Blog / Borçlar Hukuku
Alacaklının Temerrüdü Nedir? Borçlunun Hakları ve Tevdi
· ≈4 dk okuma · Borçlar Hukuku
Alacaklının ifayı kabulden kaçınması hâlinde oluşan temerrüt, borçlunun tevdi ve satış hakları ile sürekli edimli sözleşmelerde fesih imkânı incelenmiştir.
Borç ilişkilerinde temerrüt yalnızca borçlu bakımından değil, alacaklı bakımından da söz konusu olabilir. Alacaklı, borçlunun kendisine uygun şekilde sunduğu ifayı haklı bir sebep olmaksızın kabul etmezse veya ifayı imkânsız ya da güç hâle getirici bir davranışta bulunursa alacaklının temerrüdü ortaya çıkar. Bu durum, borçluyu önemli ölçüde koruyan hükümler doğurur.
i. Alacaklının Temerrüdü Nedir?
TBK m. 106 uyarınca alacaklı, borçlu tarafından usulüne uygun olarak yapılan ifa önerisini haklı bir sebep olmaksızın kabul etmezse veya borcun ifasını kendisine düşen hazırlık işlemlerini yapmayarak güçleştirir ya da imkânsız kılarsa temerrüde düşer. Bu kurum, borçlunun edimini yerine getirmeye hazır ve istekli olmasına rağmen alacaklının işbirliği yapmaması nedeniyle borcun ifa edilememesi durumunu düzenler.
ii. Alacaklının Temerrüdünün Şartları
1. Usulüne Uygun İfa Önerisi
Borçlu, borcunu sözleşmeye uygun şekilde, doğru zamanda, doğru yerde ve gereken miktarda ifaya hazır olduğunu alacaklıya bildirmiş veya fiilen sunmuş olmalıdır. Borcun niteliğine göre bazı hâllerde borçlunun edimi fiilen hazır etmesi (örneğin malın teslime hazır bulundurulması), bazı hâllerde ise yalnızca ifa önerisinde bulunması yeterli olabilir.
2. Alacaklının İfayı Kabulden Kaçınması veya Güçleştirmesi
Alacaklının, hazırlık işlemlerini yapmaması (örneğin teslim alınacak yerin gösterilmemesi, gerekli belgenin verilmemesi), edimi kabul etmemesi veya borçlunun ifasını fiilen engellemesi gerekir.
3. Haklı Bir Sebep Bulunmaması
Alacaklının ifayı reddetmesi, örneğin edimin ayıplı olması veya sözleşmeye aykırı sunulması gibi haklı bir nedene dayanıyorsa alacaklı temerrüde düşmez. Haklı sebebin var olup olmadığı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
iii. Alacaklının Temerrüdünün Sonuçları
TBK m. 107 uyarınca alacaklının temerrüde düşmesi borçlu için önemli haklar doğurur:
Tevdi (Mahkemeye veya Uygun Yere Bırakma)
Borcun konusu para, kıymetli evrak veya taşınır ise borçlu, borcunu tevdi mahalline (örneğin icra dairesi veya uygun bir kuruma) bırakarak borcundan kurtulabilir. Tevdi, borcun ifası yerine geçen bir kurumdur; geçerli bir tevdi ile borç sona erer ve borçlu üzerindeki yük kalkar.
Riskin Alacaklıya Geçmesi
Alacaklının temerrüdü sırasında borcun konusu olan şeyde meydana gelen hasar, kural olarak alacaklıya geçer. Borçlu, ancak kasıt veya ağır kusurundan sorumlu tutulabilir; hafif kusur nedeniyle sorumluluğu önemli ölçüde azalır.
Saklama ve Bakım Giderlerinin Alacaklıya Ait Olması
Borçlunun, edimi alacaklının temerrüdü nedeniyle elinde tutmak zorunda kalması hâlinde yaptığı saklama, bakım ve muhafaza giderleri alacaklıya aittir. Borçlu bu giderlerin tazminini talep edebilir.
Malın Satılması (Satış Yetkisi)
Borcun konusu çabuk bozulabilen bir mal ise veya saklanması aşırı masraflı hâle geliyorsa, borçlu belirli usullere uyarak malı satabilir ve satış bedelini tevdi edebilir. Bu hak, borçlunun uzun süre risk altında kalmasını önlemeyi amaçlar.
iv. Sürekli Edimli Sözleşmelerde Alacaklının Temerrüdü
TBK m. 108 uyarınca sürekli edimli sözleşmelerde (örneğin hizmet, kira, abonelik sözleşmelerinde) alacaklının temerrüdü devam ediyorsa borçlu, sözleşmeyi feshedebilir. Fesih, sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirir ve borçlunun o âna kadarki edimlerinin karşılığını talep etme hakkını saklı tutar.
v. Alacaklının Temerrüdü ile Borçlunun Temerrüdü Arasındaki Fark
İki kurum, borç ilişkisinin karşılıklı tarafını ilgilendirse de sonuçları farklıdır:
- Borçlunun temerrüdünde alacaklı, ifa, tazminat veya dönme haklarından birini kullanabilir.
- Alacaklının temerrüdünde ise borçlu, tevdi yoluyla borçtan kurtulabilir, riskten büyük ölçüde arınır ve giderlerini talep edebilir.
Bir borç ilişkisinde her iki temerrüt türü de aynı sözleşme kapsamında farklı zamanlarda gündeme gelebilir; örneğin önce alacaklı ifayı kabulden kaçınabilir, sonra bu durum düzelmeden borçlu da başka bir edim bakımından temerrüde düşebilir.
vi. Alacaklının Temerrüdünde Borçlunun Kusursuz Olması Gerekir mi?
Alacaklının temerrüdü, borçlunun kusuruna bağlı değildir; belirleyici olan alacaklının davranışıdır. Ancak borçlunun edimi usulüne uygun ve hazır şekilde sunmuş olması esastır. Borçlu, kendi tarafındaki eksiklik nedeniyle ifa edemiyorsa alacaklının temerrüdünden söz edilemez.
vii. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Alacaklının temerrüdüne dayalı uyuşmazlıklarda (tevdi, gider talebi, fesih sonrası tasfiye) görev, sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Ticari ilişkilerde asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Yetki bakımından HMK m. 6 ve m. 10 hükümleri uygulanır.
viii. İspat Yükü ve Deliller
Borçlu, usulüne uygun ifa önerisinde bulunduğunu ve alacaklının haklı bir sebep olmaksızın bunu kabul etmediğini ispatlamalıdır. Başlıca deliller:
- ifa önerisinin yapıldığını gösteren yazışma, ihtar veya tutanaklar,
- teslim yerine getirilmiş olduğuna dair belgeler (kargo, taşıma, teslim tutanağı),
- tevdi işlemine ilişkin resmi belgeler,
- saklama ve bakım giderlerine ilişkin fatura ve makbuzlar,
- tanık beyanları.
ix. Sık Yapılan Hatalar
- Borçlunun edimi usulüne uygun hazırlamadan alacaklının temerrüdünü ileri sürmesi.
- Tevdi usulüne uyulmadan borcun sona erdiğinin varsayılması.
- Alacaklının haklı bir itirazının bulunup bulunmadığının incelenmemesi.
- Çabuk bozulan malların satış yetkisi kullanılmadan uzun süre saklanmaya çalışılması.
- Sürekli edimli sözleşmelerde fesih beyanının süresinde ve usulünce yapılmaması.
x. Hukuki Değerlendirme
Alacaklının temerrüdü, borçluyu haksız biçimde risk altında bırakan bir durumu dengelemeyi amaçlayan önemli bir kurumdur. Borçlunun bu haklardan yararlanabilmesi için ifa önerisini doğru zamanda, doğru şekilde ve ispatlanabilir biçimde yapmış olması gerekir. Tevdi ve satış yetkisi gibi araçların usulüne uygun kullanılmaması, borçlunun beklediği korumadan yararlanamamasına yol açabilir.
Alacaklının işbirliğine yanaşmadığı bir borç ilişkisinde hangi hakların kullanılabileceğinin değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Öncelikle ifa önerisini ispatlanabilir şekilde belgelemeli, ardından borcun konusuna göre tevdi veya diğer koruyucu yollara başvurmalıdır.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TBK m. 106 · TBK m. 107 · TBK m. 108
Bu yazı Borçlar Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Borçlar Hukuku — İlgili Yazılar
- Tevdi Mahalli Tayini ve Borcun Tevdi Yoluyla Sona Ermesi
- Borçlunun Temerrüdü: Şartları, İhtar ve Sonuçları
- Takas (Mahsup) Nedir? Şartları ve Hukuki Sonuçları
- İfa İmkânsızlığı Nedir? Borcun Sona Ermesi ve Sonuçları
- Ödemezlik Def'i Nedir? Şartları ve Uygulaması (TBK m. 97)
- Munzam Zarar Nedir ve Nasıl İspatlanır?