Blog / Şirketler Hukuku
Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi Davası Nedir? Şartları ve Alternatif Çözümler
· ≈6 dk okuma · Şirketler Hukuku
TTK m. 531 kapsamında haklı nedenle fesih davasının şartları, azınlık oranı, haklı sebep örnekleri, mahkemenin alternatif çözüm yetkisi ve pay bedelinin belirlenmesi.
Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu, azınlığın sistematik biçimde dışlandığı, yıllarca kâr payı dağıtılmadığı veya şirket kaynaklarının çoğunluk lehine kullanıldığı şirketlerde azınlık pay sahibinin elinde sınırlı sayıda hukuki araç bulunur. Bunların en güçlüsü, TTK m. 531’de düzenlenen haklı nedenle fesih davasıdır.
Bu dava, adı fesih davası olsa da uygulamada çoğu zaman şirketin sona ermesiyle değil, davacı pay sahibinin payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasıyla sonuçlanır. Bu yönüyle dava, kilitlenmiş ortaklık ilişkilerinde bir çıkış hakkı işlevi görür.
i. Haklı Nedenle Fesih Davası Nedir?
TTK m. 531 uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir.
Mahkeme fesih yerine:
- davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına,
- ya da duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme
karar verebilir. Bu, Türk hukukunda mahkemeye tanınmış en geniş takdir yetkilerinden biridir.
ii. Davayı Kimler Açabilir?
Davayı, tek başına ya da birlikte sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri açabilir. Halka açık şirketlerde bu oran yirmide birdir. Esas sözleşme ile bu oran daha da düşürülebilir; ancak yükseltilemez.
Önemli noktalar:
- Dava, birden fazla pay sahibinin birlikte açmasıyla da açılabilir. Bu durumda hepsi davacı sıfatını taşır.
- Davacıların, dava süresince oranı korumaları beklenir. Payını devreden davacının sıfatı tartışmalı hâle gelir.
- Dava, şirkete karşı açılır. Diğer pay sahipleri kural olarak davalı değildir; ancak fer’î müdahil olarak katılabilirler.
- Yönetim kurulu üyesi olmak dava açmaya engel değildir; belirleyici olan pay sahipliği ve orandır.
iii. Haklı Sebep Nedir? Hangi Hâller Haklı Sayılır?
Kanun haklı sebebi tanımlamamış, takdiri hâkime bırakmıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre haklı sebep, pay sahipliği ilişkisinin sürdürülmesinin dürüstlük kuralı gereği çekilmez hâle gelmesidir. Sebebin sürekli ve objektif nitelikte olması aranır; geçici anlaşmazlıklar yeterli görülmez.
Uygulamada haklı sebep olarak değerlendirilen başlıca hâller şunlardır:
- Yıllar boyunca hiç kâr payı dağıtılmaması ve bunun makul bir işletme gerekçesine dayanmaması,
- Azınlığın genel kurullardan ve bilgi akışından sistematik olarak dışlanması,
- Bilgi alma ve inceleme haklarının sürekli engellenmesi,
- Şirket kaynaklarının çoğunluk pay sahipleri veya yakınları lehine kullanılması,
- Örtülü kazanç aktarımı, piyasa dışı fiyatlarla grup içi işlemler,
- Genel kurulun uzun süre toplanamaması, organların işlevsiz kalması,
- Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin onarılamayacak biçimde bozulması,
- Şirketin faaliyet konusunun fiilen terk edilmesi ve şirketin içinin boşaltılması,
- Yönetimin sürekli ve ağır biçimde kanuna ve esas sözleşmeye aykırı davranması.
Buna karşılık salt kişisel husumet, tek bir genel kurul kararına duyulan memnuniyetsizlik veya işlerin kötü gitmesi tek başına haklı sebep sayılmaz. Ayrıca davacı, haklı sebebin doğmasına kendisi ağırlıklı olarak sebep olmuşsa mahkeme bunu değerlendirmede dikkate alır.
iv. Mahkeme Neye Karar Verir?
TTK m. 531, mahkemeye üç seçenek sunar. Uygulamada fesih en son çare olarak görülür; çünkü fesih, şirketin ekonomik varlığını ve çalışanların işini de sona erdirir.
1. Davacının paylarının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılması
En sık verilen karardır. Mahkeme, davacının payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerini bilirkişi incelemesiyle belirler ve bu bedelin şirket tarafından ödenerek davacının çıkarılmasına hükmeder.
Gerçek değer, defter değeri veya nominal değer değildir. Şirketin işletme değeri, taşınmazlarının rayiç değeri, markası, müşteri portföyü ve gelecekteki kazanç kapasitesi dikkate alınarak hesaplanır. Değerleme yönteminin gerekçelendirilmesi ve tarafların itirazlarının karşılanması zorunludur.
Ödemenin şirketin malvarlığından yapılması hâlinde sermayenin korunması ilkesine ve pay geri alım sınırlarına dikkat edilmesi gerekir. Bu nedenle mahkeme, ödemenin diğer pay sahipleri tarafından yapılması gibi çözümlere de yönelebilir.
2. Duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm
Mahkeme, somut olayın özelliğine göre başka çözümler de üretebilir. Uygulamada gündeme gelen örnekler:
- Kâr dağıtımına ilişkin belirli bir düzenin kurulması,
- Yönetim kurulunda azınlığa temsil imkânı sağlanması,
- Şirketin bölünmesi yoluyla ortakların ayrışması,
- Davalı çoğunluğun paylarını davacıya satması,
- Belirli işlemler bakımından denetim mekanizması kurulması.
Bu çözümün “kabul edilebilir” olması aranır; taraflardan birine tek yanlı külfet yükleyen, uygulanabilirliği bulunmayan çözümler geçerli sayılmaz.
3. Şirketin feshi ve tasfiyesi
Diğer çözümlerin sonuç vermeyeceği anlaşılırsa mahkeme feshe karar verir. Fesih kararıyla şirket tasfiye hâline girer; tasfiye memurları atanır ve TTK’nın tasfiyeye ilişkin hükümleri uygulanır.
v. Limited Şirkette Durum Nasıldır?
Limited şirkette de haklı sebeple fesih mümkündür. TTK m. 636 uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini mahkemeden isteyebilir. Anonim şirketten farklı olarak burada asgari sermaye oranı aranmaz; tek bir ortağın istemi yeterlidir.
Mahkeme yine fesih yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Ayrıca limited şirkette ortağın çıkma ve çıkarılmaya ilişkin ayrı hükümleri de bulunur; bunlar fesih davasından önce değerlendirilmelidir.
vi. Organ Eksikliği Nedeniyle Fesihten Farkı
TTK m. 530’daki organ eksikliği nedeniyle fesih davası, haklı nedenle fesihten farklıdır. Orada dava sebebi, şirketin kanunen gerekli organlarından birinin bulunmaması veya genel kurulun toplanamamasıdır. Mahkeme önce durumun kanuna uygun hâle getirilmesi için süre verir; düzeltilmezse feshe karar verir. Bu davada payların gerçek değerinin ödenerek çıkarma gibi bir seçenek öngörülmemiştir.
vii. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme, TTK m. 531’de açıkça belirtildiği üzere şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı kesin nitelikte kabul edilir.
Haklı nedenle fesih davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir dava olmadığından dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık ticari uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuğa başvurmak mümkündür ve ortak uyuşmazlıklarında sıklıkla sonuç verir.
viii. Zamanaşımı ve Süre
Haklı nedenle fesih davası için kanunda özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir. Haklı sebep devam ettiği sürece dava açılabilir. Ancak haklı sebebin ortaya çıkmasından çok sonra dava açılması, sebebin “çekilmezlik” niteliğini zayıflatabilir; hâkim bu gecikmeyi değerlendirmede dikkate alır.
ix. İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
Dava süresince şirket malvarlığının eritilmesi riski varsa HMK m. 389 çerçevesinde ihtiyati tedbir talep edilebilir. Uygulamada istenen tedbirler:
- Şirketin önemli taşınmazlarının ve iştirak paylarının devrinin önlenmesi,
- Belirli işlemlerin mahkeme iznine bağlanması,
- Kayyım atanması.
Mahkemeler, şirketin işleyişini fiilen durduracak tedbirlere temkinli yaklaşır. Talep, yaklaşık ispat ölçüsünde belgelendirilmelidir.
x. İspat ve Deliller
Davacı, haklı sebebin varlığını ispatla yükümlüdür. Başlıca deliller:
- Genel kurul tutanakları, hazır bulunanlar listeleri ve gündemler,
- Yönetim kurulu kararları ve karar defteri,
- Finansal tablolar, bağımsız denetim ve özel denetim raporları,
- Ticari defterler ve muhasebe kayıtları,
- Kâr dağıtımına ilişkin kararlar veya dağıtılmadığına dair belgeler,
- Grup içi işlemlere ilişkin sözleşme ve faturalar,
- Bilgi alma taleplerine verilen cevaplar veya cevapsızlığa ilişkin belgeler,
- Bilirkişi incelemesi ve şirket değerlemesi.
Özel denetçi atanması talebi, fesih davasından önce delil toplamak bakımından çok işlevlidir.
xi. Sık Yapılan Hatalar
- Asgari pay oranını sağlamadan dava açmak,
- Haklı sebebi somut olaylarla değil genel şikâyetlerle anlatmak,
- Dava öncesinde bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmamış olmak,
- Genel kurul kararlarına muhalefet şerhi koymamak,
- Şirket merkezinin bulunduğu yer dışında dava açmak,
- Payın gerçek değerine ilişkin değerleme itirazlarını süresinde ileri sürmemek,
- Malvarlığının eritilmesi riskine karşı tedbir talep etmemek,
- Çıkma ve çıkarılma gibi daha ölçülü yolları hiç değerlendirmemek.
xii. Hukuki Değerlendirme
Haklı nedenle fesih davası, kilitlenmiş ortaklıklarda azınlığın elindeki en etkili araçtır. Ancak dava, iyi hazırlanmadığında uzun sürer ve sonuçsuz kalır. Başarı, haklı sebebin somut belgelerle ve süreklilik gösteren bir davranış örüntüsü olarak ortaya konmasına bağlıdır.
Dava öncesinde bilgi alma hakkının kullanılması, özel denetçi talebi, genel kurullara muhalefet şerhi konulması ve grup içi işlemlerin belgelenmesi, davanın seyrini doğrudan etkiler. Ortaklık uyuşmazlığınızın değerlendirilmesi ve izlenecek yolun belirlenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Payı sermayenin onda birine ulaşıyorsa evet. Bu orana ulaşmayan pay sahipleri, orana ulaşacak biçimde birlikte dava açabilir. Limited şirkette ise oran şartı aranmaz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TTK m. 531 · TTK m. 530 · TTK m. 636 · HMK m. 389
Bu yazı Şirketler Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Şirketler Hukuku — İlgili Yazılar
- Ticaret Sicilinden Terkin Nedir? Şirketin Kaydı Silinince Ne Olur?
- Şirket Tasfiyesi Nasıl Yapılır? Tasfiye Memurunun Görevleri ve Sorumluluğu
- Ek Tasfiye ve Şirketin İhyası Nedir? Kapanmış Şirket Nasıl Yeniden Tescil Edilir?
- Şirketler Topluluğu ve Hâkimiyet Nedir? Hâkim Şirketin Sorumluluğu Nasıl Doğar?
- İmtiyazlı Pay Nedir? Oyda İmtiyaz ve İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
- Limited Şirkette Kâr Dağıtımı Nasıl Yapılır? Şartlar, Nisap ve Ortağın Hakları