İçeriğe geç

Borçlar Hukuku · · ≈14 dk okuma

Alacağın Devri (Temliki) Nedir? Şartları, Sonuçları ve Borçlunun Hakları

Alacağın devrinde yazılı şekil, borçlunun hakları, devir yasağı, yan haklar, dava sıfatı, bildirim, zamanaşımı, görevli mahkeme ve ispat sorunları.

Alacağın devri, mevcut veya ileride doğması beklenen bir alacağın, alacaklı ile üçüncü kişi arasında yapılan işlemle yeni alacaklıya geçirilmesidir. Eski kanunda ve uygulamada yerleşmiş biçimiyle “alacağın temliki” denilen bu kurum, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda alacağın devri adıyla düzenlenmiştir.

Devirle birlikte borç değişmez; borç ilişkisinin alacaklı tarafı değişir. Borçlu, kural olarak devre onay vermek zorunda değildir. Bununla birlikte devrin geçerli olabilmesi için yazılı şekil, devredilebilir bir alacak ve tarafların uygun irade beyanı gerekir. Borçluya bildirim yapılmaması devri kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak borçlunun eski alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemenin sonuçlarını doğrudan etkiler.

Alacağın Devrinin Hukuki Dayanağı

Alacağın devri, TBK m. 183 ila 194 arasında düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca şu hükümler önem taşır:

  • HMK m. 125: Dava konusunun yargılama sırasında devri,
  • TMK m. 705, 706, 1021 ve 1022: Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve aynî hakların tescili,
  • TBK m. 237: Taşınmaz satışında resmî şekil,
  • İİK hükümleri: Takip alacağının devri ve icra dosyasında taraf değişikliği,
  • TTK m. 5/A, 7036 sayılı Kanun m. 3 ve 6502 sayılı Kanun m. 73/A: Uyuşmazlığın türüne göre dava şartı arabuluculuk.

Alacağın devri sözleşmesi, borcun üstlenilmesinden farklıdır. Alacağın devrinde alacaklı; borcun üstlenilmesinde ise borçlu taraf değişir.

Alacağın Devri İçin Borçlunun Rızası Gerekir mi?

TBK m. 183’e göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramadan alacağını üçüncü kişiye devredebilir. Bu nedenle borçlu, sırf kendisine sorulmadığı gerekçesiyle geçerli bir devri reddedemez.

Ancak üç önemli istisna vardır:

  1. Kanuni devir yasağı: Kanun belirli bir alacağın devrini yasaklamış olabilir.
  2. Sözleşmesel devir yasağı: Alacaklı ile borçlu, alacağın devredilemeyeceğini kararlaştırmış olabilir.
  3. İşin niteliğinden doğan yasak: Alacak, alacaklının şahsına sıkı sıkıya bağlı olabilir.

Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan iyi niyetli üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin ayrıca kararlaştırılmış olduğunu her durumda ileri süremez. TBK m. 183/2’nin koruması için somut belgenin ve devralanın iyi niyetinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Alacağın Devrinin Geçerlilik Şartları

Devredilebilir bir alacak bulunmalıdır

Kural olarak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya kanundan doğan alacaklar devredilebilir. Muaccel alacakların yanı sıra vadeye veya şarta bağlı alacaklar da devre konu olabilir.

Henüz doğmamış alacakların devri de mümkündür. Ancak gelecekteki alacağın hangi hukuki ilişkiden doğacağı ve kapsamının nasıl belirleneceği yeterince açık olmalıdır. “Devredenin ileride doğacak bütün alacakları” gibi sınırsız kayıtlar, belirlilik, kişilik hakları, ekonomik özgürlük ve genel işlem koşulları bakımından ayrıca denetlenir.

Devir sözleşmesi yazılı yapılmalıdır

TBK m. 184 uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Buradaki şekil, kural olarak adi yazılı şekildir. Devir beyanının metinde yer alması ve devreden tarafından imzalanması gerekir. Uygulamada her iki tarafın imzaladığı, alacağı ayrıntılı biçimde tanımlayan bir sözleşme yapılması ispat ve yorum sorunlarını azaltır.

Devir sözleşmesinde en azından şu unsurların açıkça gösterilmesi gerekir:

  • devreden ve devralanın kimliği,
  • alacağın borçlusu,
  • alacağın kaynağı,
  • miktarı veya hesaplama yöntemi,
  • varsa faiz, ceza koşulu ve teminatlar,
  • devrin tamamının mı belirli bir kısmının mı yapıldığı,
  • devir tarihi,
  • bedelli veya bedelsiz oluşu,
  • borçluya bildirimi kimin yapacağı.

Alacağın devri vaadi ise TBK m. 184/2 uyarınca şekle bağlı değildir. Buna rağmen ileride ispat sorunu yaşanmaması için yazılı yapılması gerekir.

Tarafların ehliyeti ve tasarruf yetkisi bulunmalıdır

Devreden, alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmalıdır. Daha önce devredilmiş, haczedilmiş, rehnedilmiş veya devredenin tasarruf yetkisini ortadan kaldıran başka bir hukuki durumun konusu olmuş alacaklarda öncelik ve geçerlilik ayrıca incelenir.

Devir yasağı bulunmamalıdır

Sözleşmedeki devir yasağının kapsamı dikkatle yorumlanmalıdır. Yasak yalnız belirli kişilere, belirli bir süreye veya alacağın bir bölümüne ilişkin olabilir. Bazı sözleşmelerde devir, borçlunun yazılı iznine bağlanır. Böyle bir kayıt varsa izin alınmadan yapılan devrin borçluya karşı etkisi ve taraflar arasındaki sonucu sözleşme metnine göre değerlendirilir.

Hangi Alacaklar Devredilemez?

Devredilemeyen alacaklar tek bir listeden ibaret değildir. Yasak kanundan, sözleşmeden veya alacağın niteliğinden kaynaklanabilir.

Başlıca örnekler şunlardır:

  • kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı nafaka ve bakım alacakları,
  • kanunen devri yasaklanmış sosyal nitelikli haklar,
  • sözleşmeyle geçerli biçimde devri yasaklanan alacaklar,
  • kişilik hakkına bağlı ve henüz ileri sürülmemiş bazı talepler,
  • işin niteliği gereği yalnız belirli alacaklıya ifa edilebilecek haklar.

Her nafaka, tazminat veya ücret alacağı için aynı sonuca varılamaz. Alacağın doğmuş olup olmadığı, haczedilebilirliği, kişisel niteliği ve özel kanun hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Taşınmaz ve Aynî Haklar Alacağın Devriyle Geçer mi?

Taşınmaz mülkiyeti ve diğer aynî haklar, alacağın devri sözleşmesiyle doğrudan geçirilemez. Taşınmaz mülkiyetinin devri kural olarak resmî sözleşme ve tapu siciline tescil gerektirir. TBK m. 183, aynî hakların devir şeklinin yerine geçen bir yol değildir.

Buna karşılık bir taşınmaz satış vaadinden, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden veya tapu iptali ve tescil isteminin sonradan bedele dönüşmesinden doğan kişisel alacak hakkı, niteliği ve sözleşmedeki yasaklar elverdiği ölçüde devredilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli, E. 2024/361, K. 2025/337 sayılı kararında da aynî hakkın alacağın devri yoluyla geçirilemeyeceği; buna karşılık somut olayda tescil istemi bedele dönüştükten sonra ortaya çıkan alacak hakkının devredilebileceği ayrımı yapılmıştır. Bu karar, “taşınmazla ilgili hiçbir hak devredilemez” şeklinde okunmamalıdır. Devredilen şeyin aynî hak mı, kişisel istem mi, yoksa para alacağı mı olduğu belirleyicidir.

Alacağın Devri Ne Zaman Hüküm Doğurur?

Sözleşmeye dayalı devir, geçerli yazılı devir sözleşmesinin kurulmasıyla devreden ile devralan arasında hüküm doğurur. Borçluya bildirim, devrin kurucu şartı değildir.

Bununla birlikte bildirim yapılmadığında borçlu, devri bilmeksizin eski alacaklıya iyi niyetle ödeme yaparsa TBK m. 186 gereğince borcundan kurtulabilir. Bu nedenle devralanın alacağı fiilen tahsil edebilmesi için borçluya gecikmeden, ispatlanabilir bir yöntemle bildirim yapılması gerekir.

Bildirimde;

  • devrin tarihi,
  • devreden ve devralan,
  • devredilen alacak,
  • ödeme yapılacak hesap,
  • devir belgesinin doğrulanabilir örneği

açıkça gösterilmelidir. Noter ihtarı zorunlu değildir; ancak bildirimin ulaştığını ispatlamak açısından güçlü bir araçtır.

Borçlu Kime Ödeme Yapmalıdır?

Borçlu, devir kendisine bildirilmemiş ve devri başka şekilde öğrenmemişse eski alacaklıya iyi niyetle ödeme yaparak borcundan kurtulabilir. Devir öğrenildikten sonra ise kural olarak ödeme yeni alacaklıya yapılmalıdır.

Alacak üzerinde birden çok kişinin hak iddia etmesi ve borçlunun kime ödeme yapacağını dürüstçe belirleyememesi hâlinde TBK m. 187 çerçevesinde tevdi yoluna başvurulması gündeme gelebilir. Borçlunun uyuşmazlığı bilmesine rağmen taraflardan birine gelişigüzel ödeme yapması ikinci kez ödeme riski yaratabilir.

Borçlunun Def’i ve İtiraz Hakları

Alacağın devri, borçlunun hukuki durumunu ağırlaştıramaz. TBK m. 188 uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu def’i ve itirazları devralana karşı da ileri sürebilir.

Bunlara örnek olarak şu savunmalar gösterilebilir:

  • borcun hiç doğmadığı veya geçersiz olduğu,
  • borcun ödendiği,
  • takas,
  • zamanaşımı,
  • ayıp veya eksik ifa,
  • ödemezlik def’i,
  • vadenin gelmediği,
  • sözleşmenin feshedildiği,
  • alacak miktarının hatalı olduğu.

Borçlunun devralana karşı ileri sürebileceği takas savunmasında, TBK m. 188/2’deki özel zamanlama koşulları ayrıca dikkate alınmalıdır.

Devirle Birlikte Hangi Haklar Geçer?

TBK m. 189’a göre devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik ve bağlı haklar da devralana geçer. Bu kapsamda somut olaya göre;

  • işlemiş faiz,
  • temerrüt faizi,
  • rehin ve kefalet gibi teminatlar,
  • hapis hakkı,
  • ceza koşulu,
  • dava açma ve icra takibi yapma yetkisi

devralana geçebilir.

Teminatın türüne göre ayrıca sicil, bildirim veya teslim işlemi gerekebilir. Özellikle ipotek, taşınır rehni, ticari işletme rehni veya sicile kayıtlı haklarda yalnız devir sözleşmesiyle yetinilmemelidir.

Devreden, alacak senetlerini, ispat belgelerini ve alacağın ileri sürülmesi için gerekli bilgileri TBK m. 190 uyarınca devralana vermekle yükümlüdür.

Devredenin Garanti Sorumluluğu

TBK m. 191’e göre alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Bedelsiz devirde veya kanun gereği geçişte ise devreden ya da önceki alacaklı, kural olarak alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

Garanti sorumluluğunun kapsamı TBK m. 192 ve 193 çerçevesinde belirlenir. Devir sözleşmesinde garanti kapsamını genişleten veya daraltan kayıtların geçerliliği; kusur, dürüstlük kuralı, genel işlem koşulları ve tüketici hukuku hükümleri bakımından ayrıca incelenmelidir.

Bir alacağın “tahsil kabiliyeti yüksek” olduğu yönündeki açıklama ile hukuki garanti aynı şey değildir. Devralan, alacağın kaynağını, borçlunun mali durumunu, zamanaşımını, teminatları ve devam eden davaları devirden önce incelemelidir.

Alacağın Devri ile Tahsil Yetkisi Arasındaki Fark

Tahsil yetkisinde alacağın sahibi değişmez; yetkilendirilen kişi yalnız alacağı alacaklı adına tahsil eder. Alacağın devrinde ise alacak devredenin malvarlığından çıkar ve devralanın malvarlığına girer.

Bu ayrım;

  • davada taraf sıfatı,
  • icra takibinde alacaklı sıfatı,
  • tahsil edilen paranın kime ait olduğu,
  • vekâletin sona ermesinin etkisi,
  • vergi ve muhasebe sonuçları

bakımından önemlidir. Sözleşmenin başlığı “temlikname” olsa bile içerik yalnız tahsil yetkisi veriyorsa gerçek hukuki nitelik buna göre belirlenir.

Dava Açıldıktan Sonra Alacak Devredilirse Ne Olur?

Dava konusu alacak davacı tarafından yargılama sırasında devredilirse HMK m. 125/2 uyarınca devralan, görülmekte olan davada davacının yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder. Devrin mahkemeye bildirilmesi, yazılı devir sözleşmesinin sunulması ve taraf bilgilerinin düzeltilmesi gerekir.

Davalı dava konusunu üçüncü kişiye devrederse HMK m. 125/1 davacıya iki seçenek tanır: Davayı devralana yönelterek sürdürmek veya devreden hakkındaki davayı tazminat davasına dönüştürmek. Mahkeme, bu seçimi davacıya açıklatmadan eski taraflarla yargılamayı sonuçlandıramaz.

Ancak HMK m. 125, maddi hukuk bakımından devredilemeyen bir hakkı devredilebilir hâle getirmez. Önce geçerli bir maddi hukuk devri bulunmalı, ardından bunun yargılamaya etkisi belirlenmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.04.2021 tarihli, E. 2021/1728, K. 2021/4104 sayılı kararında da alacağın tamamının devriyle devredenin aktif taraf sıfatının sona erdiği ve talep hakkının devralana geçtiği vurgulanmıştır.

Bir Alacak Birden Fazla Kişiye Devredilirse

Aynı alacağın birden fazla kişiye devredilmesi ciddi öncelik ve sorumluluk sorunları doğurur. Türk hukukunda yalnız borçluya ilk bildirim yapılmış olması her durumda geçerli devralanı belirlemez. Devir sözleşmelerinin tarihleri, geçerliliği, devredenin tasarruf yetkisi ve devralanların iyi niyeti birlikte incelenir.

İlk geçerli devirden sonra devredenin aynı alacak üzerinde kural olarak tasarruf yetkisi kalmaz. Sonraki devralan, devredene karşı sözleşmesel ve haksız fiil temelli taleplerde bulunabilir. Sahtecilik veya dolandırıcılık şüphesi varsa ceza hukuku boyutu ayrıca değerlendirilir.

Zamanaşımı Devredilince Yeniden Başlar mı?

Hayır. Alacağın devri, alacağın hukuki niteliğini veya işlemekte olan zamanaşımını kendiliğinden değiştirmez. Devralan, alacağı hangi durumda ise o durumda kazanır. Zamanaşımının dolmasına az süre kalmışsa devir bu süreyi sıfırlamaz.

Uygulanacak süre, alacağın kaynağına göre belirlenir. TBK m. 146’daki on yıllık genel süre, TBK m. 147’deki beş yıllık süreler veya özel kanunlardaki daha farklı süreler gündeme gelebilir. Başlangıç tarihi de alacağın muaccel olduğu tarihtir; devir tarihi değildir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Alacağın devri, görevli mahkemeyi tek başına değiştirmez. Görev, devredilen alacağın kaynağına göre belirlenir:

  • ticari ilişkiden doğan alacaklarda asliye ticaret mahkemesi,
  • tüketici işleminden doğan alacaklarda tüketici mahkemesi veya parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti,
  • iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi,
  • özel görev kuralı bulunmayan malvarlığı uyuşmazlıklarında asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Devralanın tacir olması, tüketici veya iş ilişkisinden doğan alacağı sırf bu nedenle ticari alacağa dönüştürmez. Maddi ilişkinin ilk kaynağı esas alınır.

Yetkide HMK m. 6’daki davalının yerleşim yeri ve HMK m. 10’daki sözleşmenin ifa yeri kuralları önemlidir. Alacağın devredilmesi, borçlunun durumunu ağırlaştıracak biçimde yeni bir ifa yeri yaratmamalıdır.

Dava Şartı Arabuluculuk

Arabuluculuk yükümlülüğü de alacağın kaynağına göre belirlenir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari dava TTK m. 5/A; işçi veya işveren alacağı 7036 sayılı Kanun m. 3; tüketici uyuşmazlığı ise 6502 sayılı Kanun m. 73/A kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi olabilir.

Devralan dava açacaksa başvuruyu kendi alacaklı sıfatıyla yapmalı; devir belgesini ve temel alacağı gösteren belgeleri sunmalıdır. Devreden adına yapılmış eski bir arabuluculuk başvurusunun yeni davada yeterli olup olmadığı, devir tarihi ve başvurunun kapsamına göre ayrıca incelenir.

İspat Yükü ve Deliller

Devralan, alacağın kendisine geçtiğini ve talep ettiği alacağın varlığını ispatlamalıdır. Yalnız devir sözleşmesini sunmak yeterli olmayabilir. Çünkü devir, olmayan bir alacağı kendiliğinden var hâle getirmez.

Başlıca deliller şunlardır:

  • yazılı devir sözleşmesi,
  • temel sözleşme ve ekleri,
  • faturalar, teslim belgeleri ve hesap dökümleri,
  • borç ikrarı veya mutabakat,
  • borçluya yapılan bildirim ve tebliğ belgeleri,
  • banka hareketleri,
  • ticari defter ve kayıtlar,
  • teminat belgeleri,
  • devam eden dava veya icra dosyaları,
  • bilirkişi incelemesi.

Borçlu, ödeme, takas, zamanaşımı, geçersizlik ve ayıp gibi savunmalarını kendi dayandığı vakıalar ölçüsünde ispatlamalıdır. HMK m. 190’daki genel ispat yükü ve HMK m. 200 ve devamındaki senetle ispat kuralları dikkate alınır.

İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir

Devralan, para alacağı için İİK m. 257’deki şartlar varsa ihtiyati haciz isteyebilir. Alacağın devredilmiş olması tek başına yaklaşık ispat için yeterli sayılmayabilir; temel alacağın varlığı, vadesi ve muacceliyeti de gösterilmelidir.

Dava konusu hak para dışıysa veya mevcut durumda meydana gelebilecek değişmenin hakkın elde edilmesini zorlaştırma tehlikesi varsa HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir talep edilebilir. Taşınmazla ilgili kişisel hak devrinde tapu kaydına tedbir konulması için talebin niteliği ve yaklaşık ispat ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay Uygulamasında Öne Çıkan İlkeler

Yargıtay kararlarında şu esaslar öne çıkmaktadır:

  1. Kural, alacakların devredilebilir olmasıdır. Mevcut, gelecekteki, vadeli veya şarta bağlı alacaklar yeterince belirlenebilir olmaları hâlinde devredilebilir.
  2. Yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Sözlü devir iddiası kural olarak geçerli bir alacak devri doğurmaz.
  3. Borçlunun rızası aranmaz; fakat bildirim ödeme riskini belirler. Bildirimden önce eski alacaklıya iyi niyetli ödeme borcu sona erdirebilir.
  4. Devralan alacağı mevcut savunmalarla birlikte kazanır. Borçlu, eski alacaklıya karşı sahip olduğu def’i ve itirazları yeni alacaklıya karşı da kullanabilir.
  5. Asıl alacağa bağlı yan haklar devralana geçer. Ancak kişiye özgü haklar ve özel şekle tabi teminatlarda ayrıca işlem gerekebilir.
  6. Aynî hak alacağın devriyle geçirilemez. Devredilen talebin kişisel hak veya para alacağına dönüşmüş olması hâlinde sonuç farklıdır.
  7. Dava sırasında geçerli devir, taraf sıfatını etkiler. HMK m. 125’in öngördüğü usul uygulanmadan hüküm kurulamaz.

Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli, E. 2017/11-2630, K. 2019/328 sayılı kararında kural olarak mevcut, gelecekteki, vadeli ve şarta bağlı alacakların devredilebileceği açıklanmıştır. Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli, E. 2024/361, K. 2025/337 sayılı kararı ise aynî hak ile bedele dönüşen alacak hakkı arasındaki ayrımı güncel biçimde ortaya koymaktadır.

Doktrindeki Görüşler ve Tartışmalar

Öğretide alacağın devri, alacak üzerinde doğrudan sonuç doğuran bir tasarruf işlemi olarak nitelendirilir. Devirle birlikte devreden borç ilişkisinden tamamen çıkabilir; ancak garanti, belge teslimi veya devralana karşı sözleşmesel sorumlulukları devam edebilir.

Gelecekteki alacakların topluca devrinde tartışma, belirlilik ve ekonomik özgürlük üzerinde yoğunlaşır. Devredilecek alacakların kaynak ilişki, borçlu grubu, dönem veya tür bakımından belirlenebilir olması aranır. Kişinin bütün gelecekteki ekonomik faaliyetini fiilen başkasına bağlayan sınırsız kayıtlar TBK m. 27 ve genel işlem koşulları bakımından sorunlu olabilir.

Bir diğer tartışma, bedelli devirde TBK m. 191’in devredene yüklediği garanti sorumluluğunun sözleşmeyle ne ölçüde değiştirilebileceğidir. Özellikle profesyonel alacak satışlarında garanti kapsamı, rücu, yeniden devir ve tahsil edilememe riskinin kimde kalacağı ayrıntılı biçimde düzenlenmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Devir sözleşmesini sözlü yapmak,
  • devredilen alacağı yeterince tanımlamamak,
  • borçluya bildirim yapmadan eski alacaklıya ödeme riskini göz ardı etmek,
  • alacağın devri ile tahsil vekâletini birbirine karıştırmak,
  • sözleşmedeki devir yasağını incelememek,
  • olmayan veya zamanaşımına uğramış alacağın devirle geçerli hâle geleceğini düşünmek,
  • taşınmaz mülkiyetini adi yazılı temliknameyle devretmeye çalışmak,
  • yan hakların ve teminatların geçişi için gereken ek işlemleri yapmamak,
  • dava sırasında devir yapıldığı hâlde HMK m. 125 uyarınca taraf değişikliğini sağlamamak,
  • borçlunun eski alacaklıya karşı savunmalarının ortadan kalktığını varsaymak.

Hukuki Değerlendirme

Alacağın devri, basit görünen fakat yanlış düzenlendiğinde devralanı tahsil edilemeyen veya hiç doğmamış bir alacakla baş başa bırakabilen bir işlemdir. Sağlıklı bir devir için yalnız temlikname hazırlanması yeterli değildir. Temel sözleşme, borçlunun savunmaları, zamanaşımı, mevcut haciz ve rehinler, dava ve takip dosyaları, teminatların geçişi ve devredenin garanti sorumluluğu birlikte incelenmelidir.

Borçlu bakımından da bildirim görmezden gelinmemeli; ödeme yapılacak kişi, devir belgesinin gerçekliği ve ileri sürülebilecek def’iler zamanında belirlenmelidir. Yanlış kişiye ödeme, mükerrer ödeme tehlikesi yaratabilir.

Bu tür işlemlerde yazılı şeklin eksik bırakılması, devredilemeyen hakkın temlike konu edilmesi, borçluya bildirim yapılmaması veya devam eden davada taraf sıfatının düzeltilmemesi hak kaybına neden olabilir. Somut alacağın devredilebilirliği ve devir sözleşmesinin hukuki sonuçları için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynak ve Güncellik Notu

Bu metin 30 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan başlıca düzenlemeler esas alınarak hazırlanmıştır. Temel kaynaklar: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146-147 ve 183-194; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 10, 125, 190, 200 ve 389; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 705, 706, 1021 ve 1022; 6098 sayılı Kanun m. 237; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257.

Metinde tam künyesi verilen kararlar:

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.03.2019, E. 2017/11-2630, K. 2019/328.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.05.2025, E. 2024/361, K. 2025/337.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.04.2021, E. 2021/1728, K. 2021/4104.

Yüklenen kaynak metinde yalnız karar yılı ve karar numarasıyla kısaltılmış biçimde yer alan, tam esas numarası veya karar tarihi güvenilir şekilde teyit edilemeyen kararlar makaleye tam künye ile alınmamıştır.

Sık Sorulan Sorular

Kural olarak hayır. TBK m. 184 adi yazılı şekli yeterli görür. Ancak özel bir düzenleme, teminatın türü veya ispat ihtiyacı nedeniyle noter düzenlemesi ya da onayı tercih edilebilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.