İçeriğe geç

İş Hukuku · · ≈11 dk okuma

SGK Yersiz Ödeme İtirazı: Süreler, Dava Yolu ve Deliller

SGK yersiz ödeme borcuna itiraz, Kuruma başvuru, iş mahkemesi, icra itirazı, faiz, süreler ve deliller güncel mevzuatla açıklanmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, daha önce ödediği aylık, gelir, sağlık gideri, geçici iş göremezlik ödeneği veya diğer sosyal güvenlik yardımlarının hukuka aykırı biçimde alındığını ileri sürerek geçmişe dönük borç çıkarabilir. Ancak Kurum tarafından düzenlenen her borç bildirimi hukuka uygun değildir. Borcun hangi gerekçeyle çıkarıldığı, hatanın kimden kaynaklandığı, kaç yıllık ödemenin istendiği, faiz başlangıcı, tebligat tarihi ve hesaplama yöntemi ayrı ayrı incelenmelidir.

SGK Yersiz Ödeme Nedir?

Yersiz ödeme, sosyal güvenlik mevzuatına göre hak edilmediği hâlde SGK tarafından yapılan veya hak sahipliği sona erdikten sonra ödenmeye devam edilen tutardır.

Yersiz ödeme iddiası uygulamada özellikle şu durumlarda gündeme gelir:

  • Ölüm aylığı alan kişinin boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiası,
  • Emeklilik veya sigortalılık başlangıcının sonradan hatalı kabul edilmesi,
  • Hak sahipliği şartlarının kaybedildiğinin Kuruma bildirilmemesi,
  • Sağlık hizmeti, ilaç veya reçete bedellerinin usulsüz karşılandığı iddiası,
  • Sahte veya gerçeğe aykırı belge kullanılması,
  • Kurumun kendi bilgi işlem, hesaplama veya değerlendirme hatası,
  • Gelir veya aylığın kesilmesini gerektiren bir değişikliğin geç bildirilmesi.

Bu nedenlerin tamamı aynı hukuki rejime tabi değildir. İtirazın sonucu bakımından ilk olarak ödemenin ilgilinin kasıt veya kusurundan mı, yoksa SGK'nın hatalı işleminden mi doğduğu belirlenmelidir.

5510 Sayılı Kanun'a Göre İki Farklı Yersiz Ödeme Rejimi

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesi, yersiz ödemeleri iki ayrı gruba ayırmaktadır.

İlgilinin kasıtlı veya kusurlu davranışından doğan ödemeler

Yersiz ödemenin kişinin kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklandığı kabul edilirse, hatalı işlemin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık dönemde yapılan ödemeler istenebilir. Kanuni faiz, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanır.

Gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, bildirilmesi gereken değişikliğin gizlenmesi, sahte belge kullanılması veya boşanılan eşle fiilen birlikte yaşamaya devam edilmesi bu kapsama girebilir.

SGK'nın hatalı işleminden doğan ödemeler

Kişinin kasıt veya kusuru bulunmaksızın Kurum çalışanlarının yanılgısı, ihmali, yanlış hesaplaması veya hukuki değerlendirme hatası nedeniyle ödeme yapılmışsa, en fazla beş yıllık dönem için borç çıkarılabilir.

Bu durumda borcun tebliğinden itibaren yirmi dört ay içinde yapılan ödeme faizsizdir. Yirmi dört aylık süre geçtikten sonra faiz, bu sürenin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Beş ve on yıllık dönemler klasik anlamda zamanaşımı süresi değil, tespit tarihinden geriye doğru gidilebilecek azami tahsil dönemleridir.

Kurum hatası bulunması, ana paranın hiçbir şekilde geri istenemeyeceği anlamına gelmez. Bununla birlikte beş yıllık sınırın aşılması, geçmiş ödemelere ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanması veya Kurum hatasının ilgilinin kusuru gibi değerlendirilmesi işlemi hukuka aykırı hâle getirebilir.

SGK Yersiz Ödeme Borcuna Nasıl İtiraz Edilir?

Borç bildirim belgesi ve tebligat incelenmelidir

İncelenmesi gereken ilk belgeler şunlardır:

  • Borç Bildirim Belgesi,
  • Borç tablosu ve hesap dökümü,
  • Tebligat zarfı veya elektronik tebligat kaydı,
  • Denetmen ya da müfettiş raporu,
  • Aylık bağlama veya tahsis dosyası,
  • Kesinti ve mahsup kayıtları,
  • Borcun dayandırıldığı mevzuat hükmü.

SGK alacağının yalnızca toplam tutarı bildirmesi yeterli değildir. Borcun hangi ödemelerden oluştuğu, hangi döneme ilişkin olduğu, faiz hesabı ve yersiz ödemenin hangi nedenle doğduğu anlaşılabilir olmalıdır.

Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca alacak, Borç Bildirim Belgesi ile Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Kuruma yapılan itirazın on iş günü içinde karara bağlanması öngörülmüş olmakla birlikte, itiraz ve inceleme süresi ödeme süresini kendiliğinden durdurmaz.

SGK'ya yazılı başvuru yapılmalıdır

İtiraz, borç bildirimini düzenleyen sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya merkez müdürlüğüne yazılı olarak yapılmalıdır. Başvuru mutlaka evrak kayıt numarası alınarak teslim edilmeli ya da teslim ve tebliğ tarihi ispatlanabilecek bir yöntem kullanılmalıdır.

Dilekçede yalnızca "borcu kabul etmiyorum" denilmesi yeterli değildir. Somut olarak şu hususlara itiraz edilmelidir:

  • Yersiz ödeme tespitinin maddi dayanağı,
  • Kasıt veya kusur değerlendirmesi,
  • Kurum hatasının göz ardı edilmesi,
  • Beş veya on yıllık dönemin yanlış hesaplanması,
  • Faiz başlangıç tarihi,
  • Tebligatın usulsüzlüğü,
  • Borç miktarı ve ödeme dönemleri,
  • Denetim raporunun eksik veya çelişkili olması,
  • Hak sahipliği şartlarının gerçekte devam etmesi.

Kuruma Başvuru Dava Şartı mıdır?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, hizmet tespiti davaları dışında, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce SGK'ya başvurulması zorunludur.

Kurum başvuruya altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Buradaki altmış günlük süre, genel bir "dava açma süresi" değildir. Bu süre, Kurumun başvuruyu cevapsız bırakması hâlinde zımni ret sonucunun doğduğu süredir. Başvuru tarihinden cevap tarihine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz.

Bu nedenle her SGK yersiz ödeme tebligatı için "tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır" biçiminde genel bir kural kurulamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan standart yersiz ödeme uyuşmazlıkları kural olarak adli yargıda, iş mahkemelerinde görülür. Açılacak dava, işlemin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti taleplerini içerebilir.

Yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer iş mahkemesidir. Yetki belirlenirken borcu tahakkuk ettiren SGK birimi, sigortalının bulunduğu yer ve uyuşmazlığa konu işlemin gerçekleştirildiği yer birlikte değerlendirilmelidir.

Ancak 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki bazı kamu görevlisi emeklilik uyuşmazlıkları bu genel kuralın dışındadır. Özellikle 5434 sayılı Kanun bağlantılı işlemlerde görevli yargı kolu ayrıca belirlenmelidir. Yanlış yargı kolunda dava açılması ciddi zaman kaybına ve usul sorunlarına yol açabilir.

Zorunlu Arabuluculuk Var mıdır?

İşçi veya işveren alacağı niteliğinde olmayan, doğrudan SGK'nın sosyal güvenlik işlemi ve yersiz ödeme borcundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak zorunlu arabuluculuk uygulanmaz.

Buradaki dava şartı arabuluculuk değil, 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen Kuruma önceden başvurudur. Uyuşmazlığın aynı zamanda işçi-işveren alacağı içermesi hâlinde arabuluculuk yönünden ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

SGK İcra Takibi Başlatırsa Ne Yapılmalıdır?

SGK, alacağını mahsup veya aylıktan kesinti yoluyla tahsil edebileceği gibi şartları varsa ilamsız icra takibi de başlatabilir.

İlamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi, tebliğden itibaren yedi gündür. Bu süre, SGK'ya yapılan idari itirazdan veya dava öncesi başvurudan farklıdır. Kuruma daha önce dilekçe verilmiş olması, icra ödeme emrine ayrıca itiraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

İcra takibine itiraz edilmiş olması da SGK'nın esas işlemi, aylıktan kesinti veya mahsup uygulaması bakımından her zaman yeterli koruma sağlamaz. Bu nedenle icra dosyası ile Kurum işlemi birlikte incelenmelidir.

Aylıktan Ne Kadar Kesinti Yapılabilir?

5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi uyarınca, Kurumun gelir ve aylıklardan yapacağı kesinti tutarı kural olarak aylığın yüzde yirmi beşini aşamaz. Kurumun ilgiliden başka bir alacağı bulunması hâlinde mahsup yöntemine de başvurulabilir.

Bununla birlikte aynı aylık üzerinde birden fazla kesinti bulunması, nafaka veya icra kesintileriyle SGK kesintisinin birleşmesi ve kişinin geçim koşullarının ağır biçimde etkilenmesi hâlinde somut işlem ayrıca değerlendirilmelidir.

İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller

SGK, borcun hukuki ve maddi dayanağını ortaya koymak zorundadır. Borçlandırılan kişi ise hak sahipliğinin devam ettiğini, Kuruma yanlış bilgi vermediğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini veya hatanın tamamen Kurumdan kaynaklandığını gösteren delilleri sunmalıdır.

Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • SGK tahsis ve sigortalılık dosyaları,
  • Denetmen ve müfettiş raporları,
  • Nüfus ve adres kayıtları,
  • İkametgâh hareketleri,
  • Elektrik, su, doğal gaz ve internet abonelikleri,
  • Banka ve ödeme kayıtları,
  • Sağlık raporları ve hastane kayıtları,
  • MEDULA ve reçete kayıtları,
  • İşe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri,
  • Yurt dışı giriş-çıkış kayıtları,
  • Seçmen kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Bilirkişi incelemesi,
  • Tebligat ve elektronik tebligat kayıtları.

SGK'nın dayandığı denetim raporunun kişiye verilmemesi, rapordaki ifadelerin soyut kalması veya karşı delillerin değerlendirilmemesi savunma hakkı yönünden önem taşır.

Boşanılan Eşle Fiilen Birlikte Yaşama İddiası

Ölüm aylığı alan kişinin boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edilmesi hâlinde aylık kesilebilir ve geçmiş ödemeler 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre geri istenebilir.

Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli kararında bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Bu nedenle itirazın yalnızca "boşanma kararı gerçektir" savunmasına dayandırılması yeterli değildir. Tartışılması gereken konu, boşanma sonrasında eşlerin fiilen ve sürekli biçimde birlikte yaşayıp yaşamadığıdır.

Yargıtay, bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca adres kayıtlarıyla yetinilmemesini; elektrik, su ve telefon abonelikleri, seçmen kayıtları, kolluk araştırmaları, sağlık ve banka kayıtları ile tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesini aramaktadır. Aynı konutta kısa süreli bulunma, hastalık nedeniyle yardım etme, müşterek çocuklar sebebiyle görüşme veya ekonomik zorunluluk tek başına fiilî birliktelik sonucunu doğurmaz. Buna karşılık süreklilik gösteren ortak hayat, birlikte ikamet ve ortak yaşam düzeni Kurumun iddiasını destekleyebilir.

Yargıtay'ın Yersiz Ödemelere Yaklaşımı

Yargıtay uygulamasında 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin genel hükümlere göre özel düzenleme olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Kurum hatası bulunsa dahi uyuşmazlık öncelikle 96. maddedeki beş yıllık dönem, faiz ve ödeme koşullarına göre çözümlenir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10 Temmuz 2024 tarihli kararında, işlemin Kurum hatası kapsamında olduğunun kabulüyle yetinilemeyeceği; mahkemenin borç miktarını denetime elverişli şekilde hesaplatması ve infaz edilebilir bir hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir. Borcun yalnızca kısmen hukuka aykırı olduğu durumlarda doğru miktarın mahkemece belirlenmesi önem taşır.

Başka bir kararda, borç bildirim belgesinin tebliği kanıtlanamadığında kişinin itiraz dilekçesiyle borcu öğrendiği tarihin esas alınabileceği ve Kurum hatasındaki yirmi dört aylık faizsiz dönemin bu tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Kararlarının Etkisi

Anayasa Mahkemesinin Fatma Ülker Akkaya kararında, idarenin uzun yıllar devam eden hatası nedeniyle geçmişe yönelik yüksek miktarlı borcun kısa sürede ve kişinin ekonomik şartları yeterince gözetilmeden tahsil edilmesi mülkiyet hakkı bakımından orantısız bulunmuştur.

Bu karar, Kurum hatasından doğan bütün borçların kendiliğinden iptal edileceği anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi; kişinin kusurunun bulunup bulunmadığını, hatanın ne kadar sürdüğünü, faizi, ödeme süresini, aylığın sosyal niteliğini ve tahsil yönteminin kişiye yüklediği külfeti birlikte değerlendirmektedir.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanılırken somut olay ile emsal karar arasındaki maddi ve hukuki benzerlik açıkça ortaya konulmalıdır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretideki temel tartışma, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin iyi niyetli kişiyi yeterince koruyup korumadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.

Bir görüş, özel düzenleme nedeniyle yersiz ödemenin geri alınmasında doğrudan 96. maddenin uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Diğer görüş ise kişinin iyi niyeti, ödemenin tüketilmiş olması, Kurum hatasının uzun süre devam etmesi ve sosyal güvenlik gelirinin geçim amacı taşıması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşme ilkeleri ile ölçülülük denetiminin tamamlayıcı biçimde dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedir.

Güncel akademik çalışmalarda özellikle iyi niyetli hak sahiplerinin korunması, Kurum hatasının sonuçlarının bütünüyle kişiye yüklenmemesi ve geri ödeme koşullarının ekonomik gerçekliğe uygun olması gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte yargı uygulamasında 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin özel hüküm niteliği ağırlığını korumaktadır.

Süreler Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler

İşlemSüre veya hukuki sonuç
SGK'ya dava öncesi başvuruYersiz ödeme uyuşmazlıklarında kural olarak dava şartıdır.
SGK'nın başvuruya cevap süresi60 gün; cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.
Yönetmelik kapsamındaki itirazın değerlendirilmesiBaşvurudan itibaren 10 iş günü.
İlamsız icra ödeme emrine itirazTebliğden itibaren 7 gün.
Kurum hatasında faizsiz ödeme dönemiBorcun tebliğinden itibaren 24 ay.
Kasıt veya kusur hâlinde geriye dönük dönemTespit tarihinden geriye doğru en fazla 10 yıl.
Kurum hatasında geriye dönük dönemTespit tarihinden geriye doğru en fazla 5 yıl.

Borç bildiriminde ayrıca bir başvuru süresi gösterilmişse bu süre göz ardı edilmemelidir. Dava ve kanun yolu süreleri ise görevli yargı koluna, uyuşmazlığın niteliğine, tebligat tarihine ve kararın verildiği tarihe göre ayrıca hesaplanmalıdır.

SGK Yersiz Ödeme İtirazında Sık Yapılan Hatalar

Altmış günlük süreyi genel dava süresi sanmak

7036 sayılı Kanun'daki altmış gün, Kurumun başvuruyu cevaplandırma süresidir. Her uyuşmazlıkta tebliğden itibaren altmış günlük bir iptal davası süresi bulunduğu söylenemez.

Kurum hatası ile kişinin kusurunu ayırmamak

Beş ve on yıllık dönemlerin, faiz başlangıcının ve ödeme şartlarının belirlenmesi bu ayrıma bağlıdır.

Yalnızca genel ifadelerle itiraz etmek

İtiraz; dönem, miktar, faiz, tespit tarihi ve kusur değerlendirmesi yönünden somutlaştırılmalıdır.

İcra ödeme emrini cevapsız bırakmak

SGK'ya daha önce itiraz edilmiş olması, yedi günlük icra itirazı süresini ortadan kaldırmaz.

Denetim raporunu istememek

Borcun dayanağı olan rapor görülmeden etkili savunma hazırlanması çoğu zaman mümkün değildir.

Ödeme yaparak itiraz hakkının kaybedildiğini düşünmek

Ödemenin hangi kayıtla yapıldığı önemlidir. İhtirazi kayıt, mahsup işlemleri ve ödeme sonrasında açılabilecek davalar somut olaya göre değerlendirilmelidir.

Farklı yersiz ödeme türlerini aynı dilekçede kullanmak

Muvazaalı boşanma, reçete bedeli, sigortalılık başlangıcı ve Kurum hesaplama hatası birbirinden farklı maddi olaylardır. Başka bir dosya için hazırlanmış genel bir dilekçenin aynen kullanılması savunmayı zayıflatabilir.

Sık Sorulan Sorular

SGK'ya itiraz borcun tahsilini durdurur mu?

Hayır. Yönetmelik uyarınca itiraz ve itirazın değerlendirilme süresi ödeme süresini kendiliğinden değiştirmez. Kesinti veya takip başlamışsa ayrıca hukuki koruma talep edilmesi gerekebilir.

Kurum hatalıysa borcun tamamı silinir mi?

Her zaman değil. Kurum hatasında kural olarak en fazla beş yıllık ödeme istenebilir ve yirmi dört aylık faizsiz dönem uygulanır. İşlemin ölçülülüğü ve kişinin kusursuzluğu ayrıca değerlendirilir.

SGK maaşımın tamamını kesebilir mi?

5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi kapsamındaki kesinti kural olarak aylığın yüzde yirmi beşini aşamaz.

Borcu ödersem dava açamaz mıyım?

Ödeme yapılmış olması her durumda dava hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak ödemenin ihtirazi kayıtla yapılıp yapılmadığı, mahsup yöntemi ve talebin hukuki niteliği önemlidir.

Dava doğrudan idare mahkemesinde mi açılır?

Standart 5510 sayılı Kanun yersiz ödeme uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir. Kamu görevlilerinin eski emeklilik rejiminden veya 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görev ayrıca incelenmelidir.

SGK'nın icra takibine yalnızca Kuruma dilekçe vererek itiraz edilebilir mi?

Hayır. İcra müdürlüğünden gönderilen ödeme emrine, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dosyası üzerinden ayrıca itiraz edilmelidir.

Hukuki Değerlendirme

SGK yersiz ödeme uyuşmazlıklarında borcun varlığı kadar borcun nasıl hesaplandığı da önemlidir. Aynı olayda Kurumun ana para talebi kısmen haklı, faiz uygulaması veya geriye dönük dönem hesabı hukuka aykırı olabilir.

Sağlıklı bir değerlendirme için şu sorular cevaplandırılmalıdır:

  • Yersiz ödeme hangi maddi olaya dayanmaktadır?
  • Kişinin kasıt veya kusuru somut delillerle kanıtlanmış mıdır?
  • Hata Kurumun işleminden mi kaynaklanmaktadır?
  • Tespit tarihi doğru belirlenmiş midir?
  • Beş veya on yıllık azami dönem aşılmış mıdır?
  • Faiz doğru tarihten başlatılmış mıdır?
  • Borç bildirim belgesi usulüne uygun tebliğ edilmiş midir?
  • Borç miktarı denetlenebilir biçimde gösterilmiş midir?
  • Doğru yargı koluna ve görevli mahkemeye mi başvurulmaktadır?
  • İcra takibi veya aylıktan kesinti için ayrıca işlem yapılması gerekiyor mu?

Bu inceleme yapılmadan yalnızca hazır bir dilekçe örneğinin kullanılması, süre ve delil kaybına neden olabilir.

Sonuç ve Hukuki Destek

SGK tarafından çıkarılan yersiz ödeme borcu, Kurumun tek taraflı değerlendirmesine dayanmakla birlikte yargısal denetime açıktır. Borç bildirimindeki gerekçe, kasıt veya kusur değerlendirmesi, geriye dönük dönem, faiz, tebligat ve hesaplama hataları somut dosya üzerinden incelenmelidir.

Bu tür uyuşmazlıklarda Kuruma başvuru şartının yerine getirilmemesi, icra ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi, yanlış mahkemede dava açılması veya denetim raporuna karşı gerekli delillerin sunulmaması hak kaybına neden olabilir.

Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi, SGK başvurusunun hazırlanması ve dava sürecinin yürütülmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.