Blog / İş Hukuku
İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
· ≈6 dk okuma · İş Hukuku
Kıdem, ihbar, fazla mesai, izin ve ücret alacaklarında zamanaşımı süreleri; sürenin başlangıcı, durması, kesilmesi ve zamanaşımı def’inin ileri sürülme usulü.
Zamanaşımı, bir alacağın kanunda öngörülen süre içinde talep edilmemesi hâlinde borçluya, borcu ödemekten kaçınma imkânı veren bir savunmadır. İşçilik alacakları bakımından zamanaşımı, davanın kaderini belirleyen en kritik konulardan biridir; çünkü uzun süre çalışmış bir işçinin alacaklarının önemli bir bölümü, gecikme nedeniyle talep edilemez hâle gelebilir.
Zamanaşımı, alacağı ortadan kaldırmaz; onu eksik borç hâline getirir. Bu nedenle mahkeme, zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; işverenin usulüne uygun biçimde zamanaşımı def’i ileri sürmesi gerekir.
i. İşçilik Alacaklarında Süreler
İşçilik alacaklarında iki temel süre grubu vardır.
Beş yıllık zamanaşımına tabi alacaklar
Ücret ve ücret nitelikli alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir:
- Temel ücret ve ücret farkı alacağı,
- Fazla çalışma (fazla mesai) ücreti,
- Hafta tatili ücreti,
- Ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücreti,
- Prim, ikramiye ve benzeri ek ödemeler,
- Yol, yemek ve sosyal yardım alacakları,
- Asgari ücret farkı.
İş Kanunu’na eklenen özel düzenleme uyarınca aşağıdaki kalemler de beş yıllık zamanaşımına tabidir:
- Kıdem tazminatı,
- İhbar tazminatı (bildirim şartına uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminat),
- Kötüniyet tazminatı,
- Eşit davranma ilkesine uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminat,
- Yıllık izin ücreti.
Bu düzenleme 25 Ekim 2017 tarihinden sonra sona eren iş sözleşmeleri bakımından uygulanır. Bu tarihten önce feshedilen sözleşmelerde kıdem ve ihbar tazminatı için on yıllık süre gündeme gelir. Bu ayrım, eski dönem davalarında hâlâ önem taşımaktadır.
On yıllık zamanaşımına tabi alacaklar
Kanunun beş yıllık süreye bağladığı kalemler dışında kalan ve sözleşmeden doğan talepler kural olarak on yıllık genel zamanaşımına tabidir. Yerleşik uygulamada bu kapsamda değerlendirilen başlıca kalemler:
- İşe iade davası sonrası boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı,
- İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri,
- Sendikal tazminat,
- İş sözleşmesine aykırılıktan doğan diğer tazminat talepleri.
İş kazasında fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse, tazminat talebi bakımından bu daha uzun süre uygulanır.
Hizmet tespiti davası ise zamanaşımına değil, kural olarak hak düşürücü süreye tabidir ve bu süre çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır. İşverenin kuruma verdiği belgelerde çalışmanın geçtiği anlaşılıyorsa bu süre uygulanmaz.
ii. Zamanaşımı Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Süre, alacağın muaccel olduğu, yani talep edilebilir hâle geldiği tarihte işlemeye başlar. Bu tarih alacağın türüne göre değişir:
| Alacak | Sürenin başlangıcı |
|---|---|
| Ücret, fazla mesai, tatil ücretleri | Her ayın ücretinin ödenmesi gereken tarih |
| Prim ve ikramiye | Ödemenin yapılması gereken tarih |
| Kıdem ve ihbar tazminatı | Fesih tarihi |
| Yıllık izin ücreti | Fesih tarihi |
| Kötüniyet ve eşit davranmama tazminatı | Fesih tarihi |
| İşe başlatmama tazminatı | İşe başlatılmadığı tarih |
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Ücret nitelikli alacaklar her ay ayrı ayrı zamanaşımına uğrar. Bu nedenle on yıl çalışmış bir işçi, dava tarihinden geriye doğru yalnız beş yıllık dönemin fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarını talep edebilir. Buna karşılık yıllık izin ücreti fesihle muaccel olduğundan, hiç izin kullandırılmamışsa çalışmanın tamamına ilişkin izin alacağı istenebilir. Bu fark çoğu zaman gözden kaçar.
iii. Zamanaşımının Durması ve Kesilmesi
Durma, sürenin işlemesinin geçici olarak askıya alınmasıdır. Duran süre, engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. İş hukuku bakımından en önemli durma sebebi arabuluculuktur: Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Ayrıca borçlu ile alacaklı arasında evlilik ilişkisi bulunması, hizmet ilişkisinde işçinin işverene karşı alacakları bakımından hizmetin devam ettiği süre gibi bazı hâllerde zamanaşımının işlemeyeceği veya duracağı kabul edilir. Bu son hâlin işçilik alacaklarına uygulanması tartışmalı olduğundan, güvenli yaklaşım süreyi durmuyormuş gibi hesaplamaktır.
Kesilme, işleyen sürenin sıfırlanması ve yeni bir sürenin baştan başlamasıdır. Başlıca kesilme sebepleri:
- Alacaklının dava açması,
- İcra takibi başlatılması,
- Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi veya teminat vermesi,
- Alacağın iflas masasına bildirilmesi,
- Alacaklının hakkını def’i yoluyla ileri sürmesi.
İşverenin bir kısım ödemeyi yapması, o alacak bakımından zamanaşımını keser. Bu nedenle fesih sırasında yapılan kısmi ödemelerin hangi kaleme mahsup edildiğinin belgede açıkça gösterilmesi önemlidir.
iv. Dava Türünün Zamanaşımına Etkisi
Tam eda davası: Alacağın tamamı dava edilmişse zamanaşımı tamamı için kesilir.
Kısmi dava: Yalnız dava edilen kısım bakımından zamanaşımı kesilir. Daha sonra ıslahla artırılan kısım için zamanaşımı, ıslah tarihinde kesilir. Bu nedenle işveren, ıslahla artırılan bölüm için ayrıca zamanaşımı def’i ileri sürebilir ve bu def’i çoğu zaman sonuç doğurur. İşçilik alacağı davalarında en sık yaşanan hak kaybı buradan doğar.
Belirsiz alacak davası: Alacağın tamamı için zamanaşımı dava tarihinde kesilir. Talep artırım dilekçesiyle artırılan kısım bakımından ayrıca zamanaşımı def’i ileri sürülemez. Bu, belirsiz alacak davasının en önemli avantajıdır. Ancak bu dava türünün şartları oluşmamışsa dava usulden reddedilebileceğinden, tercih dikkatle yapılmalıdır.
v. Zamanaşımı Def’i Nasıl ve Ne Zaman İleri Sürülür?
Zamanaşımı bir def’idir; mahkeme kendiliğinden dikkate alamaz. İşveren bu savunmayı ileri sürmezse, zamanaşımına uğramış alacaklara da hükmedilir.
Usul kuralları şöyledir:
- Zamanaşımı def’i cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
- Cevap dilekçesinde ileri sürülmemişse, sonradan ancak karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah yoluyla ileri sürülebilir. Aksi hâlde savunmanın genişletilmesi yasağına takılır.
- Islahla artırılan kısma karşı zamanaşımı def’i, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ileri sürülmelidir.
- Zamanaşımından önceden feragat edilemez; ancak süre dolduktan sonra borçlu def’i ileri sürmekten vazgeçebilir.
- İstinaf aşamasında ilk kez zamanaşımı def’i ileri sürülemez.
vi. Sık Yapılan Hatalar
- İşten ayrıldıktan sonra dava açmayı yıllarca ertelemek.
- Kısmi dava açıp ıslahı geç yapmak ve artırılan kısmı zamanaşımına kaptırmak.
- Yıllık izin ücretinin de her yıl ayrı ayrı zamanaşımına uğradığını sanmak.
- 25 Ekim 2017 öncesi fesihlerde on yıllık sürenin uygulanabileceğini gözden kaçırmak.
- İşverenin zamanaşımı def’ini cevap dilekçesinde ileri sürmemesi.
- Arabuluculuk sürecinin zamanaşımını durdurduğunu bilmeden süre hesabı yapmak.
- Kısmi ödemenin zamanaşımını kestiğini fark etmemek.
- İşe iade davasında iki haftalık dava açma süresi ile zamanaşımını karıştırmak.
vii. Hak Düşürücü Sürelerle Karıştırmayın
İş hukukunda zamanaşımı dışında, kaçırıldığında hakkı tamamen ortadan kaldıran hak düşürücü süreler de vardır. Bunlar mahkemece kendiliğinden dikkate alınır:
- İşe iade: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalı; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.
- Haklı nedenle derhal fesih: Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık hâllerinde fesih hakkı, olayı öğrenmeden itibaren altı iş günü ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
- İşe başlama başvurusu: İşe iade kararının kesinleşmesinin tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurulmalıdır.
Bu süreler zamanaşımından farklıdır; durmaz, kesilmez ve def’i olarak ileri sürülmeleri gerekmez.
viii. Hukuki Değerlendirme
İşçilik alacaklarında zamanaşımı, çoğu zaman davanın esasından daha belirleyicidir. Beş yıllık sürenin geriye doğru işlemesi nedeniyle, her ay gecikme talep edilebilir dönemin bir bölümünü ortadan kaldırır. Buna karşılık işveren tarafında da def’in doğru zamanda ve doğru usulle ileri sürülmemesi, zamanaşımına uğramış alacaklara hükmedilmesine yol açar.
Dava türünün seçimi, ıslahın zamanlaması ve arabuluculuk başvurusunun tarihi, sürelerin hesabında doğrudan etkilidir. Alacaklarınızın hangi ölçüde talep edilebilir durumda olduğunun tespiti için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Açılabilir. Ancak işveren zamanaşımı def’ini usulüne uygun biçimde ileri sürerse dava reddedilir ve davacı aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
İlgili mevzuat
İş K. Ek m. 3 · İş K. m. 32 · TBK m. 147 · TBK m. 154 · 6325 SK m. 16
Bu yazı İş Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İş Hukuku — İlgili Yazılar
- İşçilik Alacağı Davası ve Dilekçesi: Güncel Hukuki Rehber
- Prim ve İkramiye Alacağı Nedir? Şartları, İspatı ve Talep Yolları
- Yıllık Ücretli İzin Alacağı Nedir? Şartları, Hesaplanması ve Dava Süreci
- Hafta Tatili Ücreti Alacağı Nedir? Şartları, Hesaplanması ve İspatı
- Eşit Davranmama (Ayrımcılık) Tazminatı Nedir? Şartları ve İspatı
- Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Ücreti Alacağı Nedir?