İçeriğe geç

Blog / Aile Hukuku

Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir? Kusur Tespitinin Sonuçları

· ≈6 dk okuma · Aile Hukuku

Boşanma davasında kusurun belirlenmesi; kusur kavramı, vakıaların tarih sırasına göre değerlendirilmesi, af ve hoşgörü, tepki davranışı ve kusurun tazminat ile nafakaya etkisi.

Boşanma davalarında tarafların çoğu zaman asıl mücadelesi boşanmanın kendisi değil, kusurun kimde olduğudur. Çünkü kusur; maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve kısmen velayet ile mal rejimi sonuçlarını doğrudan belirler.

Kusur, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklere aykırı, kınanabilir davranıştır. Hâkim davanın sonunda yalnız "boşanmaya" karar vermez; gerekçesinde hangi tarafın hangi vakıalar nedeniyle kusurlu olduğunu ve kusur derecelerini de tespit eder.

i. Kusurun Hukuki Dayanağı Nedir?

Kusur, Türk Medeni Kanunu'nda tek bir maddede tanımlanmamıştır. Değerlendirme şu hükümlerin birlikte uygulanmasıyla yapılır:

  • TMK m. 185: Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür.
  • TMK m. 186: Konutun birlikte seçilmesi, birliğin birlikte yönetilmesi ve giderlere güçleri oranında katılma.
  • TMK m. 166/2: Davacının kusurunun daha ağır olması hâlinde davalının itiraz hakkı.
  • TMK m. 174: Tazminat taleplerinde kusur şartı.
  • TMK m. 175: Yoksulluk nafakasında kusur ölçütü.
  • TMK m. 2: Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı.

ii. Hangi Davranışlar Kusur Sayılır?

Evlilik yükümlülüklerine aykırı ve kınanabilir nitelikteki davranışlar kusur oluşturur. Uygulamada en sık kusur sayılan davranışlar şunlardır:

  • fiziksel şiddet, tehdit, hakaret ve aşağılama,
  • sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar ve güven sarsıcı ilişkiler,
  • eşi ailesine ve sosyal çevresine karşı korumama,
  • eşin ailesinin sürekli müdahalesine sessiz kalma,
  • birlik giderlerine katılmama, eve bakmama, geliri gizleme,
  • ekonomik baskı kurma, eşin çalışmasını engelleme,
  • ortak konutu haklı sebep olmadan terk etme,
  • evin işlerini ve çocukların bakımını tümüyle diğer eşe yükleme,
  • bağımlılık düzeyinde alkol, kumar veya madde kullanımı,
  • eşi sürekli üçüncü kişilerle kıyaslama, küçümseme,
  • cinsel birliğin haklı sebep olmaksızın uzun süre kurulmaması,
  • eşin özel yaşamını izinsiz izleme, telefonuna girme, takip etme.

Buna karşılık geçimsizliğin doğal sonucu sayılan gündelik tartışmalar, görüş ayrılıkları veya karakter uyuşmazlıkları tek başına kusur olarak nitelendirilmez.

iii. Kusur Belirlenirken Uygulanan Ölçütler

Vakıalar tarih sırasına göre değerlendirilir

Hâkim, tarafların ileri sürdüğü vakıaları oluş sırasına göre inceler. Hangi davranışın önce gerçekleştiği, hangisinin buna tepki niteliğinde olduğu belirleyicidir. Bu nedenle dava dilekçesinde olayların tarihleriyle birlikte yazılması büyük önem taşır.

Tepki niteliğindeki davranışlar

Eşin, diğerinin ağır kusurlu davranışına karşı gösterdiği makul tepki, tam kusur olarak değerlendirilmeyebilir. Örneğin şiddete uğrayan eşin evden ayrılması terk sayılmaz.

Ancak tepkinin ölçülü olması gerekir. Bir hakarete karşılık şiddet uygulanması makul tepki kabul edilmez ve kusur oluşturur.

Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan vakıalar

Affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan olaylar, kusur belirlenirken dikkate alınmaz. Af açık beyanla olabileceği gibi, olaydan sonra evlilik birliğinin kayıtsız şartsız sürdürülmesi gibi davranışlardan da anlaşılabilir.

Af yalnız affedilen olayı kapsar. Aynı davranışın tekrarlanması yeni kusur oluşturur.

İspatlanamayan vakıalar

Dilekçede yazılmış olsa dahi ispatlanamayan vakıalar kusur olarak yüklenemez. Buna karşılık dilekçede hiç ileri sürülmemiş bir vakıa, tanık beyanında geçse bile kural olarak kusur belirlemesine esas alınmaz. Bu ilke, taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucudur.

Boşanma davasından sonraki davranışlar

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar, kural olarak o davada kusur belirlemesine esas alınmaz. Bunlar ancak yeni bir dava veya ıslah yoluyla ileri sürülebilir. Ancak dava sırasında gerçekleşen ağır davranışlar, karşı dava veya birleştirilen dava kapsamında değerlendirilebilir.

iv. Kusur Dereceleri

Uygulamada dört temel kusur durumu ortaya çıkar:

DurumSonuç
Tam kusurKusurlu eş tazminat ve yoksulluk nafakası isteyemez
Ağır kusurAğır kusurlu eş tazminat ve yoksulluk nafakası isteyemez
Eşit kusurTaraflar birbirinden tazminat ve yoksulluk nafakası isteyemez
Az kusur veya kusursuzlukTazminat ve koşulları varsa yoksulluk nafakası istenebilir

Kusur oranı yüzde olarak belirlenmez. Hâkim, hangi tarafın daha ağır kusurlu olduğunu gerekçede vakıalara dayanarak açıklar.

v. Kusurun Sonuçları

Maddi ve manevi tazminat

TMK m. 174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir.

Bu nedenle ağır kusurlu ya da eşit kusurlu eşin tazminat talebi reddedilir.

Yoksulluk nafakası

TMK m. 175'e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Eşit kusur hâlinde bu koşul gerçekleşmiş sayılır; kusuru daha ağır olan eş ise yoksulluk nafakası alamaz.

Velayet

Velayette belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Eşe karşı kusurlu olmak, kendiliğinden kötü ebeveyn olmak anlamına gelmez. Ancak kusurlu davranışın çocuğa yansıyan somut etkileri, örneğin çocuğun şiddete tanık olması, velayet ve kişisel ilişki düzeninde dikkate alınır.

İştirak nafakası

İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve eşlerin birbirine karşı kusuruyla ilgisi yoktur. Velayeti almayan eş, kusurlu olmasa da mali gücü oranında iştirak nafakası öder.

Mal rejimi

Mal rejiminin tasfiyesi kural olarak kusurdan bağımsızdır. Katılma alacağı, kusura göre değil edinilmiş malların değerine göre hesaplanır. Yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir.

vi. Kusur Nasıl İspatlanır?

Hâkim, TMK m. 184 uyarınca olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Bu konularda taraflara yemin önerilemez ve tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz.

Kusur ispatında kullanılan başlıca deliller:

  • tanık beyanları,
  • kolluk ve savcılık dosyaları, ceza mahkemesi kararları,
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları,
  • darp ve adli tıp raporları,
  • hastane ve psikiyatri kayıtları,
  • taraflar arasındaki mesajlaşmalar,
  • banka hesap hareketleri ve harcama kayıtları,
  • kamuya açık ortamlarda alınmış görüntüler,
  • sosyal inceleme raporu.

Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller HMK m. 189/2 uyarınca dikkate alınamaz. Eşin telefonuna izinsiz girmek, casus yazılım kullanmak veya özel yaşam alanında gizli kayıt almak hem delili değersiz kılar hem de ceza sorumluluğu doğurabilir.

vii. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davaları dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

Kusur tespiti, kararın hüküm fıkrasında değil gerekçesinde yer alır. Buna rağmen kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka hükümleri bakımından sonuç doğurduğu için istinaf ve temyiz incelemesine konu olabilir.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Dilekçede vakıaları tarihsiz ve genel ifadelerle yazmak,
  • her vakıayı hangi delille ispatlayacağını belirtmemek,
  • tanık listesini süresinde vermemek,
  • affedilmiş olaylara dayanmak,
  • karşı tarafın kusurunu anlatırken kendi kusurlu davranışlarını dosyaya taşımak,
  • dava açıldıktan sonraki olayları usulüne uygun biçimde ileri sürmemek,
  • hukuka aykırı yolla delil toplamak,
  • tazminat ve nafaka taleplerini açıkça ileri sürmemek,
  • kusur belirlemesine yönelik istinaf sebebini dilekçede göstermemek.

ix. Hukuki Değerlendirme

Kusur, boşanma davasının mali sonuçlarını belirleyen asıl eksendir. Somut, tarihli ve delille eşleştirilmiş vakıalarla kurulan bir dilekçe, dosyanın seyrini baştan belirler. Buna karşılık genel ifadelerle yazılmış dilekçeler, haklı tarafın bile kusurlu görünmesine yol açabilir.

Vakıalarınızın hangi kusur kategorisine gireceğinin değerlendirilmesi ve delillerin hukuka uygun biçimde toplanması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Mahkeme yüzde oranı belirlemez; tarafların kusur durumunu "ağır kusurlu", "eşit kusurlu" veya "kusursuz" biçiminde vakıalara dayanarak tespit eder.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TMK m. 166 · TMK m. 174 · TMK m. 175 · TMK m. 184