İçeriğe geç

Blog / İş Hukuku

İşçilik Alacaklarında Belirsiz Alacak Davası Açılabilir mi?

· ≈6 dk okuma · İş Hukuku

Belirsiz alacak davasının şartları, kısmi dava ve tam eda davasıyla farkları, işçilik alacaklarında uygulanabilirliği, zamanaşımı ve faiz sonuçları.

Belirsiz alacak davası, davacının alacağının miktarını dava açarken tam ve kesin olarak belirleyemediği hâllerde, asgari bir tutar göstererek dava açmasına imkân veren bir dava türüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenmiştir.

İşçilik alacağı davalarında bu dava türünün tercih edilmesinin temel sebebi, zamanaşımı ve faiz bakımından sağladığı avantajdır. Ancak şartları gerçekleşmediği hâlde açılan belirsiz alacak davası, usulden ret riskini beraberinde getirir. Bu nedenle dava türü seçiminin doğru yapılması, iş davalarında en kritik usul kararlarından biridir.

i. Belirsiz Alacak Davasının Şartları

Belirsiz alacak davası açılabilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekir:

  1. Alacağın miktarının dava açılırken belirlenememesi. Davacı, alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmamalıdır.
  2. Bu belirsizliğin objektif olması. Belirsizlik, davacının kişisel bilgisizliğinden değil, alacağın niteliğinden veya bilginin karşı tarafta bulunmasından kaynaklanmalıdır.

Kanun ayrıca, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi gerektiğini öngörür. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucunda alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinde, davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini artırabilir.

Talep artırımı, kanunda öngörülen usule uygun biçimde ve mahkemenin vereceği iki haftalık kesin süre içinde yapılır. Talep artırım hakkı bir defaya mahsustur.

ii. İşçilik Alacaklarında Uygulanabilirlik Tartışması

İş davalarında belirsiz alacak davasının uygulanabilirliği, uzun süre tartışılmış ve içtihat zaman içinde daralmıştır.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında, işçinin kendi çalışma süresini, ücretini ve iş sözleşmesinin sona erme tarihini bildiği kabul edilir. Bu bilgilere sahip olan işçinin, en azından bazı alacak kalemlerini hesaplayabilecek durumda olduğu sonucuna varılır.

Bu yaklaşım çerçevesinde:

Belirsiz sayılması güç olan kalemler:

  • Kıdem tazminatı,
  • İhbar tazminatı,
  • Yıllık izin ücreti,
  • Belirli dönemlere ilişkin ücret alacağı.

Bu kalemlerde işçi, çalışma süresini ve ücretini bildiğinden, hesaplama yapabilecek durumda kabul edilir.

Belirsiz sayılabilecek kalemler:

  • Kayıtları tamamen işverende bulunan ve işçinin erişemediği verilere dayanan alacaklar,
  • Hesabı hâkimin takdirine bağlı unsurlar içeren alacaklar,
  • Prim ve benzeri ödemelerde, hesap ölçütlerinin işveren kayıtlarında bulunduğu hâller.

Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarında ise durum tartışmalıdır. Bu alacaklar tanık beyanıyla belirlenmekte ve takdiri indirime tabi tutulmaktadır. Bu nedenle bir görüş, sonucun hâkimin takdirine bağlı olması nedeniyle alacağın belirsiz olduğunu savunur. Buna karşılık ağırlıklı yaklaşım, işçinin çalışma düzenini bildiği ve asgari bir hesaplama yapabileceği yönündedir.

Uygulamadaki bu belirsizlik nedeniyle, davanın açılış aşamasında dava türü tercihinin somut olaya ve güncel içtihada göre yapılması gerekir.

iii. Şartlar Gerçekleşmezse Ne Olur?

Belirsiz alacak davası şartları bulunmadığı hâlde bu türde dava açılmışsa, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle dava usulden reddedilebilir.

Ancak hukuki yarar bir dava şartıdır ve giderilebilir nitelikte olduğu kabul edildiğinde, mahkemenin doğrudan ret kararı vermesi yerine davacıya kesin süre vererek eksikliği gidermesi için imkân tanıması gerekir. Yerleşik uygulamada mahkemeden beklenen, davacıya harcı tamamlayarak davasını tam eda davasına dönüştürme veya talebini belirleme imkânı vermektir.

Bu nedenle belirsiz alacak davası açılmışsa, dava dilekçesinde alternatif olarak kısmi dava iradesinin de ortaya konması, uygulamada koruyucu bir yöntem olarak tercih edilmektedir.

iv. Kısmi Dava ile Karşılaştırma

Kısmi dava, alacağın belirli olduğu hâllerde dahi bir bölümünün dava edilmesidir. Alacağın tamamı belirli ve talep edilebilir durumda ise kural olarak kısmi dava açılamaz; ancak alacağın miktarı taraflar arasında tartışmalıysa kısmi dava mümkündür.

İki dava türü arasındaki temel farklar şunlardır:

KonuBelirsiz alacak davasıKısmi dava
Zamanaşımı kesilmesiAlacağın tamamı için dava tarihinde kesilirYalnız dava edilen kısım için kesilir
Artırım usulüTalep artırım dilekçesiIslah
Artırım sayısıBir defaIslah kural olarak bir defa
Artırılan kısma zamanaşımı def’iİleri sürülemezİleri sürülebilir
Faiz başlangıcıKural olarak dava tarihiArtırılan kısımda ıslah tarihi

Bu tablo, belirsiz alacak davasının neden tercih edildiğini açıkça gösterir. Kısmi davada ıslahla artırılan bölüm için işveren zamanaşımı def’i ileri sürebilir ve bu def’i çoğu zaman sonuç doğurur. İşçilik alacağı davalarında yaşanan en yaygın hak kaybı buradan kaynaklanır.

v. Zamanaşımı Bakımından Sonuçlar

Belirsiz alacak davasında zamanaşımı, alacağın tamamı için dava tarihinde kesilir. Talep artırım dilekçesiyle artırılan kısım bakımından ayrıca zamanaşımı def’i ileri sürülemez.

Kısmi davada ise durum farklıdır:

  • Dava tarihinde yalnız dava edilen kısım için zamanaşımı kesilir.
  • Islahla artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihinde kesilir.
  • İşveren, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde artırılan kısma karşı zamanaşımı def’i ileri sürebilir.

Bu nedenle uzun süren yargılamalarda kısmi dava açan işçi, bilirkişi raporu geldikten sonra ıslah yaptığında, artırdığı kısmın önemli bir bölümünü zamanaşımına kaptırabilir.

vi. Faiz Bakımından Sonuçlar

Belirsiz alacak davasında, alacağın tamamı dava tarihinden itibaren talep edilmiş sayıldığından, faiz kural olarak dava tarihinden işletilir. Kısmi davada ise artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülür.

Her iki hâlde de işverenin daha önce ihtarname ile temerrüde düşürülmüş olması hâlinde faiz başlangıcı ihtar tarihine çekilebilir. Bu nedenle dava açmadan önce noter ihtarnamesi gönderilmesi, dava türünden bağımsız olarak faiz bakımından avantaj sağlar.

Faiz türü alacağın niteliğine göre değişir: ücret ve ücret ekleri ile kıdem tazminatında mevduata uygulanan en yüksek faiz, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi kalemlerde yasal faiz uygulanır. Mahkeme, talep edilenden fazlasına hükmedemez.

vii. Arabuluculuk Aşamasıyla İlişkisi

İşçilik alacaklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Arabuluculuk başvurusunda alacak kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve mümkünse asgari tutarların belirtilmesi önemlidir.

Arabuluculuk aşamasında talep edilmeyen bir alacak kaleminin daha sonra davaya konu edilmesi, dava şartı eksikliği tartışması doğurabilir. Bu nedenle başvuru formunun kapsamlı hazırlanması gerekir.

Ayrıca arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur; bu süre, dava türünden bağımsız olarak hesaba katılmalıdır.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Tüm işçilik alacaklarını ayrım yapmadan belirsiz alacak davasına konu etmek.
  • Dava dilekçesinde hukuki ilişkiyi ve asgari tutarı açıkça göstermemek.
  • Talep artırım dilekçesini kesin süre içinde vermemek.
  • Kısmi dava açıp ıslahı geciktirmek ve artırılan kısmı zamanaşımına kaptırmak.
  • Islah dilekçesinde harcı tamamlamamak.
  • Dava öncesinde ihtarname göndermeyerek faiz başlangıcını kaybetmek.
  • Arabuluculuk başvurusunda bazı alacak kalemlerini hiç yazmamak.
  • Alacak kalemleri için talep edilen faiz türünü dilekçede belirtmemek.

ix. Hukuki Değerlendirme

Belirsiz alacak davası, doğru kullanıldığında işçiye zamanaşımı ve faiz bakımından önemli avantaj sağlayan bir dava türüdür. Ancak şartları gerçekleşmediği hâlde bu türde açılan dava, usul tartışmalarıyla vakit kaybına ve hak kaybı riskine yol açar.

Uygulamada en sağlıklı yol, alacak kalemlerinin niteliğine göre ayrı değerlendirme yapılması, dava dilekçesinde hukuki ilişkinin ve asgari tutarın açıkça gösterilmesi, dava öncesinde ihtarname gönderilerek temerrüdün kurulması ve arabuluculuk başvurusunun kapsamlı hazırlanmasıdır. Dava türünün belirlenmesi ve dilekçe stratejisi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Dava, dilekçede gösterilen asgari tutar üzerinden harçlandırılır. Talep artırıldığında eksik harç tamamlanır. Bu, dava açılış maliyetini düşüren pratik bir avantajdır.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

HMK m. 107 · HMK m. 109 · HMK m. 115 · HMK m. 176 · HMK m. 26