Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma
İstinaf Başvurusu Kararın İcrasını Durdurur mu? HMK Madde 350
İstinafın ilamın icrasına etkisi, icranın geri bırakılması, nafaka kararları ve kesinleşmeden icra edilemeyen hükümler uygulamayla açıklanmıştır.
Bir hukuk mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu yapılması, kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Kararın kanun yolu incelemesinde olması ile icra edilebilir olması farklı meselelerdir. İcranın durdurulması isteniyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesindeki icranın geri bırakılması prosedürünün işletilmesi gerekir. Bununla birlikte kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin bazı kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez.
HMK Madde 350’nin temel kuralı
HMK m. 350/1’e göre istinaf yoluna başvuru, ilk derece mahkemesi kararının icrasını durdurmaz. Bu nedenle para alacağına, tazminata veya edaya ilişkin birçok ilam kesinleşmeden icraya konulabilir.
Kanun, İİK m. 36’daki icranın geri bırakılması hükümlerini saklı tutmuştur. Uygulamada “tehir-i icra” olarak anılan bu kurum, kanun yolu başvurusunun varlığından ayrı bir talep ve teminat süreci gerektirir.
İcranın geri bırakılması nasıl istenir?
İlamlı icra takibi başladıktan sonra borçlu, kanun yoluna başvurduğunu gösteren belgeyi sunarak icra dairesinden uygun süre talep eder. İcra dosyasındaki borcu karşılayacak nitelikte teminat gösterilmesi ve ilgili kanun yolu merciinden icranın geri bırakılması kararı alınması gerekir.
Teminatın türü ve miktarı, dosyadaki ana para, faiz ve takip giderlerine göre belirlenir. Yalnızca istinaf dilekçesi sunmak veya icra dosyasına “kararı istinaf ettik” şeklinde beyanda bulunmak haciz ve satış işlemlerini durdurmaz.
İİK m. 36 uygulaması somut dosyanın niteliğine göre farklılaşabildiğinden, icra emrinin tebliğinden sonra gecikmeden işlem yapılması gerekir.
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılması
HMK m. 350/1, nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini açıkça düzenler. Bu yasak, nafakanın geçim ihtiyacını karşılayan süreklilik arz eden niteliğine dayanır.
Nafaka hükmünün boşanma kararının fer’isi olması, tahsil bakımından her durumda kesinleşmeyi beklemeyi gerektirmez. Ancak kararın hangi bölümünün nafaka, hangi bölümünün kişisel statü veya başka bir alacak olduğu ayrıştırılmalıdır.
Kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar
HMK m. 350/2 uyarınca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Buradaki ölçüt, yalnızca kararın Medeni Kanun’un ilgili kitabında düzenlenmiş olması değildir. Kararın kişinin statüsünde, ailevi yapısında veya taşınmaz üzerindeki ayni hakta doğrudan değişiklik yaratması önem taşır.
Ad ve soyadın düzeltilmesi, soybağı, velayet, boşanma ve taşınmazın aynına ilişkin tescil hükümleri bu grupta değerlendirilebilir. Buna karşılık aynı ilam içindeki her parasal hüküm mutlaka kesinleşmeye bağlı değildir. Hüküm fıkrasındaki her kalem ayrı incelenmelidir.
Aile hukuku kararlarında Yargıtay yaklaşımı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli, 2022/9269 E., 2022/9422 K. sayılı kararında boşanma ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağı kabul edilmiştir. Karar, aile hukukuna ilişkin her hükmün değil, kişinin ailevi statüsünü ve kişisel ilişki düzenini doğrudan etkileyen hükümlerin kesinleşmesinin aranacağını göstermektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarihli, 2013/8-2200 E., 2015/1223 K. sayılı kararında ise kesinleşmeden infaz edilemeyecek bir ilamın takibe konulmasının kamu düzeniyle bağlantısı üzerinde durulmuştur. Bu konuda icra mahkemesine şikâyet yolunun niteliği ve mahkemenin re’sen inceleme yetkisi somut dosyanın özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Taşınmaz ve tazminat kararlarında ayrım
Taşınmazla ilgili her karar kesinleşmeden icra edilemez değildir. HMK m. 350/2, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararları kapsar. Taşınmazın mülkiyetini, sınırlı ayni hakkı veya tapu sicilini doğrudan değiştiren hükümler ile yalnızca para tazminatına hükmeden kararlar aynı değildir.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat gibi uyuşmazlıklarda hükmün esasen para alacağına ilişkin olup olmadığı ayrıca incelenir. Kararın gerekçesi değil, hüküm fıkrası ve doğurduğu hukuki sonuç belirleyicidir.
Şikâyet, görevli merci ve süre
Kesinleşmeden icra edilemeyecek bir ilamın takibe konulması hâlinde icra mahkemesine şikâyet gündeme gelir. Şikâyetin süreye tabi olup olmadığı, ileri sürülen aykırılığın kamu düzeni niteliği ve icra işleminin türüne göre değerlendirilir. Uygulamada bu konuda doğrudan dosya incelemesi yapılmadan kesin süre görüşü verilmesi doğru değildir.
İcranın geri bırakılması talebi ise icra mahkemesine yapılan şikâyetten farklıdır. Birinde takip dayanağının icra edilebilirliği tartışılır; diğerinde icra edilebilir bir ilamın kanun yolu incelemesi süresince geçici olarak durdurulması istenir.
Sık yapılan hatalar
En yaygın hata, istinaf dilekçesinin verilmesiyle icranın otomatik olarak durduğu varsayımıdır. İkinci hata, tehir-i icra için gereken teminat ve süre işlemlerinin geciktirilmesidir. Üçüncü hata, aile hukuku veya taşınmazla ilgili her parasal hükmün kesinleşmeye bağlı olduğunun düşünülmesidir.
Ayrıca icra emri tebliğ edilmeden veya takip dosyası incelenmeden standart bir teminat hesabı yapılması ciddi risk yaratır. Faiz, vekâlet ücreti ve takip giderleri teminat miktarını etkileyebilir.
Hukuki değerlendirme
Kanun yolu başvurusu ile icra hukukundaki koruma yolları birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kararın istinaf edilmesi, kararın yanlış olduğu iddiasını üst mahkemeye taşır; icra edilebilirliği ise ayrı kurallara tabidir. Dosya bazında hüküm fıkrası, ilamın niteliği, kesinleşme şerhi ve icra takip işlemleri birlikte incelenmelidir.
Sonuç
İstinaf sürecinde icra işlemlerinin zamanında takip edilmemesi, karar daha üst mahkemede incelenirken haciz veya tahsil sonucunun doğmasına yol açabilir. İlamın kesinleşmeden icra edilip edilemeyeceğinin ve İİK m. 36 koşullarının somut dosya üzerinden değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat kontrol tarihi: 31.07.2026.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Kural olarak istinaf başvurusu tek başına haciz ve satış işlemlerini durdurmaz. İİK m. 36 prosedürünün işletilmesi gerekir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.