İçeriğe geç

Blog / Aile Hukuku

Eylemli Ayrılık Nedeniyle Boşanma: Üç Yıl Kuralı Nasıl İşler?

· ≈6 dk okuma · Aile Hukuku

TMK m. 166/4 uyarınca reddedilen boşanma davasından sonra üç yıl geçmesiyle boşanma; kesinleşme tarihi, ortak hayatın kurulmaması şartı, kusur ve fer'î sonuçlar.

Türk Medeni Kanunu m. 166/4, uygulamada "eylemli ayrılık" ya da "fiilî ayrılık nedeniyle boşanma" olarak anılan özel bir düzenleme içerir. Buna göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Bu hüküm, uzun süredir fiilen bitmiş ancak hukuken sürdürülen evliliklere çözüm getirir. Kanun burada bir karine kabul etmiştir: Reddedilen bir dava sonrasında üç yıl boyunca ortak hayat kurulamamışsa, evlilik birliğinin sarsıldığı ayrıca ispatlanmaz; kanunen sarsılmış sayılır.

i. Eylemli Ayrılık Nedeniyle Boşanmanın Şartları

1. Daha önce açılmış bir boşanma davası bulunmalıdır

Önceden açılmış bir boşanma davası olmalıdır. Dava hangi sebebe dayanırsa dayansın fark etmez. Zina, terk, akıl hastalığı, suç işleme, hayata kast veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebeplerinden biriyle açılmış olabilir.

Kanun "boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan dava" demektedir. Ayrılık davası bakımından ise durum tartışmalıdır; hükmün lafzı boşanma davasını esas alır.

2. Dava reddedilmiş olmalıdır

Davanın reddine karar verilmiş olması gerekir. Uygulamada esastan ret aranır.

Buna karşılık:

  • davanın kabulüyle sonuçlanmışsa zaten boşanma gerçekleşmiştir,
  • davadan feragat edilmişse, feragat ret hükmü sayılsa da bu hüküm bakımından tartışma vardır ve somut olaya göre değerlendirilir,
  • dava açılmamış sayılmışsa veya takipsiz bırakılmışsa esasa ilişkin bir ret kararı bulunmadığından şart gerçekleşmez,
  • görevsizlik ya da yetkisizlik kararı da esastan ret niteliğinde değildir.

Bu nedenle uygulamada, davanın takipsiz bırakılması yerine esastan sonuçlandırılmasının tercih edilmesi önerilir.

3. Ret kararı kesinleşmiş olmalıdır

Üç yıllık süre kararın kesinleştiği tarihten başlar. Karar tarihi, dava tarihi ya da tebliğ tarihi değildir.

Kesinleşme; kanun yoluna başvurulmaması hâlinde sürenin dolmasıyla, başvurulmuşsa kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıyla gerçekleşir. Bu nedenle yeni davada, önceki dosyanın kesinleşme şerhli örneğinin sunulması zorunludur.

4. Üç yıl geçmiş olmalıdır

Kesinleşme tarihinden itibaren tam üç yıl dolmalıdır. Süre dolmadan açılan dava, şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilir. Bir gün eksik açılan dava dahi kabul edilmez.

5. Ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır

Kanun, "her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa" demektedir. Ayrılığın sebebi ve kimin kusurlu olduğu önemli değildir.

Ortak hayatın yeniden kurulması, eşlerin aynı konutta evlilik birliğini sürdürecek şekilde birlikte yaşamaya başlamasıdır. Aşağıdakiler kural olarak ortak hayatın kurulması sayılmaz:

  • çocukların ziyareti nedeniyle kısa süreli bir arada bulunma,
  • bayram, düğün veya cenaze gibi vesilelerle görüşme,
  • tatil amaçlı birkaç günlük birliktelik,
  • yalnız telefonla veya mesajla iletişim kurma,
  • ekonomik zorunluluk nedeniyle aynı evde ayrı yaşama.

Buna karşılık eşlerin bir araya gelip evlilik birliğini fiilen sürdürmeye başlaması, üç yıllık süreyi keser ve süre yeniden işlemeye başlar. Ancak bunun için birlikteliğin samimi ve süreklilik gösteren nitelikte olması aranır.

ii. Davayı Kim Açabilir?

Kanun, "eşlerden birinin istemi üzerine" ifadesini kullanmıştır. Bu nedenle davayı her iki eş de açabilir.

Bunun en önemli sonucu şudur: İlk davada kaybeden ve kusurlu bulunan eş de bu davayı açabilir. Kusur durumu, boşanma kararı verilmesini engellemez. Bu yönüyle TMK m. 166/4, kusur ilkesinin istisnasını oluşturur.

Ayrıca davalının itiraz hakkı da bulunmaz. TMK m. 166/2'deki itiraz hakkı, genel boşanma sebebine dayalı davalar için öngörülmüştür; eylemli ayrılık davasında uygulanmaz.

iii. Hâkimin Takdir Yetkisi Var mıdır?

Şartlar gerçekleştiğinde hâkimin takdir yetkisi bulunmaz. Kanun "boşanmaya karar verilir" demektedir. Hâkim; ortak hayatın yeniden kurulması ihtimalini, tarafların kusurunu veya evliliğin korunması gerektiğini gerekçe göstererek davayı reddedemez.

Hâkimin yapacağı denetim yalnız şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlıdır:

  • önceki dava var mı,
  • esastan reddedilmiş mi,
  • karar kesinleşmiş mi ve tarihi ne,
  • üç yıl dolmuş mu,
  • ortak hayat yeniden kurulmuş mu.

iv. Kesin Hüküm İtirazı Karşısındaki Durum

İlk davanın reddedilmiş olması, HMK m. 303 uyarınca aynı vakıalara dayanan yeni davaya kesin hüküm engeli oluşturur. Ancak eylemli ayrılık davasında dayanılan olgu, ilk davadaki vakıalar değil; ret kararından sonra üç yıl boyunca ortak hayatın kurulamamış olmasıdır.

Bu yeni ve bağımsız bir dava sebebidir. Bu nedenle kesin hüküm itirazı kabul edilmez.

v. Fer'î Sonuçlar: Kusur, Tazminat ve Nafaka

Eylemli ayrılık nedeniyle boşanmada boşanma kararı kusurdan bağımsız verilir. Ancak fer'î sonuçlar bakımından kusur yine değerlendirilir.

  • Maddi ve manevi tazminat: TMK m. 174 uyarınca tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir. Bu değerlendirme, tarafların evlilik boyunca ve ayrılık sürecindeki davranışlarına göre yapılır.
  • Yoksulluk nafakası: TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz nafaka isteyebilir. Davayı kusurlu eşin açmış olması, diğer eşin nafaka hakkını ortadan kaldırmaz.
  • İştirak nafakası: Çocuğun hakkıdır; eşlerin kusuruyla ilgisi yoktur.
  • Velayet: Çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Üç yıllık dönemde çocuğun fiilen kiminle yaşadığı ve düzeninin bozulmaması önemli bir ölçüttür.
  • Mal rejimi: Tasfiye, boşanma kararının kesinleşmesiyle istenebilir. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer.

Bu nedenle davanın açılmasıyla yetinilmemeli; tazminat, nafaka, velayet ve mal rejimine ilişkin talepler de usulüne uygun biçimde ileri sürülmelidir.

vi. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar.

Yetkili mahkeme, TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davaları dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

vii. Deliller ve İspat

Davacının ispatlaması gereken iki olgu vardır: Şartların gerçekleştiği ve ortak hayatın yeniden kurulmadığı.

Sunulması gereken belge ve deliller:

  • önceki boşanma dosyasının kesinleşme şerhli karar örneği,
  • önceki dosyanın mahkemeden getirtilmesine ilişkin talep,
  • tarafların adres kayıt sistemi bilgileri,
  • ayrı yaşandığını gösteren kira sözleşmesi, abonelik ve fatura kayıtları,
  • tanık beyanları,
  • varsa çocuklara ilişkin kişisel ilişki uygulaması kayıtları.

Davalı, ortak hayatın yeniden kurulduğunu ileri sürüyorsa bunu ispatlamakla yükümlüdür. Bu iddia genellikle tanık beyanı, ortak adres kaydı, birlikte yapılan harcamalar veya seyahat kayıtlarıyla desteklenmeye çalışılır.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Üç yıllık süreyi kesinleşme yerine karar tarihinden hesaplamak,
  • kesinleşme şerhi almadan dava açmak,
  • önceki dosyanın getirtilmesini talep etmemek,
  • takipsiz bırakılmış veya açılmamış sayılmış bir dosyaya dayanmak,
  • süre dolmadan dava açıp reddedilmesine yol açmak,
  • üç yıllık süre içinde barışıp yeniden ayrılarak sürenin başa dönmesine neden olmak,
  • boşanma kararı kusurdan bağımsız verildiği için tazminat ve nafaka taleplerini hiç ileri sürmemek,
  • mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talebi ihmal etmek.

ix. Hukuki Değerlendirme

TMK m. 166/4, fiilen sona ermiş evliliklerin hukuken de sonlandırılmasını sağlayan güçlü bir araçtır. Kusur ilkesinden ayrılması nedeniyle, ilk davada kaybeden taraf için de bir çıkış yolu sunar.

Buna karşılık uygulamada davalar çoğunlukla şeklî nedenlerle reddedilir: Kesinleşme tarihinin yanlış hesaplanması, kesinleşme şerhinin sunulmaması ya da sürenin bir gün eksik olması. Bu nedenle dava açılmadan önce önceki dosyanın incelenmesi ve tarihlerin doğrulanması gerekir.

Dosyanızın değerlendirilmesi ve fer'î taleplerin doğru kurgulanması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Bu hükmün ön şartı, daha önce açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davasının bulunmasıdır. Yalnız fiilen ayrı yaşamak yeterli değildir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TMK m. 166 · TMK m. 174 · TMK m. 175 · HMK m. 303