Borçlar Hukuku · · ≈11 dk okuma
Komisyon Sözleşmesi Nedir? Komisyon Ücreti, Tarafların Hakları ve Sorumlulukları
Komisyon sözleşmesinin kapsamı, ücret hakkının doğması, tarafların borçları, sorumluluk, zamanaşımı, ispat ve uyuşmazlık yolları incelenmiştir.
Komisyon sözleşmesi, ticari hayatta sık kullanılmasına rağmen simsarlık, acentelik, vekâlet ve hizmet sözleşmeleriyle kolayca karıştırılan bir sözleşme türüdür. Sözleşmeye “komisyon sözleşmesi” adının verilmesi tek başına yeterli değildir. Hukuki nitelendirme, tarafların kullandığı başlıktan değil; komisyoncunun kimin adına, kimin hesabına ve hangi işlem için hareket ettiğinden çıkarılır.
Komisyon Sözleşmesinin Hukuki Tanımı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 532. maddesine göre alım veya satım komisyonculuğu; komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ile taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir. Kanundaki özel hükümler saklı kalmak üzere komisyon sözleşmesine vekâlet hükümleri uygulanır.
Bu tanımdaki en önemli unsur, komisyoncunun işlemi vekâlet veren adına değil, kendi adına yapmasıdır. İşlemin ekonomik sonucu ise vekâlet verene aittir. Üçüncü kişi, kural olarak sözleşmenin karşı tarafı olarak komisyoncuyu görür; komisyoncu daha sonra işlemden doğan hak ve sonuçları vekâlet verene aktarır.
TBK m.532’deki tipik alım veya satım komisyonculuğu kıymetli evrak ve taşınırlar için düzenlenmiştir. Taşınmaz satışına aracılık, sigorta aracılığı, sürekli müşteri bulma faaliyeti veya işçi tarafından satış başına prim alınması her durumda bu madde kapsamındaki komisyon sözleşmesi değildir. Bu ilişkiler somut özelliklerine göre simsarlık, acentelik, vekâlet, hizmet veya başka bir sözleşme olarak nitelendirilebilir.
Komisyon Sözleşmesi ile Simsarlık Arasındaki Fark
Simsar, taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlar veya sözleşmenin kurulmasına aracılık eder. Kural olarak üçüncü kişiyle kendi adına sözleşme kurmaz. Komisyoncu ise üçüncü kişiyle kendi adına, vekâlet veren hesabına işlem yapar.
Bu ayrım özellikle ücretin doğduğu an, üçüncü kişiye karşı sorumluluk, zamanaşımı ve ispat bakımından önemlidir. Gayrimenkulün satışı için alıcı bulunması çoğu olayda simsarlık niteliği taşırken, bir taşınır malın komisyoncu tarafından kendi adına satın alınması veya satılması TBK m.532 ve devamındaki komisyon hükümlerine girebilir.
Komisyon Sözleşmesinin Tarafları
Komisyon sözleşmesinin tarafları komisyoncu ile vekâlet verendir.
Komisyoncu
Komisyoncu, sözleşme konusu işlemi ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet veren hesabına yerine getirir. Komisyoncunun tacir olması uygulamada sık görülse de her somut ilişkide tacir sıfatı ayrıca değerlendirilmelidir. Tarafın mesleki veya ticari faaliyeti dışında tek seferlik bir işlem yapması, görevli mahkeme ve ticari dava niteliği üzerinde etkili olabilir.
Vekâlet Veren
Vekâlet veren, ekonomik sonucu kendi hesabına doğacak işlemin yapılması için komisyoncuya talimat veren taraftır. Malın niteliği, miktarı, asgari veya azami fiyat, ödeme biçimi, teslim koşulları, sigorta ve vadeli satış yetkisi açık biçimde belirlenmelidir.
Komisyon Sözleşmesi Nasıl Kurulur?
Kanunda alım veya satım komisyonculuğu için genel bir geçerlilik şekli öngörülmemiştir. Bu nedenle sözleşme kural olarak yazılı, sözlü veya örtülü irade açıklamasıyla kurulabilir. Bununla birlikte uyuşmazlıkların büyük bölümü ücret oranı, yetkinin kapsamı, fiyat sınırı ve işlemin gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde çıktığından, sözleşmenin yazılı yapılması ciddi önem taşır.
Sözleşmede en az şu hususların açıkça düzenlenmesi gerekir:
- Komisyon işleminin konusu ve kapsamı,
- Komisyoncunun kendi adına işlem yapacağı hususu,
- Alım veya satış için fiyat ve vade sınırları,
- Komisyon ücretinin oranı veya hesap yöntemi,
- Ücretin hangi olayla muaccel olacağı,
- Masraf, vergi, taşıma, depolama ve sigorta giderleri,
- Komisyoncunun garanti verip vermediği,
- Hesap verme ve belge teslim yükümlülüğü,
- Sözleşmenin sona ermesi ve devam eden işlemlerin durumu,
- Yetkili mahkeme veya tahkim şartı konulacaksa bunun hukuken geçerli olup olmadığı.
Komisyoncunun Temel Borçları
Bilgilendirme ve Hesap Verme Borcu
TBK m.533 uyarınca komisyoncu, yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmeli ve talimatın yerine getirildiğini gecikmeksizin bildirmelidir. Sözleşmeye vekâlet hükümleri de uygulandığından komisyoncu, aldığı para ve belgeler hakkında hesap vermek ve vekâlet veren hesabına elde ettiklerini teslim etmekle yükümlüdür.
Talimata Uygun Davranma
Komisyoncu, fiyat, miktar, teslim, ödeme ve vade konularındaki açık talimatlara uymalıdır. TBK m.535, vekâlet verenin belirlediği bedelin altında satış yapılması hâlinde komisyoncunun sorumluluğunu özel olarak düzenler. Komisyoncu, yeniden talimat almaya elverişli olmayan bir durumda satış yapılmaması hâlinde daha büyük zarar doğacağını ispat edemezse, belirlenen bedelle satış bedeli arasındaki farkı gidermek zorunda kalabilir.
Buna karşılık komisyoncu belirlenen bedelin altında mal almış veya üstünde satmışsa, oluşan olumlu farkı kendisine mal edemez. Bu fark vekâlet verene aittir.
Özen ve Koruma Borcu
TBK m.534’e göre satılmak üzere gönderilen eşya açıkça ayıplıysa komisyoncu, vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarını korumak, zararı tespit ettirmek, eşyayı mümkün olduğu ölçüde koruma altına almak ve durumu derhâl bildirmek zorundadır. Kısa sürede bozulabilecek mallarda ise vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla malı satma yükümlülüğü doğabilir.
Sigorta Ettirme Borcu
Komisyoncu, vekâlet verenin talimatı bulunmadıkça sözleşme konusu malları sigorta ettirmek zorunda değildir. Malların niteliği veya taşıma koşulları sigortayı gerekli kılıyorsa bu hususun sözleşmede açıkça düzenlenmesi, sonradan çıkacak sorumluluk tartışmalarını önler.
Veresiye Satış ve Teslim Almadan Ödeme
TBK m.536 uyarınca komisyoncu, vekâlet verenin izni olmaksızın malı veresiye satar veya malı teslim almadan bedelini öderse bundan doğan zarara katlanır. Bunun istisnası, vekâlet veren tarafından yasaklanmamış olmak kaydıyla satış yerindeki ticari teamülün veresiye satışı olağan kabul etmesidir.
Üçüncü Kişinin İfasını Garanti Etme
Komisyoncu, kural olarak işlem yaptığı üçüncü kişinin borcunu ödememesinden sorumlu değildir. TBK m.537 uyarınca açıkça garanti vermişse veya bulunduğu yerdeki ticari teamül bunu gerektiriyorsa sorumluluk doğabilir. Garanti üstlenen komisyoncu bunun için ayrıca ücret isteyebilir.
Komisyoncunun Hakları
Komisyon Ücreti
TBK m.539’a göre komisyoncu, kendisine verilen işi yapınca ücretini isteyebilir. İşin yapılmaması vekâlet verene yüklenebilen bir sebepten kaynaklanıyorsa ücret hakkı yine doğabilir. İş başka bir nedenle yapılamamışsa komisyoncu ancak emeğinin yerel âdete göre belirlenecek karşılığını talep edebilir.
Komisyon ücretinin doğması için yalnızca çaba gösterilmiş olması her zaman yeterli değildir. Sözleşmede ücretin belirli bir satışın tamamlanmasına, bedelin tahsiline, malın teslimine veya başka bir koşula bağlanması mümkündür. Bu nedenle ücret alacağının doğup doğmadığı, sözleşme metni ve tarafların gerçek iradesi birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Ücret oranı yazılı değilse, komisyoncunun istediği oran kendiliğinden geçerli olmaz. Ticari teamül, tarafların önceki işlemleri, piyasa uygulaması, işin kapsamı ve sunulan hizmetler incelenir. İspat edilemeyen veya fahiş nitelikteki talepler mahkeme tarafından aynen kabul edilmez.
Giderlerin ve Ödenen Paraların İadesi
TBK m.538 uyarınca komisyoncu, vekâlet verenin yararı için yaptığı giderleri ve ödediği paraları faiziyle isteyebilir. Ardiye ve taşıma giderleri vekâlet veren hesabına geçirilebilir; komisyoncunun kendi çalışanlarının ücretleri ise aksi yönde geçerli bir anlaşma veya özel durum bulunmadıkça ayrıca gider olarak yansıtılamaz.
Hapis Hakkı
TBK m.541, komisyoncuya sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis hakkı tanır. Bu hak, komisyoncunun malın mülkiyetini kazandığı anlamına gelmez. Hapis hakkının kullanılabilmesi için alacak ile elde tutulan mal veya bedel arasında kanunun aradığı bağlantının bulunması gerekir. Hakkın paraya çevrilmesi de keyfî şekilde değil, ilgili icra ve maddi hukuk kurallarına uygun yürütülmelidir.
Malın Mahkeme Kararıyla Sattırılması
TBK m.542’ye göre komisyoncuya verilen mal satılamaz veya satış emrinden dönülür ve vekâlet veren malı geri almakta ya da başka bir işlem yapmakta aşırı ölçüde gecikirse komisyoncu, malın bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak malı açık artırmayla sattırabilir. Malın piyasa fiyatının bulunması, borsada kayıtlı olması veya değerinin masrafa göre düşük kalması hâlinde hâkim başka bir satış yöntemine izin verebilir.
Komisyoncunun Ücret Hakkını Kaybetmesi
TBK m.540 uyarınca komisyoncu, vekâlet verene karşı dürüstlük kurallarına aykırı davranırsa ücret hakkını kaybedebilir. Özellikle satın alma bedelini olduğundan yüksek veya satış bedelini olduğundan düşük bildirmek, komisyon ilişkisinin güven temelini ortadan kaldırır.
Bedelin gerçeğe aykırı gösterilmesi yalnız ücret kaybına yol açmaz. Vekâlet veren, kanundaki koşullar çerçevesinde komisyoncuyu gerçek bedel üzerinden alıcı veya satıcı sayma hakkını da kullanabilir. Ayrıca uğranılan zarar için tazminat talebi gündeme gelebilir.
Komisyoncunun Kendisiyle İşlem Yapması
TBK m.543-545, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kambiyo senetleri, kıymetli evrak ve ticari mallarda komisyoncunun belirli koşullarla kendisiyle işlem yapmasına izin verir. Vekâlet verenin aksine talimatı yoksa komisyoncu satın alacağı mal yerine kendi malını satabilir veya satacağı malı kendisi satın alabilir. İşlem anındaki piyasa değeri esas alınır ve komisyoncu aynı gün bildirim yapmak zorundadır.
Bu yetki sınırsız değildir. Piyasa fiyatı bulunmayan mallarda, açık çıkar çatışması doğuran işlemlerde veya vekâlet verenin yasakladığı durumlarda kendisiyle işlem yapılması hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir.
Komisyon Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?
Komisyon ilişkisi çoğu kez belirli bir alım veya satış işleminin yapılması ve hesabın verilmesiyle tamamlanır. Sürekli nitelikteki çerçeve sözleşmelerde ise süre, fesih ve devam eden işlemler ayrıca önem kazanır.
TBK m.532’nin vekâlet hükümlerine yaptığı atıf nedeniyle, sözleşmenin sona ermesinde vekâlete ilişkin hükümler de uygulanır. TBK m.512 uyarınca taraflar vekâlet ilişkisini kural olarak her zaman sona erdirebilir. Ancak uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf, diğer tarafın bu nedenle uğradığı zararı gidermek zorunda kalabilir.
Bu nedenle “haklı sebep yoksa komisyon sözleşmesi hiçbir şekilde feshedilemez” biçiminde genel bir kural yoktur. Bununla birlikte uzun süreli ticari ilişkilerde sözleşmedeki ihbar süresi, dürüstlük kuralı, devam eden siparişler, münhasırlık kaydı ve yatırım giderleri somut olay bakımından ayrıca incelenir.
Komisyon Alacağında Zamanaşımı
TBK m.147/5 uyarınca vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Ücretin hangi işlemle muaccel olacağı sözleşmede açıkça düzenlenmişse başlangıç buna göre belirlenir.
Zamanaşımı, borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; borçluya ödeme talebine karşı zamanaşımı def’ini ileri sürme imkânı verir. Dava veya takip öncesinde ihtar gönderilmesi her durumda zamanaşımını kesmez. Kesilme ve durma sebepleri TBK’nın ilgili hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Komisyon sözleşmesinden doğan her uyuşmazlık otomatik olarak ticari dava değildir. Görev, tarafların sıfatına ve işlemin ticari işletmeyle bağlantısına göre belirlenir:
- Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi,
- Tüketici işlemi niteliğindeyse tüketici mahkemesi,
- Bu özel görev kuralları yoksa asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmenin ifa yeri de HMK m.10 kapsamında yetkili olabilir. Yetki sözleşmesi yapılmışsa HMK m.17’deki taraf ve şekil şartları ayrıca incelenmelidir.
Dava Şartı Arabuluculuk
Komisyon alacağına ilişkin dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olup olmadığı uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit veya istirdat davalarında TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır. Tüketici uyuşmazlıklarında ise 6502 sayılı Kanun’daki istisnalar saklı kalmak üzere dava şartı arabuluculuk uygulanabilir.
Arabuluculuk zorunluluğu bulunmasına rağmen doğrudan dava açılması, davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesine yol açabilir. Bu nedenle görev ve dava şartı incelemesi, yalnız sözleşmenin başlığına bakılarak yapılmamalıdır.
İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller
Komisyon ücretini talep eden taraf, ücret hakkını doğuran sözleşmeyi, yaptığı işi ve ücretin muaccel olduğunu ispatlamalıdır. Vekâlet veren ise ödeme, takas, ibra, yetki aşımı veya komisyoncunun dürüstlük kuralına aykırı davranışı gibi savunmalarını dayandığı vakıalar ölçüsünde ispatlamakla yükümlüdür.
Uygulamada şu deliller önem taşır:
- Yazılı komisyon veya çerçeve sözleşmesi,
- Teklifler, siparişler ve fiyat talimatları,
- E-posta, KEP ve mesaj kayıtları,
- Fatura, sevk irsaliyesi ve teslim belgeleri,
- Banka hareketleri ve cari hesap kayıtları,
- Ticari defter ve kayıtlar,
- Üçüncü kişiyle yapılan alım veya satış sözleşmesi,
- Piyasa fiyatını ve ticari teamülü gösteren kayıtlar,
- Tanık, bilirkişi ve gerektiğinde yemin delili.
Hukuki işlemlerin ispatında HMK’nın senetle ispat kuralları ve ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin hükümler gözden kaçırılmamalıdır. Sadece sözlü beyana dayanılması, özellikle yüksek tutarlı komisyon taleplerinde ciddi ispat sorunu doğurur.
Yargıtay Uygulamasında Öne Çıkan İlkeler
Yargıtay uygulamasında sözleşmenin hukuki niteliği, tarafların kullandığı isimden bağımsız olarak edimlerin gerçek içeriğine göre belirlenir. Bu nedenle “komisyon” adı altında kararlaştırılan her ödeme TBK m.532 anlamında komisyon ücreti sayılmaz.
Komisyon alacağı talep eden tarafın, ücret hakkını doğuran işlemin gerçekleştiğini ve sözleşmede öngörülen koşulların oluştuğunu kanıtlaması gerekir. Sadece tarafları tanıştırmak, bilgi vermek veya görüşme yapılmasını sağlamak; sözleşme gerçek anlamda alım-satım komisyonculuğu ise tek başına ücret hakkını doğurmayabilir. Buna karşılık sözleşme esasen simsarlık niteliğindeyse farklı hükümler uygulanır.
Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarihli, 2020/704 E. ve 2022/171 K. sayılı kararında TBK m.147’de sayılan sözleşme alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu açıklanmıştır. Ancak her dosyada zamanaşımının başlangıcı, talep edilen alacağın niteliği ve muacceliyet tarihi ayrıca belirlenmelidir.
Doktrindeki ve Uygulamadaki Tartışmalar
En önemli tartışma, sözleşmenin komisyon mu yoksa simsarlık veya acentelik mi olduğudur. Komisyoncunun üçüncü kişiyle kendi adına işlem yapmaması, ilişkinin TBK m.532 kapsamından çıkmasına neden olabilir. Sürekli biçimde bir işletme adına sözleşmelere aracılık edilmesi ise acentelik hükümlerini gündeme getirebilir.
Diğer bir sorun, komisyon ücretinin yalnızca satışın kurulmasıyla mı yoksa bedelin tahsiliyle mi doğacağıdır. Kanuni düzenleme tek başına her ticari modele cevap vermez. Sözleşmede açık bir şart varsa öncelikle bu şart uygulanır; belirsizlik durumunda tarafların önceki uygulaması, ticari teamül ve dürüstlük kuralı değerlendirilir.
Sık Yapılan Hatalar
- Simsarlık, acentelik veya hizmet ilişkisine yanlış biçimde “komisyon sözleşmesi” adı verilmesi,
- Komisyoncunun kendi adına işlem yapacağı hususunun düzenlenmemesi,
- Ücretin oranı ve muacceliyet anının belirsiz bırakılması,
- Komisyoncunun fiyat, vade ve garanti yetkisinin sınırlandırılmaması,
- Masraf kalemlerinin belgeye bağlanmaması,
- İşlem bedelinin vekâlet verenden gizlenmesi,
- Sözlü anlaşmaya güvenilerek yazılı delil oluşturulmaması,
- Beş yıllık zamanaşımı süresinin gözden kaçırılması,
- Görevli mahkeme ve zorunlu arabuluculuk incelemesi yapılmadan dava açılması.
Hukuki Değerlendirme
Komisyon sözleşmesinde asıl risk, tarafların ekonomik beklentisi ile sözleşmenin hukuki niteliğinin birbirinden farklı olmasıdır. Taraflar yalnızca “satıştan yüzde komisyon” ifadesini kullanıp komisyoncunun yetkisini, üçüncü kişiyle kimin sözleşme kuracağını ve ücretin hangi aşamada doğacağını belirlemezse uyuşmazlık kaçınılmaz hâle gelir.
Sağlıklı bir sözleşme; işin konusunu, fiyat sınırını, ödeme ve teslim düzenini, komisyon oranını, masrafları, hesap verme yükümlülüğünü, garanti riskini ve sona ermenin devam eden işlemlere etkisini açık biçimde düzenlemelidir. Uyuşmazlık çıktıktan sonra ise sözleşmenin adıyla yetinilmemeli; fiilî çalışma düzeni ve tüm ticari kayıtlar birlikte incelenmelidir.
Günser + Partners ile İletişim
Komisyon sözleşmelerinde yanlış hukuki nitelendirme, belirsiz ücret şartı, ispat eksikliği veya zamanaşımı hak kaybına neden olabilir. Sözleşmenizin hazırlanması, mevcut ilişkinin hukuki niteliğinin belirlenmesi veya komisyon alacağı uyuşmazlığının güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kural olarak özel bir geçerlilik şekli yoktur. Ancak ücret, talimat, işlem sınırı ve ispat sorunları nedeniyle yazılı sözleşme yapılması gerekir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.