İcra ve İflas Hukuku · · ≈15 dk okuma
Sıra Cetveline İtiraz Davası ve Şikâyet Yolu
Sıra cetveline itiraz ve şikâyet yolları; yedi günlük süre, görevli mahkeme, ispat yükü, muvazaa, teminat ve dilekçe esasları hakkında rehber.
Borçlunun haczedilen mal veya haklarının satışından elde edilen para bütün alacaklıları karşılamıyorsa, bedelin hangi alacaklıya hangi sıra ve oranda ödeneceği sıra cetveliyle belirlenir. Bu cetveldeki hata bazen hacizlerin sırasından, bazen hacze iştirak koşullarından, bazen de cetvele alınan bir alacağın gerçekte mevcut olmamasından kaynaklanır. Başvurulacak yol her durumda aynı değildir. Yalnız sıralamaya ilişkin hata icra mahkemesinde şikâyet konusu yapılırken, alacağın varlığına veya miktarına ilişkin uyuşmazlık genel mahkemede sıra cetveline itiraz davasıyla ileri sürülür. Her iki yol bakımından da temel süre, cetvelin tebliğinden itibaren yedi gündür.
Sıra Cetveli Nedir?
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 140. maddesine göre satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen karşılamıyorsa icra dairesi sıra cetveli düzenler. Cetvel, yalnızca alacaklıların isimlerinin alt alta yazıldığı teknik bir belge değildir. Hangi alacağın öncelikli olduğu, hangi hacizlerin aynı derece içinde paylaşmaya katılacağı ve her dosyaya ne kadar ödeme yapılacağı bu işlemle belirlenir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca sıra cetvelinin bir örneği ilgililere tebliğ edilir. İtiraz ve şikâyet süresi bu tebliğle işlemeye başlar. Cetvel tebliğ edilmeden yalnızca dosyadan öğrenilmiş olması, her olayda aynı sonucu doğurmaz; tebligatın usulü, öğrenme tarihi ve öğrenmeye bağlanan hukuki sonuç ayrıca incelenmelidir.
Sıra cetveli hazırlanırken yalnız haciz tarihine bakılmaz. Rehinli ve imtiyazlı alacaklar, hacze iştirak koşulları, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediği, haczin ayakta olup olmadığı, satış bedelinin hangi maldan elde edildiği ve kamu alacaklarına ilişkin özel hükümler birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “benim takibim veya haczim daha eski” savunması tek başına yeterli değildir.
Sıra Cetveline İtiraz Davası ile Şikâyet Arasındaki Fark
İcra ve İflâs Kanunu'nun 142. maddesi iki ayrı başvuru yolu öngörür. Uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesi, görevli mahkemenin ve talep sonucunun belirlenmesi bakımından zorunludur.
Yalnız sıraya ilişkin uyuşmazlıkta şikâyet
İtiraz, alacağın varlığına veya miktarına değil yalnız sıralamaya ilişkinse icra hukuk mahkemesine şikâyet yoluyla başvurulur. Şu iddialar kural olarak bu kapsamda değerlendirilir:
- Bir haczin tarihinin veya derecesinin yanlış esas alınması,
- Hacze iştirak koşullarının hatalı değerlendirilmesi,
- Haczi düşmüş veya hukuken dikkate alınmaması gereken bir dosyanın cetvele alınması,
- Rehin, rüçhan veya imtiyaz sırasının yanlış uygulanması,
- Aynı derecede bulunması gereken alacaklıların garameten paylaştırmaya katılmaması,
- Satış bedelinin ilgili olmadığı bir haciz dosyasına pay ayrılması.
Şikâyetin konusu icra müdürünün sıra cetveli düzenleme işlemidir. İcra dairesi davalı olarak gösterilmez. Cetvelin değişmesinden hakkı etkilenecek alacaklıların karşı taraf olarak gösterilmesi gerekir.
Alacağın esası veya miktarı tartışılıyorsa itiraz davası
Cetvele alınan alacağın hiç doğmadığı, sona erdiği, ödendiği, gerçekte gösterilenden daha az olduğu veya borçlu ile alacaklının diğer alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı bir takip oluşturduğu ileri sürülüyorsa genel mahkemede sıra cetveline itiraz davası açılır.
Örnek olarak şu iddialar maddi hukuka ilişkin itiraz niteliğindedir:
- Davalı alacaklının borçludan gerçek bir alacağının bulunmaması,
- Takibe dayanak bononun gerçek bir borç ilişkisini yansıtmaması,
- Alacağın ödeme, ibra, takas veya başka bir sebeple sona ermiş olması,
- Alacağın sıra cetvelinde yazılı miktardan daha düşük olması,
- Alacağın borçlu ile alacaklı arasındaki danışıklı işlemle oluşturulması.
Davacı hem sıraya hem de alacağın esasına itiraz ediyorsa, uyuşmazlığın bölünmesi yerine genel mahkemede bir bütün olarak incelenmesi gerekir. Dilekçenin başlığında “sıra cetveline itiraz” yazılması tek başına yeterli değildir; mahkeme talebin dayandığı vakıalara göre hukuki nitelendirme yapar.
Sıra Cetveline İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Hacizde düzenlenen sıra cetveline karşı itiraz davası ve şikâyet, cetvel örneğinin ilgili alacaklıya tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Bu kısa süre geçirildiğinde sıra cetveli, süresinde başvurmayan kişi bakımından kesinleşir.
Sürenin hesabında tebliğ günü hesaba katılmaz. Son günün resmî tatile rastlaması, usulsüz tebligat, elektronik tebligatın açılmış sayıldığı tarih ve vekile yapılan tebligat gibi konular genel süre kurallarıyla birlikte incelenir. Usulsüz tebligat iddiasını kimin ileri sürebileceği de önemlidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/2731 E. ve 2025/3977 K. sayılı kararında, başka bir takip dosyasındaki tebligat usulsüzlüğünün kural olarak o tebligatın muhatabı tarafından ileri sürülebileceği; üçüncü bir alacaklının bu usulsüzlüğe dayanamayacağı vurgulanmıştır.
Yedi günlük süre içinde yalnızca genel ifadeler içeren bir dilekçe verilmesi güvenli değildir. Hangi alacaklının hangi dosyadaki alacağına, hangi sıra veya miktar yönünden itiraz edildiği ve cetvelin davacının payını nasıl etkilediği açıkça gösterilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Şikâyette görevli mahkeme
Yalnız sıraya ilişkin şikâyet, sıra cetvelini düzenleyen icra dairesinin bağlı olduğu icra hukuk mahkemesinde görülür. İcra mahkemesi, icra müdürlüğü işleminin kanuna ve somut olaya uygun olup olmadığını inceler.
İtiraz davasında görevli mahkeme
Alacağın esasına veya miktarına ilişkin sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Davanın ticari işletmelerle bağlantılı olması, tek başına bu özel dava türünü asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz. Bununla birlikte kamu alacağı, özel kanunla düzenlenen rehin, banka tasfiyesi veya iflas gibi özel durumlarda görev ve yargı yolu ayrıca değerlendirilmelidir.
Yetkili mahkeme
İcra ve İflâs Kanunu'nun 142. maddesi, itiraz davasının takibin icra edildiği yer mahkemesinde açılacağını düzenler. Uygulamada bu yer, sıra cetvelini düzenleyen icra dairesinin bulunduğu yerdir. Şikâyet de aynı icra dairesinin bağlı olduğu icra hukuk mahkemesine yapılır.
Yanlış mahkemeye başvurulması, yedi günlük sürenin kısalığı nedeniyle ciddi risk yaratır. Görev veya yetki tartışmasının sonradan çözülebileceği düşüncesiyle gelişigüzel başvuru yapılmamalıdır.
Davanın Tarafları ve Hukuki Yarar
Sıra cetveline itiraz davasını, cetvelde yer alan başka bir alacaklının alacağına veya payına itiraz etmekte hukuki yararı bulunan alacaklı açabilir. Davanın kabulü hâlinde davacının sıra cetvelinden alacağı payın artması gerekir. İtiraz edilen alacağın cetvelden çıkarılması veya azaltılması davacının payını hiçbir şekilde değiştirmeyecekse hukuki yarar bulunmayabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.12.2025 tarihli, 2025/3916 E. ve 2025/4425 K. sayılı kararında, sıra cetvelinin iptali sonucunda payı değişmeyen alacaklının kanun yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, dava açılırken de davacının elde edeceği somut yararın hesaplanmasını gerekli kılar.
Davalı, kural olarak alacağına veya sırasına itiraz edilen alacaklıdır. Borçlu, her sıra cetveline itiraz davasında zorunlu davalı değildir. Ancak talebin yalnız İİK m. 142 kapsamındaki paylaştırma uyuşmazlığını aşarak Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı genel muvazaa veya başka bir maddi hukuk talebine dönüşmesi hâlinde taraf teşkili farklılaşabilir.
İcra müdürlüğü veya icra dairesi, sıra cetveline itiraz davasında taraf değildir. Şikâyette de uyuşmazlık, icra müdürlüğü ile şikâyetçi arasında bir özel hukuk davası gibi kurulmaz; işlemden hakkı etkilenen alacaklılar gösterilir.
Borçlunun sıra cetveline karşı başvuru hakkı ise sınırlıdır. İİK m. 142/1 doğrudan alacaklıyı esas almakla birlikte, borçlunun icra müdürlüğü işlemi nedeniyle somut ve güncel hukuki yararının bulunduğu bazı hâllerde İİK m. 16 kapsamında şikâyet hakkı gündeme gelebilir. Bu ihtimal, alacaklının itiraz davasıyla karıştırılmamalıdır.
İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller
Sıra cetveline itiraz davasında uyuşmazlığın niteliğine göre ispat yükü değişir. Sırf haciz tarihi veya hacze iştirak koşullarına dayanan şikâyette icra dosyaları, haciz müzekkereleri, tapu ve trafik sicili cevapları, satış tutanakları ve sıra cetveli belirleyici olur.
Muvazaa iddiasına dayanan itiraz davalarında Yargıtay, ispat yükünü alacağına itiraz edilen davalı alacaklıya yüklemektedir. Davalı, alacağının gerçek olduğunu, miktarını ve takibe konu borcun hangi hukuki ilişkiden doğduğunu takipten önce düzenlenmiş, birbirini doğrulayan ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek nitelikte delillerle ortaya koymalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.12.2025 tarihli, 2025/3685 E. ve 2025/4349 K. sayılı kararında, taraflar arasında istenilen tarihte düzenlenebilecek bir bononun tek başına gerçek alacağı ispatlamaya yeterli olmadığı belirtilmiştir. Davalı alacaklı, borçlunun kefalet borçlarını ödediğini ileri sürmüş; ancak bu ödemeleri ve temel ilişkiyi doğrulayan delilleri sunamamıştır. Yargıtay, davanın reddine ilişkin kararı bu nedenle bozmuştur.
Somut olaya göre kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Sıra cetveli ve tebliğ mazbatası,
- Sıra cetveline giren bütün icra dosyaları,
- Haciz talepleri, haciz müzekkereleri ve sicil cevapları,
- Satış ilanı, ihale tutanağı ve satış bedelinin dosyaya giriş kayıtları,
- Kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnameleri ve temlik belgeleri,
- Banka dekontları ve hesap hareketleri,
- Fatura, sevk irsaliyesi, teslim belgesi ve ticari defter kayıtları,
- Kambiyo senetleri ve bu senetlerin temel ilişkisini gösteren belgeler,
- Ödeme, ibra, takas veya borcun sona erdiğini gösteren kayıtlar,
- Bilirkişi incelemesi.
Bilirkişi, hukuki sıralamayı belirleyen hâkim yerine geçemez. İnceleme; haciz tarihleri, alacak miktarları, faiz hesabı, yapılan ödemeler ve garame hesabı gibi teknik konularla sınırlı tutulmalıdır.
Önceki Haciz Her Zaman Öncelik Sağlar mı?
Hayır. Haciz tarihinin eski olması önemli olmakla birlikte tek başına kesin sonuç doğurmaz. Öncelikle haczin geçerli ve ayakta olması gerekir. Ayrıca alacaklının hacze iştirak koşullarını taşıyıp taşımadığı, ihtiyati haczin ne zaman kesinleştiği, satış bedelinin hangi mal veya hakka ait olduğu, rehin ve imtiyazların bulunup bulunmadığı araştırılır.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 100 ve 101. maddelerindeki hacze iştirak kuralları ile 206. maddesindeki imtiyaz sıraları dikkate alınmadan yalnız tarih karşılaştırması yapmak eksik incelemedir. Aynı dereceye katılan alacaklılar arasında satış bedeli, alacak miktarları oranında garameten paylaştırılabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.10.2025 tarihli, 2025/2421 E. ve 2025/3524 K. sayılı kararında, borçlunun alacağını hacizden önce temlik ettiği ve temlikin geçerli olduğu durumda, haciz tarihinde artık borçluya ait olmayan bir hak üzerine haciz konulamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay, bu durumda sıra cetveline itiraz yerine şartları varsa tasarrufun iptali davasının değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu karar, yanlış hukuki yol seçiminin davanın reddine neden olabileceğini göstermektedir.
Aynı Sıra Cetveline Karşı Birden Fazla Dava Açılması
Aynı sıra cetveline karşı birden fazla alacaklı ayrı ayrı dava veya şikâyet yoluna başvurabilir. Bu dosyaların birbirinden bağımsız yürütülmesi, çelişkili karar riskini artırır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında bağlantılı dosyaların birleştirilmesi değerlendirilebilir.
Bir alacaklının süresinde başvurmuş olması, diğer alacaklıların yedi günlük süresini korumaz. Her alacaklı kendi hukuki yararını ve itirazını süresinde ileri sürmelidir. İtiraz davasında verilen hükmün etkisi kural olarak taraflar ve dava konusu payla sınırlıdır; başvurmayan diğer alacaklıların aynı sonucu kendiliğinden elde edeceği varsayılmamalıdır.
Mahkemenin Verebileceği Karar
Yalnız sıraya ilişkin şikâyet kabul edilirse icra mahkemesi, hukuka aykırı sıra cetvelini iptal eder veya şikâyetin niteliğine göre düzeltilmesini sağlar. Yargıtay uygulamasında, mahkemenin yeni sıra cetvelini bizzat düzenlememesi; iptal nedenlerini ortaya koyarak yeni cetvelin icra müdürlüğünce hazırlanmasına imkân vermesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli, 2014/23-1179 E. ve 2015/2434 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.05.2022 tarihli, 2021/2641 E. ve 2022/2774 K. sayılı kararı bu yöndedir. Öğretide ise icra mahkemesinin uyuşmazlığı tam olarak çözebilmesi için yeni cetvelin hangi esaslarla düzenleneceğini hüküm fıkrasında daha açık göstermesi gerektiği savunulmaktadır.
Alacağın varlığına veya miktarına ilişkin itiraz davasında ise talep sonucu farklı kurulmalıdır. Davalı alacaklıya ayrılan payın, davacının alacağı ve yargılama giderleriyle sınırlı olarak davacıya ödenmesi; artan kısım varsa davalıya bırakılması gündeme gelebilir. Davanın yalnızca “sıra cetvelinin iptali” şeklinde soyut bir taleple açılması, uyuşmazlığın maddi hukuk boyutunu karşılamayabilir.
Teminat Karşılığında Payın Tahsili
Sıra cetveline karşı şikâyet veya itiraz yapılmış olması, hak sahibi görünen alacaklının hiçbir koşulda ödeme alamayacağı anlamına gelmez. İcra ve İflâs Kanunu'nun 142/a maddesine göre sıra cetvelinde hak sahibi görünen alacaklı, bankadan alınmış kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya sunarak payına düşen tutarı tahsil edebilir.
Teminat mektubu, tahsil edilen tutarın kısmen veya tamamen dosyaya iadesi gerekirse ana para ile iade tarihine kadar işleyecek faizi kapsamalıdır. Teminat tutarı icra dairesince belirlenir. Bu imkân, uzun süren yargılama sırasında paranın dosyada beklemesini önlemeyi amaçlar; ancak teminat metninin kanuni koşulları karşılamaması hâlinde ödeme yapılamaz.
Zorunlu Arabuluculuk Uygulanır mı?
İcra mahkemesine yapılan şikâyet bir dava olmadığı için zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.
Asliye hukuk mahkemesinde açılan sıra cetveline itiraz davası bakımından ise öğretide, davanın doğrudan bir alacağın tahsilini değil sıra cetvelindeki pay tahsis kararının değiştirilmesini amaçlayan özel nitelikli bir dava olması nedeniyle ticari dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde güçlü görüş bulunmaktadır. Buna rağmen somut talebin genel muvazaa, alacak veya tazminat davasına dönüşmesi hâlinde değerlendirme değişebilir. Yedi günlük özel süre nedeniyle arabuluculuk konusunda tereddüt varsa süre geçirilmeden hukuki yol belirlenmelidir.
İstinaf ve Temyiz
Asliye hukuk mahkemesinin sıra cetveline itiraz davası sonunda verdiği kararlar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki genel kanun yolu sistemine tabidir. Kararın istinaf veya temyize açık olup olmadığı, uyuşmazlık konusu payın değeri, karar tarihi ve o yıl için geçerli parasal sınırlar dikkate alınarak belirlenir.
İcra hukuk mahkemesinin şikâyet üzerine verdiği kararların kanun yolu incelemesi ise İcra ve İflâs Kanunu'nun özel hükümleriyle birlikte değerlendirilir. İlk derece kararına karşı süresinde istinaf yoluna başvurmayan tarafın, istinaf aşamasını atlayarak doğrudan temyiz hakkı doğmaz. Kanun yoluna başvuracak tarafın karardan etkilenmesi ve güncel hukuki yararının bulunması gerekir.
Sıra Cetveline İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
Dilekçenin dosyaya özgü hazırlanması gerekir. İnternetten alınan boşluk doldurmalı metinler, uyuşmazlığın şikâyet mi yoksa itiraz davası mı olduğunu çoğu zaman ayırmaz. Sağlıklı bir dilekçede en az şu unsurlar bulunmalıdır:
- Sıra cetvelini düzenleyen icra dairesi, dosya numarası ve cetvel tarihi,
- Cetvelin davacıya tebliğ tarihi ve başvurunun süresinde olduğuna ilişkin açıklama,
- Davacının takip dosyası, haciz tarihi ve cetvelden alacağı pay,
- İtiraz edilen alacaklının takip dosyası ve cetveldeki sırası,
- Uyuşmazlığın yalnız sıraya mı, yoksa alacağın varlığı veya miktarına mı ilişkin olduğu,
- Davacının hukuki yararını gösteren karşılaştırmalı pay hesabı,
- Haczin geçerliliği, iştirak, rehin, imtiyaz ve garame yönünden somut açıklama,
- Muvazaa iddiası varsa temel ilişkiyi şüpheli kılan somut olgular,
- İcra dosyaları ve diğer delillerin açık listesi,
- Talebin, başvurulan hukuki yola uygun ve infaz edilebilir biçimde yazılması.
Dilekçe iskeleti
```text ... İCRA HUKUK MAHKEMESİNE veya ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
ŞİKÂYET EDEN / DAVACI : ... VEKİLİ : ... ŞİKÂYET OLUNAN / DAVALI : ... İLGİLİ İCRA DOSYASI : ... İcra Dairesi ... E. KONU : ... tarihli sıra cetveline karşı, süresi içinde şikâyet / itirazlarımızın sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR
- Sıra cetvelinin düzenlenmesi ve tebliğ tarihi açıklanır.
- Davacının takip ve haciz bilgileri gösterilir.
- İtiraz edilen alacak veya sıraya ilişkin somut hata ortaya konulur.
- Davacının payının nasıl etkilendiği hesaplanır.
- Deliller, dosya numaralarıyla birlikte belirtilir.
HUKUKİ NEDENLER : İİK m. 16, 100, 101, 140, 141, 142 ve 142/a ile uyuşmazlığa göre HMK ve ilgili mevzuat.
DELİLLER : Sıra cetveli, tebligat evrakı, icra dosyaları, haciz ve satış kayıtları, banka kayıtları, sözleşmeler, ticari belgeler, bilirkişi incelemesi ve diğer yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM : Somut uyuşmazlığın niteliğine göre sıra cetvelinin iptali, yeni cetvelin belirtilen esaslarla düzenlenmesi veya davalıya ayrılan payın davacı alacağına tahsisi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretine karar verilmesi talep edilir. ```
Bu iskelet tek başına dava dilekçesi değildir. Özellikle görevli mahkeme, taraflar ve talep sonucu somut dosyaya göre değiştirilmeden kullanılmamalıdır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Haciz tarihini tek ölçüt saymak
Takibin veya haczin daha eski olması her zaman önce ödeme hakkı vermez. Haczin geçerliliği, iştirak koşulları, rehin ve imtiyazlar araştırılmadan yapılan tarih karşılaştırması yanıltıcıdır.
İtiraz davası ile şikâyeti karıştırmak
Alacağın gerçek olmadığı ileri sürüldüğü hâlde icra mahkemesine başvurmak veya yalnız sıralama hatası için asliye hukuk mahkemesinde dava açmak görev sorunu doğurur.
Yedi günlük süreyi kaçırmak
Sıra cetveli dosyadan öğrenildikten sonra tebligat beklenirken, elektronik tebligat tarihi gözden kaçırılırken veya arabuluculuk tartışması yapılırken süre geçirilebilir.
Yanlış kişiye husumet yöneltmek
Davanın yalnız borçluya veya icra müdürlüğüne yöneltilmesi çoğu dosyada hatalıdır. Alacağına veya sırasına itiraz edilen ve payı etkilenecek alacaklılar doğru belirlenmelidir.
Hukuki yararı hesaplamamak
İtiraz edilen alacağın cetvelden çıkarılması davacının payını artırmıyorsa dava reddedilebilir. Dilekçede mevcut ve talep edilen pay açıkça gösterilmelidir.
Bonoyu tek başına yeterli delil saymak
Muvazaa iddiası bulunan dosyalarda bono, gerçek temel ilişkiyi her zaman ispatlamaz. Para transferi, sözleşme, fatura, teslim ve muhasebe kayıtlarıyla desteklenmesi gerekir.
İflas sıra cetveliyle haciz sıra cetvelini karıştırmak
Bu makalede açıklanan yedi günlük süre hacizde düzenlenen sıra cetveline ilişkindir. İflasta sıra cetveline itiraz, İİK m. 235 kapsamında farklı taraf, süre ve görev kurallarına tabidir; temel süre ilan veya kanundaki koşullara göre tebliğden itibaren on beş gündür.
Talep sonucunu soyut bırakmak
“Cetvelin iptaline” ifadesi her uyuşmazlık için yeterli değildir. Şikâyette ve maddi hukuka ilişkin itiraz davasında kurulacak hüküm farklıdır.
Hukuki Değerlendirme
Sıra cetveli uyuşmazlıklarında temel sorun çoğu zaman haciz tarihinden önce doğru hukuki yolun belirlenmesidir. Aynı cetvelde görünen iki dosya arasındaki öncelik; hacizlerin tarihi, niteliği ve devam edip etmediği yanında hacze iştirak, rehin, imtiyaz, kamu alacağı ve satış bedelinin kaynağına göre değişir. Alacağın gerçek olmadığı iddiası ise icra dosyasındaki şekli kayıtlardan daha geniş bir maddi hukuk incelemesi gerektirir.
Bu nedenle sıra cetveline karşı hazırlanacak dilekçede yalnızca “haciz daha eskidir” veya “alacak muvazaalıdır” denilmesi yeterli olmaz. Davacının payının nasıl değişeceği, itiraz edilen alacağın hangi delillerle desteklendiği, hangi mahkemenin görevli olduğu ve talep sonucunun nasıl infaz edileceği birlikte ortaya konulmalıdır.
Yargıtayın 2025 tarihli kararları; hukuki yarar, muvazaalı alacakta ispat yükü, doğru hukuki yolun seçilmesi ve üçüncü kişinin başka takipteki tebligat usulsüzlüğüne dayanamayacağı başlıklarında somut dosya incelemesinin önemini göstermektedir. Dosyanın bütün icra takipleri ve sicil kayıtları görülmeden yapılan standart dilekçe, haklı bir itirazın usulden veya eksik inceleme nedeniyle kaybedilmesine yol açabilir.
Günser + Partners ile İletişim
Sıra cetveline itiraz ve şikâyet başvurularında yedi günlük süre, görevli mahkemenin doğru belirlenmesi ve bütün icra dosyalarının birlikte incelenmesi belirleyicidir. Yanlış mercie başvurulması, husumetin eksik yöneltilmesi veya haciz ve iştirak kayıtlarının zamanında dosyaya sunulmaması hak kaybına neden olabilir.
Somut sıra cetvelinin, ilgili takip dosyalarının ve tebligat kayıtlarının güncel mevzuat ile Yargıtay uygulaması çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça ve Doğrulama Notları
- 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, özellikle m. 16, 100, 101, 140, 141, 142, 142/a, 206 ve 235.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 2, 166, 190, 297 ve 316 vd.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 17.12.2025, E. 2025/3685, K. 2025/4349.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.10.2025, E. 2025/2421, K. 2025/3524.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 20.11.2025, E. 2025/2731, K. 2025/3977.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.12.2025, E. 2025/3916, K. 2025/4425.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 24.05.2022, E. 2021/2641, K. 2022/2774.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.11.2015, E. 2014/23-1179, K. 2015/2434.
- Karakaş, Cemal Fazıl, “Sıra Cetvelini Şikâyetin Kabulü Kararlarında Hüküm Sonucunun Oluşturulma Biçimine İlişkin Yargıtay Uygulamasının Eleştirisi”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 26, S. 1, 2022, s. 209-224.
- Aslan, Kudret, “Hacizde Sıra (Tertip)”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 54, S. 2, 2005, s. 269-318.
- Bulut, Uğur, “Sıra Cetveline İtiraz Davalarında Kesin Hüküm”, On İki Levha Yayıncılık, 2020.
- Tanrıvermiş, Barış, İcra Hukuku Bakımından Arabuluculuk, On İki Levha Yayıncılık, 2025.
Sık Sorulan Sorular
Hacizde düzenlenen sıra cetveline karşı başvuru, cetvel örneğinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.