Gayrimenkul Hukuku · · ≈17 dk okuma
Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası
Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının şartları, delilleri, tarafları, görevli mahkemesi, süreleri ve güncel Yargıtay uygulaması.
Taşınmazını devreden kişinin satış, bağış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, vekâletname veya tapu işlemi tarihinde ayırt etme gücüne sahip olmaması, işlemin hukuki sonuç doğurmasını engelleyebilir. Ancak yaşlılık, demans tanısı, psikiyatrik hastalık veya sonradan verilen kısıtlama kararı tek başına tapu kaydının iptali için yeterli değildir. Mahkemenin cevaplaması gereken asıl soru, kişinin tam olarak işlem tarihinde ve o işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olup olmadığıdır.
Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davaları; tıbbi kayıtların eksiksiz toplanmasını, geçmişe yönelik adli tıbbi değerlendirmeyi, doğru taraf teşkilini ve taşınmazın dava sırasında üçüncü kişilere devrini önleyecek usul tedbirlerini gerektirir. Dava yanlış kişi tarafından veya eksik tarafla açılırsa, ehliyetsizlik iddiası maddi bakımdan güçlü olsa dahi usulden ya da taraf sıfatı yokluğundan sonuç alınamayabilir.
Hukuki Ehliyetsizlik ve Ayırt Etme Gücü Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre fiil ehliyetine sahip kişi, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Fiil ehliyetinin temel koşulları TMK m.10’da; ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip bulunmak ve kısıtlı olmamak şeklinde düzenlenmiştir.
Ayırt etme gücü, TMK m.13 kapsamında kişinin akla uygun biçimde davranabilme yeteneğidir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzeri bir neden bu yeteneği ortadan kaldırabilir. TMK m.15 ise kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağını belirtir.
Bu düzenlemeler bakımından iki nokta özellikle önemlidir:
- Ayırt etme gücü nispi ve işleme bağlıdır. Kişi gündelik işlerini yürütebilirken yüksek değerli ve karmaşık bir taşınmaz devrinin sonuçlarını kavrayamayabilir. Tersine, bir hastalık tanısı bulunan kişi, hastalığın dengede olduğu bir dönemde yaptığı işlemin sonuçlarını anlayabilir.
- İnceleme işlem tarihine yöneliktir. Kişinin yıllar sonra kısıtlanmış veya ağır hastalanmış olması, geçmişteki tapu işlemini kendiliğinden geçersiz kılmaz. Aynı şekilde tapu müdürlüğünde işlemin yapılmış olması da ehliyetin kesin olarak bulunduğunu göstermez.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında ayırt etme gücü bulunmayan kişinin geçerli bir iradesi olmadığı, doğrudan onunla işlem yapan tarafın iyi niyetinin işlemi geçerli hâle getirmeyeceği kabul edilmektedir. Bu ilke, 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da benimsenmiştir.
Hangi İşlemler Ehliyetsizlik Nedeniyle İptal Davasına Konu Olabilir?
Dava yalnızca tapu müdürlüğünde bizzat yapılan satış işlemleriyle sınırlı değildir. Somut olayın yapısına göre aşağıdaki işlemler incelenebilir:
- Taşınmaz satışı veya bağışı,
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı devir,
- Taşınmaz satış vaadi ve buna bağlı tescil,
- Vekâletname verilmesi ve vekâletname kullanılarak yapılan devir,
- İpotek veya başka bir ayni hak kurulması,
- Pay devri, trampa veya taşınmaz üzerinde tasarruf sonucu doğuran diğer işlemler.
Vekâletname ile devir yapılmışsa iki tarih ayrı ayrı değerlendirilmelidir: vekâletnamenin düzenlendiği tarih ve tapuda temlikin yapıldığı tarih. Vekâletname tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği temsil yetkisi geçerli olmayabilir. Kişi vekâletname tarihinde ehliyetli olsa bile vekilin talimata aykırı hareket etmesi, vekâlet görevinin kötüye kullanılması yönünden ayrıca incelenebilir.
Her Hastalık veya İleri Yaş Ehliyetsizlik Anlamına Gelir mi?
Hayır. İleri yaş, unutkanlık, Alzheimer veya demans tanısı, psikiyatrik tedavi, felç, yoğun ilaç kullanımı ya da hastanede yatış önemli delillerdir; ancak hiçbiri tek başına hukuki ehliyetsizliği kesinleştirmez.
Mahkeme, hastalığın işlem tarihindeki ağırlığını ve kişinin şu konuları kavrayıp kavrayamadığını araştırır:
- Taşınmazı kime ve hangi hukuki işlemle devrettiği,
- İşlemin mülkiyeti sona erdireceği,
- Satışsa bedelin miktarı ve ödenme biçimi,
- Devrin malvarlığı ve mirasçıları üzerindeki sonucu,
- Vekâletname veriliyorsa vekilin hangi yetkilerle donatıldığı,
- İşlemin serbest iradeyle yapılıp yapılmadığı.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca “muris yaşlıydı” veya “Alzheimer hastasıydı” denilmesi yeterli değildir. İşlem tarihine yakın somut davranışlar, tıbbi bulgular ve ekonomik olaylar açıklanmalıdır.
Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali Davasını Kim Açabilir?
Taşınmazı devreden kişi hayattaysa
Kural olarak dava hakkı, taşınmazı ehliyetsiz olduğu ileri sürülen işlemle devreden gerçek hak sahibine aittir. Kişi dava tarihinde ayırt etme gücüne sahipse davayı kendisi açabilir.
Kişi vesayet altındaysa veya mevcut durumu nedeniyle davayı takip edemiyorsa, vasi tarafından temsil edilir. TMK m.462/8 uyarınca vasinin dava açması için vesayet makamından izin alınması gerekir. İzin eksikliği bazı hâllerde yargılama sırasında tamamlatılabilse de davayı baştan doğru temsil ve izin belgeleriyle açmak gerekir.
Yakınların, taşınmazı devreden kişi hayattayken sırf ileride mirasçı olacakları gerekçesiyle kendi adlarına tapu iptali ve tescil davası açmaları mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2010 tarihli, 2010/1-252 E. ve 2010/337 K. sayılı kararında; hayatta olan hak sahibi yerine çocukların açtığı davada taraf sıfatının bulunmadığı, sonradan gerçekleşen ölümün başlangıçtaki bu eksikliği gidermeyeceği kabul edilmiştir.
Taşınmazı devreden kişi ölmüşse
Mirasbırakanın ehliyetsizliği ileri sürülüyorsa, talep kural olarak taşınmazın terekeye döndürülmesine yönelik kurulmalıdır. Tereke elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.
Uygulamada şu yollar gündeme gelir:
- Bütün mirasçıların birlikte dava açması,
- Bir mirasçının terekeye iade istemiyle dava açması ve diğer mirasçıların davaya onay vermesinin sağlanması,
- Onay sağlanamazsa TMK m.640 uyarınca terekeye temsilci atanması.
Ehliyetsizlik sebebiyle yalnızca davacının miras payı oranında tescil istenmesi çoğu durumda dinlenmez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarihli, 2018/250 E. ve 2020/3302 K. sayılı kararında, ehliyetsizlik ve hile iddialarına dayalı olarak miras payı oranında açılan tescil talebinin, tereke adına dava açılmadığı için dinlenemeyeceği belirtilmiştir.
Bu konu muris muvazaası davalarıyla karıştırılmamalıdır. Muris muvazaasında mirasçının kendi payı oranında talepte bulunabildiği durumlar vardır. Ehliyetsizlikte ise geçersiz işlemin konusu olan malın terekeye geri dönmesi esas olduğundan taraf teşkili farklıdır.
Dava Kime Karşı Açılır?
Dava, tapu sicilinde malik görünen kişi veya kişilere karşı açılır. Kayıt maliki ölmüşse dava mirasçılarına yöneltilir. Taşınmaz dava tarihinden önce birden fazla kez el değiştirmişse mevcut kayıt maliki davalı gösterilmelidir.
Tapu kaydındaki ipotek, intifa, oturma hakkı, satış vaadi şerhi veya başka bir hakkın da terkini isteniyorsa, bu hakkın sahibi olan kişilerin davada taraf olması gerekir. Aksi hâlde verilecek hüküm tapu sicilindeki bütün kayıtları ortadan kaldırmaya elverişli olmayabilir.
Önceki devralana karşı bedel veya tazminat talebi de ileri sürülecekse, talebin hukuki sebebi ve zamanaşımı ayrıca değerlendirilmelidir. Tapu iptali talebinin süreye tabi olmaması, buna bağlı her türlü para alacağının da süresiz olduğu anlamına gelmez.
Sonraki Malikin İyi Niyeti Davayı Nasıl Etkiler?
Ehliyetsiz kişiyle doğrudan işlem yapan tarafın “ehliyetsizliği bilmiyordum” savunması, TMK m.15 karşısında işlemi geçerli hâle getirmez. Ancak taşınmaz daha sonra başka bir kişiye devredilmişse, TMK m.1023 ve m.1024 kapsamında sonraki malikin tapu siciline güveni ve iyi niyeti ayrı bir sorun oluşturur.
Sonraki malik tapu siciline güvenerek ayni hak kazanmış ve gerekli özeni göstermesine rağmen yolsuzluğu bilmesi beklenemeyecek durumdaysa, TMK m.1023 koruması gündeme gelebilir. Buna karşılık devrin aile içi ilişkiler, olağan dışı düşük bedel, kısa aralıklarla yapılan zincirleme işlemler, taraflar arasındaki bağlantı veya dava tehdidinin bilinmesi gibi olgularla gerçekleştirildiği durumlarda iyi niyet savunması zayıflayabilir.
Bu nedenle taşınmazın üçüncü kişiye devredilme ihtimali varsa davayla birlikte ihtiyati tedbir ve dava şerhi talepleri gecikmeden değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Var mı?
Ehliyetsizlik hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talebi, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi kabul edilmemektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.04.2013 tarihli, 2012/16907 E. ve 2013/4877 K. sayılı kararında da ehliyetsizlik iddiası nedeniyle davanın hak düşürücü süreden reddedilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte “her zaman dava açılabilir” ifadesi, beklemenin risksiz olduğu anlamına gelmez. Zaman geçtikçe:
- Hastane kayıtlarına erişim zorlaşabilir,
- İşlem tarihini bilen tanıklar ölebilir veya hatırlamayabilir,
- Taşınmaz iyi niyet iddiasında bulunabilecek üçüncü kişilere devredilebilir,
- Bedel ve tazminat gibi yan talepler bakımından farklı süreler gündeme gelebilir,
- Çok uzun süre sessiz kalınması somut olayın diğer unsurlarıyla birlikte dürüstlük kuralı yönünden tartışılabilir.
Bu nedenle hukuken süre engeli bulunmaması, davanın makul olan en kısa zamanda açılması gereğini ortadan kaldırmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında görevli mahkeme, HMK m.2 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir.
HMK m.12 gereğince taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Tarafların başka bir yer mahkemesini sözleşmeyle yetkili kılması mümkün değildir.
Dava birden fazla taşınmaza ilişkinse ve taşınmazlar farklı yargı çevrelerindeyse, HMK m.12’nin birden fazla taşınmaza ilişkin düzenlemesi ve talepler arasındaki bağlantı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava Şartı Arabuluculuk Gerekir mi?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinde dava şartı arabuluculuğa tabi taşınmaz uyuşmazlıkları sınırlı olarak sayılmıştır. Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil talebi bu sayım içinde yer almadığından, kural olarak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı bulunmaz.
Ancak aynı dosyada kira, ortaklığın giderilmesi, komşu hakkı veya kanunda özel olarak dava şartı arabuluculuğa bağlanmış başka bir talep ileri sürülecekse, her talep ayrı değerlendirilmelidir.
Dava Açılırken İhtiyati Tedbir ve Tapuya Dava Şerhi
Tapu iptali ve tescil davası devam ederken taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi, davanın taraflarını ve iyi niyet tartışmasını ağırlaştırabilir. HMK m.389 ve devamı uyarınca taşınmazın devrini veya üzerinde ayni hak kurulmasını önleyici ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Tedbir talebinde yalnızca davanın açılmış olması yeterli değildir. Yaklaşık ispat düzeyinde:
- Ehliyetsizlik iddiasını destekleyen ilk tıbbi kayıtlar,
- İşlem tarihine yakın hastane belgeleri,
- Kısıtlama veya vesayet dosyası,
- Olağan dışı devir zinciri,
- Bedelsizlik veya bedelin ödenmediğine ilişkin veriler,
- Taşınmazın yeniden devredilme tehlikesi
sunulmalıdır.
Mahkeme teminat karşılığında veya olayın özelliğine göre teminatsız tedbir kararı verebilir. Ayrıca TMK m.1010 kapsamında çekişmeli hakkın korunması amacıyla tapu siciline dava şerhi verilmesi de talep edilebilir. Dava şerhi ile ihtiyati tedbir aynı hukuki etkiye sahip değildir; somut risk bakımından hangisinin gerekli olduğu ayrıca belirlenmelidir.
Ehliyetsizlik Nasıl İspatlanır?
İspatın merkezinde işlem tarihi bulunur
Davacı, kural olarak dayandığı ehliyetsizlik olgusunu ispatlamalıdır. Bununla birlikte ehliyetsizlik kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme, tarafların sunduğu delillerle yetinmeden gerekli kayıtların toplanmasını sağlamalı ve teknik incelemeyi yaptırmalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.05.2015 tarihli, 2014/7368 E. ve 2015/7013 K. sayılı kararında; sağlık kurulu raporları, hasta gözlem kâğıtları, reçeteler ve diğer tıbbi belgeler toplanmadan, işlem tarihinde ehliyet bulunup bulunmadığı konusunda uzman raporu alınmadan karar verilmesi eksik inceleme kabul edilmiştir.
Toplanması gereken tıbbi kayıtlar
Somut olaya göre şu kayıtlar istenmelidir:
- İşlem tarihinden önceki ve sonraki hastane yatış dosyaları,
- Psikiyatri, nöroloji, geriatri ve aile hekimliği kayıtları,
- Epikrizler, sağlık kurulu raporları ve gözlem notları,
- Reçete ve ilaç kullanım kayıtları,
- Bilişsel testler, görüntüleme sonuçları ve laboratuvar bulguları,
- Acil servis ve yoğun bakım kayıtları,
- Kısıtlama davası ve o dosyada alınan sağlık raporları,
- Varsa noter veya tapu işlemi öncesinde alınan doktor raporu.
Kayıtlar yalnızca işlem gününe ait olmamalıdır. Hastalığın seyri ve işlem tarihindeki muhtemel bilişsel durum ancak önceki ve sonraki dönem birlikte incelenerek değerlendirilebilir.
Tanık delili
Tanıkların “ehliyetsizdi” şeklindeki hukuki sonuç bildiren sözlerinden çok, işlem tarihine yakın somut gözlemleri önemlidir. Örneğin:
- Yakınlarını tanımaması,
- Yön ve zaman algısının bozulması,
- Parasını yönetememesi,
- Aynı soruyu sürekli tekrarlaması,
- Günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaması,
- Devirden haberdar olmadığını söylemesi,
- İşlemi kiminle ve neden yaptığını açıklayamaması
gibi olguların tarih ve olay bağlantısıyla anlatılması gerekir.
Banka ve ekonomik deliller
Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği ehliyetsizliği doğrudan kanıtlamaz; ancak işlemin olağan akışını değerlendirmede önemlidir. Banka hareketleri, dekontlar, nakit çekimler, taşınmazın gerçek değeri ile resmi satış bedeli arasındaki fark, devralanın ödeme gücü ve bedelin devreden kişinin yararına kullanılıp kullanılmadığı incelenebilir.
Adli tıbbi rapor
Ayırt etme gücü tıbbi ve hukuki unsurları birlikte içeren bir konudur. Hâkim bilirkişi görüşüyle bağlı değildir; ancak bu alandaki teknik değerlendirme uzmanlık gerektirir. Bu nedenle dosyanın kapsamına göre Adli Tıp Kurumundan veya uygun uzmanlardan oluşan bir sağlık kurulundan rapor alınması gerekir.
Eski tarihli birçok Yargıtay kararında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna gönderme yapılmıştır. Adli Tıp Kurumunun teşkilat ve iş bölümü zaman içinde değişebildiğinden, güncel dosyada görevli kurulun 2659 sayılı Kanun ve güncel Kurum mevzuatına göre belirlenmesi gerekir. Makul olan, rapor talebini belirli bir kurul adıyla sınırlamak yerine, işlem tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığının ilgili uzman kurulca değerlendirilmesini istemektir.
Raporun yalnızca teşhisleri sıralaması yeterli değildir. Şu soruya gerekçeli cevap vermelidir: “Kişi, dava konusu vekâletname veya tapu işlemi tarihinde, işlemin mahiyetini ve hukuki sonuçlarını algılayıp buna uygun irade oluşturabilecek ayırt etme gücüne sahip miydi?”
Tapu veya Noterde Alınan Sağlık Raporu Kesin Delil midir?
İşlem tarihinde alınmış sağlık raporu önemli bir delildir; fakat mahkemeyi mutlak biçimde bağlamaz. Raporun hangi uzman tarafından, hangi muayeneyle, hangi testler uygulanarak ve hangi belgeler incelenerek düzenlendiği araştırılır.
Sadece “akli melekeleri yerindedir” ibaresini taşıyan kısa bir rapor, özellikle ağır nörolojik veya psikiyatrik hastalık kayıtları mevcutsa tek başına yeterli görülmeyebilir. Tersine, sonradan verilen kısıtlama kararı da işlem tarihindeki ehliyetsizliğin kesin kanıtı değildir. Bütün kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
Birden Fazla Hukuki Sebebe Dayanılabilir mi?
Ehliyetsizlikle birlikte muris muvazaası, hile, korkutma, aşırı yararlanma veya vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuki sebeplere aynı davada dayanılabilir. Ancak her sebebin şartları ve süreleri farklıdır.
Yargıtay uygulamasında ehliyetsizlik kamu düzeniyle bağlantılı görüldüğü için öncelikle incelenir. Ehliyetsizlik kanıtlanırsa işlem baştan itibaren hukuki sonuç doğurmayacağından diğer sebeplerin incelenmesine ihtiyaç kalmayabilir. Ehliyetsizlik kanıtlanamazsa mahkeme, usulüne uygun ileri sürülen diğer hukuki sebepleri değerlendirmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.04.2016 tarihli, 2014/16316 E. ve 2016/4228 K. sayılı kararı ile 27.03.2017 tarihli, 2014/20218 E. ve 2017/1475 K. sayılı kararında bu inceleme sırası ve eksiksiz delil toplama yükümlülüğü vurgulanmıştır.
Yargıtay Uygulamasının Temel İlkeleri
Yayımlanmış kararlar birlikte değerlendirildiğinde yerleşik uygulama şu esaslarda toplanmaktadır:
- Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin doğrudan yaptığı işlem, karşı taraf iyi niyetli olsa bile geçerli olmaz.
- Ehliyetsizlik iddiası kamu düzeniyle ilgili olduğundan diğer hukuki sebeplerden önce incelenir.
- İşlem tarihine yakın bütün tıbbi belgeler eksiksiz toplanmalıdır.
- Tanıkların soyut kanaatleri yerine somut ve tarih bağlantılı gözlemleri alınmalıdır.
- Uygun uzman kuruldan, özellikle işlem tarihine yönelik gerekçeli rapor alınmalıdır.
- Hak sahibi hayattaysa dava hakkı ona veya usulüne uygun temsilcisine aittir.
- Mirasbırakanın ehliyetsizliği ileri sürülüyorsa dava kural olarak terekeye iade istemiyle ve elbirliği mülkiyetinin gerektirdiği taraf teşkiliyle yürütülmelidir.
- Sonraki malikin iyi niyeti, TMK m.1023 ve m.1024 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarihli, 2022/8161 E. ve 2022/8554 K. sayılı kararı ile aynı tarihli, 2022/3664 E. ve 2022/8568 K. sayılı kararları da ehliyetsizlik, vekâlet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası iddialarının işlem tarihine ve dosyadaki somut delillere göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
İçtihatların somut olaylara uygulanmasında karar tarihinden sonra gerçekleşen mevzuat ve teşkilat değişiklikleri ayrıca kontrol edilmelidir. Özellikle Adli Tıp Kurumunun güncel görev dağılımı ile kanun yolu parasal sınırları her dosyada karar tarihine göre yeniden belirlenmelidir.
Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar
Öğretide baskın görüş, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı hukuki işlemin baştan itibaren kesin hükümsüz olduğu yönündedir. Uygulamada bazı kararlarda “yokluk” ifadesi kullanılsa da hukuki nitelendirmede asıl sonuç, işlemin geçerli bir iradeye dayanmaması nedeniyle baştan itibaren sonuç doğurmamasıdır.
Tartışmanın yoğunlaştığı alanlar şunlardır:
- Ayırt etme gücünün varlığının mı, yokluğunun mu karine olduğu,
- Çok eski işlemler için geçmişe yönelik tıbbi raporun güvenilirliği,
- Sonradan alınan kısıtlama kararının geçmiş işlemlere etkisi,
- Noter veya tapu sağlık raporunun ispat gücü,
- Sonraki malikin TMK m.1023 korumasından yararlanıp yararlanamayacağı,
- Mirasçının pay oranında mı, terekeye iade şeklinde mi dava açması gerektiği,
- Ehliyetsizlik ile vekâlet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaasının hangi sırayla inceleneceği.
Bu başlıkların hiçbiri soyut bir formülle çözülemez. Aynı teşhise sahip iki kişinin farklı tarihlerde yaptığı işlemler bakımından farklı sonuçlara ulaşılması mümkündür.
Harç, Dava Değeri ve Yargılama Giderleri
Tapu iptali ve tescil davası taşınmazın aynına ilişkin ve kural olarak nispi harca tabi bir davadır. Dava değeri, iptali istenen taşınmazın veya payın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenir. Dilekçede düşük değer gösterilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesinden sonra eksik harcın tamamlatılmasına yol açabilir.
Davacı taraf; başvurma harcı, peşin nispi harç, tebligat ve müzekkere giderleri, keşif, bilirkişi ve Adli Tıp inceleme giderleriyle karşılaşabilir. Yargılama sonunda haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hüküm altına alınır.
Kanun Yolları ve Kararın İcrası
İlk derece mahkemesi kararına karşı HMK m.345 uyarınca gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarına karşı HMK m.361 uyarınca tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
İstinaf ve temyiz kesinlik sınırları her yıl yeniden değerleme nedeniyle değiştiğinden, somut dosyada karar tarihindeki parasal sınırların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
HMK m.367/2 uyarınca taşınmaz mal üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu nedenle tapu iptali ve tescil hükmü, kanun yolu süreci tamamlanıp kesinleşmeden tapuda infaz edilmez.
Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Dava açılmadan önce en az şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- Ehliyetsiz olduğu ileri sürülen kişi işlem tarihinde hayatta mıydı, dava tarihinde hayatta mı?
- Vesayet veya kısıtlama kararı var mı; varsa ne zaman kesinleşti?
- İşlem bizzat mı, vekil aracılığıyla mı yapıldı?
- Vekâletname ve tapu işlem tarihleri nedir?
- Taşınmaz hâlen ilk devralan adına mı, sonraki bir malik adına mı kayıtlı?
- Tapuda ipotek, intifa, haciz veya başka bir hak var mı?
- Bütün mirasçılar kimlerdir ve tereke temsilcisine ihtiyaç var mı?
- İşlem tarihine yakın hangi sağlık kayıtları mevcuttur?
- Satış bedeli bankadan ödenmiş mi; devreden kişinin hesabına geçmiş mi?
- Dava sırasında yeni devir tehlikesi var mı?
- Ehliyetsizlik yanında başka hangi hukuki sebepler ileri sürülecek?
Bu sorular netleştirilmeden hazırlanan dava dilekçesi, sonradan düzeltilmesi güç taraf ve talep hatalarına yol açabilir.
Sık Yapılan Hatalar
Yalnızca yaşlılık veya hastalık tanısına dayanmak
Yaşlılık ve tanı, işlem tarihindeki ayırt etme gücünü tek başına göstermez. Hastalığın seyri ve işleme etkisi somutlaştırılmalıdır.
Yanlış kişinin dava açması
Hak sahibi hayattayken muhtemel mirasçıların kendi adlarına dava açması veya mirasbırakan öldükten sonra tereke yerine yalnız pay oranında tescil istenmesi ciddi taraf sıfatı sorunları doğurur.
Eksik mirasçı veya hak sahibine husumet yöneltmek
Elbirliği mülkiyeti, mevcut kayıt malikleri ve tapudaki sınırlı ayni hak sahipleri birlikte değerlendirilmelidir.
Yalnızca tanıkla ispat etmeye çalışmak
Ehliyetsizlik tıbbi uzmanlık gerektirir. Tanık beyanı önemlidir; fakat sağlık kayıtları ve bilimsel rapor olmadan çoğu dosyada yeterli olmaz.
Tapu veya noter sağlık raporunu kesin kabul etmek
Kısa ve gerekçesiz bir rapor, bütün tıbbi geçmiş karşısında kesin delil değildir. Raporun yöntemi ve kapsamı incelenmelidir.
Tedbir talebini geciktirmek
Taşınmazın devri, iyi niyetli üçüncü kişi tartışması doğurabilir. Dava açılırken tapu kaydı ve devir riski kontrol edilmelidir.
Ehliyetsizlik ile diğer hukuki sebeplerin sürelerini karıştırmak
Ehliyetsizlik talebinin süreye tabi olmaması, hile, korkutma, aşırı yararlanma veya tazminat taleplerinin de süresiz olduğu anlamına gelmez.
Hukuki Değerlendirme
Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının başarısı, yalnızca bir hastalık raporuna değil; işlem tarihine odaklanan bütüncül delil zincirine bağlıdır. Sağlık belgeleri, tanıkların somut gözlemleri, vekâletname ve tapu işlem dosyası, banka hareketleri ve uzman kurul raporu birbirini doğrulamalıdır.
Bu davalarda en sık karşılaşılan sorun, maddi vakıadan önce usul yapısının yanlış kurulmasıdır. Dava hakkı bulunmayan kişinin davacı gösterilmesi, tereke yerine pay oranında talep kurulması, kayıt maliklerinin veya sınırlı ayni hak sahiplerinin eksik bırakılması ve tedbir talebinin geciktirilmesi, telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Diğer taraftan her ileri yaşta yapılan devir şüpheli, her demans tanısı da ehliyetsizlik değildir. Mahkeme, kişiyi soyut sağlık durumuyla değil, belirli işlem tarihindeki irade ve kavrama yeteneğiyle değerlendirir. Bu ayrım gözetilmeden açılan davalar, hem ispat hem de yargılama giderleri bakımından ciddi risk taşır.
Günser + Partners ile İletişim
Ehliyetsizlik iddiasına dayalı tapu uyuşmazlıklarında süre engeli bulunmaması, dosyanın bekletilebileceği anlamına gelmez. Sağlık kayıtlarının kaybolması, taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, yanlış tarafla dava açılması veya tereke temsilinin kurulamaması hak kaybına neden olabilir.
Somut olayınızın işlem tarihi, sağlık kayıtları, tapu devir zinciri, mirasçılık yapısı ve güncel yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz. Her dosya kendi delilleri ve taraf yapısı içinde incelenmeli; dava açılmadan önce görev, yetki, taraf teşkili, tedbir ve ispat stratejisi birlikte belirlenmelidir.
Hukuki Kaynak ve Doğrulama Notu
Bu içerik hazırlanırken başlıca şu mevzuat ve kararlar esas alınmıştır:
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.9, 10, 13, 14, 15, 409/2, 462/8, 640, 701, 702, 1010, 1023, 1024 ve 1025.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.2, 12, 114, 115, 190, 266, 282, 345, 361, 367 ve 389-399.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/B.
- 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun ve güncel Kurum mevzuatı.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 11.06.1941, 4/21.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.06.2010, 2010/1-252 E., 2010/337 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 04.04.2013, 2012/16907 E., 2013/4877 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 11.05.2015, 2014/7368 E., 2015/7013 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 06.04.2016, 2014/16316 E., 2016/4228 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 27.03.2017, 2014/20218 E., 2017/1475 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 01.07.2020, 2018/250 E., 2020/3302 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 28.12.2022, 2022/8161 E., 2022/8554 K.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 28.12.2022, 2022/3664 E., 2022/8568 K.
Mevzuat, Adli Tıp Kurumunun görev dağılımı ve kanun yolu parasal sınırları değişebildiğinden, içerik somut olayda kullanılmadan önce güncel metinler üzerinden yeniden kontrol edilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Demans tanısı tek başına yeterli değildir. Kişinin satış tarihinde işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayamadığı tıbbi kayıtlar, tanık anlatımları ve uzman raporuyla ortaya konulursa tapu iptali ve tescil kararı verilebilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.