İçeriğe geç

Blog / Borçlar Hukuku

Zamanaşımının Kesilmesi ve Durması Nedir? Sonuçları Nelerdir?

· ≈5 dk okuma · Borçlar Hukuku

Zamanaşımını kesen borç ikrarı, dava ve icra takibi ile zamanaşımının durmasına yol açan kişisel ve ailevi ilişkiler ve bunların hukuki sonuçları anlatılmıştır.

Bir alacağın zamanaşımına uğraması, alacaklının hakkını dava yoluyla takip edememesi anlamına gelir; ancak alacak tamamen ortadan kalkmaz, borçluya zamanaşımı def'ini ileri sürme imkânı tanır. Zamanaşımı süresinin işleyişi her zaman kesintisiz devam etmez; kanunda öngörülen bazı hâllerde süre durur, bazı hâllerde ise kesilir. Bu iki kurum, sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır.

i. Zamanaşımı Süresinin Genel Esası

TBK m. 146 uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Bazı alacaklar için kanun daha kısa özel süreler öngörmüştür (TBK m. 147’deki beş yıllık süreler gibi). Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar.

ii. Zamanaşımının Durması Nedir?

Zamanaşımının durması, kanunda sayılan belirli kişisel veya ailevi ilişkilerin devam ettiği süre boyunca zamanaşımı süresinin işlememesidir. Bu ilişkiler sona erdiğinde, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder; durma süresi hesaba katılmaz ama önceden geçmiş süre de sıfırlanmaz.

TBK m. 153 kapsamında zamanaşımını durduran başlıca hâller şunlardır:

  • velayet altındaki çocukların ana ve babalarından olan alacaklarında, velayet devam ettiği sürece,
  • vesayet altındaki kişilerin vasiye karşı olan alacaklarında, vesayet ilişkisi devam ettiği sürece,
  • evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacaklarında,
  • hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işçinin işverenden olan alacaklarında,
  • borçlunun alacak üzerinde intifa hakkı bulunduğu sürece,
  • alacak, bir mirasın içinde olup da mirasçılar belirlenip tereke resmen tasfiye edilinceye kadar geçen sürede.

Bu hâllerin ortak özelliği, alacaklının kişisel veya ailevi bir yakınlık ya da bağımlılık ilişkisi nedeniyle hakkını takip etmesinin fiilen güç olmasıdır. Kanun, bu durumdaki kişileri süre kaybına karşı korumak istemiştir.

iii. Zamanaşımının Kesilmesi Nedir?

Zamanaşımının kesilmesi, o âna kadar işlemiş olan sürenin tamamen ortadan kalkması ve kesilme sebebinin ortadan kalkmasından itibaren sürenin baştan itibaren yeniden işlemeye başlamasıdır. Durmadan farklı olarak, kesilmede önceden geçen süre hiç sayılmaz.

Zamanaşımını Kesen Sebepler

TBK m. 154 uyarınca zamanaşımını kesen başlıca sebepler şunlardır:

  • Borçlunun borcu ikrar etmesi: Özellikle faiz ödemesi, kısmi ödeme yapması, rehin veya kefil vermesi gibi davranışlarla borcun varlığını kabul etmesi.
  • Alacaklının dava açması veya def'i olarak ileri sürmesi: Alacağını mahkeme önünde talep etmesi veya bir davada def'i yoluyla ileri sürmesi.
  • Alacaklının icra takibine başlaması: İcra veya iflas yoluyla takip başlatması.
  • Alacaklının iflas masasına başvurması: Borçlunun iflası hâlinde alacağını masaya bildirmesi.
  • Alacaklının tahkim yoluna başvurması: Uyuşmazlığın tahkimle çözülmesi kararlaştırılmışsa, hakeme başvurulması.

iv. Kesilmenin Sonucu Nedir?

TBK m. 156 uyarınca zamanaşımı kesildiğinde, kesilme sebebinin ortadan kalktığı andan itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Örneğin dava açılması zamanaşımını keser; ancak dava devam ettiği sürece de zamanaşımı işlemez, davanın kesin hükümle sonuçlanmasından itibaren yeni süre başlar. İcra takibinde ise takibin kesinleşmesiyle birlikte, ilamlı alacaklarda uzun zamanaşımı süreleri devreye girebilir.

v. Durma ile Kesilme Arasındaki Fark

Aradaki fark pratik açıdan büyük önem taşır:

  • Durmada: Önceden geçen süre korunur; yalnızca durma sebebi devam ettiği süre hesaba katılmaz. Durma sebebi ortadan kalkınca, kalan süre işlemeye devam eder.
  • Kesilmede: Önceden geçen süre tamamen silinir; kesilme sebebinden sonra süre sıfırdan yeniden başlar.

Bu farkı doğru bilmek, bir alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının hesaplanmasında kritik önemdedir.

vi. Kısmi Ödeme Zamanaşımını Keser mi?

Evet. Borçlunun borcun bir kısmını ödemesi, borcun tamamını ikrar ettiği anlamına gelebilir ve bu, zamanaşımını keser. Ancak kısmi ödemenin hangi borca ve hangi döneme ilişkin olduğu, ikrarın kapsamının belirlenmesinde önemlidir; her kısmi ödeme otomatik olarak tüm alacağı kapsayan bir ikrar sayılmayabilir.

vii. Dava Açılması Ne Zaman Zamanaşımını Keser?

Zamanaşımını kesen dava açma işlemi, davanın mahkemeye usulüne uygun şekilde sunulmasıyla gerçekleşir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan bir dava da kural olarak zamanaşımını keser; ancak davanın bu şekilde sona ermesi hâlinde, yeni davanın belirli bir süre içinde açılması gerekebilir. İcra takibinde zamanaşımının kesilmesi için takibin usulüne uygun başlatılmış ve borçluya tebliğ edilmiş olması aranır.

viii. Müteselsil Borçlulukta Zamanaşımının Kesilmesi

Müteselsil borçlulukta, alacaklının borçlulardan biri hakkında zamanaşımını kesen bir işlem yapması, kural olarak yalnızca o borçlu bakımından sonuç doğurur; diğer müteselsil borçlular bakımından zamanaşımı kendi seyrinde devam eder. Bu kuralın istisnaları ve kapsamı, somut borç ilişkisinin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Zamanaşımının kesilip kesilmediği veya durup durmadığına ilişkin uyuşmazlıklar, asıl alacak davasının görüldüğü mahkemede incelenir. Görev ve yetki, alacağın kaynağına göre (ticari, tüketici, iş veya genel hukuk uyuşmazlığı) belirlenir.

x. İspat Yükü ve Deliller

Zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu iddia eden taraf, bu durumu ispatlamalıdır. Başlıca deliller:

  • dava dilekçesi ve tebliğ belgeleri,
  • icra takip dosyası ve tebligat evrakları,
  • borcun ikrarını gösteren yazışma, ödeme makbuzu veya mutabakat belgesi,
  • velayet, vesayet, evlilik veya hizmet ilişkisinin varlığını ve süresini gösteren resmi belgeler,
  • banka hareketleri (kısmi ödemelerin tespitinde).

xi. Sık Yapılan Hatalar

  • Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan davanın zamanaşımını kesmeyeceğini düşünmek.
  • Kısmi ödemenin her zaman tüm alacağı kapsayan bir ikrar sayılacağını varsaymak.
  • Durma ile kesilmeyi karıştırıp süre hesabını yanlış yapmak.
  • İcra takibinin kesinleşmemiş olmasına rağmen zamanaşımının tamamen yeniden başladığını düşünmek.
  • Müteselsil borçlulukta bir borçluya karşı yapılan kesme işleminin diğerlerini de otomatik olarak etkileyeceğini varsaymak.

xii. Hukuki Değerlendirme

Zamanaşımının durması ve kesilmesi, alacaklıların haklarını kaybetmemesi için büyük önem taşıyan teknik ama kritik kurumlardır. Süre hesabının yanlış yapılması, esasında haklı bir alacağın zamanaşımı def'i nedeniyle reddedilmesine yol açabilir.

Bir alacağın zamanaşımı süresinin durup durmadığının veya kesilip kesilmediğinin doğru hesaplanması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Yalnızca ihtarnamenin borcu ikrar niteliği taşıması veya kanunda öngörülen bir kesme sebebini (dava, icra takibi gibi) içermesi hâlinde kesme sonucu doğurabilir; salt hatırlatma niteliğindeki ihtarname tek başına yeterli olmayabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TBK m. 146 · TBK m. 153 · TBK m. 154 · TBK m. 156