İçeriğe geç

Blog / Borçlar Hukuku

Aşırı İfa Güçlüğü Nedeniyle Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m. 138)

· ≈5 dk okuma · Borçlar Hukuku

Öngörülemeyen olağanüstü durumlar nedeniyle ifanın aşırı güçleşmesi, uyarlama davasının şartları, hâkimin takdir yetkisi ve dönme hakkı incelenmiştir.

Sözleşmeler kurulduğu andaki ekonomik ve fiili koşullara göre dengelenir. Ancak sözleşmenin kurulmasından sonra, taraflarca öngörülemeyen ve önlenemeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkar ve bu durum borçlunun edimini ifasını objektif olarak aşırı derecede güçleştirirse, borçlunun sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı doğabilir. Bu kurum, Türk hukukunda "uyarlama davası" olarak bilinir ve TBK m. 138’de düzenlenmiştir.

i. Aşırı İfa Güçlüğü Nedir?

TBK m. 138 uyarınca sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu henüz edimini ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkına sahiptir; bu mümkün olmadığı takdirde borçlu sözleşmeden dönebilir.

ii. Uyarlama Davasının Şartları

1. Sözleşmenin Kurulmasından Sonra Ortaya Çıkan Olağanüstü Bir Durum

Ekonomik krizler, aşırı ve ani kur dalgalanmaları, doğal afetler, savaş, salgın hastalık gibi olaylar tipik örneklerdir. Bu olayın, sözleşmenin kurulduğu tarihten sonra ortaya çıkmış olması gerekir.

2. Durumun Öngörülemez Olması

Taraflar, sözleşmeyi yaparken bu durumu makul ölçüde öngörememiş olmalıdır. Ekonomik hayatın olağan dalgalanmaları (normal enflasyon, olağan kur hareketleri) öngörülemezlik unsurunu karşılamaz; aranan, olağan seyrin dışına çıkan istisnai bir gelişmedir.

3. Durumun Borçludan Kaynaklanmaması

Değişikliğin, borçlunun kendi davranışından veya ihmalinden değil, dış bir sebepten kaynaklanması gerekir.

4. Edimler Arasındaki Dengenin Borçlu Aleyhine Aşırı Bozulması

Değişen koşullar nedeniyle borçlunun edimini ifa etmesi, dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde güçleşmiş olmalıdır. Bu değerlendirme, sadece "zorlaştı" düzeyinde değil; edimler arasındaki dengenin objektif olarak katlanılamaz hâle geldiği düzeyde aranır.

5. Borcun Henüz İfa Edilmemiş Olması veya İhtirazi Kayıtla İfa Edilmiş Olması

Borçlu, edimini henüz ifa etmemiş olmalı; ya da ifayı, uyarlama talep etme hakkını saklı tuttuğunu açıkça belirterek (ihtirazi kayıtla) yapmış olmalıdır. Hiçbir çekince koymadan tam ve kayıtsız ifa, kural olarak uyarlama talebini imkânsız hâle getirir.

iii. Uyarlama Davasında Hâkimin Rolü

Şartların gerçekleştiği tespit edilirse hâkim, öncelikle sözleşmeyi yeni koşullara uyarlamaya çalışır. Uyarlama, bedelin güncellenmesi, edimin miktarının değiştirilmesi veya ifa şeklinin yeniden düzenlenmesi biçiminde olabilir. Hâkim, uyarlamada tarafların menfaatlerini dengelemeye, sözleşmenin amacını mümkün olduğunca koruyarak tarafları asgari zararla karşı karşıya bırakmaya çalışır.

Uyarlama mümkün değilse veya taraflardan biri için makul bir çözüm üretilemiyorsa borçluya sözleşmeden dönme hakkı tanınır. Sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih söz konusu olur.

iv. Kimler Uyarlama Talep Edebilir?

Uyarlama davasını kural olarak borçlu açabilir; çünkü kurumun amacı, edimi ifa etmesi aşırı güçleşen tarafı korumaktır. Uygulamada sıklıkla kira, hizmet ve devam eden tedarik sözleşmelerinde borçlu konumundaki taraf bu davayı açar. Alacaklının da bazı hâllerde dolaylı olarak menfaati etkilenebilirse de kanun asıl korumayı borçluya sağlamıştır.

v. Uyarlama ile İfa İmkânsızlığı Arasındaki Fark

İfa imkânsızlığında borcun ifası kesinlikle mümkün değildir ve borç kendiliğinden sona erer. Aşırı ifa güçlüğünde ise ifa mümkündür; ancak dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde güçleşmiştir. Bu nedenle uyarlama davasında amaç, sözleşmeyi ayakta tutmak; imkânsızlıkta ise sözleşmenin sona erdiğini tespit etmektir.

vi. Uyarlama ile Gabin Arasındaki Fark

Gabin, sözleşmenin kurulduğu andaki bir dengesizliği (zarar görenin zor durumundan yararlanılmasını) esas alır. Uyarlama ise sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü bir gelişmeyi esas alır. Bu iki kurum farklı zaman dilimlerini ve farklı unsurları hedef alır; birbirinin yerine kullanılamaz.

vii. Sözleşmede Uyarlama Kayıtları (Hardship Klozları)

Taraflar, sözleşme serbestisi çerçevesinde belirli olayların gerçekleşmesi hâlinde sözleşmenin ne şekilde uyarlanacağını önceden düzenleyebilir (hardship/endeksleme kayıtları). Böyle bir kayıt varsa, öncelikle sözleşmedeki mekanizma uygulanır; TBK m. 138 kanuni yola ancak sözleşmesel çözüm yetersiz kaldığında veya bulunmadığında başvurulur.

viii. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Uyarlama davalarında görev, sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Ticari nitelikli sözleşmelerde asliye ticaret mahkemesi, kira sözleşmelerinde sulh hukuk mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri (HMK m. 6) ve sözleşmenin ifa yeri (HMK m. 10) esas alınır; taşınmaza ilişkin sözleşmelerde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olabilir.

ix. Dava Şartı Arabuluculuk

Uyarlama talebi, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari nitelikli bir uyuşmazlığa dönüşüyorsa TTK m. 5/A kapsamında dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Kira sözleşmelerinden doğan uyarlama talepleri bakımından arabuluculuk zorunluluğunun kapsamı güncel mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir.

x. İspat Yükü ve Deliller

Uyarlama talep eden taraf, olağanüstü durumun varlığını, öngörülemezliğini ve edimler dengesinin aşırı ölçüde bozulduğunu ispatlamalıdır. Başlıca deliller:

  • ekonomik verilere ilişkin resmi istatistikler ve endeksler,
  • bilirkişi raporu (maliyet, kur, piyasa değeri analizleri),
  • sözleşme ve ekleri,
  • ihtirazi kayıtla ifa yapıldığını gösteren yazışmalar,
  • taraflar arasındaki müzakere ve yeniden pazarlık girişimlerine ilişkin belgeler.

Bilirkişi incelemesi, uyarlama davalarının neredeyse tamamında zorunlu bir unsurdur.

xi. Sık Yapılan Hatalar

  • Olağan ekonomik dalgalanmaları öngörülemez olağanüstü durum saymak.
  • Herhangi bir çekince koymadan tam ifa yaptıktan sonra uyarlama talep etmeye çalışmak.
  • Uyarlama ile imkânsızlık veya gabin kavramlarını karıştırmak.
  • Sözleşmedeki hardship kaydını dikkate almadan doğrudan kanuni yola başvurmak.
  • Talebi somut ekonomik verilerle desteklemeden, salt sübjektif zorluk iddiasıyla dava açmak.

xii. Hukuki Değerlendirme

Aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama, sözleşmenin ayakta tutulmasını önceleyen, istisnai fakat özellikle ekonomik dalgalanma dönemlerinde sıkça başvurulan bir korumadır. Davanın başarılı olabilmesi, güçlü ekonomik ve teknik delillerle desteklenmesine, ihtirazi kaydın zamanında konulmasına ve şartların eksiksiz ispatlanmasına bağlıdır.

Bir sözleşme ilişkisinde ifanın aşırı ölçüde güçleştiği düşünülüyorsa, uyarlama talebinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Yalnızca öngörülemeyen, olağanüstü ve edimler dengesini borçlu aleyhine aşırı ölçüde bozan durumlarda açılabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TBK m. 138