Blog / Aile Hukuku
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma
· ≈6 dk okuma · Aile Hukuku
TMK m. 162 kapsamında hayata kast, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma; unsurlar, altı aylık ve beş yıllık süreler, af ve ispat.
Türk Medeni Kanunu m. 162, eşlerden birinin diğerine yönelttiği ağır saldırıları özel bir boşanma sebebi olarak düzenler. Hükme göre eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Madde, üç ayrı ve birbirinden bağımsız davranış tipini kapsar. Bunlardan yalnız birinin gerçekleşmesi dava için yeterlidir.
i. Hayata Kast Nedir?
Hayata kast, eşlerden birinin diğerini öldürme kastıyla hareket etmesidir. Öldürmeye teşebbüs, öldürmeye yönelik hazırlık ve icra hareketleri ile öldürmeye azmettirme bu kapsamda değerlendirilir.
Belirleyici olan, davranışın arkasındaki öldürme kastıdır. Bu nedenle:
- eşin ilaç veya zehir verilmek suretiyle öldürülmeye çalışılması,
- silahla veya kesici aletle öldürme kastıyla saldırılması,
- eşin intihara sürüklenmesi amacıyla planlı biçimde hareket edilmesi,
- eşin ölümüne yol açacak bir tehlike içinde bilinçli olarak yalnız bırakılması
hayata kast sayılabilir. Buna karşılık öldürme kastı taşımayan basit yaralama, tehdit veya darp fiilleri hayata kast değil; duruma göre pek kötü davranış ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir.
Ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmiş olması şart değildir. Aile mahkemesi delilleri kendisi değerlendirir. Ancak ceza dosyası, aile mahkemesi için önemli bir delil kaynağıdır.
ii. Pek Kötü Davranış Nedir?
Pek kötü davranış, eşin bedensel veya ruhsal sağlığını ağır biçimde tehlikeye düşüren davranışlardır. Uygulamada başlıca örnekler şunlardır:
- sistematik ve ağır fiziksel şiddet, dövme, yaralama,
- aç veya susuz bırakma, tedaviye erişimi engelleme,
- eve kilitleme, dışarı çıkmasını engelleme, özgürlüğünden yoksun bırakma,
- cinsel şiddet ve eşi zorla cinsel ilişkiye zorlama,
- doğal olmayan ilişkiye zorlama,
- ağır ve sürekli psikolojik baskı ile eziyet.
Pek kötü davranışta aranan ölçüt, davranışın ağırlığı ve eziyet niteliğidir. Gündelik tartışmalar veya tek seferlik hafif nitelikli olaylar bu kapsamda değil, genel boşanma sebebi içinde değerlendirilir.
iii. Onur Kırıcı Davranış Nedir?
Onur kırıcı davranış, eşin kişilik haklarına ve şerefine yönelen ağır saldırılardır. Kanun burada açıkça "ağır derecede" ifadesini kullanmıştır; her hakaret bu madde kapsamına girmez.
Örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- eşi başkalarının önünde ağır sözlerle aşağılamak,
- eşin iffetine yönelik asılsız isnatlarda bulunmak, çevreye yaymak,
- eşin özel görüntülerini üçüncü kişilerle paylaşmak veya paylaşmakla tehdit etmek,
- eşi ailesi ya da iş çevresi önünde sürekli küçük düşürmek,
- eşin inancı, kökeni veya bedeni üzerinden sistemli aşağılama.
Sözlerin ağırlığı, söylendiği ortam, tanık sayısı, tarafların sosyal çevresi ve tekrarlanma sıklığı birlikte değerlendirilir.
iv. Bu Sebep Mutlak Boşanma Sebebi midir?
Evet. TMK m. 162'de sayılan davranışlar ispatlandığında, ayrıca ortak hayatın çekilmez hâle geldiğinin ispatı aranmaz. Hâkim, olayın gerçekleştiğine kanaat getirir ve süre ile af yönünden engel yoksa boşanmaya karar verir.
Bu yönüyle madde, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinden ayrılır. Genel sebepte çekilmezlik ayrıca değerlendirilirken, burada davranışın kendisi yeterlidir.
v. Dava Açma Süresi
TMK m. 162, zinada olduğu gibi iki aşamalı hak düşürücü süre öngörür:
- Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay,
- Her hâlde bu sebebin doğumundan başlayarak beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Bu süreler hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir; durmaz ve kesilmez. Davranış sürekli veya tekrarlanan nitelikteyse süre son eylemden itibaren hesaplanır.
Süre geçmişse TMK m. 162'ye dayanılamaz. Ancak aynı olaylar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanak yapılabilir; genel sebep için bu tür bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
vi. Affın Etkisi
Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af açık beyanla yapılabileceği gibi, olaydan sonra evlilik birliğinin kayıtsız şartsız sürdürülmesi gibi davranışlardan da anlaşılabilir.
Af koşulsuz olmalıdır. Şiddet gördükten sonra korku veya baskı altında birlikte yaşamaya devam edilmesi, her durumda af olarak yorumlanmamalıdır. Bu değerlendirmede tarafların ekonomik bağımlılığı, çocukların durumu ve şiddet döngüsünün niteliği dikkate alınır.
Af yalnız affedilen eylemi kapsar. Yeni bir şiddet olayı, yeni bir dava hakkı doğurur ve süre yeniden işlemeye başlar.
vii. Şiddet Varsa Alınabilecek Koruyucu Tedbirler
Bu tür olaylarda boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir. Başvuru aile mahkemesine, mülki amire veya kolluğa yapılabilir; delil ya da belge sunulması şart değildir.
Alınabilecek başlıca önleyici tedbirler şunlardır:
- şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması,
- korunan kişiye ve yakınlarına yaklaşmama,
- iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
- eşyalara zarar vermeme,
- silahların kolluğa teslimi,
- korunan kişinin kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi.
Ayrıca boşanma davası açıldığında hâkim, TMK m. 169 uyarınca barınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakımı bakımından gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır.
viii. Deliller ve İspat
İspat yükü, iddiada bulunan eştedir. Hâkim, TMK m. 184 uyarınca olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz ve bu konularda yemin önerilemez.
Uygulamada kullanılan deliller şunlardır:
- adli tıp raporları, darp ve cebir raporları,
- acil servis ve hastane kayıtları,
- psikiyatri ve psikolojik destek kayıtları,
- kolluk tutanakları, ifade tutanakları, soruşturma ve dava dosyaları,
- 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları ve ihlal dosyaları,
- tanık beyanları,
- kamuya açık ortamlarda alınmış görüntü kayıtları,
- taraflar arasındaki yazışmalarda yer alan tehdit ve hakaret içerikleri.
Ceza yargılaması devam ediyorsa aile mahkemesi, ceza dosyasını bekletici mesele yapmak zorunda değildir; ancak dosyayı getirtip delil olarak değerlendirebilir. Ceza mahkemesinin maddi olayın varlığına ilişkin kesinleşmiş tespitleri hukuk hâkimini bağlar; beraat kararı ise tek başına aile mahkemesinde davanın reddini gerektirmez.
ix. Sonuçları
TMK m. 162'ye dayalı boşanmada davalı eş kural olarak ağır kusurlu kabul edilir. Bunun sonuçları şunlardır:
- Kusursuz veya daha az kusurlu eş, TMK m. 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Kişilik haklarına ağır saldırı bulunduğundan manevi tazminat talebi bu davalarda güçlü dayanağa sahiptir.
- Ağır kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına kural olarak hükmedilmez.
- Velayet, çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Çocuğun tanık olduğu veya doğrudan maruz kaldığı şiddet, velayet ve kişisel ilişki düzeninde belirleyici olabilir.
- Hayata kast hâlinde hâkim, mal rejiminin tasfiyesinde kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
x. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir.
xi. Sık Yapılan Hatalar
- Altı aylık hak düşürücü süreyi kaçırmak,
- her hakareti "ağır derecede onur kırıcı davranış" sanıp yalnız bu maddeye dayanmak,
- evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini kademeli olarak ileri sürmemek,
- darp raporu almadan olayı yalnız sözle anlatmak,
- kolluğa hiç başvurmadığı hâlde sistematik şiddet iddiasında bulunmak,
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir dosyalarını mahkemeye sunmamak,
- şiddet sonrası birlikte yaşamanın af olarak yorumlanabileceğini göz ardı etmek,
- manevi tazminat talebini rakamsal olarak dava dilekçesinde hiç ileri sürmemek.
xii. Hukuki Değerlendirme
TMK m. 162, ağır saldırılara karşı güçlü bir koruma sağlar; ancak dar yorumlanan ve sıkı sürelere bağlı bir hükümdür. Bu nedenle dava dilekçesinde olayların hem bu maddeye hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırılması, hak kaybı riskini azaltır.
Delillerin zamanında ve hukuka uygun biçimde toplanması, özellikle sağlık raporu ile kolluk kayıtlarının oluşturulması davanın sonucunu doğrudan etkiler. Somut olayınızın değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Olayın ağırlığına bağlıdır. Ağır yaralamaya yol açan tek bir olay pek kötü davranış sayılabilir. Hafif nitelikli tek olay ise genel boşanma sebebi kapsamında değerlendirilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
- Mal Rejimi ve Tasfiyesi
- Tanıma ve Tenfiz
- Ziynet (Düğün Takısı) Alacağı
İlgili mevzuat
TMK m. 162 · TMK m. 174 · TMK m. 169 · TMK m. 184
Bu yazı Aile Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Aile Hukuku — İlgili Yazılar
- Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir? Kusur Tespitinin Sonuçları
- Zina Nedeniyle Boşanma Davası: Şartları, Süresi ve İspatı
- Boşanma Davasında Hâkim Nelere Dikkat Eder? Eşlere ve Tanıklara Ne Sorulur?
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma
- Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
- Boşanma Davasında Deliller Nelerdir? Hangi Delil Kabul Edilir?