıması gerekir.
Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesini Otomatik İade Saymak
Bu karar yeniden başvuru imkânı sağlayabilir; ancak idareyi eski göreve doğrudan atama yapmak zorunda bırakmaz.
Sık Sorulan Sorular
Hakkında ceza davası açılan memur hemen ihraç edilir mi?
Hayır. Kamu davası açılması kesinleşmiş mahkûmiyet değildir. İdare görevden uzaklaştırma tedbiri uygulayabilir veya fiili disiplin hukuku yönünden soruşturabilir; fakat yalnızca dava açıldığı için 48/A-5 ve 98/b maddelerine göre memuriyet sona erdirilemez.
Bir yıl hapis cezası memuriyete engel midir?
Suç kasten işlenmişse evet. Kanun “bir yıl veya daha fazla” hapis cezasını memuriyet engeli saymaktadır. Suç taksirliyse veya ceza adli para cezasına çevrilmişse farklı değerlendirme yapılır.
Hapis cezası ertelenirse memuriyet devam eder mi?
Ceza bir yıl veya daha fazlaysa ya da katalog suçtan verilmişse erteleme memuriyet engelini kural olarak kaldırmaz. Bir yıldan az, katalog dışı ve ertelenmiş cezalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Adli para cezası alan memur ihraç edilir mi?
Suçun türüne bağlıdır. Katalog dışı suçlarda yalnızca adli para cezası verilmesi 48/A-5 kapsamında engel oluşturmayabilir. Katalog suçlarda ise adli para cezası da memuriyet engeline yol açabilir.
HAGB alan memur görevden çıkarılabilir mi?
Yalnızca HAGB kararına dayanılarak mahkûmiyet nedeniyle göreve son verilemez. Ancak fiil disiplin soruşturmasına konu edilerek hukuka uygun delillerle sabit görülürse disiplin cezası verilebilir.
Beraat eden memur otomatik olarak göreve döner mi?
Hayır. Beraat kararının gerekçesi, daha önce tesis edilen işlemin dayanağı ve işlemin kesinleşme durumu incelenmelidir. Göreve dönüş için idari başvuru veya iptal davası gerekebilir.
Sabıka kaydının silinmesi memuriyete dönüş sağlar mı?
Tek başına sağlamaz. Sicil kaydının silinmesi mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi eski göreve dönüş sağlar mı?
Otomatik olarak sağlamaz. Yeniden atanma başvurusunun önünü açabilir; ancak başvuru açıktan atama koşullarına ve idarenin yargısal denetime tabi takdir yetkisine bağlıdır.
Memuriyetten çıkarma kararına karşı kaç gün içinde dava açılır?
Özel bir süre yoksa yazılı tebliği izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır.
Çıkarma cezasına kurum içinde itiraz zorunlu mudur?
657 sayılı Kanun’un 135. maddesindeki genel idari itiraz yolu uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları için düzenlenmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası bakımından genel hükümlere göre zorunlu bir kurum içi itiraz yolu öngörülmemiştir. Özel personel kanunları saklıdır.
Hukuki Değerlendirme
Memuriyetten çıkarılma uyuşmazlıklarında belirleyici olan, kişinin hakkında bir ceza dosyası bulunması değil, idari işlemin hangi hukuki sebebe dayandığıdır.
Dosya incelenirken önce şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- İşlem 657 sayılı Kanun’un 98/b maddesine mi, 125/E maddesine mi dayanıyor?
- Ceza kararı kesinleşmiş mi?
- Suç kasten mi taksirle mi işlenmiş?
- Sonuç ceza hapis mi, adli para cezası mı?
- Suç 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan mı?
- HAGB, erteleme, bozma veya beraat kararı var mı?
- Disiplin zamanaşımı sürelerine uyulmuş mu?
- İşlem yetkili makam tarafından mı kurulmuş?
- Savunma hakkı tam olarak kullandırılmış mı?
- Deliller hukuka uygun mu?
- Fiil ile uygulanan disiplin maddesi arasında tipiklik bağı var mı?
- Ceza ile fiil arasında ölçülülük bulunuyor mu?
Bu inceleme yapılmadan yalnızca suçun adına, adli sicil belgesine veya soruşturma raporundaki kanaate dayanılarak hukuki sonuca varılması doğru değildir.
Ceza hukuku, disiplin hukuku ve idari yargılama kurallarının aynı dosyada kesişmesi nedeniyle bu davalar teknik niteliktedir. Ceza mahkemesi kararındaki tek bir ifade, disiplin zamanaşımının başlangıcı veya yanlış mercie yapılan bir başvuru, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Sonuç
Memuriyetten çıkarılma veya göreve son verme işlemi, kişinin mesleki statüsünü, gelirini, sosyal güvenlik haklarını ve kariyerini doğrudan etkileyen ağır bir idari işlemdir. Buna karşılık her ceza soruşturması, her mahkûmiyet veya her disiplin isnadı memuriyetin sona ermesini gerektirmez.
İşlemin hukuka uygunluğu; güncel mevzuat, kesinleşmiş ceza kararları, disiplin soruşturması dosyası, zamanaşımı, yetki, savunma hakkı ve deliller birlikte incelenerek belirlenmelidir.
Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.