İçeriğe geç

İş Hukuku · · ≈16 dk okuma

İşçilik Alacağı Davası ve Dilekçesi: Güncel Hukuki Rehber

İşçilik alacağı davasında arabuluculuk, zamanaşımı, görev, yetki, deliller, faiz ve güncel Yargıtay yaklaşımını açıklayan kapsamlı rehber.

İşçilik alacağı davası; ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi iş ilişkisinden doğan hakların tahsili amacıyla açılır. Ancak dava dilekçesinin yalnızca alacak kalemlerinin sıralanmasından ibaret görülmesi ciddi bir hatadır. Fesih şekli, gerçek ücret, çalışma düzeni, arabuluculuk kapsamı, dava türü, zamanaşımı, faiz ve deliller her uyuşmazlıkta ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yüklenen kaynak, farklı meslek grupları ve uyuşmazlıklar için hazırlanmış çok sayıda işçi alacağı dava dilekçesi örneği içermektedir. Bununla birlikte örneklerde AGİ, eski mevzuat atıfları, bütün taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi ve her alacak için aynı faiz türünün talep edilmesi gibi bugün doğrudan kullanılmaması gereken bölümler bulunmaktadır. Bu nedenle kaynak, hazır dava dilekçesi olarak değil, eski uygulamayı gösteren bir örnek derlemesi olarak değerlendirilmelidir.

İşçilik Alacağı Nedir?

İşçilik alacağı, işçinin kanundan, bireysel iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinden veya işyeri uygulamasından doğan parasal haklarını ifade eder. Her alacağın doğum şartı, muacceliyet tarihi, ispat yöntemi ve uygulanacak faizi aynı değildir.

İşçilik alacağı davalarında en sık karşılaşılan talepler şunlardır:

Ücret ve Ücret Ekleri

İşçinin temel ücreti yanında prim, ikramiye, satış primi, yol parası, yemek yardımı, yakacak yardımı ve düzenli nitelikteki diğer ödemeler de uyuşmazlığın konusunu oluşturabilir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesine göre ücret en geç ayda bir ödenmelidir. İş sözleşmesi sona erdiğinde işçinin ücretinin ve para ile ölçülebilen haklarının tam olarak ödenmesi gerekir. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.

Ücretin bir kısmının banka üzerinden, kalanının elden ödenmesi gerçek ücret uyuşmazlıklarının temel nedenlerinden biridir. Böyle bir durumda yalnızca SGK kaydı veya bordro yeterli kabul edilmeyebilir. İşçinin mesleği, kıdemi, yaptığı iş, banka hareketleri, emsal ücret araştırması, işyeri yazışmaları ve tanık anlatımları birlikte incelenir.

Fazla Çalışma Ücreti

Haftalık 45 saati aşan çalışmalar, kural olarak fazla çalışmadır. Her bir fazla çalışma saati için normal saat ücretinin yüzde elli artırılmış tutarı ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, kararlaştırılan süreyi aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar "fazla sürelerle çalışma" sayılır ve yüzde yirmi beş zamlı ücretlendirilir. Fazla çalışmanın yıllık toplamı kural olarak 270 saati aşamaz.

270 saat sınırının aşılması, yapılan çalışmanın ücretinin ödenmeyeceği anlamına gelmez. İşçi fiilen çalışmışsa, yasal sınırı aşan çalışmaların karşılığı da hesaplanır. Bunun yanında günlük azami çalışma, gece çalışması ve sağlık kuralları ayrıca değerlendirilir.

Hafta Tatili Ücreti

İşçiye yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat hafta tatili verilmesi temel kuraldır. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücreti, normal günlük ücretin yanında zamlı çalışma karşılığı dikkate alınarak hesaplanır.

2025 yılında yapılan değişiklikle, Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm işletmesi belgesi almış konaklama tesislerinde çalışan işçinin yazılı talebi veya onayı bulunması hâlinde hafta tatilinin takip eden dört gün içinde kullandırılmasına imkân tanınmıştır. Bu istisna bütün işyerlerine uygulanamaz.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti

İşçi, ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışmazsa o günün ücretini tam olarak alır. Çalışması hâlinde, normal ücretine ek olarak her çalışma günü için ayrıca bir günlük ücret ödenmesi gerekir. Sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde bu günlerde çalışma için işçinin onayı aranır.

Dava dilekçesinde yalnızca "bütün resmi tatillerde çalışılmıştır" şeklindeki soyut anlatım yeterli değildir. Hangi dönemlerde, hangi tatillerde ve nasıl bir çalışma düzeni bulunduğu açıklanmalıdır.

Yıllık Ücretli İzin Alacağı

Deneme süresi dâhil en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır. Asgari izin süreleri;

  • Bir yıldan beş yıla kadar, beş yıl dâhil, 14 gün,
  • Beş yıldan fazla ve 15 yıldan az sürelerde 20 gün,
  • 15 yıl ve üzerindeki çalışmalarda 26 gündür.

On sekiz yaşından küçük veya 50 yaşından büyük işçilere verilecek yıllık izin 20 günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışanların izin süreleri dört gün artırılır.

Yıllık izin, iş ilişkisi devam ederken kural olarak paraya çevrilemez. İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmayan izinler, fesih tarihindeki ücret üzerinden parasal alacağa dönüşür.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli, 2025/9525 E. ve 2026/757 K. sayılı kararında, izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer belgeyle ispat yükünün işverene ait olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca yıllık izin dönemine rastlayan hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağı vurgulanmıştır.

Kıdem Tazminatı

Kıdem tazminatının temel hukuki dayanağı, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesidir. İşçinin en az bir yıllık kıdeminin bulunması ve sözleşmenin kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermesi gerekir.

İşverenin haklı neden bulunmadan iş sözleşmesini feshetmesi, işçinin İş Kanunu'nun 24. maddesine dayanan haklı feshi, askerlik, emeklilik şartlarının oluşması, kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ayrılması ve işçinin ölümü başlıca kıdem tazminatı doğuran hâllerdir.

Her tam çalışma yılı için 30 günlük ücret üzerinden hesaplama yapılır. Artan süreler orantılı olarak dikkate alınır. Hesaplamada yalnızca çıplak ücret değil, düzenli ve para ile ölçülebilen yan menfaatler de değerlendirilir. Kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülür.

İhbar Tazminatı

Belirsiz süreli iş sözleşmesini bildirim süresine uymadan ve haklı neden bulunmadan fesheden taraf, ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olabilir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesine göre bildirim süreleri;

  • Altı aydan az kıdemde iki hafta,
  • Altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta,
  • Bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta,
  • Üç yıldan fazla kıdemde sekiz haftadır.

Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir. İş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesheden işçi kural olarak ihbar tazminatı talep edemez. Aynı şekilde işverenin haklı nedenle derhal feshi hâlinde işçiye ihbar tazminatı ödenmez.

İşçinin Haklı Feshi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Ücretin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi veya sözleşmeye aykırı hesaplanması işçiye haklı fesih imkânı verebilir. İş Kanunu'nun 24/II-e hükmü ücretin kanuna veya sözleşmeye uygun hesaplanmaması ya da ödenmemesini haklı fesih nedeni olarak düzenlemektedir. Çalışma şartlarının uygulanmaması da somut olayın özelliklerine göre haklı fesih sebebi oluşturabilir.

Ancak fesih iradesi açık olmalıdır. İşçinin işyerine gitmemeyi bırakması, sözlü tartışma sonrasında işyerinden ayrılması veya istifa dilekçesi imzalaması tek başına uyuşmazlığı çözmez. Fesih bildiriminin içeriği, tarihi, ileri sürülen nedenler ve sonradan yapılan işlemler birlikte değerlendirilir.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına dayanan derhal fesih hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren altı iş günü ve her hâlde olaydan itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. İşçinin olaydan maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık üst süre uygulanmaz.

İşçilik Alacağı Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?

İşçi veya işveren alacağı ile tazminatına ilişkin davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması hâlinde dava usulden reddedilir.

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabuluculuk süresince zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının eklenmesi gerekir. Tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir. Bu sürede tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Arabuluculukta ele alınan uyuşmazlıkla dava konusu talepler arasında uyum bulunmalıdır. Örneğin yalnızca kıdem tazminatı için başvuru yapıldıktan sonra dava dilekçesinde fazla çalışma, yıllık izin ve ücret alacağının da talep edilmesi dava şartı yönünden tartışma yaratabilir. Başvuru formu ve son tutanak hazırlanırken alacak kalemleri somutlaştırılmalıdır.

İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz.

İşçilik Alacağı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İş sözleşmesinden veya kanundan doğan işçi-işveren uyuşmazlıklarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Ayrı iş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, asliye hukuk mahkemesinde iş mahkemesi sıfatıyla görülür.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındakiler yanında Basın İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'ndaki hizmet sözleşmelerine tabi çalışanların uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görev alanına almaktadır.

Dava;

  • Davalının yerleşim yeri mahkemesinde,
  • İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesinde,
  • Birden fazla davalı bulunması hâlinde bunlardan birinin yerleşim yerinde

açılabilir. Kanundaki yetki kurallarına aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisi, işyeri devri, organik bağ, birlikte istihdam veya geçici iş ilişkisi bulunan dosyalarda davalıların doğru belirlenmesi ayrıca önem taşır. İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı kanundan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olabilir.

İşçi statüsünde olmayan kamu görevlilerinin özlük ve parasal hak uyuşmazlıkları ise idari yargının görev alanına girebilir. Bu nedenle kamu kurumunda çalışmak tek başına iş mahkemesini görevli hâle getirmez; kişinin işçi mi, memur mu, sözleşmeli personel mi olduğu belirlenmelidir.

Dava Dilekçesinde Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?

İş mahkemesine verilecek dava dilekçesi, başka bir dosyadan alınan kalıp metnin kişisel bilgiler değiştirilerek kullanılması yoluyla hazırlanamaz. Sağlıklı bir dilekçede şu yapı bulunmalıdır:

  • Görevli ve yetkili mahkeme doğru gösterilmelidir.
  • Tarafların unvan, adres ve kimlik bilgileri yazılmalıdır.
  • Arabuluculuk başvuru ve son tutanak bilgileri belirtilmelidir.
  • İşe giriş ve çıkış tarihleri açıklanmalıdır.
  • Yapılan iş, görev değişiklikleri ve çalışma düzeni anlatılmalıdır.
  • Gerçek ücret ile düzenli yan haklar ayrı ayrı gösterilmelidir.
  • İş sözleşmesinin kim tarafından, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle sona erdirildiği açıklanmalıdır.
  • Her alacak kalemi için maddi vakıa, dönem ve delil ayrı kurulmalıdır.
  • Dava türü; tam dava, kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak doğru belirlenmelidir.
  • Talep edilen tutarın brüt mü net mi olduğu açıklanmalıdır.
  • Her alacak için doğru faiz türü ve başlangıç tarihi istenmelidir.
  • Deliller somutlaştırılarak hangi vakıanın hangi delille ispatlanacağı gösterilmelidir.

"Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır" ifadesi, eksik veya yanlış açılmış bir davayı kendiliğinden düzeltmez. Yanlış dava türü seçilmesi, zamanaşımı ve hukuki yarar bakımından hak kaybına yol açabilir.

Belirsiz Alacak Davası Her İşçilik Alacağında Açılabilir mi?

Hayır. Bilirkişi incelemesi yapılacak olması, bir alacağı kendiliğinden belirsiz hâle getirmez.

HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası; alacağın miktarının dava tarihinde davacıdan beklenebilecek dikkat ve özen gösterilmesine rağmen tam ve kesin biçimde belirlenemediği veya belirlenmesinin objektif olarak imkânsız olduğu hâllerde açılabilir. Alacak belirlenebilir hâle geldiğinde mahkeme davacıya talebini kesinleştirmesi için iki haftalık kesin süre verir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 15 Aralık 2017 tarihli, 2016/6 E. ve 2017/5 K. sayılı kararında, işçilik alacaklarının tamamının önceden belirli veya belirsiz kabul edilmesinin mümkün olmadığı; her talebin somut olayın özelliklerine göre incelenmesi gerektiği benimsenmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 5 Şubat 2026 tarihli, 2025/9347 E. ve 2026/864 K. sayılı kararında da yalnızca taraflar arasında miktar uyuşmazlığı bulunmasının, iddianın ispat gerektirmesinin veya bilirkişi raporu alınacak olmasının belirsiz alacak davası açmak için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Somut dosyada ücret farkı, kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarının davacı tarafından hesaplanabilir olduğu kabul edilerek, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığına karar verilmiştir.

Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil talepleri de her durumda belirsiz değildir. Puantaj, bordro, vardiya çizelgesi veya işçinin kendi kayıtları üzerinden hesap yapılabiliyorsa alacak belirlenebilir kabul edilebilir. Buna karşılık gerçek ücretin, çalışma döneminin veya işveren kayıtlarının bilinmediği dosyalarda farklı sonuca ulaşılması mümkündür.

İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller

İşçilik alacağı davasında her talep ayrı değerlendirilir. 7036 sayılı Kanun'un 7. maddesi de davaların yığılması hâlinde her alacak kalemi bakımından ispat yükü ve delillerin ayrı incelenmesini öngörmektedir.

Fazla Çalışmayı Kim İspat Eder?

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, çalışma olgusunu ispatlamalıdır. Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • İşe giriş-çıkış ve kart basma kayıtları,
  • Parmak izi veya turnike kayıtları,
  • Puantaj ve vardiya çizelgeleri,
  • İşverenin iç yazışmaları,
  • E-posta ve kurumsal mesaj kayıtları,
  • Görev ve sevk belgeleri,
  • Takograf, GPS ve araç takip kayıtları,
  • Kamera kayıtları,
  • İş müfettişi raporları,
  • Aynı dönemde çalışan tanıkların anlatımları.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin güncel yaklaşımına göre, imzalı ve ihtirazı kayıtsız bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunması hâlinde bordronun aksi kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır. Bordro imzasızsa veya ödemeler değişken biçimde banka üzerinden yapılmışsa işçinin daha fazla çalışma yaptığını başka delillerle ispatlaması mümkündür. İşyerindeki çalışma düzenini bilmeyen tanıkların anlatımlarına değer verilmez. İşverene karşı davası bulunan tanıkların beyanları ise diğer kayıt ve olgularla desteklenmelidir.

Ücretin Ödendiğini Kim İspat Eder?

İşçi ücret miktarını ve çalışmasını; işveren ise ücretin ödendiğini ispatlar. Banka dekontu, imzalı bordro, ücret hesap pusulası ve yazılı ödeme belgesi önem taşır. Elden ödeme savunması, özellikle yüksek miktarlı alacaklarda yalnızca soyut tanık anlatımıyla kabul edilmeyebilir.

Yıllık İzin Nasıl İspatlanır?

Yıllık iznin kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir. İşverenin imzalı izin defteri, izin formu veya eşdeğer nitelikte yazılı kayıt sunması gerekir. Bordroda "izin ücreti" tahakkuku bulunması, iş ilişkisi devam ederken yıllık iznin fiilen kullandırıldığını tek başına göstermeyebilir.

Elektronik Yazışmalar Delil Olabilir mi?

WhatsApp yazışmaları, e-postalar, konum kayıtları ve dijital belgeler somut olayda delil olarak kullanılabilir. Ancak kaydın hukuka uygun elde edilmesi, bütünlüğünün korunması, taraflarla bağlantısının kurulması ve üzerinde sonradan değişiklik yapılmadığının anlaşılması gerekir. Yalnızca ekran görüntüsüne dayanılması yerine gerektiğinde cihaz incelemesi, noter tespiti veya bilirkişi incelemesi düşünülmelidir.

Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, her ücretin ödenmesi gereken tarihten ayrı ayrı işlemeye başlar.

Yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırılıktan doğan feshe bağlı tazminatlar için de beş yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. Feshe bağlı alacaklarda süre kural olarak iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlar. 25 Ekim 2017'den önce sona eren sözleşmeler bakımından geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Buna rağmen başvurunun son günlere bırakılması önemli bir risk yaratır.

İşçilik Alacaklarında Faiz Nasıl Talep Edilir?

Her alacak için aynı faiz türünün ve aynı başlangıç tarihinin talep edilmesi doğru değildir.

  • Kıdem tazminatında: Fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır.
  • Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarında: Kural olarak mevduata uygulanan en yüksek faiz gündeme gelir. Başlangıç tarihi, alacağın muacceliyetine ve işverenin temerrüde düşürülüp düşürülmediğine göre belirlenir.
  • İhbar tazminatı ve yıllık izin ücretinde: Kural olarak yasal faiz uygulanır. İşveren daha önce temerrüde düşürülmemişse dava tarihi esas alınabilir.

Arabuluculuk başvuru tarihinin bütün alacaklar bakımından otomatik olarak faiz başlangıcı olduğu kabul edilmemelidir. Başvuru formundaki taleplerin açıklığı ve daha önce ihtar gönderilip gönderilmediği incelenmelidir.

İbraname İşçilik Alacaklarını Sona Erdirir mi?

İşçinin "bütün haklarımı aldım" şeklinde bir belge imzalaması, her durumda alacakların sona erdiği anlamına gelmez.

Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesine göre işçinin alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin;

  • Yazılı olması,
  • İş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay sonra düzenlenmesi,
  • İbra edilen alacağın türünü ve miktarını açıkça göstermesi,
  • Ödemenin hak edilen miktara uygun ve banka aracılığıyla yapılması

gerekir.

Bu şartları taşımayan ibranameler kesin olarak hükümsüzdür. Gerçek tutarın altında ödeme içeren belgeler ise ancak ödenen miktarla sınırlı makbuz niteliği taşıyabilir.

İşçi çalışmaya devam ederken alınan genel içerikli ibranamelere dayanılarak kıdem, ihbar, fazla çalışma ve izin alacaklarının tamamen sona erdiği savunulamaz.

Geçici Hukuki Koruma Talep Edilebilir mi?

İşçilik alacağı bir para alacağıdır. Bu nedenle borçlunun mal varlığı üzerine doğrudan "ihtiyati tedbir" konulması kural olarak uygun yol değildir. Para alacaklarının güvence altına alınmasında İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz gündeme gelebilir.

Rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağı için ihtiyati haciz istenebilir. Ancak alacağın ve haciz nedeninin yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konulması, ölçülülük ve gerektiğinde teminat şartlarının değerlendirilmesi gerekir. İşçilik alacağı bulunduğunun ileri sürülmesi tek başına otomatik ihtiyati haciz sebebi değildir.

İstinaf ve Temyiz Süreleri

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf süresi, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır.

Bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarına karşı temyiz süresi de tebliğden itibaren iki haftadır. Ancak temyiz imkânı, kararın niteliğine ve karar tarihindeki parasal kesinlik sınırına bağlıdır.

İşe iade davalarında bölge adliye mahkemesi kararı kesindir; Yargıtay temyizi mümkün değildir.

Parasal istinaf ve temyiz sınırları her yıl değiştiğinden, kanun yolu incelemesi kararın verildiği tarihteki güncel tutarlar üzerinden yapılmalıdır.

Asgari Geçim İndirimi Hâlen Talep Edilebilir mi?

Asgari geçim indirimi uygulaması 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren kaldırılmıştır. Bu tarihten sonraki ücret dönemleri için AGİ adı altında yeni bir alacak doğmaz. Ancak 2022 öncesindeki dönemlere ait ödenmemiş AGİ talepleri, zamanaşımı ve somut bordro kayıtları çerçevesinde ayrıca incelenebilir.

Bu nedenle eski dava dilekçelerinde AGİ'nin standart bir alacak kalemi olarak yer alması, güncel dilekçelere aynen aktarılmamalıdır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide en yoğun tartışma, belirsiz alacak davasının sınırları üzerinde toplanmaktadır. Hukuki yarar, talep artırımının zamanı, talebin kaç kez artırılabileceği, bakiye alacak için ek dava açılması, zamanaşımının kesilmesi ve faiz başlangıcı konularında farklı görüşler bulunmaktadır.

2025 tarihli Ankara Barosu Dergisi çalışmasında da HMK'nın 107. maddesinde 2020 yılında yapılan değişikliğe rağmen belirsiz alacak davasının hukuki yarar, talep artırımı, ek dava, zamanaşımı, faiz ve kısmi dava ile ilişkisi bakımından tartışmalı yönlerini koruduğu belirtilmektedir.

Uygulamada en güvenli yaklaşım, "işçilik alacakları belirsizdir" şeklinde genel bir kabulden kaçınmak ve her talep için dava tarihindeki belirlenebilirliği ayrı incelemektir.

İşçilik Alacağı Davalarında Sık Yapılan Hatalar

En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Başka bir dosyaya ait dilekçenin yalnızca isimleri değiştirilerek kullanılması,
  • Arabuluculukta yer almayan taleplerin doğrudan dava konusu yapılması,
  • Bütün alacakların belirsiz alacak olarak gösterilmesi,
  • Fesih tarihinin veya fesheden tarafın açıkça belirtilmemesi,
  • Çalışma saatlerinin ara dinlenmeleri açıklanmadan yazılması,
  • Fazla çalışma ve tatil çalışmasının dönemlere ayrılmaması,
  • Gerçek ücret ile yan hakların birbirinden ayrılmaması,
  • Asıl işveren veya alt işverenlerden birinin davaya dâhil edilmemesi,
  • Bütün alacaklar için fesih tarihinden faiz istenmesi,
  • Brüt-net ayrımının yapılmaması,
  • Yıllık izin talebinde kullanılan ve kullanılmayan günlerin açıklanmaması,
  • İşyerindeki çalışma düzenini bilmeyen kişilerin tanık gösterilmesi,
  • 2022 sonrası dönemler için AGİ talep edilmesi,
  • Eski Yargıtay dairelerinin kapatılmadan önceki kararlarının güncel uygulama gibi sunulması.

Sık Sorulan Sorular

Arabulucuya Başvurmadan İşçilik Alacağı Davası Açılabilir mi?

Kural olarak hayır. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatına ilişkin davalarda arabuluculuk dava şartıdır. İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları bu kuralın dışındadır.

İşten Ayrılan İşçi Bütün Haklarını Kaybeder mi?

Hayır. İşçinin kendi iradesiyle ayrılmış görünmesi, bütün alacakların sona erdiği anlamına gelmez. Ücret, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve kullanılmayan yıllık izin ücreti, şartları oluşmuşsa fesih biçiminden bağımsız olarak istenebilir. Kıdem ve ihbar tazminatı bakımından ise ayrılış nedeni belirleyicidir.

İstifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?

Sıradan istifa kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. Ancak ücretin ödenmemesi, çalışma şartlarının uygulanmaması, sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar gibi haklı fesih nedenleri varsa işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir. "İstifa" başlıklı belgenin gerçek fesih iradesini yansıtıp yansıtmadığı ayrıca incelenir.

Tanık Olmadan Fazla Mesai Davası Kazanılabilir mi?

Evet. Kart basma, turnike, vardiya, GPS, takograf, e-posta, iş emri ve kamera kayıtları tanıktan daha güçlü delil oluşturabilir. Yazılı kayıt bulunmaması hâlinde aynı dönemde çalışan ve çalışma düzenini bilen tanıkların anlatımları önem kazanır.

SGK'da Asgari Ücret Görünmesi Gerçek Ücretin Asgari Ücret Olduğunu Gösterir mi?

Tek başına göstermez. Banka kayıtları, mesleki kıdem, yapılan iş, emsal ücret araştırması, yazışmalar ve tanık anlatımlarıyla gerçek ücretin daha yüksek olduğu ispatlanabilir.

Aynı Davada Birden Fazla İşçilik Alacağı İstenebilir mi?

Evet. Kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin alacakları aynı dava içinde talep edilebilir. Ancak her kalemin hukuki sebebi, ispat yükü, zamanaşımı ve faiz değerlendirmesi ayrı yapılır.

İşçilik Alacağı Davası Ne Kadar Sürer?

Dosyanın kapsamı, tanık sayısı, işveren kayıtlarının getirtilmesi, bilirkişi incelemesi, istinaf ve temyiz aşamaları süreyi etkiler. Her dosya için geçerli kesin bir süre verilmesi mümkün değildir.

Hukuki Değerlendirme

İşçilik alacağı davasında sonuca etki eden asıl unsur, dilekçenin uzunluğu değil; maddi vakıaların doğru kurulmasıdır. İşçinin ne zaman çalıştığı, gerçek ücretinin ne olduğu, iş sözleşmesinin nasıl sona erdiği ve her alacağın hangi delille ispatlanacağı açık değilse çok sayıda kanun maddesi veya Yargıtay kararı yazılması eksikliği gidermez.

Özellikle belirsiz alacak davası, faiz başlangıcı ve arabuluculuk kapsamı teknik konulardır. Eski örneklerden alınan sembolik tutarların kullanılması, bütün taleplerin bilirkişiye bırakılması veya her alacak için aynı faiz istenmesi dava şartı, hukuki yarar ve zamanaşımı yönünden önemli sorunlar doğurabilir.

Dava açılmadan önce iş sözleşmesi, bordrolar, banka hareketleri, SGK kayıtları, arabuluculuk evrakı, ihtarnameler, çalışma çizelgeleri ve elektronik yazışmalar birlikte incelenmelidir. Tanıkların hangi tarihler arasında ve hangi işyerinde çalıştıkları da önceden belirlenmelidir.

İşçilik Alacakları İçin Hukuki Destek

İşçilik alacağı uyuşmazlıklarında zamanaşımının kaçırılması, yanlış yerde arabuluculuğa başvurulması, dava türünün hatalı seçilmesi, eksik işverene husumet yöneltilmesi veya delillerin zamanında sunulmaması hak kaybına neden olabilir.

Her iş ilişkisinin çalışma düzeni, ücret yapısı ve sona erme nedeni farklıdır. Bu nedenle internet üzerindeki işçilik alacağı dava dilekçesi örnekleri somut olay incelenmeden doğrudan kullanılmamalıdır.

İşçilik alacaklarınızın güncel mevzuat, Yargıtay uygulaması ve mevcut deliller çerçevesinde değerlendirilmesi; arabuluculuk sürecinin yürütülmesi ve dava dilekçesinin hazırlanması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.