İçeriğe geçİçeriğe geç

Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma

Zamanaşımı Defi Nedir ve Nasıl İleri Sürülür?

Zamanaşımı defi, genel ve özel süreler, kesilme-durma sebepleri, işçilik alacakları ve cevap dilekçesinde ileri sürülme usulü açıklanmıştır.

Zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmez; borçluya borcun dava veya takip yoluyla zorla yerine getirilmesine karşı savunma imkânı verir. Bu nedenle zamanaşımı bir “defi”dir. Hâkim kural olarak zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; borçlu tarafından usulüne uygun ve süresinde ileri sürülmesi gerekir.

Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark

Zamanaşımı dolduğunda borç eksik borç niteliği kazanır. Borçlu ifada bulunursa yaptığı ödemeyi sırf zamanaşımı geçtiği için geri isteyemez. Hak düşürücü süre dolduğunda ise hakkın veya dava yetkisinin kendisi sona erer ve mahkeme bu durumu çoğu kez resen gözetir.

Bir sürenin niteliği kanunun lafzı, amacı ve düzenlediği hukuki ilişkiye göre belirlenir. “Süre geçti” şeklindeki genel savunma yeterli olmayabilir; hangi alacağın hangi tarihte zamanaşımına uğradığı açıklanmalıdır.

Genel Zamanaşımı Süresi

Türk Borçlar Kanunu m. 146’ya göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK m. 147’de kira bedeli, anapara faizi, ücret gibi dönemsel edimler ve bazı mesleki alacaklar için beş yıllık süre öngörülür.

Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, tüketici, sigorta, ticaret, iş ve taşıma hukukunda özel süreler bulunabilir. Uyuşmazlığın yanlış nitelendirilmesi, uygulanacak süreyi de yanlış belirler.

Süre Ne Zaman Başlar?

TBK m. 149 uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, alacaklının ifayı isteme hakkının doğduğu andır. Alacağın doğduğu tarih ile muaccel olduğu tarih her zaman aynı değildir.

Feshe bağlı işçilik tazminatlarında süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten; dönemsel ücretlerde her bir ücretin muaccel olduğu tarihten ayrı ayrı hesaplanır. Belirsiz veya şarta bağlı alacaklarda sözleşme ve özel kanun hükümleri incelenmelidir.

İşçilik Alacaklarında Güncel Süreler

Kaynak PDF’de kıdem ve ihbar tazminatı için on yıllık süreye ilişkin eski uygulama geniş biçimde aktarılmıştır. Bu bilgi güncel hukuk bakımından tek başına kullanılamaz.

25 Ekim 2017’de yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu Ek m. 3 uyarınca, iş sözleşmesinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı fesihten doğan tazminat beş yıllık zamanaşımına tabidir. Geçici m. 8, değişiklikten önce sona eren sözleşmeler ve işlemeye başlamış süreler için özel geçiş düzeni içerir.

Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil alacakları da kural olarak beş yıllık süreye tabidir. Her dönem alacağı kendi muacceliyet tarihine göre hesaplanır.

Zamanaşımını Durduran ve Kesen Sebepler

Durma hâlinde geçmiş süre korunur; engel kalkınca kalan süre işlemeye devam eder. TBK m. 153’te eşler arasındaki alacaklar, velayet ilişkisi ve kanunda sayılan diğer durumlar düzenlenmiştir.

Kesilmede ise işleyen süre silinir ve TBK m. 156 uyarınca yeni süre başlar. Borçlunun borcu tanıması, kısmi ödeme veya faiz ödemesi, dava açılması, icra takibi yapılması ve kanunda belirtilen başka işlemler kesilme sebebi olabilir.

Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Başvuru ve son tutanak tarihleri bu nedenle dikkatle saklanmalıdır.

Zamanaşımı Defi Ne Zaman İleri Sürülür?

Yazılı yargılama usulünde zamanaşımı defi cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Basit yargılama usulünde de savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. Süresinden sonra ileri sürülen defi, karşı tarafın açık muvafakati veya usulüne uygun ıslah gibi yollar bulunmadıkça dikkate alınmaz.

Davacı talebini ıslah veya belirsiz alacak davasında miktar artırımıyla yükselttiğinde, artırılan kısım yönünden davalıya zamanaşımı savunması yapma imkânı tanınmalıdır. Süre, artırım dilekçesinin tebliği ve uygulanan yargılama usulüne göre hesaplanır.

Kısmi Dava ve Zamanaşımı

Kısmi dava açılması, kural olarak yalnızca dava edilen miktar yönünden zamanaşımını keser. “Fazlaya ilişkin haklar saklıdır” kaydı, dava dışı bırakılan bölüm için kendiliğinden kesilme sağlamaz.

Belirsiz alacak davasında ise talebin niteliği ve dava dilekçesinin kapsamı farklı sonuç doğurabilir. Davanın türü yalnızca başlığa göre değil, talep sonucu ve vakıalara göre belirlenir.

Zamanaşımından Feragat

TBK m. 160 uyarınca zamanaşımından önceden feragat edilemez. Süre dolduktan sonra doğmuş defi hakkından açık veya örtülü biçimde vazgeçmek mümkündür. Borcun zamanaşımı sonrasında açıkça tanınması, somut olaya göre feragat veya yeni borç ikrarı tartışması doğurabilir.

İspat Sorunları

Muacceliyet tarihi, ödeme, borç ikrarı, arabuluculuk, ihtar, dava ve icra takip tarihleri belgelerle belirlenir. Banka dekontları, bordrolar, sözleşmeler, fatura ve hesap ekstreleri, yazışmalar ile noter ihtarları önem taşır.

Zamanaşımı hesabında başlangıç ve kesilme tarihleri kalem kalem gösterilmelidir. Tüm alacakları tek tarih üzerinden değerlendirmek çoğu zaman yanlıştır.

Sık Yapılan Hatalar

Sık hatalar; zamanaşımını itiraz gibi resen incelenecek sanmak, bütün alacaklara on yıl uygulamak, işçilik alacaklarındaki 2017 değişikliğini gözden kaçırmak, arabuluculukta geçen süreyi hesaba katmak, kısmi davanın tüm alacağı kestiğini düşünmek ve defi cevap dilekçesinde ileri sürmemektir.

Hukuki Değerlendirme

Zamanaşımı hesabı yalnızca takvim hesabı değildir. Alacağın hukuki niteliği, muacceliyet, geçiş hükümleri, kesilme-durma sebepleri ve savunmanın ileri sürüldüğü aşama birlikte değerlendirilir. Kaynak metindeki eski iş hukuku açıklamaları, 4857 sayılı Kanun Ek m. 3 ve Geçici m. 8 dikkate alınarak güncellenmiştir.

Sürenin yanlış hesaplanması veya definin süresinde ileri sürülmemesi telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Somut alacağınızın güncel mevzuat ve yargı uygulaması çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Borç eksik borca dönüşür; borçlu defi ileri sürerse zorla ifa ettirilemez.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.