İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

İflas Nedir? İflas Yolları ve İflas Davası Nasıl Görülür?

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

Kimler iflasa tabidir, takipli ve doğrudan doğruya iflas yolları, iflas ödeme emrine itiraz, depo kararı, borca batıklık bildirimi ve görevli mahkeme.

İflas, borçlarını ödeyemeyecek durumdaki bir tacirin tüm malvarlığının, tüm alacaklılarının alacağını karşılamak üzere topluca tasfiye edilmesidir. Haciz yolunda alacaklı yalnız kendi alacağı için belirli malları takip ederken, iflasta borçlunun haczedilebilen bütün malvarlığı bir bütün olarak tasfiyeye girer ve alacaklılar kanunda öngörülen sıraya göre pay alır.

Bu yönüyle iflas, bireysel bir tahsil yöntemi değil, külli tasfiye yoludur. İflasa karar verme yetkisi icra dairesinde değil, mahkemededir.

i. Kimler İflasa Tabidir?

İflas yoluna kural olarak yalnız tacirler ve kanunen tacir gibi sorumlu tutulan kişiler başvurabilir. Buna göre:

  • gerçek kişi tacirler,
  • anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler,
  • kooperatifler,
  • ticari işletme işleten dernek ve vakıflar,
  • donatma iştiraki,
  • ticaret şirketinin sorumlu ortakları

iflasa tabidir. Tacir olmayan gerçek kişiler hakkında iflas yoluna gidilemez; onlara karşı yalnız haciz yolu izlenebilir.

Ticareti terk eden tacir bakımından da belirli bir süre içinde iflas yolu açık kalır. Ticaretin terki, kanunda öngörülen usulle ticaret siciline bildirilmemişse ayrı sorumluluklar doğar.

ii. İflas Yolları

İcra ve İflas Kanunu iki temel yol öngörür.

Takipli iflas yolu: Alacaklı önce icra dairesinde iflas yoluyla takip başlatır, borçluya iflas ödeme emri gönderilir ve sonuç alınamazsa ticaret mahkemesinden iflas kararı istenir. Bu yolun bir de kambiyo senetlerine mahsus özel biçimi vardır.

Doğrudan doğruya iflas yolu: Takip yapılmaksızın doğrudan mahkemeden iflas istenir. Bu yola hem alacaklı hem borçlu belirli şartlarla başvurabilir.

iii. Takipli İflas Yolu Nasıl İşler?

Süreç şu aşamalardan oluşur:

  1. Takip talebi: Alacaklı, İİK m. 154 uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesinde iflas yoluyla takip başlatır.
  2. İflas ödeme emri: İİK m. 155 uyarınca borçluya iflas ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu, tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir; ödeme süresi ise kanunda ayrıca gösterilmiştir.
  3. İtiraz edilmemesi: Borçlu itiraz etmez ve borcu da ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilir.
  4. İtiraz edilmesi: Borçlu itiraz ederse alacaklı, ticaret mahkemesinde itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasını talep eder. Bu talebe uygulamada iflas davası denir.
  5. Depo kararı: Mahkeme, itirazı yerinde görmezse borçluya borcunu ödemesi için bir süre verir. Bu karara depo kararı denir. Borç bu süre içinde yatırılırsa iflas kararı verilmez; yatırılmazsa iflasa karar verilir.

Depo kararı, iflas davasının en kritik aşamasıdır. Borçlu şirketler için bu aşama, tasfiyeden kurtulmanın son fırsatı niteliğindedir.

iv. Doğrudan Doğruya İflas

Bazı hâllerde takip yapılmasına gerek kalmadan mahkemeden iflas istenebilir.

Alacaklının talebiyle doğrudan iflas: İİK m. 177 uyarınca borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması, taahhütlerinden kurtulmak için kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması, haciz yoluyla yapılan takipte mallarını saklaması, ödemelerini tatil etmesi veya konkordato mühletinin kaldırılması gibi hâllerde alacaklı doğrudan mahkemeye başvurabilir.

Borçlunun talebiyle doğrudan iflas: İİK m. 178 uyarınca borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek kendi iflasını isteyebilir. Sermaye şirketlerinde bu yol, yönetim organının yükümlülükleriyle yakından ilgilidir.

v. Sermaye Şirketlerinde Borca Batıklık

Sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından özel bir düzen vardır. TTK m. 376, sermaye kaybı ve borca batıklık hâllerinde yönetim organına belirli yükümlülükler yükler:

  • Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının belirli oranlarda karşılıksız kalması hâlinde genel kurulun toplantıya çağrılması ve iyileştirici önlemlerin sunulması gerekir.
  • Şirketin borca batık durumda olduğundan şüphe edilmesi hâlinde ara bilanço düzenlenir.
  • Borca batıklık tespit edilirse durum mahkemeye bildirilir.

İİK m. 179 uyarınca borca batıklık bildirimi üzerine mahkeme, şirketin iflasına karar verir. İflasın ertelenmesi kurumu 2018 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün mali güçlük içindeki şirketlerin başvurabileceği kurtarma yolu iflasın ertelenmesi değil, konkordatodur. Bu nedenle borca batık şirketlerin, iflas bildirimi ile birlikte konkordato talebinde bulunup bulunmayacağını değerlendirmesi gerekir.

Borca batıklık durumunda mahkemeye bildirimde bulunmayan yönetim kurulu üyeleri ve müdürler, şirketin ve alacaklıların zararından kişisel olarak sorumlu tutulabilir.

vi. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İflas davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Tüzel kişilerde muamele merkezi kural olarak ticaret siciline tescil edilen merkezdir; ancak fiilî yönetim merkezinin farklı olduğu iddiası incelenebilir.

Yetki, iflas davalarında kamu düzenine ilişkin sayılır. Bu nedenle taraflar yetki sözleşmesiyle başka bir mahkemeyi yetkili kılamaz.

İflas davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak davası olmadığından dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

vii. İflas Davasında Usul

İflas davası basit yargılama usulüne göre görülür. Davanın açılmasıyla birlikte mahkeme, borçlunun malvarlığının korunması için tedbirlere hükmedebilir.

İflas talebi mahkemece ilan edilir; böylece diğer alacaklıların da davadan haberdar olması ve haklarını korumaları sağlanır. İflas kararı verildiğinde karar ayrıca ilan edilir ve ticaret siciline bildirilir.

İflas kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir. Kanun yoluna başvurulması iflasın sonuçlarını kendiliğinden durdurmaz; bu nedenle tedbir talebi ayrıca değerlendirilir.

viii. İflas Kararının İlk Sonuçları

İflas kararının verilmesiyle birlikte:

  • borçlunun haczedilebilen tüm malvarlığı iflas masasını oluşturur,
  • borçlunun masaya ait mallar üzerindeki tasarruf yetkisi ortadan kalkar,
  • borçlu aleyhindeki takipler kural olarak durur ve düşer,
  • vadesi gelmemiş borçlar muaccel hâle gelir,
  • tasfiye, iflas dairesi ve iflas idaresi eliyle yürütülür.

Bu sonuçların ayrıntısı iflasın hukuki sonuçları ve iflas masası başlığı altında ayrıca incelenir.

ix. Sık Yapılan Hatalar

  • Tacir olmayan borçlu hakkında iflas yoluna başvurmak.
  • İflas takibini yetkisiz icra dairesinde başlatmak.
  • İflas ödeme emrine yedi günlük süre içinde itiraz etmemek.
  • Depo kararının gereğini süresinde yerine getirmemek.
  • Borca batıklık tespit edildiği hâlde mahkemeye bildirimde bulunmamak.
  • İflasın ertelenmesi kurumunun hâlâ yürürlükte olduğunu sanmak.
  • Konkordato seçeneğini değerlendirmeden iflas bildirimi yapmak.
  • İflas davasında ilan ve tedbir taleplerini ihmal etmek.

x. Hukuki Değerlendirme

İflas, hem alacaklı hem borçlu bakımından geri dönüşü zor sonuçlar doğuran bir süreçtir. Alacaklı için iflas, bireysel takiple sonuç alınamayan hâllerde tüm malvarlığına ulaşmayı sağlayan güçlü bir araçtır; ancak tasfiye süreci uzun sürer ve alacağın tamamının tahsili çoğu zaman mümkün olmaz.

Borçlu şirketler bakımından ise erken teşhis belirleyicidir. Borca batıklık belirtileri ortaya çıktığında yönetim organının bildirim yükümlülüğü doğar; bu aşamada konkordato ile iflas arasındaki seçim, hem şirketin devamlılığı hem de yöneticilerin kişisel sorumluluğu bakımından sonuç doğurur. İflas riski taşıyan bir alacak veya borç yapısının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Gerçek kişi tacirler iflasa tabidir. Tacir sıfatı bulunmayan kişiler hakkında ise yalnız haciz yolu izlenebilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

İİK m. 154 · İİK m. 155 · İİK m. 177 · İİK m. 179 · TTK m. 376