İçeriğe geç

Aile Hukuku · · ≈17 dk okuma

Boşanma Davasında Hâkim Ne Sorar, Neye Bakar?

Boşanma davasında hâkimin eşlere ve tanıklara yöneltebileceği sorular, deliller, kusur, velayet, nafaka ve usul kuralları.

Boşanma davasında hâkimin önünde her dosyada kullandığı sabit bir soru listesi yoktur. Sorular; dayanılan boşanma sebebine, tarafların ileri sürdüğü olaylara, çekişmenin kapsamına, çocukların durumuna ve sunulan delillere göre değişir. Hâkim, tarafların evliliklerine dair genel kanaat edinmekle yetinmez; kararın dayanağı olacak somut vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, bu vakıaların kim tarafından ve hangi delille ispatlandığını inceler.

Boşanma Davasında Hâkimin İnceleme Alanı Nedir?

Boşanma yargılaması, tarafların yalnızca “boşanmak istiyorum” veya “iddiaları kabul ediyorum” demesiyle sonuçlanan sıradan bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı kural olarak hâkimi bağlamaz ve deliller hâkim tarafından serbestçe değerlendirilir.

Bu nedenle hâkimin temel incelemesi şu başlıklarda toplanır:

  • Davanın kanunda düzenlenen bir boşanma sebebine dayanıp dayanmadığı,
  • İleri sürülen vakıaların açık, somut ve zaman bakımından belirlenebilir olup olmadığı,
  • Bu vakıaların usulüne uygun şekilde gösterilmiş hukuka uygun delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı,
  • Tarafların kusurlu davranışlarının neler olduğu ve boşanmaya sebep olan olaylara etkisi,
  • Boşanmanın mali sonuçları bakımından tarafların sosyal ve ekonomik durumları,
  • Müşterek çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığı,
  • Dava süresince barınma, geçim ve çocukların korunması için geçici tedbir gerekip gerekmediği.

Eşlerin yaşı veya evliliğin kısa sürmüş olması tek başına davanın kabulü ya da reddi için ölçüt değildir. Evlilik süresi, anlaşmalı boşanmada aranan bir yıllık şart bakımından doğrudan önem taşır; çekişmeli boşanmada ise olayların gelişimini anlamaya yarayan verilerden yalnızca biridir. “Kısa süren evliliklere hâkim şüpheyle yaklaşır” şeklinde genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Hâkim Nelere Dikkat Eder?

Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi tek başına yeterli değildir.

Hâkim özellikle şu noktaları inceler:

Eşlerin İradeleri Serbest mi?

Tarafların duruşmada bizzat dinlenmesi zorunludur. Hâkim, boşanma iradesinin baskı, tehdit, yanılma veya başka bir irade sakatlığı altında açıklanmadığına kanaat getirmelidir. Bu nedenle taraflara protokolü okuyup okumadıkları, hükümlerini anlayıp anlamadıkları ve boşanmayı kendi serbest iradeleriyle isteyip istemedikleri sorulabilir.

Protokol Mali Sonuçları Açıkça Düzenliyor mu?

Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusundaki iradelerin açık olması gerekir. “Tarafların birbirinden hiçbir talebi yoktur” gibi genel ifadeler, somut olayın niteliğine göre daha sonra ciddi yorum uyuşmazlıklarına yol açabilir.

Mal rejiminin tasfiyesi, anlaşmalı boşanmanın zorunlu mali sonuçlarından biri olarak protokolde mutlaka çözümlenmek zorunda değildir. Buna karşılık taşınmaz, araç, şirket payı, ziynet, ev eşyası veya katılma alacağı hakkında düzenleme yapılacaksa hükmün tereddütsüz ve infaz edilebilir biçimde yazılması gerekir. Mal rejimi taleplerinin saklı tutulup tutulmadığı da açıkça belirtilmelidir.

Çocuklara İlişkin Düzenleme Uygun mu?

Velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası yönünden tarafların anlaşması hâkimi otomatik olarak bağlamaz. Hâkim, tarafların ve özellikle çocuğun menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik önerebilir. Değişiklik taraflarca kabul edilmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

Çekişmeli Boşanma Davasında Hâkim Nelere Dikkat Eder?

Çekişmeli boşanmada hâkim, öncelikle tarafların dilekçelerinde hangi vakıaları ileri sürdüğünü ve her vakıanın hangi delille ilişkilendirildiğini inceler. Davanın sonucu, duruşmada en etkileyici konuşmayı yapan tarafa göre değil; usulüne uygun biçimde ileri sürülen ve ispatlanan vakıalara göre belirlenir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesi dava dilekçesinde bulunması gereken unsurları düzenler. Ancak dilekçedeki her eksiklik doğrudan “usulden ret” sonucu doğurmaz. Kanunun 119/2. maddesinde sayılan bazı eksiklikler bakımından davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi ve eksiklik tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılması öngörülmüştür. Buna karşılık vakıaların ve talep sonucunun yetersiz kurulması, delillerin süresinde gösterilmemesi veya olayların somutlaştırılmaması davanın esasını doğrudan etkileyebilir.

Hâkim Kusuru Nasıl İnceler?

Kusur, boşanma kararının her hâlükârda tek şartı değildir; dayanılan boşanma sebebine göre hukuki etkisi değişir. Bununla birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan çekişmeli davalarda taraflara yüklenebilen davranışlar önem taşır.

Hâkim, tarafların kusurunu matematiksel bir yüzdeyle belirlemez. Dosyada ispatlanan davranışları karşılaştırarak taraflardan birinin kusursuz, daha az kusurlu, eşit kusurlu veya daha ağır kusurlu olup olmadığını hukuken değerlendirir. Bu değerlendirme özellikle:

  • Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesi kapsamındaki itirazın incelenmesinde,
  • Maddi ve manevi tazminat taleplerinde,
  • Yoksulluk nafakası koşullarında

sonuç doğurabilir.

Davacı daha ağır kusurluysa davalının boşanmaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Bu hüküm, “kusursuz eş istemezse boşanma hiçbir şekilde olmaz” şeklinde yorumlanamaz.

Hâkim Eşlere Hangi Soruları Sorabilir?

Sorular davanın konusuna göre değişir. Hâkim, dilekçede bulunmayan yeni bir boşanma hikâyesi oluşturmak için değil, ileri sürülen vakıaları açıklığa kavuşturmak ve çelişkileri gidermek için soru sorar.

Uygulamada eşlere şu konularda sorular yöneltilebilir:

Evlilik ve Ayrılık Süreci

  • Ne zaman evlendiniz?
  • Ne zamandan beri ayrı yaşıyorsunuz?
  • Son ortak konut nerede bulunuyordu?
  • Ortak hayat hangi olaydan sonra fiilen sona erdi?
  • Ayrılıktan sonra yeniden bir araya gelindi mi?
  • Affetme veya hoşgörüyle karşılama anlamına gelebilecek bir birliktelik yaşandı mı?

İddia Edilen Olaylar

  • İddia edilen olay ne zaman ve nerede gerçekleşti?
  • Olay sırasında kimler vardı?
  • Olaydan sonra kolluğa, savcılığa, hastaneye veya başka bir kuruma başvuruldu mu?
  • Mesaj, fotoğraf, sağlık raporu, tutanak ya da başka bir belge var mı?
  • Aynı davranış tekrarlandı mı?

Şiddet, Tehdit ve Koruma Tedbirleri

  • Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet iddiası var mı?
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu veya önleyici tedbir kararı alındı mı?
  • Ceza soruşturması veya kovuşturması bulunuyor mu?
  • Şiddet iddiasının çocuklar üzerindeki etkisi nedir?

Koruma kararı veya ceza soruşturması bulunmaması, şiddet iddiasının kendiliğinden gerçek dışı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde tedbir kararı verilmiş olması da boşanma davasındaki bütün kusur iddialarını tek başına ispatlamaz. Her dosya kendi delil yapısı içinde değerlendirilir.

Ekonomik Durum

  • Tarafların mesleği, geliri ve düzenli giderleri nelerdir?
  • Kira, kredi, sağlık ve eğitim giderleri var mı?
  • Taşınmaz, araç, şirket ortaklığı veya başka gelir kaynakları bulunuyor mu?
  • Çocukların aylık ihtiyaçları nasıl karşılanıyor?

Sosyal ve ekonomik durum araştırması kolluk aracılığıyla yapılabilir; ancak hâkim yalnızca kolluk raporuyla bağlı değildir. SGK kayıtları, ücret bordroları, vergi ve tapu kayıtları, banka hareketleri, ticaret sicili bilgileri ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.

Çocukların Durumu

  • Çocuğun günlük bakımını fiilen kim yürütüyor?
  • Okul, sağlık ve özel eğitim ihtiyaçları nelerdir?
  • Çocuğun mevcut yaşam düzeni nasıldır?
  • Ebeveynlerin çalışma saatleri ve bakım imkânları nedir?
  • Diğer ebeveynle kişisel ilişki kurulmasına engel bir risk var mı?
  • Kardeşlerin ayrılması çocuğun yararına mı, zararına mı olur?

Hâkim Tanıklara Ne Sorar?

Tanığa yöneltilen soruların amacı, taraflardan birinin genel olarak “iyi” veya “kötü” eş olup olmadığını öğrenmek değildir. Tanığın hangi somut olayı, ne zaman, nerede ve hangi duyusuyla öğrendiğinin ortaya çıkarılması gerekir.

Hâkim tanığa şu tür sorular yöneltebilir:

  • Tarafları nereden ve ne kadar süredir tanıyorsunuz?
  • Anlattığınız olayı bizzat gördünüz veya duydunuz mu?
  • Olayın tarihi ve yeri nedir?
  • Olay sırasında tarafların yanında mıydınız?
  • Hangi sözleri doğrudan işittiniz?
  • Yaralanmayı, evden ayrılmayı veya olayın sonrasını bizzat gözlemlediniz mi?
  • Bilgiyi taraflardan birinden mi, başka bir kişiden mi öğrendiniz?
  • Benzer olaylar tekrarlandı mı?
  • Taraflarla akrabalık, iş veya menfaat ilişkiniz var mı?

Tanığın yalnızca “çok kavga ederlerdi”, “davalı kötü davranırdı” veya “davacı bana anlattı” demesi çoğu zaman yeterli değildir. Yer, zaman, olay ve bilgi kaynağı açıklanmayan soyut anlatımların ispat gücü zayıftır.

Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Hükme Esas Alınır mı?

Başkalarından aktarılan sözler, doğrudan görgüye dayanan anlatımla aynı ispat gücüne sahip değildir. Ancak bu konu “duyuma dayalı her beyan hukuken yok sayılır” biçiminde mutlaklaştırılmamalıdır. Hâkim, tanığın beyanını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Örneğin komşunun duvarın arkasından sürekli bağırma, yardım isteme veya eşya kırılma seslerini bizzat duyması; görsel gözlem olmasa da doğrudan duyusal algıya dayanır. Buna karşılık eşlerden birinin tanığa sonradan anlattığı olay, aktarma beyan niteliğindedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesinin Nurten Can kararında aktarılan 25.01.2011 tarihli, E.2009/21793, K.2011/999 sayılı kararında; akrabalık veya diğer yakınlığın tek başına tanık beyanını değerden düşürmeyeceği, aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça tanıkların gerçeği söylediklerinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla anne, baba, kardeş veya yakın akrabanın tanıklığı sırf yakınlık nedeniyle reddedilemez; beyanın tutarlılığı, somutluğu ve diğer delillerle uyumu incelenir.

Tanığa Taraflar Doğrudan Soru Sorabilir mi?

Hukuk yargılamasında tanığın dinlenmesini hâkim yönetir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 152. maddesi uyarınca taraf vekilleri tanığa duruşma disiplinine uygun biçimde doğrudan soru yöneltebilir; taraflar ise sorularını hâkim aracılığıyla sorar. Sorunun yöneltilmesine itiraz edilirse gerekli olup olmadığına hâkim karar verir. Soruların davayla ilgili, açıklayıcı ve tanığı yönlendirmeyen nitelikte olması gerekir. Hakaret içeren, baskı kuran veya cevabı telkin eden sorulara izin verilmez.

Tanık listesi, delil bildirme süreleri ve tanık giderleri usulüne uygun takip edilmelidir. Tanığın duruşmaya getirilmesi, tanık listesinin süresinde verilmemesinden doğan her sonucu ortadan kaldırmaz. Delillerin hangi aşamada gösterilebileceği bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun süre ve somutlaştırma kuralları önem taşır.

Çocuklar Boşanma Davasında Dinlenir mi?

Çocuğun velayet uyuşmazlığının merkezinde bulunması, onun mutlaka klasik anlamda tanık kürsüsüne çıkarılacağı anlamına gelmez. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, uyuşmazlığın niteliği ve psikolojik etkilenme riski gözetilmelidir.

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri bünyesindeki uzmanlar; boşanma ve velayet davalarında taraflarla ve müşterek çocuklarla görüşebilir, gerektiğinde ev incelemesi yapabilir ve sosyal inceleme raporu düzenleyebilir. Çocuğun beyanının alınmasına karar verildiğinde uzman desteğiyle, yaşına ve gelişimine uygun bir yöntem izlenmesi mümkündür.

Çocuğun görüşü önemlidir; ancak velayet, çocuğun tek cümlelik tercihine bırakılan bir seçim değildir. Görüşün serbestçe oluşup oluşmadığı, ebeveyn etkisi bulunup bulunmadığı, çocuğun yaşı ve olgunluğu ile tercihin üstün yararıyla uyumu değerlendirilir.

Velayet Kararında Hâkim Neye Bakar?

Velayet kararının amacı anne veya babayı ödüllendirmek ya da cezalandırmak değildir. Asıl ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Hâkim özellikle şu hususları değerlendirebilir:

  • Çocuğun yaşı, sağlık durumu ve gelişim ihtiyaçları,
  • Fiilî bakımın kim tarafından ve ne şekilde yürütüldüğü,
  • Çocuğun mevcut okul ve sosyal çevresinin devamlılığı,
  • Ebeveynlerin bakım verme yeterliliği ve yaşam koşulları,
  • Şiddet, ihmal, bağımlılık veya çocuğun güvenliğini etkileyen riskler,
  • Ebeveynlerin çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleme kapasitesi,
  • Kardeşlerin birlikte kalmasının yararı,
  • Uzman raporları ve yaşı ile olgunluğu uygunsa çocuğun görüşü.

Sosyal inceleme raporu önemli bir değerlendirme aracıdır; fakat hâkimi bağlayan kesin bir karar değildir. Hâkim raporu, diğer delilleri ve güncel koşulları birlikte değerlendirmeli; rapordan ayrılıyorsa veya raporun eksik olduğu ileri sürülüyorsa bunu gerekçelendirmelidir.

Anayasa Mahkemesi, Hilal Erdaş kararında ortak velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken ebeveynlerin görüşlerinin, taraflar arasındaki çekişmenin sürdürülebilirliğe etkisinin ve çocuğun üstün yararının yeterince araştırılmamasını aile hayatına saygı hakkı yönünden ihlal olarak değerlendirmiştir. Lotüs Suzan Gülcan Ünlütokmak kararında da müşterek çocukların velayetinin değiştirilmesine ilişkin yargılamada çocuğun üstün yararını güvence altına alan özenli ve yeterli inceleme yükümlülüğüne vurgu yapılmıştır.

Nafaka ve Tazminatta Hâkim Nelere Dikkat Eder?

Nafaka ve tazminat miktarı yalnızca tarafların beyan ettiği maaşa göre belirlenmez. Hâkim;

  • Tarafların güncel ve gerçek gelirlerini,
  • Çalışma kapasitesini ve düzenli gelir ihtimalini,
  • Malvarlığını ve yaşam koşullarını,
  • Barınma, sağlık ve zorunlu giderlerini,
  • Çocukların yaşına ve ihtiyaçlarına göre eğitim, bakım ve sağlık giderlerini,
  • Tazminat bakımından kusur durumunu ve ihlal edilen menfaatin niteliğini

birlikte değerlendirir.

Tarafların evlilik içinde sahip olduğu yaşam düzeyi, nafaka ve tazminat değerlendirmesinde dikkate alınabilecek verilerden biridir; ancak kusurun “sosyal statüye göre” belirlenmesi hukuken doğru değildir. Aynı davranışın kusur oluşturup oluşturmadığı, tarafın mesleğine veya toplumsal konumuna göre değil, evlilik yükümlülükleri ve somut olayın şartları çerçevesinde incelenir.

Hangi Deliller Kullanılabilir?

Boşanma davalarında tanık anlatımları yanında şu deliller kullanılabilir:

  • Mesajlaşmalar ve elektronik yazışmalar,
  • Fotoğraf ve video kayıtları,
  • Sağlık raporları ve hastane kayıtları,
  • Kolluk tutanakları ve ceza dosyaları,
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararları,
  • Banka, SGK, vergi, tapu ve ticaret sicili kayıtları,
  • Otel, seyahat ve iletişim kayıtları hukuken getirilebilir nitelikteyse ilgili kayıtlar,
  • Uzman ve sosyal inceleme raporları,
  • Tarafların ve tanıkların beyanları.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesi uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Özellikle gizli ses kaydı, hesap şifresinin kırılması, özel yazışmaların yetkisiz biçimde ele geçirilmesi veya hukuka aykırı takip yöntemleri bakımından “boşanma davasında her delil kullanılabilir” düşüncesi yanlıştır.

Bir kaydın delil olarak kabul edilip edilmeyeceği; kaydın nasıl elde edildiği, kişinin olayın tarafı olup olmadığı, önceden planlama bulunup bulunmadığı, başka türlü delil elde etme imkânı ve özel hayatın gizliliğine müdahalenin niteliği gibi unsurlara göre değerlendirilir. Somut olay incelenmeden gizli kaydın kesin olarak hukuka uygun veya aykırı olduğu söylenemez.

Boşanma Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Genel kural olarak bir vakıadan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran taraf o vakıayı ispatla yükümlüdür. Davacı ileri sürdüğü boşanma olaylarını; karşı dava açan veya bağımsız bir vakıaya dayanan davalı da kendi iddialarını ispat etmelidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi hâkime delilleri serbestçe değerlendirme yetkisi verir; fakat bu hüküm hâkimin taraflarca hiç ileri sürülmeyen bir boşanma vakıasını kendiliğinden oluşturacağı anlamına gelmez. Öğretide de boşanma davalarının kamu düzeni yönü bulunmasına rağmen vakıaların ileri sürülmesi, somutlaştırılması ve kural olarak delillerin gösterilmesi bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun taraflara yüklediği usul yüklerinin devam ettiği kabul edilmektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre yetkili mahkeme:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
  • Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Boşanma davası için dava şartı arabuluculuk zorunluluğu bulunmamaktadır.

Dava Sırasında Geçici Tedbirler Verilebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, dava devam ederken gerekli geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler özellikle:

  • Eşlerin barınması,
  • Geçimi,
  • Malların yönetimi,
  • Çocukların bakım ve korunması,
  • Geçici velayet ve kişisel ilişki,
  • Tedbir nafakası

konularında olabilir.

Tedbirlerin verilmesi için boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerekmez. Bununla birlikte tedbirin kapsamı dosyadaki mevcut bilgiler, tarafların ihtiyaçları ve çocukların güvenliği dikkate alınarak belirlenir; koşullar değişirse tedbir değiştirilebilir.

Dava Açma ve Kanun Yolu Süreleri

Boşanma davalarında bütün sebepler için geçerli tek bir dava açma süresi yoktur.

  • Zina sebebinde, fiilin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde fiilden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebinde de öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde fiilden itibaren beş yıllık süre bulunur.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinde aynı nitelikte genel bir hak düşürücü süre yoktur; ancak affetme ve hoşgörüyle karşılama değerlendirmesi davanın sonucunu etkileyebilir.
  • Önceki boşanma davasının reddi sonrasında ortak hayatın kurulamamasına dayanan Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki süre, 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Değişiklik 27.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

İlk derece mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf süresi, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Bölge adliye mahkemesinin temyize tabi kararlarına karşı temyiz süresi de kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. Aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilmesi konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 350. maddesindeki özel kurallar dikkate alınmalıdır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Olayları Tarihsiz ve Soyut Anlatmak

“Sürekli hakaret etti”, “ailesi evliliğimize karıştı” veya “beni hiç önemsemedi” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Olayın zamanı, yeri, içeriği ve delili mümkün olduğunca açık kurulmalıdır.

Her Tanığı Aynı Olay İçin Göstermek

Tanıkların hangi vakıayı bildiği belirtilmeden uzun bir tanık listesi sunulması dosyayı güçlendirmez. Tanığın bizzat bildiği somut olay önemlidir.

Tanığı Ezberletilmiş Cümlelerle Duruşmaya Hazırlamak

Aynı kelimelerle konuşan, tarih ve yer veremeyen tanık anlatımları güvenilirlik sorunu yaratabilir. Tanığın görevi hukuki yorum yapmak değil, bizzat algıladığı olayı doğru biçimde anlatmaktır.

Delilleri Süresinde Bildirmemek

Boşanma davasının aile hukukuna ilişkin olması, delillerin yargılamanın her aşamasında sınırsız biçimde sunulabileceği anlamına gelmez. Dilekçeler aşaması, ön inceleme ve kesin süreler dikkatle takip edilmelidir.

Hukuka Aykırı Kayıt Toplamak

Şifre kırmak, hesaba izinsiz girmek veya sistematik biçimde gizli kayıt almak yalnızca delilin reddine değil, ceza ve tazminat sorumluluğuna da yol açabilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Belirsiz Yazmak

Taşınmazın devri, aracın teslimi, nafakanın başlangıç tarihi, ödeme günü, artış yöntemi veya mal rejimi taleplerinin durumu açık değilse boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklar çıkabilir.

Sosyal İnceleme Raporunu Kesin Karar Sanmak

Uzman raporu önemli olmakla birlikte hâkimin yerine geçmez. Rapora süresinde ve somut gerekçelerle itiraz edilmesi, eksik incelemenin gösterilmesi ve güncel durumun dosyaya sunulması gerekir.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Uygulaması

Yakın Akraba Tanıklığı Kendiliğinden Değersiz Değildir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.01.2011 tarihli, E.2009/21793, K.2011/999 sayılı kararında; akrabalık veya yakınlığın tek başına tanık beyanını değerden düşürmeyeceği kabul edilmiştir. Karar, Anayasa Mahkemesinin Nurten Can başvurusuna ilişkin 17.11.2016 tarihli kararında ayrıntılı biçimde aktarılmıştır.

Velayet İncelemesi Güncel, Yeterli ve Çocuğun Üstün Yararına Odaklı Olmalıdır

Anayasa Mahkemesinin Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658, 06.10.2021 tarihli kararında; ortak velayetin sürdürülebilirliği, ebeveynlerin iradeleri, çekişmenin çocuğa etkisi ve uzman raporunun kapsamı yeterince değerlendirilmeden karar verilmesi aile hayatına saygı hakkının ihlali sayılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin Lotüs Suzan Gülcan Ünlütokmak, B. No: 2022/57145, 06.06.2024 tarihli kararı da velayet değişikliğinde çocuğun üstün yararını ortaya koyacak güncel ve özenli bir inceleme yapılması gereğini vurgulamaktadır.

Delilin Değerlendirilmesi Yargılamanın Bütünü İçinde Ele Alınır

Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında, hangi tanığın dinleneceği ve hangi beyana üstünlük tanınacağı kural olarak derece mahkemelerinin delil değerlendirme alanında kabul edilmiştir. Buna karşılık tarafın sonuca etkili delil taleplerinin gerekçesiz biçimde reddedilmesi, çelişkilerin giderilmemesi veya hukuka aykırı delil itirazının hiç tartışılmaması adil yargılanma hakkı bakımından sorun doğurabilir.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide boşanma yargılamasının, kamu düzeni yönü nedeniyle genel hukuk davalarından ayrıldığı; buna rağmen tarafların vakıaları somutlaştırma ve delilleri süresinde gösterme yükümlülüklerinin ortadan kalkmadığı kabul edilmektedir.

2026 yılında Ankara Barosu Dergisi’nde yayımlanan “Boşanma Davasında Delil Gösterme Yükü” başlıklı çalışmada, Türk Medeni Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin birlikte uygulanması gerektiği; boşanma davalarının özel niteliğinin delil gösterme yükünü tamamen hâkime devretmediği sistematik biçimde incelenmiştir.

Anlaşmalı boşanmaya ilişkin öğretide ise eşlerin bizzat dinlenmesinin yalnızca şekli bir duruşma işlemi olmadığı, hâkimin serbest iradeyi ve protokolün mali sonuçlar ile çocukların durumuna uygunluğunu gerçek anlamda denetlemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Hukuka aykırı deliller konusunda temel tartışma, özel hayat içinde gerçekleşen olayların başka türlü ispatlanmasının güç olduğu durumlarda dahi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesindeki yasağın nasıl uygulanacağıdır. Baskın yaklaşım, somut olayın elde etme yöntemi ve temel haklara müdahalenin ağırlığı incelenmeden kategorik kabul veya ret yapılmaması gerektiği yönündedir.

Sık Sorulan Sorular

Hâkim boşanma davasında tarafları barıştırmaya çalışır mı?

Hâkim tarafların beyanlarını ve uyuşmazlığın kapsamını değerlendirir. Çekişmeli davada sırf evliliği sürdürmek amacıyla tarafları baskı altında uzlaşmaya zorlayamaz. Aile mahkemesi, uygun gördüğü hâllerde aile içi uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümünü teşvik edebilir; şiddet veya güvenlik riski bulunan dosyalarda bu yaklaşım ayrıca dikkatle değerlendirilmelidir.

Hâkim eşlere neden özel sorular sorar?

Boşanma vakıaları çoğu zaman özel hayat alanında gerçekleşir. Soruların davanın çözümüyle bağlantılı ve ölçülü olması gerekir. Taraflardan biri, korunmaya değer üstün menfaatinin gerektirdiği hâllerde duruşmanın gizli yapılmasını talep edebilir; Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi de taraflardan birinin istemi üzerine gizlilik kararı verilebilmesine imkân tanır.

Eşim boşanmak istemezse dava reddedilir mi?

Hayır. Davanın kabulü, diğer eşin rızasından çok dayanılan boşanma sebebinin ve şartlarının ispatına bağlıdır. Ancak davacı daha ağır kusurluysa Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesindeki itirazın koşulları ayrıca incelenir.

Tek tanıkla boşanma davası kazanılır mı?

Tanık sayısı için asgari bir sayı yoktur. Tek bir tanığın somut, tutarlı ve doğrudan görgüye dayanan beyanı diğer delillerle birlikte yeterli olabilir; çok sayıda soyut veya aktarma tanık anlatımı ise yeterli olmayabilir.

Mesajlar tek başına delil olur mu?

Mesajların kimler arasında gerçekleştiği, bütünlüğü, elde edilme yöntemi ve içerikle ileri sürülen vakıa arasındaki bağlantı incelenir. Ekran görüntüsü üzerinde oynama iddiası varsa bilirkişi incelemesi veya cihaz kayıtları gündeme gelebilir. Mesajın varlığı, içeriğindeki her iddianın doğru olduğu anlamına gelmez.

Sosyal inceleme raporu velayeti kesin olarak belirler mi?

Hayır. Rapor hâkime uzman değerlendirmesi sunar. Nihai karar, raporun yanı sıra dosyadaki tüm deliller ve çocuğun güncel üstün yararı gözetilerek mahkeme tarafından verilir.

Hâkim mal paylaşımını boşanma davasında kendiliğinden yapar mı?

Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi kural olarak ayrıca talep ve yargılama gerektirir. Anlaşmalı boşanma protokolünde malvarlığına ilişkin hükümler kurulabilir; ancak açık, geçerli ve infaz edilebilir bir düzenleme yapılmalıdır.

Hukuki Değerlendirme

Boşanma davasında hâkimin baktığı esas mesele tarafların kişilikleri hakkında genel bir kanaat oluşturmak değil, hukuken ileri sürülmüş somut vakıaları usulüne uygun delillerle değerlendirmektir. Eşlere ve tanıklara sorulan sorular da bu amaca hizmet eder.

Davanın güçlü olması, çok sayıda iddia ileri sürülmesine veya kalabalık bir tanık listesine bağlı değildir. Olayların doğru hukuki sebebe bağlanması, tarih ve içerik bakımından somutlaştırılması, delillerin süresinde gösterilmesi ve hukuka uygun biçimde elde edilmesi gerekir. Velayet, nafaka ve tazminat gibi sonuçlarda ise yalnızca geçmişte yaşanan olaylar değil, karar tarihindeki güncel koşullar da önem taşır.

Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Mevzuat, İçtihat ve Doktrin Kaynakları

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 161, 162, 166, 168, 169, 174, 175, 182 ve 184.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 119, 187-190, 194, 240-243, 248, 345, 350 ve 361.
  3. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
  4. 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 13; Resmî Gazete, 27.11.2024, sayı 32735.
  5. Anayasa Mahkemesi, Nurten Can, B. No: 2014/3996, 17.11.2016.
  6. Anayasa Mahkemesi, Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658, 06.10.2021.
  7. Anayasa Mahkemesi, Lotüs Suzan Gülcan Ünlütokmak, B. No: 2022/57145, 06.06.2024.
  8. Şafak Parlak Börü, Levent Börü, Selin Sayın Şahin, “Boşanma Davasında Delil Gösterme Yükü”, Ankara Barosu Dergisi, C. 84, S. 2, 2026, s. 1223-1267.
  9. Burak Doğan, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024.
  10. Pınar Çiftçi, “Boşanma Davalarında Delillerin Gösterilmesine ve İbrazına İlişkin Güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararlarının Değerlendirilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 20, S. 1, 2018.
  11. Cenk Akil, “Yargıtay Kararları Işığında Medeni Yargılama Hukukunda Hukuka Aykırı Biçimde Elde Edilmiş Delillerin Değerlendirilip Değerlendirilemeyeceği Meselesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 61, S. 4, 2012.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.