Blog / İş Hukuku
Çalışmaktan Kaçınma Hakkı Nedir? İSG Kurulu ve İşin Durdurulması
· ≈7 dk okuma · İş Hukuku
Ciddi ve yakın tehlike hâlinde çalışanın çalışmaktan kaçınma hakkı, başvuru usulü, ücret hakkı, haklı nedenle fesih, iş sağlığı ve güvenliği kurulu ile işin durdurulması.
Türk iş hukukunda çalışan, kendisini ciddi ve yakın bir tehlikeye atma pahasına çalışmak zorunda değildir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, bu durumda çalışana çalışmaktan kaçınma hakkı tanır. Bu hak, iyi bilinmediği için uygulamada ya hiç kullanılmaz ya da usulüne uyulmadan kullanıldığı için çalışan aleyhine sonuç doğurur.
Çalışmaktan kaçınma hakkı, keyfî bir işi bırakma yetkisi değildir. Kanunda belirlenen bir başvuru ve tespit usulüne bağlıdır. Usulüne uygun kullanıldığında çalışanın ücreti korunur ve gerektiğinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı doğar. Usulsüz kullanıldığında ise devamsızlık veya talimata aykırılık iddiasıyla karşılaşılabilir.
i. Çalışmaktan Kaçınma Hakkı Nedir?
Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışan, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu varsa bu kurula, kurul bulunmayan işyerlerinde ise doğrudan işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir.
Buradaki iki kavram belirleyicidir:
- Ciddi tehlike: Gerçekleşmesi hâlinde ölüme, ağır yaralanmaya veya kalıcı sağlık zararına yol açabilecek nitelikte olmalıdır. Basit rahatsızlıklar ve konfor eksiklikleri bu kapsamda değildir.
- Yakın tehlike: Tehlikenin gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olmaması, mevcut çalışma koşullarında her an ortaya çıkabilecek nitelikte olması gerekir.
Örnek olarak; koruyucusu sökülmüş bir presin çalıştırılması, iskelede korkuluk bulunmaması, gaz sızıntısı tespit edilen bir alanda çalışmaya devam edilmesi, elektrik panosunda açık iletken bulunması, patlayıcı ortamda uygun olmayan ekipman kullanılması gösterilebilir.
ii. Başvuru ve Tespit Usulü
Çalışanın talebi üzerine izlenecek süreç kanunda düzenlenmiştir:
- Çalışan, kurula veya işverene başvurur. Başvurunun yazılı ve ispatlanabilir biçimde yapılması güçlü şekilde tavsiye edilir.
- Kurul acilen toplanır; kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işveren derhâl karar verir.
- Verilen karar ve durum tutanakla tespit edilir; karar çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.
- Talep yönünde karar verilmesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir.
Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır. Yani hak usulüne uygun kullanıldığında çalışan ücretinden yoksun kalmaz.
iii. Tedbir Alınmazsa İşçi Sözleşmesini Feshedebilir mi?
Evet. Çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi çalışanlar bakımından bu, m. 24 çerçevesinde haklı nedenle derhâl fesih anlamına gelir.
Haklı nedenle fesih hâlinde çalışan;
- kıdem tazminatına hak kazanır,
- birikmiş ücret, fazla çalışma, yıllık izin ücreti gibi alacaklarını talep edebilir,
- ihbar tazminatına ise kural olarak hak kazanmaz, çünkü fesih işçi tarafından yapılmıştır.
Fesih hakkı, İş Kanunu m. 26'daki hak düşürücü süreye tabidir. Bu nedenle tedbirlerin alınmadığının anlaşılmasından itibaren makul bir süre içinde ve gecikmeden hareket edilmesi gerekir. Fesih bildiriminde nedenin açık ve somut biçimde yazılması, sonradan açılacak davada belirleyici olur.
iv. Ciddi ve Yakın Tehlikede İşi Bırakıp Ayrılma
Kanun ayrıca özel bir durum düzenler. Ciddi, yakın ve önlenemeyen tehlikenin meydana gelmesi hâlinde çalışanlar, işverene başvurma şartı aranmaksızın işi bırakarak derhâl çalışma yerlerinden ayrılıp güvenli bir yere gidebilir. Bu durumda çalışanlar, bu nedenle hiçbir dezavantajlı duruma düşürülemez.
Bu hüküm, deprem, yangın, patlama, göçük, gaz sızıntısı gibi anlık ve önlenemeyen olaylarda çalışanın önce kendini kurtarmasını meşru kılar. İşverenin bu durumda çalışandan işine devam etmesini istemesi mümkün değildir.
Ancak tehlikenin ciddi, yakın ve önlenemez nitelikte olması gerekir. Öznel bir endişeye dayanılarak işin bırakılması, sonradan devamsızlık tartışması doğurabilir. Bu nedenle ayrılma anındaki durumun tanık, fotoğraf, olay tutanağı veya itfaiye ve kolluk kaydı gibi delillerle belgelenmesi önemlidir.
v. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Hangi İşyerlerinde Kurulur?
İşveren, elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmakla yükümlüdür. Kurul, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kararlar alır ve işveren bu kararları uygular.
Kurulda tipik olarak işveren veya işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, insan kaynakları veya personel biriminden bir temsilci, sivil savunma uzmanı, formen veya usta başı ile çalışan temsilcisi yer alır. Kurul belirli aralıklarla toplanır; ölümlü veya ağır sonuçlu iş kazası ya da özel bir tedbiri gerektiren önemli bir olay meydana gelmesi hâlinde ise kurul üyelerinden biri gerekçesini belirterek kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir.
Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve toplam çalışan sayısının elliyi aşması hâlinde, işverenlerce kurulacak kurullar arasında koordinasyon sağlanır. Alt işverenin çalışan sayısı elliden az olsa dahi asıl işverenin kurulunda temsil edilmesi gerekebilir.
Kurul kararları, iş kazası davalarında önemli bir delil kaynağıdır. Kurul tutanaklarında yer alan ancak yerine getirilmeyen tedbirler, işverenin kusurunu ağırlaştırır.
vi. Çalışan Temsilcisi Kimdir?
İşveren, işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla çalışan temsilcisi görevlendirir. Temsilci sayısı çalışan sayısına göre belirlenir ve çalışan sayısı arttıkça temsilci sayısı da artar.
Çalışan temsilcisi;
- iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılır,
- çalışmaları izler,
- tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için tedbir alınmasını ister,
- tekliflerde bulunur ve benzeri konularda çalışanları temsil eder.
Çalışan temsilcileri, tabi oldukları kanunlara göre sahip oldukları haklar saklı kalmak kaydıyla, yürüttükleri faaliyetler nedeniyle hakları kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için işverence gerekli imkânlar sağlanır.
vii. İşin Durdurulması
İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliğine göre işin bir bölümünde veya tamamında işin durdurulmasına karar verilebilir. Kararı, iş müfettişlerinin tespiti üzerine oluşturulan heyet verir.
Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması hâlinde de iş durdurulur.
Durdurma kararına karşı işveren, yetkili idare mahkemesinde altı iş günü içinde itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararının uygulanmasını etkilemez. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve karara bağlar.
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara işveren ücretlerini ödemeye devam eder veya çalışanlara ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek ve durumlarına göre başka bir iş verir. Böylece durdurmanın yükü çalışana yansıtılmaz.
viii. Çalışmaktan Kaçınma Hakkında İspat
Çalışmaktan kaçınma hakkına dayanan uyuşmazlıklarda ispat, süreç boyunca üretilen belgelerle yapılır. Şu deliller belirleyicidir:
- Kurula veya işverene yapılan yazılı başvuru ve tebliğ belgesi,
- Kurul toplantı tutanağı ve alınan karar,
- İşverenin cevabı veya cevapsız kalması,
- Fotoğraf ve video kayıtları,
- İş güvenliği uzmanı ile işyeri hekiminin onaylı defter kayıtları,
- İş müfettişi tespit tutanakları ve varsa işin durdurulması kararı,
- Tanık beyanları,
- Sonrasında gerçekleşen bir kaza varsa kaza inceleme raporu.
İş güvenliği uzmanının ve işyeri hekiminin tespitlerini yazdığı onaylı defter, uygulamada en güçlü delillerden biridir. Uzmanın yazdığı ancak işverenin gereğini yapmadığı hususlar, hem çalışmaktan kaçınmanın haklılığını hem de işverenin kusurunu ortaya koyar.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çalışmaktan kaçınma hakkına dayalı fesihten doğan kıdem tazminatı ve işçilik alacakları uyuşmazlıklarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı kesindir.
İşçilik alacağı ve tazminat talepleri bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Buna karşılık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk kapsamı dışındadır.
İşin durdurulması kararına itiraz ile idari para cezalarına itiraz farklı yollara tabidir. İşin durdurulmasına idare mahkemesinde, idari para cezalarına ise kural olarak idare mahkemesinde itiraz edilir; başvuru süresi ve merci karar metninde gösterilir.
x. Sık Yapılan Hatalar
- Sözlü şikâyetle yetinip yazılı başvuru yapmamak,
- Kurul bulunan işyerinde kurula değil yalnız amire başvurmak,
- Başvuru yapmadan doğrudan işi bırakıp devamsızlık iddiasıyla karşılaşmak,
- Tehlikeyi belgeleyecek fotoğraf ve tanık delili toplamamak,
- Tedbir alınmadığı hâlde uzun süre çalışmaya devam edip fesih hakkını hak düşürücü sürede kullanmamak,
- Fesih bildiriminde nedeni genel ifadelerle yazmak,
- İSG kurulu kararlarının yerine getirilip getirilmediğini takip etmemek,
- Çalışan temsilcisini seçmemek veya yalnız kâğıt üzerinde belirlemek.
xi. Hukuki Değerlendirme
Çalışmaktan kaçınma hakkı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının çalışana tanıdığı en güçlü araçtır; ancak etkisi büyük ölçüde usule uyulmasına bağlıdır. Yazılı başvuru yapılmadan işin bırakılması, haklı bir talebi bile devamsızlık tartışmasına dönüştürebilir. Buna karşılık usulüne uygun bir başvuru ve tutanak, hem çalışanın ücretini korur hem de sonradan doğacak bir kaza bakımından işverenin kusurunu tartışmasız hâle getirir.
İşveren tarafında ise kurulun fiilen çalıştırılması, kurul kararlarının uygulanması ve uzman tespitlerinin gecikmeden giderilmesi, hem idari yaptırım hem de tazminat riskini belirgin biçimde azaltır. İşyerinizdeki tehlike bildirimleri, çalışmaktan kaçınma başvurusu, işin durdurulması kararına itiraz ve bunlara bağlı fesih süreçleri için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Usulüne uygun kullanılan çalışmaktan kaçınma hakkında ücret ve diğer haklar saklıdır. Ücret kesintisi yapılması hâlinde ücret alacağı talep edilebilir ve duruma göre haklı nedenle fesih gündeme gelir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
6331 SK m. 13 · 6331 SK m. 12 · 6331 SK m. 22 · 6331 SK m. 25 · İş K. m. 24
Bu yazı İş Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İş Hukuku — İlgili Yazılar
- SGK Rücu Davası Nedir? İş Kazasında Kurumun İşverene Başvurması
- Risk Değerlendirmesi ve İSG Eğitimleri Nasıl Yapılır? Süreler ve Yaptırımlar
- İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu Nedir? Taksir, Şikâyet ve Yargılama
- İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri Nelerdir?
- İş Kazası Nedir? Tanımı, Bildirim Süresi ve SGK Süreci
- Sürekli İş Göremezlik Geliri Nedir? Şartları, Oranı ve İtiraz Yolu