İçeriğe geç

İş Hukuku · · ≈14 dk okuma

Hizmet Tespit Davası Şartları, Süresi ve Sonuçları

Hizmet tespit davasının şartları, beş yıllık hak düşürücü süre, görevli mahkeme, SGK başvurusu ve sigortasız çalışmanın ispatı açıklanmıştır.

Hizmet tespit davası; sigortalı olarak çalışması gerektiği hâlde Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmeyen, çalışma günleri eksik gösterilen veya sigorta kaydı gerçeğe aykırı biçimde başka bir işveren üzerinden yapılan kişinin gerçek çalışma süresinin mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlayan davadır. Dava, yalnızca işçi ile işveren arasındaki özel bir uyuşmazlık değildir. Sosyal güvenlik hakkını ve kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkeme, tarafların sunduğu delillerle yetinmeden gerekli gördüğü araştırmaları kendiliğinden yapabilir.

Hizmet Tespit Davası Nedir?

Hizmet tespit davasının doğrudan hukuki dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86'ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasıdır.

Bu hükme göre aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ya da çalışması Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalı, hizmetinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurabilir. Çalışma mahkeme kararıyla ispatlandığında, kararda gösterilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları SGK tarafından dikkate alınır.

Davanın temel amacı işverene ceza verilmesi değil, gerçek çalışma olgusunun ve sigortalılık süresinin belirlenmesidir. Eksik primlerin tahsili, gecikme cezası veya idari para cezası uygulanması ise mahkemenin hizmet tespiti kararından sonra SGK tarafından yürütülecek idari işlemlerin konusu olabilir.

Hizmet Tespit Davasının Hukuki Dayanakları

Hizmet tespit davalarında başlıca şu hükümler uygulanır:

  • 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi: Hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılması,
  • 5510 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi: Sigorta hak ve yükümlülüklerinin fiilen çalışmaya başlanılan tarihte doğması,
  • 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi: Bildirilmeyen çalışmaların mahkeme kararıyla tespiti,
  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4'üncü maddesi: SGK'ya başvuru ve Kurumun davadaki konumu,
  • 7036 sayılı Kanun'un 5, 6 ve 7'nci maddeleri: Görev, yetki ve basit yargılama usulü,
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Dilekçeler, deliller, tanık, bilirkişi ve kanun yolları,
  • 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 393'üncü maddesi: İş veya hizmet sözleşmesinin unsurları.

Hizmet tespit davası yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu'na dayanan bir işçilik alacağı davası değildir. Uyuşmazlığın merkezinde zorunlu sigortalılık ve sosyal güvenlik hukuku bulunmaktadır.

Hizmet Tespit Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Dava, uygulamada başlıca şu durumlarda gündeme gelir:

  • İşçinin hiç sigortalı gösterilmeden çalıştırılması,
  • Sigorta girişinin fiilî işe başlama tarihinden daha sonra yapılması,
  • Ay içindeki çalışma günlerinin eksik bildirilmesi,
  • İşçinin bir işveren yanında çalışmasına rağmen başka bir işyeri üzerinden bildirilmesi,
  • Gerçek ücret yerine daha düşük prime esas kazanç bildirilmesi,
  • İşveren veya alt işveren değişiklikleri sırasında bazı çalışma dönemlerinin kayda geçirilmemesi,
  • Bir günlük çalışmanın ve buna bağlı sigortalılık başlangıcının tespitinin istenmesi.

Prime esas kazancın eksik gösterilmesi ile hiç bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti aynı davada ileri sürülebilse de ispat ölçüsü her iki talep bakımından aynı değildir. Çalışma olgusu tanık dâhil her türlü delille ortaya konulabilirken, gerçek ücret ve prime esas kazanç iddiasında yazılı deliller ve ücretin niteliğine uygun objektif kayıtlar daha fazla önem taşır. Öğretide de çalışma süresinin tespiti ile prime esas kazancın ispatı bakımından farklı ispat ölçülerinin uygulandığı belirtilmektedir.

Hizmet Tespit Davasının Şartları Nelerdir?

Hizmet Akdine Dayalı Fiilî Çalışma Bulunmalıdır

Davacı, işverenin iş organizasyonu içinde, onun emir ve talimatları altında ve ücret karşılığında çalıştığını ortaya koymalıdır.

İş sözleşmesinin yazılı yapılmamış olması davaya engel değildir. İş görme, ücret ve bağımlılık unsurları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Özellikle aile bireyleri arasındaki çalışma, ortaklık iddiası, ücretsiz yardım, staj, çıraklık, eser sözleşmesi veya bağımsız çalışma ile hizmet akdine dayalı çalışma birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21 Ocak 2026 tarihli kararında hizmet akdinin ayırt edici unsurlarını iş görme, ücret ve kişisel-hukuki bağımlılık olarak açıklamıştır. Çalışanın işverenin çalışma düzeni, gözetimi, denetimi ve talimatları altında bulunup bulunmadığı her olayda ayrıca incelenmelidir.

Çalışma SGK'ya Bildirilmemiş veya Eksik Bildirilmiş Olmalıdır

Çalışmanın tamamı bildirilmemiş olabileceği gibi yalnızca bazı aylar veya günler eksik bırakılmış olabilir. İşe giriş bildirgesinin verilmiş olması, o tarihte fiilen çalışıldığını tek başına kesin olarak kanıtlamaz. Aynı şekilde, işe giriş bildirgesinin bulunmaması da çalışma olgusunun başka delillerle ispatlanmasına engel değildir.

Dava Hak Düşürücü Süre İçinde Açılmalıdır

5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesinde öngörülen beş yıllık süre, zamanaşımı değil hak düşürücü süredir. Bu nedenle davalı tarafından ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Davanın Doğru İşverene Yöneltilmesi Gerekir

Davalı, işçiyi fiilen hizmet akdiyle çalıştıran işverendir. İşyerinin devri, şirket türünün değişmesi, alt işverenlik ilişkisi, organik bağ veya birlikte istihdam iddiası bulunan dosyalarda taraf teşkili özel olarak incelenmelidir.

Sadece işçinin çalıştığı fiziksel mekânın sahibi olması, bir kişi veya şirketi kendiliğinden işveren hâline getirmez. Ücreti kimin ödediği, talimatı kimin verdiği, iş organizasyonunun kime ait olduğu ve işçinin kimin hesabına çalıştığı belirlenmelidir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre Nasıl Hesaplanır?

Kanundaki temel kural, sürenin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlamasıdır.

Örneğin, yalnızca 2020 yılı içinde gerçekleşen ve SGK'ya hiç bildirilmeyen bir çalışma bakımından beş yıllık süre 31 Aralık 2020 tarihinden itibaren hesaplanır. Dava, kural olarak 31 Aralık 2025 tarihine kadar açılmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, 26 Ocak 2011 tarihli, 2008/109 Esas ve 2011/25 Karar sayılı kararında 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesindeki beş yıllık sürenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar vermiştir.

Her Eski Çalışma Otomatik Olarak Süreye Uğramaz

İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya mevzuatta öngörülen başka bir belgenin Kuruma verilmiş olması ya da çalışmanın SGK denetimiyle tespit edilmesi hâlinde, Kurumun çalışmadan haberdar olduğu kabul edilebilir. Bu durum hak düşürücü sürenin uygulanmasını etkiler.

Ancak "kesintisiz çalışma varsa hiçbir şekilde hak düşürücü süre işlemez" biçiminde genel bir sonuca varılması doğru değildir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19 Mart 2024 tarihli, 2024/1616 Esas ve 2024/2866 Karar sayılı kararında; sigorta bildiriminin çalışmaya başladıktan sonra yapıldığı blok çalışmalarda, bildirimden önceki dönem bakımından da hak düşürücü sürenin uygulanabileceği kabul edilmiştir. Daire çoğunluğuna göre bu durumda süre, bildirimsiz dönemin sona erdiği tarihten değil, kesintisiz çalışmanın tamamen sona erdiği yılın sonundan itibaren hesaplanmalıdır. Kararda karşı oy bulunması, blok çalışma konusundaki içtihat tartışmasının tamamen sona ermediğini göstermektedir.

Bu nedenle eski tarihli çalışmalar bakımından yalnızca takvim hesabı yapılması yeterli değildir. İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu, SGK sicil dosyası, işyeri bildirgesi, müfettiş raporu ve çalışmaların kesintili olup olmadığı birlikte incelenmelidir.

Hizmet Tespit Davasından Önce SGK'ya Başvuru Zorunlu mudur?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4'üncü maddesi, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak SGK'ya başvuruyu dava şartı hâline getirmiştir. Ancak hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri açıkça bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır. Bu nedenle klasik anlamdaki hizmet tespit davasından önce SGK'ya başvuru dava şartı değildir.

Bununla birlikte SGK'ya başvuru yapılması, Kurum kayıtlarının görülmesi ve uyuşmazlığın kapsamının belirlenmesi açısından uygulamada yararlı olabilir.

Sigortalılık Başlangıcının Tespitinde Farklı Uygulama

Sadece sigortalılık başlangıç tarihinin veya bir günlük çalışmanın tespitinin istendiği davalarda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin farklı bir yaklaşımı bulunmaktadır.

Dairenin 4 Ekim 2023 tarihli, 2023/10442 Esas ve 2023/9228 Karar sayılı kararında, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemi yönünden dava açılmadan önce SGK'ya başvurulması gerektiği kabul edilmiştir. Başvuru yapılmamışsa, mahkemece davacıya eksik dava şartını tamamlaması için kesin süre verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu yaklaşım, bir günlük çalışmanın da zorunlu sigortalılık süresinin tespiti niteliğinde olduğu gerekçesiyle öğretide ve karşı oylarda tartışılmaktadır. Bu nedenle yalnızca sigorta başlangıç tarihinin değiştirilmesine yönelik davalarda, usul riski yaratmamak için dava öncesinde SGK başvurusu yapılması daha güvenli bir yoldur.

Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Hayır. Hizmet tespit davası zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.

7036 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesindeki zorunlu arabuluculuk; işçi veya işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talepleri için öngörülmüştür. Hizmet tespiti ise bir alacak veya tazminat talebi değil, zorunlu sigortalılık süresinin belirlenmesine ilişkin kamusal nitelikli bir tespit davasıdır.

İşverenin arabuluculuk görüşmesinde çalışmayı kabul etmesi, SGK kayıtlarının kendiliğinden düzeltilmesini sağlamaz. Tarafların anlaşması veya işverenin davayı kabul etmesi de mahkemenin çalışma olgusunu araştırma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.

Hizmet tespitiyle birlikte kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma veya yıllık izin alacağı isteniyorsa, alacak talepleri bakımından zorunlu arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilmelidir.

Hizmet Tespit Davası Kime Karşı Açılır?

Dava, sigortasız veya eksik sigortalı çalıştıran işverene karşı açılır.

7036 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi uyarınca SGK, bu davalarda doğrudan davalı değildir. Mahkeme davayı Kuruma kendiliğinden ihbar eder. SGK, işveren yanında fer'î müdahil olarak davaya katılabilir ve işveren kanun yoluna başvurmasa dahi karara karşı istinaf veya temyiz yoluna gidebilir. Kesinleşen karar Kurum tarafından uygulanır.

İşveren şirketin kapanmış, tasfiye edilmiş veya unvan değiştirmiş olması hâlinde ticaret sicili kayıtları incelenmelidir. Gerçek kişi işverenin ölmesi durumunda mirasçılar ve terekenin durumu ayrıca değerlendirilir.

Hizmet Tespit Davasını Kimler Açabilir?

Davayı öncelikle sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırılan kişi açabilir.

Sigortalının ölümü hâlinde, sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında ölüm aylığı, gelir veya diğer haklar bakımından menfaati bulunan hak sahipleri de koşulları varsa hizmet tespiti talep edebilir. Hak sahipleri yönünden süre hesabı, sigortalının sağlığında sürenin dolup dolmadığı ve ölüm tarihi dikkate alınarak ayrıca yapılmalıdır.

Sendikaların üyeleri adına dava açması veya üyeyi temsil etmesi ise sendikal mevzuattaki temsil şartlarına bağlıdır. Her somut olayda yetki belgesinin ve dava hakkının kapsamı incelenmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Görevli Mahkeme

Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetkili Mahkeme

7036 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesine göre dava:

  • Davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinde veya
  • İşin ya da işlemin yapıldığı yer mahkemesinde

açılabilir.

Davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Kanundaki yetki kurallarına aykırı sözleşmeler geçersizdir.

Hizmet Tespit Davasında Yargılama Usulü

İş mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanır. Dava dilekçesi ve cevap dilekçesiyle birlikte vakıaların açık biçimde ortaya konulması ve mevcut delillerin bildirilmesi gerekir.

Hizmet tespit davaları kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkeme, gerekli gördüğünde:

  • SGK işyeri sicil dosyasını,
  • Dönem bordrolarını,
  • İşe giriş ve işten ayrılış bildirgelerini,
  • Vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtlarını,
  • Esnaf veya meslek odası kayıtlarını,
  • İşyeri ruhsat ve belediye kayıtlarını,
  • Banka ve ücret ödeme kayıtlarını,
  • Komşu işyeri çalışanlarını,
  • Bordro tanıklarını,
  • Kolluk veya zabıta araştırmasını

kendiliğinden araştırabilir.

Re'sen araştırma ilkesi, davacının hiçbir vakıa veya delil göstermeden dava açabileceği anlamına gelmez. Çalışmanın hangi tarihler arasında, hangi işyerinde, hangi görevle, hangi çalışma düzeni içinde ve kimin talimatıyla gerçekleştirildiği mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.

Sigortasız Çalışma Nasıl İspatlanır?

Hizmet tespit davasında kullanılabilecek deliller sınırlı değildir. Somut olayın niteliğine göre şu deliller önem taşıyabilir:

  • İş sözleşmesi ve personel dosyası,
  • Ücret bordroları ve imzalı ödeme belgeleri,
  • Banka hesap hareketleri,
  • İşyerine giriş kartı ve turnike kayıtları,
  • Vardiya ve puantaj çizelgeleri,
  • İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları,
  • Görevlendirme yazıları,
  • E-posta ve kurumsal mesajlaşma kayıtları,
  • WhatsApp yazışmaları,
  • İşyerinde çekilmiş fotoğraf ve görüntüler,
  • Teslim tutanakları, irsaliyeler ve imzalı belgeler,
  • Müşteri, tedarikçi ve saha kayıtları,
  • Bordro ve komşu işyeri tanıkları,
  • Vergi, belediye, oda ve ruhsat kayıtları.

Tanık Beyanı Tek Başına Yeterli midir?

Tanık delili hizmet tespit davalarında önemlidir. Ancak tanığın işçinin hangi tarihler arasında, hangi saatlerde, ne iş yaptığını ve işverene nasıl bağlı çalıştığını kişisel gözleme dayalı olarak açıklayabilmesi gerekir.

İşçiyle aynı dönemde bordrolu çalışan kişiler ile komşu işyeri çalışanlarının beyanları, soyut veya duyuma dayalı anlatımlara göre daha güçlü kabul edilir. Yakın akraba, arkadaş veya davacıyla menfaat ilişkisi bulunan tanıkların beyanları tek başına yeterli görülmeyebilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13 Kasım 2023 tarihli, 2023/9602 Esas ve 2023/11115 Karar sayılı kararında, taraflar arasındaki kardeşlik ilişkisi ve tanık anlatımlarındaki çelişkiler nedeniyle çalışmanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Daire; işin niteliğinin, davacının sağlık durumunun, komşu işyerlerinin ve bordrolu çalışanların araştırılmadan karar verilmesini eksik inceleme saymıştır.

Çalışma Dönemi Hayatın Olağan Akışına Uygun Olmalıdır

Mahkeme, tanık beyanlarını diğer objektif olgularla karşılaştırır. Davacının aynı dönemde askerlik yapması, örgün eğitimde bulunması, başka şehirde yaşaması, başka bir işverenden tam süreli bildirilmesi veya bağımsız faaliyet yürütmesi iddia edilen çalışmanın gerçekliğini etkileyebilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19 Şubat 2024 tarihli, 2024/395 Esas ve 2024/1466 Karar sayılı kararında; askerlik döneminin, öğrenciliğin, işyerlerinin kapasitesinin, gerçek işverenin kim olduğunun ve çalışmaların kısmi ya da tam süreli olup olmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Prime Esas Kazancın Tespiti

Hizmet süresinin tespiti ile gerçek ücretin tespiti aynı şey değildir.

Davacı, belirli tarihlerde çalıştığını tanıkla ispatlayabilir. Ancak asgari ücretin üzerinde ücret aldığını ileri sürüyorsa ücret miktarını banka kayıtları, bordrolar, yazılı sözleşmeler, meslek odası araştırmaları, emsal ücret verileri ve işin niteliğine uygun başka objektif delillerle desteklemesi gerekir.

Mahkeme, yalnızca "yüksek ücret alıyordu" şeklindeki genel tanık anlatımına dayanarak prime esas kazancı belirlememelidir. Görev, kıdem, meslek, işyerinin büyüklüğü, çalışma dönemi ve ilgili sektördeki emsal ücretler birlikte değerlendirilir.

Bir Günlük Hizmet Tespit Davası Nedir?

Bir günlük hizmet tespit davası, kişinin geçmişte belirli bir tarihte en az bir gün fiilen çalıştığının ve bu tarihin sigortalılık başlangıcı sayılması gerektiğinin tespiti amacıyla açılır.

Bu davalarda işe giriş bildirgesinin bulunması tek başına yeterli değildir. Bildirgede belirtilen tarihte gerçek ve fiilî çalışma bulunmalıdır. İşyerinin o tarihte faal olup olmadığı, işverenin kayıtları, dönem bordroları ve tanıklar araştırılır.

Bir günlük tespit özellikle emeklilik başlangıcı bakımından önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak dava yalnızca emekli olabilmek amacıyla açıldığı için kabul edilmez; fiilî çalışma somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanmalıdır.

Hizmet Tespit Davasının Sonuçları

Davanın kabul edilip kararın kesinleşmesi hâlinde:

  • Mahkeme kararındaki çalışma günleri SGK kayıtlarına işlenir,
  • Prim ödeme gün sayısı düzeltilir,
  • Kararda belirlenen prime esas kazançlar dikkate alınır,
  • Sigortalılık başlangıç tarihi etkilenebilir,
  • Emeklilik, malullük ve ölüm sigortası hesapları yeniden değerlendirilebilir,
  • SGK işveren hakkında prim ve diğer idari işlemleri başlatabilir.

Hizmet tespit davasında mahkeme işçiye doğrudan kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti veya manevi tazminat ödemez. Bu alacaklar için ayrı talep ve gerektiğinde ayrı dava gerekir.

Hizmet tespiti kararının emeklilik hakkı doğurup doğurmayacağı; kişinin yaşı, toplam prim günü, sigortalılık süresi, tabi olduğu dönem mevzuatı ve diğer hizmetleri dikkate alınarak SGK tarafından ayrıca değerlendirilir. Hizmet tespit davasının kazanılması, tek başına emeklilik garantisi vermez.

Hizmet Tespit Davasında İstinaf ve Temyiz

İlk derece iş mahkemesi kararına karşı, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir.

Bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz başvurusu yapılabilir. Kararın temyize açık olup olmadığı, karar tarihindeki parasal kesinlik sınırları ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak ayrıca belirlenir.

SGK, davaya fer'î müdahil olarak katılmışsa işveren başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Beş Yıllık Sürenin İşten Çıkış Tarihinden Başladığını Sanmak

Kanundaki başlangıç, kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonudur. Ancak bildirim, blok çalışma ve Kurumun çalışmadan haberdar olması süre hesabını değiştirebilir.

Yanlış İşverene Dava Açmak

İşçinin fiziksel olarak çalıştığı yer ile hukuki işveren her zaman aynı kişi olmayabilir. Alt işveren, asıl işveren, şirket ortağı, işyeri devri ve organik bağ ilişkileri araştırılmalıdır.

Yalnızca Yakın Tanıklarla Yetinmek

Akraba veya arkadaş tanıklar tamamen değersiz değildir. Ancak bordrolu çalışanlar, komşu işyeri tanıkları ve objektif kayıtlarla desteklenmeyen anlatımlar çoğu dosyada yetersiz kalabilir.

Çalışma Dönemini Belirsiz Bırakmak

"Uzun yıllar çalıştım" şeklindeki genel bir iddia yeterli değildir. Başlangıç ve bitiş tarihleri, işin niteliği, çalışma saatleri, ücret ve işyeri adresi somutlaştırılmalıdır.

Hizmet Tespitiyle Bütün İşçilik Alacaklarının Alınacağını Düşünmek

Hizmet tespit davası sigortalılık süresine ilişkindir. Ücret, kıdem tazminatı ve fazla çalışma gibi talepler ayrı hukuki değerlendirme gerektirir.

Eski Tarihli Çalışmada Süre İncelemesi Yapmadan Dava Açmak

Dava açılmadan önce SGK hizmet dökümü, işe giriş bildirgeleri, işyeri dosyaları ve kesintili çalışma dönemleri incelenmelidir. Hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen bir dava, esas bakımından güçlü deliller bulunsa dahi sonuç doğurmaz.

Sık Sorulan Sorular

Geçmişte sigortasız çalıştım, her zaman dava açabilir miyim?

Hayır. Kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan beş yıllık hak düşürücü süre vardır. Ancak resmi bildirimler, Kurumun çalışmadan haberdar olması ve kesintisiz çalışma gibi durumlar süre hesabını etkileyebilir.

1999 öncesindeki çalışma için dava açılabilir mi?

Çalışmanın eski tarihli olması tek başına dava açılmasını engellemez. Fakat hak düşürücü süre ve Kuruma yapılmış bildirimler ayrıntılı biçimde incelenmelidir. "1999 öncesindeki bütün çalışmalar süresiz olarak tespit ettirilebilir" şeklinde genel bir kural yoktur.

SGK'ya şikâyet etmek dava açmakla aynı şey midir?

Hayır. SGK şikâyeti üzerine denetim yapılabilir. Ancak Kurum çalışmayı tespit etmezse, hak düşürücü süre içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekebilir.

İşveren çalışmayı kabul ederse dava hemen kabul edilir mi?

Hayır. Dava kamu düzenini ilgilendirdiği için işverenin kabulü tek başına yeterli değildir. Mahkeme çalışma olgusunu ve süresini araştırır.

Sadece tanıkla hizmet tespiti yapılabilir mi?

Tanık beyanı kullanılabilir. Bununla birlikte tanıkların çalışma dönemini gerçekten bilen, tutarlı ve mümkün olduğunca tarafsız kişiler olması gerekir. Objektif kayıtlarla desteklenen tanık anlatımları daha güçlüdür.

İşveren kapanmışsa dava açılamaz mı?

Şirketin kapanması veya işyerinin faaliyetine son vermesi davayı kendiliğinden imkânsız hâle getirmez. Tasfiye, ticaret sicili, işverenin tüzel kişiliği ve tebligat koşulları araştırılmalıdır.

Hizmet tespit davası kazanılırsa hemen emekli olunur mu?

Hayır. Tespit edilen sürenin emeklilik hakkı doğurup doğurmadığı, kişinin tabi olduğu mevzuat ve diğer sigortalılık bilgileriyle birlikte SGK tarafından hesaplanır.

Hizmet tespit davasında avukat zorunlu mudur?

Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak hak düşürücü süre, taraf teşkili, delillerin toplanması ve SGK kayıtlarının yorumlanması teknik nitelikte olduğundan dava öncesinde hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.

Hukuki Değerlendirme

Hizmet tespit davalarında belirleyici olan yalnızca işçinin gerçekten çalışmış olması değildir. Çalışmanın hangi hukuki ilişkiye dayandığı, hangi işveren hesabına yapıldığı, SGK'ya ne şekilde bildirildiği, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve delillerin iddia edilen dönemi doğrulayıp doğrulamadığı birlikte değerlendirilir.

Özellikle eski tarihli çalışmalar, aile şirketleri, ortaklık savunması, birden fazla işveren, alt işverenlik, sigortalılıkların çakışması, öğrencilik veya askerlik dönemi ve bir günlük sigorta başlangıcı talepleri standart bir dilekçeyle çözülebilecek uyuşmazlıklar değildir.

Yargıtayın güncel yaklaşımı, gerçek çalışmanın kabulü kadar gerçeğe aykırı sigortalılık süresi oluşturulmasının da önlenmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle mahkemelerden çalışma olgusunu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırmaları beklenmektedir.

Günser + Partners ile İletişim

Hizmet tespit davalarında hak düşürücü sürenin yanlış hesaplanması, davanın yanlış işverene yöneltilmesi veya çalışma dönemini doğrulayacak delillerin zamanında toplanmaması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Somut olayınızın SGK kayıtları, çalışma dönemi, işveren yapısı ve güncel Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunduğundan, dava açılmadan önce süre, görev, yetki, taraf teşkili ve ispat imkânlarının birlikte incelenmesi gerekir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.