Aile Hukuku · · ≈16 dk okuma
Nafaka Nasıl Hesaplanır? 2026 Yılında Nafaka Miktarının Belirlenmesi
Nafaka nasıl hesaplanır? 2026 asgari ücreti, yoksulluk ve iştirak nafakası ölçütleri, artırım, süre, görev ve deliller güncel olarak açıklanmıştır.
Türkiye’de nafaka miktarını maaşın belirli bir yüzdesine bağlayan yasal bir tarife yoktur. Uygulamada zaman zaman “maaşın yüzde 20’si” veya “gelirin yüzde 30’u” gibi oranlar kullanılsa da bunlar kanuni hesaplama yöntemi değildir. Mahkeme; nafakanın türünü, tarafların gerçek gelir ve giderlerini, mal varlığını, yaşam koşullarını, ödeme gücünü ve çocuk varsa çocuğun somut ihtiyaçlarını birlikte değerlendirir. Bu nedenle aynı gelire sahip iki kişinin farklı tutarlarda nafaka ödemesine karar verilmesi mümkündür.
2026 yılı net asgari ücreti 28.075,50 TL, brüt asgari ücret ise 33.030,00 TL’dir. Bu tutar ekonomik değerlendirmede önemli bir veri olmakla birlikte, tek başına nafakanın kaç lira olacağını göstermez. Asgari ücretin belirli bir oranını nafaka olarak kabul eden bağlayıcı bir kural bulunmamaktadır.
Nafaka Türleri Nelerdir?
“Nafaka hesabı” denildiğinde hangi nafaka türünden söz edildiği önce belirlenmelidir. Çünkü her nafaka türünün amacı ve değerlendirme ölçütleri aynı değildir.
Tedbir nafakası
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşin ve çocukların geçimini korumaya yönelik geçici bir önlemdir. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim, dava süresince eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunması için gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir.
Tedbir nafakasında boşanmadaki kusur, yoksulluk nafakasındaki şartlarla aynı şekilde değerlendirilmez. Burada temel mesele, yargılama sürerken tarafların ve çocukların korunmasıdır. Bununla birlikte nafaka yükümlüsünün ödeme gücü bulunup bulunmadığı yine araştırılır.
Yoksulluk nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan eş lehine hükmedilen nafakadır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre nafaka, yükümlünün mali gücü oranında belirlenir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir.
Yoksulluk nafakası bir tazminat değildir. Amaç, boşanma öncesindeki bütün yaşam standardını aynen sürdürmek veya eşler arasındaki gelir farkını tamamen ortadan kaldırmak da değildir. Korunan menfaat, boşanma nedeniyle temel ve zorunlu geçimini sağlayamayacak duruma düşen eşin uygun ölçüde desteklenmesidir.
İştirak nafakası
İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve gelişim giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 182. ve 330. maddelerine göre miktar; çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın hayat koşulları, ödeme güçleri ve varsa çocuğun gelirleri dikkate alınarak belirlenir.
İştirak nafakası eş için değil, çocuk için hükmedilir. Velayeti kullanan ebeveynin çocuğun günlük bakımını üstlenmesi de ekonomik değeri bulunan bir katkıdır. Bu nedenle giderlerin her zaman iki ebeveyn arasında matematiksel olarak yarı yarıya bölünmesi gerekmez.
Nafaka Maaşın Yüzde Kaçı Olarak Hesaplanır?
Kanunda “nafaka maaşın yüzde 20’sidir”, “bir çocuk için gelirin yüzde 15’i ödenir” veya “asgari ücretli kişi şu kadar nafaka verir” şeklinde bir düzenleme yoktur. Mahkemelerin bütün dosyalara uyguladığı resmî bir nafaka cetveli de bulunmamaktadır.
Nafaka hesabında sabit yüzde yaklaşımı üç nedenle yanıltıcıdır:
- Aynı maaşı alan kişilerin kira, sağlık, bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve zorunlu giderleri farklı olabilir.
- Bordroda görünen ücret, kişinin gerçek ekonomik gücünü her zaman yansıtmayabilir.
- Yoksulluk nafakası ile çocuk için iştirak nafakasının amaçları ve şartları birbirinden farklıdır.
Örneğin 2026 yılında net asgari ücret alan bir kişinin sırf bu nedenle otomatik olarak belirli bir tutarda nafaka ödeyeceği söylenemez. Nafaka talep eden eşin geliri, barınma imkânı ve mal varlığı; nafaka yükümlüsünün kira gideri, başka çocukları, düzenli borçları ve gerçek kazancı incelenmeden sağlıklı bir tutar belirlenemez.
2026 Asgari Ücretine Göre Nafaka Ne Kadar?
2026 yılı için net asgari ücret 28.075,50 TL’dir. Ancak “asgari ücretli ne kadar nafaka öder?” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek hukuken doğru değildir.
Mahkeme, asgari ücretli bir nafaka yükümlüsü bakımından özellikle şu hususlara bakar:
- Düzenli ücretin net tutarı,
- Fazla çalışma, prim, ikramiye ve yan haklar,
- Kira ödenip ödenmediği,
- Başka çocuklar veya bakmakla yükümlü olunan kişiler,
- Taşınmaz, araç, şirket ortaklığı ve mevduat gibi mal varlığı,
- Kredi ve borçların gerçekliği ile zorunlu olup olmadığı,
- Nafaka isteyen eşin geliri ve barınma koşulları,
- Çocuğun okul, servis, sağlık, beslenme ve sosyal gelişim giderleri.
Asgari ücret artışı, daha önce hükmedilmiş nafakayı kendiliğinden artırmaz. Kararda yıllık artış hükmü varsa artış bu hükme göre uygulanır. Böyle bir hüküm yoksa tarafların mali durumundaki veya ihtiyaçlardaki değişikliğe dayanılarak nafaka artırım davası açılması gerekir.
Yoksulluk Nafakası Miktarı Neye Göre Belirlenir?
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme
Nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması gerekir. Yoksulluk değerlendirmesi yalnızca işsiz olup olmamaya göre yapılmaz. Düzenli fakat temel ihtiyaçları karşılamaya yetmeyen bir gelir de yoksulluğu her zaman ortadan kaldırmaz. Buna karşılık yeterli ve sürekli gelir, önemli mal varlığı veya kira geliri nafaka talebinin reddine ya da daha düşük miktar belirlenmesine neden olabilir.
Nafaka yükümlüsünün gerçek mali gücü
Mahkeme yalnızca maaş bordrosuyla bağlı değildir. Kişinin mesleği, şirket ortaklığı, banka hareketleri, taşınmazları, araçları, kira gelirleri ve fiilî yaşam standardı değerlendirmeye alınabilir. Gelirin düşük gösterildiği iddiası varsa bu iddianın somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Ödeme gücü bulunmayan kişiye, yalnızca karşı taraf ihtiyaç içinde olduğu için sürdürülemez bir yük yüklenmesi mümkün değildir. Nafaka miktarı, talep edenin ihtiyacı ile ödeyecek tarafın mali gücü arasında makul denge kurularak belirlenir.
Tarafların yaşı, sağlık durumu ve çalışma imkânı
Nafaka isteyen eşin yaşı, eğitim durumu, mesleği, iş tecrübesi, sağlık sorunları ve iş bulma imkânı önemlidir. Çalışabilecek durumda olmak tek başına nafaka talebinin reddi için yeterli değildir; kişinin gerçekte gelir elde edip edemediği ve boşanma sonrasında temel geçimini sağlayıp sağlayamayacağı değerlendirilir.
Mal varlığı ve barınma imkânı
Tarafların konut, arsa, araç, mevduat, şirket hissesi veya kira geliri bulunması ihtiyaç ve ödeme gücü hesabını etkiler. Ancak bir taşınmazın varlığı her olayda düzenli gelir bulunduğu anlamına gelmez. Taşınmazın niteliği, kullanılabilirliği, gelir getirip getirmediği ve üzerinde takyidat bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Evlilik süresi
Evlilik süresi kanunda doğrudan bir nafaka tarifesi olarak düzenlenmemiştir. Uzun evlilik, eşin çalışma hayatından uzak kalması, mesleki imkânlarını kaybetmesi veya yaşı nedeniyle yeniden gelir elde etmesinin güçleşmesi gibi sonuçlar doğurmuşsa dolaylı olarak önem taşıyabilir. “Evlilik uzun sürdü, bu nedenle nafaka mutlaka yüksek olur” şeklinde otomatik bir kural yoktur.
Kusur
Yoksulluk nafakası isteyen eşin kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır. Eşit kusurlu veya daha az kusurlu eş şartları varsa nafaka isteyebilir. Buna karşılık nafaka ödeyecek eşin ağır kusurlu olması, tek başına nafaka miktarını cezalandırıcı biçimde yükselten bir ölçüt değildir. Nafaka, kusurun bedeli değil; ihtiyaç ve mali güç dengesine dayanan bir aile hukuku yükümlülüğüdür.
İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 330. maddesi açık biçimde çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerinin dikkate alınmasını öngörür.
Çocuk için nafaka belirlenirken şu giderler önem taşır:
- Yaşa uygun beslenme ve giyim giderleri,
- Konut ve çocuğa düşen barınma payı,
- Okul ücreti, servis, kırtasiye ve kurs giderleri,
- Sağlık, ilaç, tedavi ve özel bakım giderleri,
- Ulaşım ve iletişim giderleri,
- Çocuğun yaşına ve ailenin ekonomik düzeyine uygun sosyal ve kültürel ihtiyaçları,
- Engellilik, kronik hastalık veya özel eğitim gibi sürekli giderler.
Çocuğun bütün giderlerinin fatura ile ispatlanması her zaman mümkün değildir. Buna rağmen eğitim, servis, sağlık ve kira gibi yüksek tutarlı kalemlerin belgeyle gösterilmesi, mahkemenin gerçek ihtiyacı değerlendirmesini kolaylaştırır.
Nafaka yükümlüsünün yüksek gelirli olması, çocuğun da bu ekonomik düzeyle bağdaşan makul yaşam koşullarından yararlanmasını gerektirebilir. Bununla birlikte nafaka, velayeti kullanan ebeveyn için dolaylı bir kazanç aracına dönüştürülemez.
Nafaka Artırımı ve Azaltılması Nasıl Yapılır?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki yoksulluk nafakasının artırılmasına ya da azaltılmasına izin verir. İştirak nafakasında ise Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca durum değiştiğinde nafaka yeniden belirlenebilir veya kaldırılabilir.
Artırım veya azaltım davasında önceki karar tarihinden sonra meydana gelen değişiklikler somutlaştırılmalıdır. Şu durumlar önem taşıyabilir:
- Nafaka yükümlüsünün gelirinde sürekli ve önemli artış veya azalış,
- İş kaybı, emeklilik ya da çalışma gücü kaybı,
- Nafaka alacaklısının düzenli işe başlaması veya gelir getiren mal edinmesi,
- Çocuğun okul, sağlık veya özel eğitim giderlerinin artması,
- Kira ve temel yaşam giderlerinde belirgin değişiklik,
- Paranın alım gücündeki ciddi düşüş,
- Tarafların aile ve bakım yükümlülüklerinde değişiklik.
Enflasyon ve asgari ücret artışı mahkemece dikkate alınabilir; ancak her artış aynı oranda nafaka artışı sonucunu doğurmaz. Mahkeme, her iki tarafın güncel koşullarını yeniden değerlendirir.
Gelecek yıllar için artış oranı
Taraflardan biri talep ederse hâkim, irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda ne şekilde artırılacağını kararda gösterebilir. Uygulamada TÜİK tarafından açıklanan belirli endekslere bağlanan artış hükümleri görülebilir. Artış ölçütünün kararda açık ve uygulanabilir şekilde yazılması, her yıl yeni dava açılmasını önleyebilir.
Yoksulluk Nafakası Süreli mi, Süresiz mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin yürürlükteki metninde “süresiz olarak nafaka isteyebilir” ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, nafakanın şartlar devam ettiği sürece herhangi bir üst süre öngörülmeden talep edilebilmesini ifade eder; nafakanın her durumda ömür boyu ve değiştirilemez olduğu anlamına gelmez. Yeniden evlenme, taraflardan birinin ölümü, yoksulluğun ortadan kalkması veya kanunda belirtilen diğer sebepler nafakanın sona ermesine yol açabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde yoksulluk nafakasının toptan veya irat biçiminde ödenebilmesi düzenlenmiştir. Bu hüküm, tek başına hâkime süresiz talep edilen nafakayı her olayda belirli bir süreyle sınırlama yetkisi veren açık bir düzenleme değildir. Nafakanın süreyle sınırlandırılması konusu öğretide ve yargı uygulamasında tartışmalıdır. Kısa süren her evlilikte otomatik olarak süreli nafakaya hükmedildiği yönünde yerleşik bir kanun kuralı veya bağlayıcı tarife bulunmamaktadır.
4 Haziran 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine E.2025/156 sayılı dosyada, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemini 4 Haziran 2026 tarihinde esastan görüştü. Kamuoyuna yansıyan karara göre ibarenin iptaline ve iptal hükmünün gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
Bu makalenin güncellendiği 28 Temmuz 2026 tarihinde kararın gerekçeli metni ve karar numarası Resmî Gazete kaydı üzerinden doğrulanamadığından metne eklenmemiştir. Bu nedenle şu ayrım önemlidir:
- “Süresiz olarak” ibaresi iptal kararı verildiği gün kendiliğinden yürürlükten kalkmamıştır.
- Yürürlük, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra belirlenen dokuz aylık sürenin sonunda doğacaktır.
- Mevcut nafaka kararlarının yalnızca AYM kararı nedeniyle kendiliğinden sona erdiği söylenemez.
- Yasama organının yapacağı yeni düzenleme ve geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla 2026 yılı içinde açılan veya devam eden davalarda kararın Resmî Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığı ve yürürlük tarihi mutlaka yeniden kontrol edilmelidir.
Nafaka Ne Zaman Sona Erer?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçimindeki yoksulluk nafakası şu hâllerde kendiliğinden sona erer:
- Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi,
- Taraflardan birinin ölümü.
Şu hâllerde ise nafakanın kaldırılması için mahkeme kararı gerekir:
- Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması,
- Yoksulluğun ortadan kalkması,
- Haysiyetsiz hayat sürme şartlarının oluşması.
Nafaka alacaklısının işe başlaması her zaman nafakanın otomatik olarak kalkması sonucunu doğurmaz. Elde edilen gelirin yoksulluğu gerçekten ortadan kaldırıp kaldırmadığı incelenir. Benzer şekilde nafaka yükümlüsünün işsiz kalması da mevcut kararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; azaltma veya kaldırma için mahkemeye başvurulması gerekir.
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Çocuğun eğitimi devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu’nun eğitim süresince bakım yükümlülüğüne ilişkin hükümleri çerçevesinde ayrıca nafaka talebi gündeme gelebilir. Erginlik sonrasındaki talebin hukuki niteliği ve taraf sıfatı, çocuk adına hükmedilen iştirak nafakasından farklıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Nafaka davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu görev, 4787 sayılı Kanun’un aile hukukundan doğan dava ve işleri aile mahkemelerine bırakan 4. maddesine dayanır.
Boşanma davası devam ederken tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası talepleri boşanma dosyasında ileri sürülebilir.
Boşanma kesinleştikten sonra açılacak nafaka davalarında Türk Medeni Kanunu’nun 177. maddesi uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yetki itirazının süresinde ileri sürülmesi ve somut davanın türü ayrıca değerlendirilmelidir.
Nafaka Talebinde Süre Var mıdır?
Yoksulluk nafakası boşanma davası içinde talep edilebileceği gibi, boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrı dava yoluyla da istenebilir. Ayrı dava açılacaksa Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Süre, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle başlar.
Bu süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir. Buna rağmen davanın bir yıl geçtikten sonra açılması ciddi hak kaybı riski doğurur. Boşanma kararının kesinleşme tarihi yalnızca karar tarihi veya tebliğ tarihi değildir; kesinleşme şerhi ve kanun yolu süreci kontrol edilmelidir.
Nafaka artırım, azaltım veya kaldırma taleplerinde ise değişen koşulların hangi tarihte ortaya çıktığı ve önceki kararın içeriği önem taşır.
Nafaka Davalarında İspat ve Deliller
Nafaka miktarının doğru belirlenmesi, tarafların ekonomik durumunun görünür hâle getirilmesine bağlıdır. Sadece “geliri yüksektir” veya “giderlerim arttı” şeklindeki genel açıklamalar çoğu zaman yeterli olmaz.
Kullanılabilecek başlıca deliller
- SGK hizmet dökümü ve ücret kayıtları,
- Maaş bordroları, banka hesap hareketleri ve düzenli para transferleri,
- Vergi kayıtları ve serbest meslek kazanç belgeleri,
- Ticaret sicili ve şirket ortaklığı kayıtları,
- Tapu ve araç kayıtları,
- Kira sözleşmesi ve kira ödeme belgeleri,
- Okul, servis, kurs ve eğitim faturaları,
- Sağlık raporları, ilaç ve tedavi giderleri,
- Çocuğun özel eğitim veya bakım ihtiyacını gösteren belgeler,
- Tanık anlatımları,
- Tarafların fiilî yaşam standardını gösteren hukuka uygun deliller.
Mahkemeler çoğu dosyada sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır. Ancak bu araştırmanın yüzeysel kalabileceği unutulmamalıdır. Tarafların gelir, gider ve mal varlığına ilişkin somut belgeleri süresinde sunması gerekir.
İspat yükü
Yoksulluk nafakası talep eden eş; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceğini, ihtiyaçlarını ve talebinin dayanaklarını ortaya koymalıdır. Nafaka yükümlüsünün gelir ve mal varlığına ilişkin belgeler her zaman doğrudan karşı tarafın elinde bulunmayabilir. Bu durumda ilgili kurum kayıtlarının mahkeme aracılığıyla getirtilmesi talep edilebilir.
Nafaka azaltılması veya kaldırılması isteyen taraf ise önceki karardan sonra oluşan ve değişiklik yapılmasını haklı kılan yeni koşulları ispatlamalıdır.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay’ın nafaka miktarına ilişkin yaklaşımında sabit bir yüzde veya standart rakam yerine somut olay incelemesi öne çıkmaktadır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/10676, K.2026/1907, 19.02.2026: Yoksulluk nafakasının artırılması davasında tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile günün ekonomik koşulları dikkate alınmış; hükmedilen miktarın düşük olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6744, K.2026/1130, 04.02.2026: Boşanma davasında çocuklar için belirlenen iştirak nafakasının, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile güncel ekonomik koşullar karşısında yetersiz olduğu kabul edilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2046, K.2025/9946, 20.11.2025: Tedbir nafakasının boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erdiği; kesinleşme sonrasındaki dönem için tedbir nafakasına hükmedilemeyeceği belirtilmiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2024/4985, K.2024/8749, 18.11.2024: Boşanma sonrası nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılan kuralın kesin yetki niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu kararlar, nafaka hesabının bordroya uygulanacak basit bir oran olmadığını; tarafların güncel ekonomik koşullarının, ihtiyaçlarının ve ödeme gücünün dosya özelinde araştırılması gerektiğini göstermektedir. Her kararın somut olayının farklı olduğu ve tek başına başka bir davanın sonucunu belirlemeyeceği unutulmamalıdır.
Doktrindeki Görüşler ve Güncel Tartışmalar
Öğretide yoksulluk nafakasının amacı, miktarı ve süresi uzun süredir tartışılmaktadır. Güncel akademik çalışmalarda hâkimin nafaka miktarını belirlerken ihtiyaç, mali güç, yoksulluk ölçütü ve hakkaniyet arasında denge kurması gerektiği kabul edilmektedir. Buna karşılık bütün dosyalara uygulanabilecek sayısal bir formül önerisi üzerinde görüş birliği bulunmamaktadır.
Süre tartışmasında bir görüş, mevcut kanun metni karşısında süresiz talep edilen yoksulluk nafakasının hâkim tarafından kendiliğinden belirli süreyle sınırlandırılmasının mümkün olmadığını savunmaktadır. Başka bir görüş ise evlilik süresi, yaş, sağlık, çalışma imkânı ve çocukların durumu gibi ölçütlere göre hâkime açık süre belirleme yetkisi verilmesini önermektedir.
4 Haziran 2026 tarihli AYM kararı bu tartışmayı yeni bir aşamaya taşımıştır. Ancak yeni sistemin nasıl kurulacağı, mevcut nafakaların durumu ve geçiş hükümleri, gerekçeli karar ile yapılacak kanuni düzenleme görülmeden kesin biçimde söylenemez.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Nafakayı maaşın yüzde 20–30’u sanmak
Bu oranların kanuni dayanağı yoktur. Dosyanın koşulları incelenmeden bu şekilde hesap yapılması yanlış beklenti oluşturur.
Yalnızca maaş bordrosuna dayanmak
Tarafın gerçek gelirini ve yaşam standardını gösteren diğer kayıtlar araştırılmadan yapılan değerlendirme eksik kalabilir.
Kusurun nafaka miktarını cezalandırıcı biçimde artıracağını düşünmek
Yoksulluk nafakasında talep eden eşin daha ağır kusurlu olmaması şarttır. Ancak miktar esas olarak ihtiyaç ve mali güce göre belirlenir.
Çocuğun giderlerini belgelendirmemek
Okul, servis, kira, sağlık ve özel bakım gibi yüksek tutarlı giderlerin belgeyle gösterilmemesi gerçek ihtiyacın düşük değerlendirilmesine yol açabilir.
Asgari ücret artınca nafakanın otomatik artacağını sanmak
Kararda artış hükmü yoksa ekonomik değişiklikler çoğu durumda yeni bir artırım davasında ileri sürülmelidir.
AYM kararıyla bütün süresiz nafakaların sona erdiğini düşünmek
İptal kararının yürürlük tarihi ile mevcut kararların durumu ayrı konulardır. Karar Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmeden ve geçiş hükümleri belirlenmeden otomatik sona ermeden söz edilemez.
Kesinleşme tarihini yanlış hesaplamak
Boşanmadan sonra ayrı yoksulluk nafakası davasındaki bir yıllık zamanaşımı, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle başlar. Karar, tebliğ ve kesinleşme tarihleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Asgari ücret alan kişi 2026 yılında ne kadar nafaka öder?
Tek bir rakam yoktur. 28.075,50 TL net asgari ücret önemli bir ekonomik veridir; fakat nafaka miktarı eşin veya çocuğun ihtiyacı, nafaka yükümlüsünün zorunlu giderleri, diğer gelirleri ve mal varlığı birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Çalışmak tek başına nafaka talebini ortadan kaldırmaz. Elde edilen gelirin kişiyi boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmadığı incelenir. Düzenli ve yeterli gelir varsa talep reddedilebilir.
İşsiz kişi nafaka öder mi?
İşsizlik otomatik olarak nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşsizliğin gerçek ve sürekli olup olmadığı, kişinin mesleği, çalışma gücü, mal varlığı ve diğer gelirleri araştırılır. Mevcut nafaka kararı da mahkemece kaldırılmadıkça kendiliğinden sona ermez.
Bir çocuk için nafaka ne kadar olmalıdır?
Çocuğun yaşına, okuluna, sağlık durumuna, yaşadığı şehre, ebeveynlerin gelirine ve hayat koşullarına göre değişir. Kanunda çocuk başına sabit tutar veya yüzde yoktur.
Nafaka her yıl otomatik artar mı?
Yalnızca mahkeme kararında gelecekteki artışa ilişkin açık hüküm varsa bu hüküm doğrultusunda artar. Aksi hâlde artırım davası açılması gerekebilir.
Nafaka geçmişe dönük artırılabilir mi?
Artırım talebinin hangi tarihten sonuç doğuracağı, dava tarihi, talep sonucu ve kararın kapsamına göre değerlendirilir. Dava açılmadan önceki dönem için kendiliğinden yeni tutar uygulanmaz.
Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı tamamen kaldırdı mı?
AYM 4 Haziran 2026 tarihinde “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verdiğini duyurdu. Ancak iptal hükmünün yürürlüğü gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonrasına bırakılmıştır. Bu nedenle kararın güncel yayım ve yürürlük durumu kontrol edilmeden “süresiz nafaka kaldırıldı” denilmesi eksik ve yanıltıcıdır.
Hukuki Değerlendirme
Nafaka hesabı, maaşa uygulanacak tek bir oranla yapılamaz. Sağlıklı değerlendirme için önce nafakanın türü belirlenmeli; ardından talep edenin somut ihtiyacı, yükümlünün gerçek ödeme gücü, tarafların mal varlığı, zorunlu giderleri ve çocukların yaşam koşulları delillerle ortaya konulmalıdır.
2026 net asgari ücreti ve yüksek yaşam maliyeti mahkemelerin değerlendirmesinde önemlidir. Buna rağmen asgari ücret artışı tek başına belirli bir nafaka tutarını zorunlu kılmaz. Özellikle bordro dışı gelirler, şirket ortaklıkları, kira gelirleri, barınma giderleri ve çocuğun eğitim-sağlık masrafları sonucu doğrudan etkileyebilir.
Yoksulluk nafakasındaki süre meselesi ise 4 Haziran 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı nedeniyle geçiş dönemindedir. Gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanma tarihi ve yapılacak kanuni düzenleme takip edilmeden kesin hukuki sonuç çıkarılmamalıdır.
Günser + Partners ile İletişim
Nafaka miktarının eksik veya ölçüsüz belirlenmesi, gelir ve giderlerin yeterli delille sunulmaması, zamanaşımı süresinin kaçırılması ya da yanlış mahkemede dava açılması hak kaybına neden olabilir. Nafaka talebi, artırım, azaltım veya kaldırma davasında somut olayın güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesi kararı ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar
- T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2026 Asgari Ücret Bilgileri: https://www.csgb.gov.tr/tr/poco-pages/asgari-ucret/
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/169
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175 ve AYM kararlarında aktarılan güncel metin: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/175 ; https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2016/3140
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182 ve m. 330: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/182 ; https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/330
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 176 ve m. 331: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/176 ; https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/331
- AYM, 4 Haziran 2026 Genel Kurul gündemi, E.2025/156: https://www.anayasa.gov.tr/tr/mahkeme-gundemi/genel-kurul/4-haziran-2026-genel-kurul-gundemi-ve-sonuclari/ ; Anadolu Ajansı, 4 Haziran 2026 tarihli karar haberi: https://www.anadoluajansi.gov.tr/tr/gundem/anayasa-mahkemesi-suresiz-nafaka-duzenlemesini-iptal-etti/3956145
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4: https://www.aile.gov.tr/chgm/mevzuat/kanunlar/ ; https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/Kanun/f72877bd-9bd5-037b-e050-007f01005610
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 177: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/177
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 178: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/178
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/10676, K.2026/1907, 19.02.2026; karar özeti ve metin kaynağı: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/4?page=37
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6744, K.2026/1130, 04.02.2026; karar özeti ve metin kaynağı: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/4?page=37
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2046, K.2025/9946, 20.11.2025; karar özeti: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/169
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2024/4985, K.2024/8749, 18.11.2024; karar özeti: https://kanunyolu.com.tr/kanun-madde/4721/177
- Yasemin Güllüoğlu ve Sümeyye Aydın Engin, “Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakası”, Ankara Barosu Dergisi, C.83, S.4, 2025: https://dergipark.org.tr/tr/pub/abd/article/1779981
- Ali Koç, “Doktrin, Mahkeme Kararları ve Anglo-Amerikan Hukukunun Konuya İlişkin Yaklaşımı Çerçevesinde Yoksulluk Nafakasında Süre Sorununun Değerlendirilmesi”, AHBVÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C.26, S.3, 2022: https://dergipark.org.tr/tr/pub/ahbvuhfd/article/1146480 ; Sera Reyhani Yüksel, “Yoksulluk Nafakası ve Süre Sorunu”, NKÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021: https://dergipark.org.tr/tr/pub/nkuhukuk/article/932446
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.