İçeriğe geçİçeriğe geç

Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma

Tahkimde Taraflardan Birinin Yargılamaya Katılmaması

Tahkimde dava veya cevap dilekçesinin verilmemesi, duruşmaya katılmama ve delil sunmamanın HMK 430 kapsamındaki hukuki sonuçları açıklanmıştır.

Tahkim yargılamasının taraflardan biri sürece katılmadığı için kendiliğinden durması gerekmez. HMK 430, davacının dava dilekçesini vermemesi, davalının cevap sunmaması veya taraflardan birinin duruşmaya katılmaması hâllerini ayrı sonuçlara bağlar.

Davacının dava dilekçesini vermemesi

HMK 430/1-a uyarınca davacı, geçerli bir neden göstermeksizin dava dilekçesini süresi içinde vermezse hakem veya hakem kurulu tahkim yargılamasına son verir. Dilekçe usulüne uygun değilse ve verilen süre içinde eksiklik giderilmezse de aynı sonuç doğar.

Tahkim talebi ile esas dava dilekçesi her zaman aynı belge değildir. Uygulanacak tahkim kuralları, tarafların görev belgesi ve usuli zaman çizelgesi incelenmelidir. Başvuru formunda uyuşmazlığın özetlenmiş olması, kararlaştırılan esas dava dilekçesinin süresinde sunulması yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Davalının cevap vermemesi

Davalı cevap dilekçesi sunmazsa bu durum davacının iddialarının ikrarı veya davanın kabulü sayılmaz. Hakem kurulu yargılamaya devam eder ve davacı yine iddiasını ispatlamak zorundadır.

Bu kural, tahkimde gıyabi karar verilemeyeceği anlamına gelmez. Usulüne uygun bildirim yapıldığı hâlde davalı sürece katılmazsa hakem kurulu mevcut dosya üzerinden karar verebilir. Ancak yalnız davalının sessizliğine dayanarak ispat yükü ters çevrilemez.

Duruşmaya katılmama veya delil sunmama

Taraflardan biri geçerli bir neden göstermeden duruşmaya katılmaz ya da delillerini sunmaktan kaçınırsa hakem kurulu tahkim yargılamasına devam ederek mevcut delillere göre karar verebilir.

Bu hükmün uygulanabilmesi için duruşma günü, usuli takvim ve delil sunma sürelerinin usulüne uygun biçimde bildirilmiş olması gerekir. Bildirimin yapılmadığı veya temsil yetkisi bulunmayan kişiye gönderildiği bir dosyada “katılmama” sonucuna dayanılması hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebilir.

Geçerli neden nasıl değerlendirilir?

Kanun geçerli nedeni sınırlı biçimde saymamıştır. Ağır hastalık, beklenmeyen teknik engel, mücbir sebep, usulsüz bildirim veya tarafın kontrolü dışında gelişen ciddi olaylar değerlendirmeye alınabilir.

Bununla birlikte mazeret derhâl bildirilmeli ve belgeye bağlanmalıdır. Genel iş yoğunluğu, vekilin başka duruşması veya delilin hazırlanamadığı yönündeki soyut açıklamalar tahkim kurulunca yeterli görülmeyebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023 tarihli kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2023/3182 E. ve 2023/3016 K. sayılı kararında; tarafların imzaladığı usuli zaman çizelgesinde dava dilekçesi için belirlenen süreye uyulmaması nedeniyle tahkim yargılamasına son verilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Daire, tahkim başvuru dilekçesi ile esas dava dilekçesinin ayrı usul işlemleri olabileceğini kabul etmiştir.

Kararın temel mesajı, tarafların kabul ettiği tahkim takviminin ciddiyetidir. Ancak her dosyada başvuru dilekçesinin içeriği, tahkim kuralları ve hakem kurulunun verdiği süre ayrı incelenmelidir.

Hukuki dinlenilme hakkı ile denge

HMK 430, yargılamayı sürüncemede bırakan tarafa karşı tahkimin ilerlemesini sağlar. Buna rağmen hakem kurulu, HMK 423’teki eşitlik ve hukuki dinlenilme hakkını gözetmek zorundadır.

Özellikle yargılamaya son verme kararı ağır sonuç doğurduğundan, dilekçenin gerçekten verilmediği, sürenin açıkça belirlendiği, bildirimin ulaştığı ve varsa mazeretin değerlendirildiği dosyada görülebilmelidir.

Hakem kararının iptali

Yargılamaya katılmama nedeniyle verilen nihai hakem kararına karşı HMK 439’daki sınırlı sebeplerle iptal davası açılabilir. Taraf, usuli bildirimin yapılmadığını, eşitliğin bozulduğunu veya hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürebilir.

İptal davası uyuşmazlığın esasını yeniden görmek için kullanılamaz. Süresinde delil sunmayan tarafın, iptal davasında aynı delilleri sunarak hakem kararının maddi yönden yanlış olduğunu ileri sürmesi çoğu durumda sonuç doğurmaz.

Süre ve görevli mahkeme

HMK’ya tabi iç tahkimde iptal davası tahkim yerindeki bölge adliye mahkemesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. HMK 439’daki bir aylık sürenin başlangıcı, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının bildirim tarihine göre belirlenir.

Tahkim kurumu içindeki itiraz veya düzeltme yolları ile kanuni iptal süresi birbirine karıştırılmamalıdır.

İspat ve belge yönetimi

Tahkim dosyasında şu belgeler korunmalıdır:

  • Tahkim talebi ve esas dava dilekçesi,
  • Tebligat ve teslim kayıtları,
  • Görev belgesi,
  • Usuli zaman çizelgesi,
  • Süre uzatım talepleri ve kararları,
  • Mazeret belgeleri,
  • Duruşma bağlantı ve katılım kayıtları,
  • Delil sunma listeleri.

Elektronik posta gönderim kaydı tek başına yeterli olmayabilir; kullanılan tahkim kurallarına göre teslim, erişim veya tebliğ anı belirlenmelidir.

Uygulamada sık yapılan hatalar

  • Tahkim başvuru formunu esas dava dilekçesi sanmak,
  • Usuli zaman çizelgesini imzalayıp süreleri takip etmemek,
  • Mazereti süre geçtikten sonra bildirmek,
  • Tebligat adresini güncellememek,
  • Davalının cevap vermemesini otomatik kabul saymak,
  • İptal davasını esasa ilişkin yeni bir inceleme gibi görmek.

Hukuki değerlendirme

Tahkimde süre yönetimi, devlet yargısına göre daha katı sonuçlar doğurabilir. Tarafların imzaladığı usuli takvim yalnız organizasyon belgesi değildir; dava hakkının kullanılma biçimini belirler. Bu nedenle ilk bildirimden itibaren temsil, tebligat ve süreler birlikte takip edilmelidir.

Tahkim yargılamasına katılmama, süre kaçırma veya usulsüz tebligat sorunu bulunan dosyalarda iptal süresi geçirilmeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır. Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Yayın ve doğrulama notu: Metin 31.07.2026 itibarıyla HMK 423, 428, 430 ve 439 ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin doğrulanabilen 2023 tarihli kararı esas alınarak hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Davacı iddiasını ve talep ettiği sonucu yine ispatlamalıdır.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.