İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

Hacizde İstihkak İddiası ve İstihkak Davası Nasıl İşler?

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

Üçüncü kişiye ait malın haczinde istihkak iddiası, mülkiyet karinesi, üç ve yedi günlük süreler, takibin ertelenmesi, ispat yükü ve tazminat riski.

İstihkak iddiası, haczedilen bir malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğunun ileri sürülmesidir. İcra dairesi haciz sırasında malın gerçek sahibini araştırmakla yükümlü değildir; malın borçlunun elinde bulunması haczedilmesi için yeterlidir. Bu nedenle üçüncü kişilere ait malların haczedilmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur.

İstihkak prosedürü, bu tür hataların düzeltilmesini sağlayan özel bir yoldur ve çok kısa sürelere bağlıdır. Sürelerin kaçırılması, malın gerçek sahibi olsanız bile hak kaybına yol açar.

i. Mülkiyet Karinesi Nedir?

İcra hukukunda taşınırlar bakımından bir karine geçerlidir: bir taşınırı elinde bulunduran kişi onun maliki sayılır. Bu karine, istihkak uyuşmazlıklarında ispat yükünü belirler.

Buna göre:

  • Mal borçlunun elinde haczedilmişse, malın kendisine ait olduğunu ispat yükü üçüncü kişidedir.
  • Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse, malın borçluya ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır.

Borçlu ile üçüncü kişinin birlikte oturması, birlikte işyeri kullanması veya aile bağı bulunması hâlinde mal, kural olarak her ikisinin de elinde sayılır. Bu durumda üçüncü kişinin iddiasını ispatı ağırlaşır; salt fatura veya sözleşme sunmak çoğu zaman yeterli görülmez.

ii. Mal Borçlunun Elindeyken Haczedilirse

Üçüncü kişi, haciz sırasında hazırsa iddiasını orada ileri sürer ve haciz tutanağına geçirilir. Hazır değilse, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra dairesine istihkak iddiasında bulunmalıdır.

Bunun ardından İİK m. 96 ve 97 uyarınca şu süreç işler:

  1. İcra müdürü, istihkak iddiasını alacaklıya ve borçluya bildirir.
  2. İlgililer üç gün içinde iddiaya itiraz edebilir.
  3. İtiraz edilmezse iddia kabul edilmiş sayılır ve haciz kalkar.
  4. İtiraz edilirse dosya icra mahkemesine gönderilir.
  5. İcra mahkemesi dosya üzerinden inceleyerek takibin devamına veya ertelenmesine karar verir.
  6. Üçüncü kişiye, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açması bildirilir.

Bu yedi günlük süre içinde dava açılmazsa üçüncü kişi, aynı takipte istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Süre hak düşürücüdür.

iii. Mal Üçüncü Kişinin Elindeyken Haczedilirse

Mal, haciz sırasında üçüncü kişinin elinde bulunuyorsa ve üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu beyan ediyorsa denge tersine döner. İİK m. 99 uyarınca icra müdürü, alacaklıya yedi günlük süre vererek istihkak davası açmasını bildirir.

Alacaklı bu süre içinde dava açmazsa haciz kalkar. Alacaklı dava açarsa, malın borçluya ait olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.

Bu ayrım uygulamada hayati önemdedir. Haciz tutanağında malın kimin elinde haczedildiğinin doğru yazılması, sonraki tüm süreci belirler. Bu nedenle haciz tutanağı imzalanmadan önce dikkatle okunmalıdır.

iv. Takibin Ertelenmesi ve Teminat

İstihkak iddiası üzerine icra mahkemesi, takibin ertelenmesine karar verebilir. Erteleme kararı verilirse haczedilen mal satılamaz ve muhafaza tedbirleri sınırlanır.

Mahkeme, erteleme kararı verirken üçüncü kişiden teminat isteyebilir. Teminatın amacı, iddianın haksız çıkması hâlinde alacaklının uğrayacağı gecikme zararını karşılamaktır. Erteleme kararı verilmezse takip devam eder; bu durumda üçüncü kişi, satışın durdurulması için ayrıca talepte bulunmalıdır.

v. İstihkak Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İstihkak davası icra mahkemesinde görülür. Yetkili icra mahkemesi, haczin yapıldığı yer icra mahkemesidir.

Dava, basit yargılama usulüne tabidir ve icra hukukuna özgü bir dava olduğundan dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Bu husus önemlidir; arabuluculuğa başvurmak için harcanan süre, yedi günlük dava süresinin kaçırılmasına yol açabilir.

Davanın tarafları da özellik gösterir. İstihkak davasında hem alacaklı hem borçlu davalı olarak gösterilmelidir; yalnız alacaklıya karşı açılan davada taraf teşkili eksikliği gündeme gelir.

vi. İspat ve Deliller

Üçüncü kişi, malın kendisine ait olduğunu inandırıcı delillerle ortaya koymalıdır. Uygulamada güçlü sayılan deliller şunlardır:

  • malın alındığı tarihi ve bedelini gösteren fatura ile ödeme belgesi,
  • banka hareketleri ve kredi kartı ekstreleri,
  • ticari defterlerdeki demirbaş ve stok kayıtları,
  • sigorta poliçeleri ve bakım kayıtları,
  • kira sözleşmesi ve işyeri devir belgeleri,
  • makinelerin seri numaralarını gösteren teknik belgeler,
  • gümrük ve ithalat belgeleri,
  • tanık beyanları.

Tarih ve seri numarası bakımından malı somut olarak tanımlamayan genel nitelikli faturalar zayıf delil sayılır. Özellikle borçluyla aile veya ortaklık ilişkisi bulunan üçüncü kişilerde, ödemenin gerçekten üçüncü kişinin malvarlığından yapıldığının gösterilmesi beklenir.

Alacaklı tarafında ise malın borçluya ait olduğunu gösteren karineler öne çıkar: malın borçlunun işyerinde ve faaliyetinde kullanılıyor olması, borçlunun kayıtlarında yer alması, devir işleminin haciz tehdidi doğduktan sonra yapılmış olması gibi.

vii. Muvazaa ve Danışıklı Devir İddiası

İstihkak davalarının önemli bir bölümü, borçlunun mallarını yakınına veya ilişkili şirkete devrederek hacizden kaçırma iddiasına dayanır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu tür devirlerde şu ölçütler değerlendirilir:

  • devrin borcun doğumundan veya takibin başlamasından sonraki bir tarihte yapılmış olması,
  • devir bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği,
  • devralanın malı fiilen teslim alıp almadığı,
  • devralanın malı edinmeye ekonomik gücünün bulunup bulunmadığı,
  • taraflar arasındaki akrabalık, ortaklık veya organik bağ,
  • malın devirden sonra da borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi.

İşyeri devirlerinde, devrin ticaret siciline ve vergi dairesine bildirilip bildirilmediği ile işçi kayıtlarının devri ayrıca incelenir.

viii. Tazminat Riski

İstihkak davası iki yönlü bir tazminat riski taşır:

  • Üçüncü kişi haksız çıkarsa: Takibi geciktirdiği için alacaklı lehine tazminata hükmedilebilir. Bu tazminat, alacağın belirli bir oranından az olmamak üzere belirlenir.
  • Alacaklı haksız çıkarsa: Üçüncü kişinin malının haksız haczi nedeniyle uğradığı zarardan sorumluluk gündeme gelebilir.

Bu nedenle istihkak iddiası, ispat gücü değerlendirilmeden refleks olarak ileri sürülmemelidir.

ix. Taşınmazlarda İstihkak

Taşınmazlarda mülkiyet karinesi değil, tapu sicili esastır. Borçlu adına kayıtlı olmayan taşınmaz kural olarak borçlunun borcu için haczedilemez. Bu nedenle taşınmazlarda istihkak iddiası yerine tapu kaydına dayalı şikâyet ve haczin kaldırılması talebi gündeme gelir.

Tapuda borçlu adına kayıtlı olmakla birlikte gerçekte üçüncü kişiye ait olduğu ileri sürülen taşınmazlarda ise uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil davası çerçevesinde genel mahkemede çözülür.

x. Sık Yapılan Hatalar

  • İstihkak iddiasını yalnız haciz sırasında sözlü olarak dile getirip tutanağa geçirtmemek.
  • Üç ve yedi günlük süreleri takip etmemek.
  • İstihkak davasını genel mahkemede açmak.
  • Davada yalnız alacaklıyı davalı göstermek, borçluyu dahil etmemek.
  • Malı somut olarak tanımlamayan genel fatura sunmak.
  • Erteleme kararı alınmadığı hâlde satışın durdurulmasını istememek.
  • Aile içi devirlerde ödeme akışını belgeleyememek.
  • Haksız çıkma hâlindeki tazminat riskini hesaba katmamak.

xi. Hukuki Değerlendirme

İstihkak uyuşmazlıkları, icra hukukunun süre yönünden en katı alanlarından biridir. Üç ve yedi günlük süreler, ispat yükünü belirleyen mülkiyet karinesi ve haciz tutanağındaki tek bir ifade, sonucu doğrudan etkiler.

Üçüncü kişi bakımından mülkiyeti gösteren belgelerin haciz anından itibaren derlenmesi; alacaklı bakımından ise danışıklı devir belirtilerinin sistemli biçimde ortaya konması belirleyicidir. Haczedilen malın mülkiyetine ilişkin uyuşmazlığınızın değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Fatura tek başına yeterli olmayabilir. Ödemenin gerçekliği, malın teslimi ve tarafların ilişkisi birlikte değerlendirilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

İİK m. 96 · İİK m. 97 · İİK m. 99 · İİK m. 16