Blog / İdare Hukuku
İdari Davada Husumet: Dava Kime Karşı Açılmalı?
· ≈6 dk okuma · İdare Hukuku
İdari davalarda doğru hasım idarenin tespiti, husumet yokluğunun sonuçları ve husumetin dilekçe ret aşamasında düzeltilmesi.
İdari davada husumet, davanın hangi idareye karşı açılması gerektiğine ilişkin usul sorunudur. Yanlış hasım gösterilerek açılan bir dava, esası incelenmeden usul yönünden reddedilebilir ya da düzeltme aşamasında ciddi süre kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle idari dava açmadan önce, işlemi hangi idari makamın tesis ettiğinin ve davanın kime yöneltilmesi gerektiğinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşır.
i. Husumet Neden Bu Kadar Önemlidir?
Özel hukuk davalarının aksine idari davalarda hasım, çoğu zaman gerçek bir kişi değil bir kamu tüzel kişisi veya kurumdur. İşlemi hangi idarenin tesis ettiği, kurumun teşkilat yapısına, yetki devrine ve somut olayın niteliğine göre değişebilir. Yanlış idareye karşı açılan dava, davalı idarenin husumet itirazı üzerine reddedilebilir; bu da zaman kaybına ve bazı hâllerde dava açma süresinin dolmasına bağlı olarak hak kaybına yol açabilir.
ii. İdari Davalarda Doğru Hasım Nasıl Belirlenir?
Doğru hasımın belirlenmesinde şu kriterler yol göstericidir:
- İşlemi tesis eden makam: Kural olarak dava, işlemi fiilen yapan idari makamın bağlı olduğu tüzel kişiye karşı açılır. Örneğin bir belediye başkanlığının işlemine karşı dava belediye tüzel kişiliğine; bir bakanlık taşra teşkilatının işlemine karşı dava ilgili bakanlığa karşı açılır.
- Tüzel kişilik: Dava, işlemi yapan birimin kendisine değil, o birimin bağlı olduğu kamu tüzel kişiliğine (bakanlık, belediye, üniversite, kamu kurumu gibi) karşı açılmalıdır.
- Yetki devri: İşlem, yetki devri yoluyla başka bir makam adına tesis edilmişse, husumetin devreden mi devralan mı idareye yöneltileceği somut yetki devri düzenlemesine göre belirlenir.
- Birden fazla idarenin ortak işlemi: Bazı işlemler birden fazla idarenin ortak kararıyla tesis edilir; bu durumda davanın işleme katılan idarelerin tamamına yöneltilmesi gerekebilir.
iii. Husumetin Yanlış Gösterilmesinin Sonuçları
İYUK m. 14 uyarınca dilekçeler, ilk inceleme aşamasında görev, yetki, ehliyet, husumet, süre ve şekil yönünden incelenir. Husumetin yanlış idareye yöneltildiğinin tespiti hâlinde, mahkeme davayı doğrudan reddetmek yerine, İYUK m. 15 çerçevesinde dilekçenin görevli ve yetkili mahkemeye ya da doğru hasma tebliği için gerekli işlemleri yapabilir; ancak bu konudaki uygulama, husumetin niteliğine ve mahkemenin değerlendirmesine göre değişebilir. Bu nedenle davanın en baştan doğru hasma yöneltilmesi, gereksiz usul tartışmalarını önler.
iv. Kamu Görevlisi Şahsen Hasım Gösterilebilir mi?
Kural olarak hayır. İdari işlem, işlemi imzalayan kamu görevlisinin şahsi işlemi değil, bağlı olduğu idarenin işlemidir. Bu nedenle idari davalarda kamu görevlisi şahsen hasım gösterilmez; dava, görevlinin bağlı olduğu idareye karşı açılır. İstisnası, kamu görevlisinin görev alanı dışında, kişisel kusuruyla verdiği zararlara ilişkin adli yargıda açılacak rücu davalarıdır; bu durum idari dava husumetinden tamamen farklı bir konudur.
v. Tam Yargı Davalarında Husumet
Tam yargı davalarında da husumet, zarara yol açan işlem veya eylemi gerçekleştiren idareye karşı yöneltilir. Birden fazla idarenin müşterek kusuruyla zarar doğmuşsa, davanın zarardan sorumlu tüm idarelere karşı açılması, ileride husumet itirazıyla karşılaşmamak açısından önemlidir.
vi. Merkezi ve Taşra Teşkilatı Ayrımının Etkisi
Bazı kamu kurumlarının merkez ve taşra teşkilatı bulunur. İşlemin taşra biriminde tesis edilmiş olması, davanın taşra birimine değil, kurumun tüzel kişiliğine (genellikle merkez teşkilata bağlı olarak) karşı açılmasını gerektirebilir. Somut kurumun teşkilat kanunu ve yetki devri düzenlemeleri bu noktada belirleyicidir.
vii. Özel Hukuk Tüzel Kişiliğine Sahip Kamu Kuruluşlarında Husumet
Bazı kamu kurumları, özel hukuk hükümlerine tabi ayrı bir tüzel kişilik olarak yapılandırılmıştır. Bu tür kuruluşların işlemlerine karşı açılacak davalarda husumetin doğru tespiti için kuruluşun kanunla kurulmuş bağımsız tüzel kişiliğe mi sahip olduğu, yoksa bağlı olduğu bakanlık veya kurumun bir birimi mi olduğu incelenmelidir. Bu konudaki belirsizlik, davanın hem hangi tüzel kişiye hem de hangi yargı koluna (adli mi idari mi) yöneltileceği tartışmasını da beraberinde getirebilir.
viii. Davaya Sonradan Müdahil Olma İmkânı
Dava sırasında, işlemle hukuki menfaati bulunan ancak taraf olarak gösterilmemiş üçüncü bir idarenin veya kişinin varlığı ortaya çıkabilir. Bu durumda mahkeme, davayı ilgili idareye veya kişiye ihbar edebilir; ilgili taraf da davaya müdahil olarak katılabilir. Bu yol, husumetin baştan eksik kurulmuş olması hâlinde davanın tamamen reddedilmesi yerine, sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayabilir.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Husumet meselesi, davanın kime karşı açılacağıyla ilgiliyken, görev ve yetki davanın hangi mahkemede görüleceğiyle ilgilidir. İdari işlemlere karşı davalarda görevli yargı yeri idare mahkemeleri, yetkili mahkeme ise kural olarak işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer idare mahkemesidir. Husumetin doğru belirlenmesi, aynı zamanda yetkili mahkemenin de doğru tespit edilmesine katkı sağlar.
x. Dava Açma Süresi
Husumetin yanlış gösterilmesi hâlinde dahi, dava açma süresi İYUK m. 7 uyarınca kural olarak altmış gündür ve bu süre, işlemin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye devam eder. Husumetteki hatanın düzeltilmesi süreyi durdurmaz; bu nedenle dava açılmadan önce doğru hasmın tespiti büyük önem taşır.
xi. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarında Husumet
Barolar, odalar ve benzer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının işlemlerine karşı açılacak davalarda husumet, doğrudan o meslek kuruluşunun kendi tüzel kişiliğine yöneltilir; bu kuruluşlar bakanlığa veya başka bir kamu idaresine bağlı olmadıklarından davanın bir üst idareye yöneltilmesi doğru olmaz. Benzer biçimde üniversitelerin, belediye şirketlerinin ve kamu kurumu niteliğindeki diğer özerk yapıların işlemlerinde de husumetin bu kuruluşların kendi tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekir. Somut kuruluşun teşkilat kanunu ve statüsü, bu konudaki tereddütleri gidermek için öncelikle incelenmelidir.
xii. Davanın Islahı ile Husumet Hatasının Düzeltilmesi
Yargılama sırasında yanlış hasım gösterildiğinin fark edilmesi hâlinde, bazı durumlarda dilekçedeki hasmın düzeltilmesi talep edilebilir. Ancak bu imkânın kapsamı sınırlıdır ve dava açma süresi geçtikten sonra tamamen yeni bir idareye karşı talep ileri sürülmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle davanın en başında doğru hasmın tespit edilmesi, sonradan düzeltme yoluna güvenmekten çok daha güvenli bir yaklaşımdır.
xiii. Sık Yapılan Hatalar
- İşlemi imzalayan kamu görevlisini şahsen hasım göstermek,
- işlemi fiilen tesis eden taşra birimini, bağlı olduğu tüzel kişilik yerine hasım göstermek,
- yetki devri bulunan işlemlerde devreden ve devralan idareyi karıştırmak,
- birden fazla idarenin ortak işleminde yalnız birine karşı dava açmak,
- husumet itirazıyla karşılaşıldıktan sonra dava açma süresinin dolmuş olabileceğini göz ardı etmek,
- tam yargı davalarında zarardan sorumlu tüm idareleri davaya dahil etmemek.
xiv. Hukuki Değerlendirme
İdari davalarda doğru hasmın tespiti, davanın esasına girilebilmesinin ön koşuludur. İşlemi tesis eden makamın teşkilat yapısı, yetki devri düzenlemeleri ve tüzel kişilik yapısı dikkatle incelenmeden açılan davalar, gereksiz usul tartışmalarına ve süre kayıplarına yol açabilir. Somut idari işlemde doğru hasmın belirlenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Husumet yanlışlığı, mahkemece ilk incelemede tespit edilebilir; ancak bu durumun sonucu somut usul kurallarına ve mahkemenin değerlendirmesine göre değişir. Bu nedenle en baştan doğru hasmın belirlenmesi önemlidir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
İYUK m. 3 · İYUK m. 15 · İYUK m. 14
Bu yazı İdare Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İdare Hukuku — İlgili Yazılar
- İdari İşlemin Unsurları Nelerdir? Sakatlık Halleri ve Sonuçları
- Memur Terfi ve Kademe İlerlemesi Uyuşmazlıklarında Dava Yolu
- Memurun Naklen Atanmasına Karşı Dava Açılabilir mi?
- İdarenin İşlemi Geri Alması ve Kaldırması: İptalden Farkı Nedir?
- Kamu Personeli Sınav ve Atama İşlemlerine Karşı Dava Nasıl Açılır?
- Askerlik Yoklama, Sevk ve Erteleme İşlemleri: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar