İçeriğe geç

Aile Hukuku · · ≈15 dk okuma

Nafakanın Kaldırılması Davası: Şartlar, Deliller ve Süreç

Nafakanın hangi hâllerde kendiliğinden sona erdiğini, kaldırma davasının şartlarını, görevli mahkemeyi, delilleri ve 2026 güncel durumunu inceleyin.

Nafaka yükümlülüğü, tarafların yıllar önceki koşullarına göre değişmeden devam etmek zorunda değildir. Ancak nafakanın sona ermesi, her durumda borçlunun tek taraflı kararıyla gerçekleşmez. Yeniden evlenme ve ölüm gibi bazı olaylar yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirirken; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya ekonomik koşulların esaslı biçimde değişmesi hâllerinde çoğu kez aile mahkemesinden karar alınması gerekir. Hangi yolun izleneceği, nafakanın türüne ve değişikliğin niteliğine göre belirlenmelidir.

Güncellik notu - 28 Temmuz 2026: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir. Başvuru, Antalya 12. Aile Mahkemesinin E.2025/156 sayılı itiraz başvurusudur. Kamuya açıklanan bilgiye göre iptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu makalenin hazırlandığı tarihte gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığına ilişkin doğrulanabilir bir kayıt tespit edilemediğinden, TMK m.175'in mevcut metni uygulanmaya devam etmektedir. Karar, nafakayı bütünüyle ortadan kaldırmamış; yalnızca yoksulluk nafakasının önceden belirlenmiş bir süre sınırı olmaksızın hükmedilebilmesine imkân veren ibareyi hedef almıştır. Yeni yasal düzenleme ve gerekçeli karar yayımlandığında somut dosyalar yeniden değerlendirilmelidir.

Nafakanın kaldırılması davası nedir?

Nafakanın kaldırılması davası, daha önce mahkeme kararıyla veya mahkemece onaylanan anlaşmalı boşanma protokolüyle hükmedilmiş nafakanın, sonradan ortaya çıkan hukuki ya da ekonomik nedenlerle ileriye etkili olarak sona erdirilmesi istemidir.

Bu dava en çok yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası bakımından gündeme gelir. Bununla birlikte iki nafaka türünün amacı, şartları ve sona erme nedenleri aynı değildir:

  • Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan eşin geçimini desteklemeyi amaçlar.
  • İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlar.

Bu ayrım yapılmadan açılan davalarda yanlış hukuki sebebe dayanılması, eksik delil sunulması veya kendiliğinden sona eren bir yükümlülük için gereksiz biçimde eda davası açılması mümkündür.

Yoksulluk nafakası hangi hâllerde sona erer?

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının sona ermesini iki ayrı grupta düzenler.

Kendiliğinden sona eren hâller

Yoksulluk nafakası şu iki durumda ayrıca bir kaldırma kararı alınmasına gerek olmaksızın sona erer:

  1. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi
  2. Taraflardan birinin ölümü

Buradaki sona erme, kanundan doğar. Buna rağmen devam eden icra takibinin durdurulması, birikmiş borç hesabının düzeltilmesi veya sona ermenin tarihi konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde tespit ya da icra hukuku yollarına başvurulması gerekebilir. “Kendiliğinden sona erme”, uygulamada hiçbir işlem yapılmayacağı anlamına gelmez.

Mahkeme kararıyla kaldırılan hâller

Yoksulluk nafakası aşağıdaki durumlarda mahkeme kararıyla kaldırılır:

  • Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
  • Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması,
  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi.

Bu olguların varlığını ileri süren taraf, iddiasını hukuka uygun delillerle ispatlamalıdır. Özellikle “fiilen evliymiş gibi yaşama”, sıradan bir arkadaşlık veya aralıklı görüşme değildir. Ortak hayatın sürekliliği, ekonomik ve sosyal birliktelik, aynı konutta yaşama, çevreye eş gibi görünme ve benzeri olgular birlikte değerlendirilir.

“Haysiyetsiz hayat sürme” kavramı da kişisel beğeniye, ahlaki yargıya veya boşanmış eşler arasındaki husumete göre belirlenmez. Süreklilik gösteren, toplum düzeni ve dürüstlük anlayışı bakımından ağır nitelikte bir yaşam biçiminin somut delillerle ortaya konulması gerekir. İspatlanamayan ağır ithamlar, davayı güçlendirmek yerine güvenilirliği zedeler.

Nafaka alacaklısının işe girmesi nafakayı kaldırır mı?

Sigortalı bir işe girmek, tek başına yoksulluk nafakasını otomatik olarak sona erdirmez. Mahkeme; gelirin düzenli ve güvenceli olup olmadığını, miktarını, kişinin zorunlu giderlerini, mal varlığını, kira yükünü, sağlık durumunu ve genel yaşam koşullarını birlikte değerlendirir.

Asgari veya geçici bir gelir, somut olayda yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık yüksek ve sürekli gelir, önemli mal varlığı, kira geliri, miras, şirket ortaklığı veya fiilen geçimi sağlayan başka kaynaklar yoksulluğun sona erdiğini gösterebilir.

Bu nedenle dava, yalnızca “çalışıyor” iddiasına değil, güncel ve karşılaştırmalı ekonomik tabloya dayanmalıdır.

Nafaka borçlusunun gelirinin azalması kaldırma sebebi midir?

Nafaka borçlusunun işsiz kalması, emekli olması, gelirinin azalması, ağır sağlık giderleriyle karşılaşması veya yeni bakım yükümlülüklerinin doğması önemlidir; fakat bu değişiklikler her olayda nafakanın tamamen kaldırılmasını gerektirmez.

TMK m.176/4, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına imkân tanır. Borçlunun ödeme gücündeki azalma çoğu dosyada önce nafakanın indirilmesi bakımından değerlendirilir. Tam kaldırma için değişikliğin ciddi, kalıcı ve yükümlülüğün sürdürülmesini hakkaniyete açıkça aykırı kılacak nitelikte olması aranabilir.

Kişinin kendi tercihiyle gelirini düşürmesi, mal varlığını yakınlarına devretmesi, kayıt dışı çalışması veya ödeme gücünü görünürde azaltması hukuki koruma sağlamaz. Mahkeme yalnızca bordroya değil, gerçek ekonomik güce bakar.

Anlaşmalı boşanmada kararlaştırılan nafaka kaldırılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokolünde kabul edilen nafaka da değişmez değildir. Ancak tarafların özgür iradeleriyle kurdukları denge, değerlendirmede önem taşır. Protokol tarihindeki şartların öngörülebilir devamı, sonradan kaldırma nedeni yapılamaz.

Kaldırma veya indirim isteyen tarafın, protokolün onaylanmasından sonra ortaya çıkan, esaslı ve öngörülmesi güç bir değişikliği göstermesi gerekir. Örneğin kalıcı iş göremezlik, ağır hastalık, uzun süreli gelir kaybı veya nafaka alacaklısının yoksulluğunu ortadan kaldıran yeni bir ekonomik durum somut biçimde incelenebilir.

Protokolde “nafaka hiçbir şekilde değiştirilemez” benzeri ifadeler bulunması da mahkemenin emredici hukuk kuralları ve hakkaniyet denetimini bütünüyle ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte protokolün içeriği, mal paylaşımı ve diğer edimler birlikte değerlendirilmeden yalnızca nafaka maddesi üzerinden sonuca gidilmemelidir.

İştirak nafakası ne zaman sona erer?

İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Erginlik, olağan durumda on sekiz yaşın doldurulmasıyla kazanılır.

Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 328. maddesinin ikinci fıkrası ayrıca önemlidir. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.

Burada iki hukuki sonuç birbirinden ayrılmalıdır:

  • Küçük adına hükmedilen iştirak nafakası, erginlikle sona erer.
  • Eğitimi devam eden ergin çocuk, koşulları varsa kendi adına nafaka talep edebilir.

Öğretide, TMK m.328/2'deki devam eden bakım yükümlülüğünün niteliği konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında ergin çocuğun kendi adına dava açması gerektiği yönündeki yaklaşım öne çıkmaktadır. Bu sebeple “çocuk üniversiteye devam ettiği için eski iştirak nafakası aynen sürer” kabulü güvenli değildir.

Çocuğun ergin olmadan ekonomik bağımsızlık kazanması ise tek başına iştirak nafakasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Çocuğun geliri, ihtiyaçları ve anne-babanın ödeme gücü TMK m.330 ve m.331 kapsamında değerlendirilerek indirim veya kaldırma talep edilebilir.

İlgili mevzuat hükümleri

Türk Medeni Kanunu m.175 - Yoksulluk nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Mevcut metinde “süresiz olarak” ibaresi yer almakla birlikte, bu ibare hakkında 4 Haziran 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi iptal kararı verilmiştir. İptal hükmünün yürürlüğü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına bağlı dokuz aylık erteleme süresine tabidir.

Türk Medeni Kanunu m.176 - Ödeme biçimi ve sonradan değişiklik

Madde; yeniden evlenme ve ölüm hâlinde irat biçimindeki yoksulluk nafakasının kendiliğinden sona ermesini, fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde mahkeme kararıyla kaldırılmasını düzenler. Tarafların mali durumlarındaki değişiklik veya hakkaniyet, nafakanın artırılması ya da azaltılması sonucunu doğurabilir.

Türk Medeni Kanunu m.177 - Yetki

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Türk Medeni Kanunu m.328-331 - Çocuğun bakım giderleri

TMK m.328, ana ve babanın bakım borcunun kural olarak erginliğe kadar devam edeceğini; eğitimi süren ergin çocuk bakımından koşullara göre bakım borcunun eğitim sonuna kadar sürebileceğini düzenler. TMK m.330 nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları, gelirleri ve anne-babanın ödeme gücüne göre belirlenmesini; m.331 ise durum değiştiğinde nafakanın yeniden belirlenmesini veya kaldırılmasını öngörür.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun

Aile hukukundan doğan nafaka uyuşmazlıkları aile mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Görevli ve yetkili mahkeme

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Boşanmadan sonra açılan nafaka davaları bakımından TMK m.177, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Yetki değerlendirmesinde tarafların güncel yerleşim yeri, nafaka kararının niteliği ve talebin kapsamı dikkatle incelenmelidir.

Görev veya yetki konusunda yanlış mahkemeye başvurulması, zaman ve gider kaybına yol açabilir. Özellikle taraflardan birinin yurt dışında yaşadığı dosyalarda tebligat, yerleşim yeri ve milletlerarası yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

Dava açma süresi ve kanun yolu

Nafakanın kaldırılması davası için, değişen koşulun ortaya çıkmasından itibaren başlayan özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Buna rağmen gecikmek doğru değildir. Mahkeme kararıyla kaldırılması gereken bir nafaka, dava açılmadığı sürece işlemeye ve icra edilebilir olmaya devam edebilir.

Kaldırma kararı uygulamada kural olarak dava tarihinden sonraki dönem bakımından sonuç doğurur. Kendiliğinden sona erme hâllerinde ise hukuki sona erme tarihi yeniden evlenme veya ölüm tarihidir. Birikmiş nafaka, ödeme, mahsup ve icra dosyası bakımından ayrıca hesap yapılmalıdır.

İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren kural olarak iki haftadır. Dosyanın kesinlik sınırı, kararın niteliği ve yıllık parasal sınırlar ayrıca kontrol edilmelidir.

Dava açılması nafaka ödemesini kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açılması, mevcut ilamın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme yeni bir karar verinceye kadar önceki hüküm geçerliliğini korur.

Bu nedenle borçlunun yalnızca dava açtığı gerekçesiyle ödemeyi kesmesi, icra takibi, faiz, yargılama gideri ve nafaka borcunun ödenmemesine bağlı yaptırımlar bakımından risk yaratabilir. Yeniden evlenme veya ölüm gibi kanunen kendiliğinden sona erme hâllerinde dahi icra dosyasındaki kayıtların ve birikmiş borç hesabının usulüne uygun düzeltilmesi gerekir.

Geçici hukuki koruma talepleri somut olayın niteliğine göre ileri sürülebilir; ancak mahkemenin esas uyuşmazlığı peşinen çözecek biçimde tedbir kararı vermesi otomatik değildir. Tedbir talebi, ciddi ve güncel delille desteklenmelidir.

İspat yükü ve kullanılabilecek deliller

Genel kural olarak herkes, hakkını dayandırdığı olguyu ispatla yükümlüdür. Nafakanın kaldırılmasını isteyen taraf, kaldırma nedeninin gerçekleştiğini göstermelidir.

Ekonomik duruma ilişkin deliller

  • SGK hizmet ve işyeri kayıtları,
  • Maaş bordroları ve iş sözleşmeleri,
  • Vergi kayıtları ve beyanlar,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Tapu ve araç kayıtları,
  • Ticaret sicili ve şirket ortaklık bilgileri,
  • Kira sözleşmeleri ve kira gelirleri,
  • Emeklilik kayıtları,
  • Sağlık kurulu raporları ve zorunlu tedavi giderleri,
  • Kredi borçları ile zorunlu yaşam giderlerini gösteren belgeler,
  • Mahkemece yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırması.

Tek bir bordro veya banka hareketi çoğu zaman yeterli değildir. Mahkeme, tarafların gerçek ve sürekli ekonomik gücünü karşılaştırır.

Fiilen evliymiş gibi yaşamaya ilişkin deliller

  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş fotoğraf ve yazışmalar,
  • Adres ve abonelik kayıtları,
  • Ortak seyahat, ortak harcama veya ortak konut kullanımını gösteren belgeler,
  • Sosyal çevreyi bilen tanıkların beyanları,
  • Kolluk veya mahkeme aracılığıyla yapılan araştırmalar,
  • Sosyal medya paylaşımları ve açık kaynak verileri.

Özel hayatın gizliliğini ihlal eden kayıtlar, izinsiz ses veya görüntü alma, hesaplara hukuka aykırı erişim ve sistematik takip hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir. Delilin davaya yararlı görünmesi, hukuka aykırı elde edilmesini meşru hâle getirmez.

İştirak nafakasına ilişkin deliller

  • Çocuğun okul, kurs ve servis giderleri,
  • Sağlık ve özel bakım masrafları,
  • Barınma ve beslenme giderleri,
  • Çocuğun varsa düzenli geliri,
  • Anne ve babanın güncel ödeme gücü,
  • Eğitim durumu ve erginlik kayıtları.

Çocuğun üstün yararı, iştirak nafakası değerlendirmesinin merkezindedir. Ebeveynler arasındaki kişisel uyuşmazlıklar, çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay uygulaması

Kaldırma talebi indirim talebini de kapsayabilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 9 Mart 2017 tarihli, E.2016/14038, K.2017/2856 sayılı kararında; nafakanın tamamen kaldırılması talebinin, somut olayın şartları elveriyorsa indirilmesi talebini de içerdiği kabul edilmiştir. Karar, geçici veya güvencesiz bir gelirin her durumda yoksulluğu sona erdirmeyeceğini de göstermektedir.

Bu ilke, mahkemenin her kaldırma davasında mutlaka indirim yapacağı anlamına gelmez. İndirim için de tarafların mali durumlarındaki değişiklik somut olarak ispatlanmalıdır.

İştirak nafakası erginlikle sona erer

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17 Şubat 2016 tarihli, E.2016/447, K.2016/2843 sayılı kararında; iştirak nafakasının çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona ereceği, eğitim devam ediyorsa ergin çocuğun TMK m.328/2 kapsamında kendi adına nafaka talep etmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kararın somut olaya uygulanmasında, çocuğun eğitim durumu, yaşı, gelir imkânı ve anne-babanın mali gücü birlikte değerlendirilmelidir.

İçtihatların kullanımında dikkat edilmesi gereken nokta

Nafaka dosyaları, yüksek ölçüde somut olayın ekonomik ve sosyal özelliklerine bağlıdır. Aynı gelir seviyesinde görünen iki dosyada; kira, sağlık, çocuk sayısı, mal varlığı, çalışma imkânı ve yaşam koşulları farklı olduğu için farklı sonuçlar çıkabilir. Karar künyesi doğru olsa dahi, kararın güncelliği ve olaya benzerliği incelenmeden “emsal” olarak sunulması doğru değildir.

Doktrindeki görüşler ve güncel tartışmalar

Yoksulluk nafakasındaki temel tartışma, ekonomik açıdan zayıf eşin korunması ile süresi belirsiz bir mali yükümlülüğün öngörülebilirliği arasında kurulacak dengedir.

Bir görüş, kanunda sabit bir üst süre öngörülmesinin uzun evlilikler, bakım emeği nedeniyle iş hayatından uzak kalan eşler, yaş, engellilik ve yeniden çalışma imkânı gibi farklılıkları göz ardı edebileceğini savunur. Diğer görüş ise “süresiz” ibaresinin hâkimin somut olaya göre belirli süreli nafakaya hükmetmesini tartışmalı hâle getirdiğini ve öngörülebilirliği zayıflattığını ileri sürer.

Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 tarihli iptal kararı, bu tartışmayı yasama organının önüne taşımıştır. Bununla birlikte kararın “nafaka tamamen kaldırıldı” biçiminde yorumlanması hukuken yanlıştır. Yoksulluk nafakasının varlığı, hak kazanma şartları ve sona erme nedenleri yürürlüktedir. Değişen husus, iptal hükmü yürürlüğe girdikten sonra nafakanın süresine ilişkin yeni bir yasal çerçevenin gerekli hâle gelecek olmasıdır.

Ergin çocuğun eğitimi sırasında bakım yükümlülüğünün niteliği konusunda da öğretide ayrım bulunmaktadır. Bir kısım yazarlar TMK m.328/2'yi ana-babanın bakım borcunun devamı olarak değerlendirirken, uygulamada bu talep çoğu kez ergin çocuğun açacağı yardım nafakası davası olarak adlandırılmaktadır. Davanın hukuki niteliği kadar, talebin ergin çocuk tarafından ileri sürülmesi önem taşır.

Somut olaylarda dikkat edilmesi gereken hususlar

Değişikliğin nafaka kararından sonra ortaya çıkması gerekir

Mahkeme, önceki karar verilirken bilinen veya öngörülebilen koşulları yeniden tartışmaz. Yeni olayın, nafaka hükmünden sonra gerçekleşmesi ve mevcut dengeyi esaslı biçimde değiştirmesi gerekir.

Geçici dalgalanma ile kalıcı değişiklik ayrılmalıdır

Kısa süreli işsizlik, dönemsel gelir azalması veya tek seferlik borçlanma, tek başına kaldırma için yeterli olmayabilir. Kalıcılık ve gerçek etki gösterilmelidir.

Tarafların tüm ekonomik görünümü incelenir

Yalnızca maaş değil; taşınmaz, araç, şirket hissesi, kira geliri, kayıt dışı kazanç ihtimali, yaşam standardı ve düzenli destekler de değerlendirilir.

Talep sonucu açık kurulmalıdır

Dilekçede nafakanın tamamen kaldırılması, belirli miktara indirilmesi veya kademeli talep açıkça yazılmalıdır. Hangi tarihten itibaren sonuç istendiği de belirtilmelidir.

İcra dosyası ayrıca yönetilmelidir

Nafaka ilamına dayalı icra takibi varsa aile mahkemesindeki dava ile icra dosyasındaki işlemler birbirinden ayrı takip edilmelidir. Kaldırma davası açılması icra takibini kendiliğinden durdurmaz.

Sık yapılan hatalar

  1. Nafaka türünü ayırmadan dava açmak: Yoksulluk ve iştirak nafakasının sona erme şartları aynı değildir.
  2. İşe girmenin otomatik kaldırma sebebi olduğunu düşünmek: Gelirin varlığı kadar yeterliliği ve sürekliliği önemlidir.
  3. Dava açınca ödemeyi kesmek: Mevcut karar yürürlükteyken ödeme yapılmaması ciddi icra riski doğurur.
  4. Hukuka aykırı delil toplamak: Gizli kayıt, hesap ele geçirme veya özel hayatı ihlal eden takip yöntemleri kullanılmamalıdır.
  5. Sadece tanıkla ekonomik durum ispatlamaya çalışmak: Resmî kayıt ve mali belgeler esaslıdır.
  6. Geçici gelir düşüşünü kalıcıymış gibi sunmak: Değişikliğin sürekliliği gösterilmelidir.
  7. Eski ve doğrulanmamış karar numaralarını dilekçeye eklemek: İçtihadın künyesi, metni ve güncelliği kontrol edilmelidir.
  8. Yeniden evlenme ile fiili birlikteliği aynı kabul etmek: Yeniden evlenme kendiliğinden sona erme; fiili evlilik ise mahkeme kararı gerektirir.
  9. Ergin çocuğun nafakasını yanlış tarafın talep etmesi: Ergin çocuk, eğitim nedeniyle doğan talebi kendi adına ileri sürmelidir.
  10. Güncel harç ve giderleri sabit rakam sanmak: Harç, gider avansı, tebligat ve vekâlet ücreti her yıl değişen tarifelere ve dosyanın kapsamına göre belirlenir.

Sık sorulan sorular

Nafaka ne zaman kendiliğinden kalkar?

İrat biçimindeki yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İştirak nafakası ise çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde mahkeme kararı gerekir.

Eski eş sigortalı işe girerse nafaka kesilir mi?

Kendiliğinden kesilmez. İşin sürekliliği, ücret, mal varlığı ve zorunlu giderler birlikte değerlendirilir. Yoksulluk ortadan kalkmışsa kaldırma; kısmen azalmışsa indirim talep edilebilir.

Emekli olmak nafakayı kaldırır mı?

Emeklilik tek başına kaldırma sebebi değildir. Emeklilik sonrası gerçek gelir kaybı ve ödeme gücü incelenir. Sonuç, indirim veya istisnai olarak kaldırma olabilir.

Nafaka kaldırma davası açınca ödeme durur mu?

Hayır. Dava, mevcut nafaka kararının icrasını kendiliğinden durdurmaz.

Nafaka kaldırma davasında avukat zorunlu mudur?

Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak görev, yetki, delil, icra dosyası ve talep tarihinin hatalı yönetilmesi hak kaybına yol açabileceğinden profesyonel destek alınması önemlidir.

Dava ne kadar sürer?

Kanunda sabit bir sonuçlanma süresi yoktur. Tebligat, tarafların yurt dışında bulunması, tanık sayısı, banka ve kurum kayıtlarının toplanması, bilirkişi ihtiyacı ve mahkemenin iş yükü süreyi doğrudan etkiler. Kesin süre vaadi gerçekçi değildir.

Dava masrafı ne kadardır?

Sabit bir rakam verilemez. Harçlar, gider avansı, tebligat, olası bilirkişi ve tanık giderleri ile avukatlık ücreti, başvuru tarihindeki tarifelere ve dosyanın niteliğine göre hesaplanır.

Ömür boyu nafaka kalktı mı?

28 Temmuz 2026 itibarıyla “nafaka tamamen kalktı” denilemez. Anayasa Mahkemesi, TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihinde iptal etmiş; yürürlüğü gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonrasına bırakmıştır. Gerekçeli karar ve yeni yasal düzenleme takip edilmelidir.

Çocuk üniversite okuyorsa iştirak nafakası devam eder mi?

Küçük adına hükmedilen iştirak nafakası erginlikle sona erer. Eğitim devam ediyorsa ergin çocuk, TMK m.328/2 koşulları çerçevesinde kendi adına nafaka talep edebilir.

Nafaka alacaklısı başka biriyle yaşıyorsa ödeme hemen kesilebilir mi?

Fiilen evliymiş gibi yaşama iddiası mahkeme kararı gerektirir. İddia ispatlanmadan tek taraflı ödeme kesilmesi risklidir.

Hukuki değerlendirme

Nafakanın kaldırılması davasında belirleyici olan, taraflardan birinin genel bir adaletsizlik duygusu değil; önceki nafaka kararından sonra meydana gelen ve hukuki dengeyi değiştiren somut olaylardır. Yoksulluk nafakası bakımından kanunda açıkça sayılan sona erme nedenleri ile mali durum değişikliği birbirinden ayrılmalı; iştirak nafakasında ise çocuğun üstün yararı ve eğitim durumu esas alınmalıdır.

Başarılı bir hukuki değerlendirme, tek bir delile veya kalıp içtihada dayanmaz. Önceki kararın gerekçesi, boşanma protokolü, tarafların o tarihteki ekonomik koşulları, güncel gelir ve mal varlığı, sağlık giderleri, bakım yükümlülükleri ve varsa icra dosyası birlikte incelenmelidir.

Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, yoksulluk nafakasının süresi bakımından önemli bir değişimin başlangıcıdır; ancak yürürlük tarihi ve geçiş hükümleri görülmeden mevcut nafakaların kendiliğinden sona erdiği kabul edilemez. Devam eden veya açılacak dosyalarda gerekçeli kararın yayımlanması ve kanun koyucunun yapacağı düzenleme yakından izlenmelidir.

Günser + Partners ile iletişim

Nafakanın kendiliğinden sona erip ermediğinin yanlış değerlendirilmesi, ödeme kesilmesi, eksik delille dava açılması veya icra dosyasının gözden kaçırılması önemli hak kayıplarına yol açabilir. Her dosyanın önceki karar, tarafların güncel ekonomik durumu, nafakanın türü ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

Nafakanın kaldırılması, indirilmesi, iştirak nafakasının sona ermesi veya mevcut nafaka kararının icrası konusunda hukuki değerlendirme almak için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynak ve doğrulama notu

Bu çalışma hazırlanırken aşağıdaki kaynaklar esas alınmıştır:

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.175, 176, 177 ve 328-331.
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat ve kanun yolu hükümleri.
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E.2025/156 sayılı itiraz başvurusu, 4 Haziran 2026 tarihli sonuç duyurusu.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/14038, K.2017/2856, 9 Mart 2017.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/447, K.2016/2843, 17 Şubat 2016.
  • Güncel öğretide yoksulluk nafakasının süresi ve ergin çocuğun eğitim süresince bakım hakkı üzerine yayımlanan akademik çalışmalar.

Kararların somut olaya uygulanabilirliği ve güncelliği, dava tarihindeki mevzuat ve yüksek mahkeme uygulamasıyla yeniden kontrol edilmelidir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.