Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma
HMK Madde 242: Tanıklığın İzne Bağlı Olduğu Hâller
Kamu görevlisinin görev sırrına ilişkin tanıklığında izin usulü, yetkili makam, kamu yararı ölçütü ve hukuki dinlenilme hakkı açıklanmıştır.
Kamu görevlisi, görevinden ayrılmış olsa bile görevi gereği sır olarak saklamak zorunda olduğu hususlarda ilgili resmî makamın yazılı izni olmadan tanık olarak dinlenemez. İzin şartı kamu görevlisinin bütün bilgileri için değil, yalnız görev sırrı niteliğindeki vakıalar için geçerlidir.
İlgili mevzuat hükmü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.242:
(1) Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında, sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemezler. Bu izin, milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında Cumhurbaşkanı ve diğerleri hakkında bağlı oldukları bakan veya kuruluşun amiri tarafından verilir.
(2) Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz.
(3) Bu izin, mahkeme kararı üzerine yazı ile istenir ve izin verilince tanık davet edilerek dinlenir.
Hangi bilgiler için izin gerekir?
Bilginin kamu görevi sırasında öğrenilmiş olması tek başına yeterli değildir. Bilginin mevzuat gereği sır olarak saklanması gereken bir hususa ilişkin olması gerekir. Herkese açık kayıtlar, kişisel gözlem ve sır niteliği taşımayan işlemler bakımından HMK 242 izni aranmaz.
Görevden ayrılma, sır saklama yükümlülüğünü sona erdirmez. Bu nedenle emekli veya başka kuruma geçen kamu görevlisi de görev sırrı yönünden izin prosedürüne tabidir.
İzni hangi makam verir?
Milletvekilleri bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar bakımından Cumhurbaşkanı; diğer kamu görevlileri bakımından bağlı olunan bakan veya kuruluşun amiri yetkilidir. Birinci fıkradaki makam düzeni 2018 yılında 700 sayılı KHK ile güncellenmiştir.
İzin mahkeme kararı üzerine yazıyla istenir. Tanıklık kamu yararına aykırı olmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz. Ret gerekçesi soyut değil, kamu yararı bakımından denetlenebilir olmalıdır.
İlgili mevzuat ve bağlantılı hükümler
HMK m.27 hukuki dinlenilme hakkı, m.240 ve devamı tanıklık, m.249 sır nedeniyle çekinme ve ilgili özel kanunlardaki devlet sırrı, kişisel veri ve meslek sırrı hükümleri birlikte değerlendirilir.
Yargı uygulamasına ilişkin dikkat
Kaynak metinde HMK 242 başlığı altında aktarılan Hukuk Genel Kurulu kararı, esas olarak tanıkların dinlenmemesi nedeniyle hukuki dinlenilme hakkının ihlalini tartışmakta; kamu görevlisinin görev sırrı için izin prosedürüne doğrudan ilişkin değildir. Bu nedenle doğrudan HMK 242 emsali olarak kullanılmamıştır.
Uygulamada temel ölçüt, tanığın sıfatı değil sorulacak vakıanın görev sırrı niteliğidir. Mahkeme önce bu ayrımı yapmalı, izin gerekiyorsa yetkili makama açık ve sınırlı sorularla başvurmalıdır.
Süreler, görevli ve yetkili merci
Taraf, tanığın kamu görevlisi olduğunu ve hangi vakıa için dinleneceğini tanık listesinde belirtmelidir. Mahkeme, soruların sır kapsamını değerlendirip izin talebini resmî yazıyla gönderir. İzin sonucu beklenirken diğer deliller toplanabilir.
İzin verilmemesi hâlinde kararın gerekçesi dosyaya alınmalı; tanıklığın uyuşmazlık için belirleyici olup olmadığı ve başka delille ispat imkânı değerlendirilmelidir. Sürecin ölçüsüz uzaması makul sürede yargılanma hakkını etkileyebilir.
İspat, delil ve usul sorunları
Görev tanımı, özel kanun, gizlilik derecesi, kurum yazısı ve belgenin erişim rejimi sır niteliğini gösterebilir. Kurumun yalnız “gizlidir” demesi her durumda yeterli değildir; ancak mahkeme kamu güvenliği ve üçüncü kişilerin haklarını da korumalıdır.
İzin verilen sınırın aşılmaması için sorular önceden belirlenebilir ve duruşma tutanağında izin kapsamı gösterilebilir.
Öğreti ve uygulamadaki değerlendirme
Madde gerekçesi ve yerleşik usul ilkeleri, düzenlemenin biçimsel bir kuraldan ibaret olmadığını; hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi ve kararların denetlenebilirliği ile birlikte uygulanması gerektiğini göstermektedir. Bu çalışmada tam künyesi ve doğrudan ilgisi doğrulanamayan kararlar emsal olarak kullanılmamıştır. Somut olayda farklı bir özel kanun veya güncel içtihat bulunması hâlinde sonuç değişebilir.
Sık yapılan hatalar
- Kamu görevlisinin bütün tanıklığı için izin gerektiğini varsaymak.
- Sır niteliğini incelemeden doğrudan tanıktan vazgeçmek.
- İzin talebini tarafın kendisinin kuruma yapmasının yeterli olduğunu düşünmek.
- Yetkili makamı ve 2018 değişikliğini dikkate almamak.
- İzin ret gerekçesini dosyaya almadan hüküm kurmak.
Hukuki değerlendirme
Bu düzenleme tek başına okunarak somut uyuşmazlığın sonucu belirlenemez. Maddenin uygulanması; talebin hukuki niteliğine, yargılamanın hangi aşamada bulunduğuna, tarafların daha önce yaptığı usul işlemlerine ve bağlantılı hükümlere göre değişir. Usul hukukunda yanlış işlem çoğu zaman yalnız şekli bir eksiklik değildir; süre kaybı, delilin değerlendirilememesi veya kanun yolu hakkının kullanılamaması sonucunu doğurabilir.
Günser + Partners ile iletişim
Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynak ve doğrulama notu
- Kaynak PDF: blog-mevzuat-hmk-madde-242-tanikligin-izne-bagli-oldugu-haller-7d733185.pdf
- Mevzuat ve karar kontrol tarihi: 31.07.2026
- Kanun maddesi, bu tarihte yürürlükte olan konsolide metin esas alınarak kontrol edilmiştir.
- Karar bölümünde yalnız tam künyesi ve konu bağlantısı ayrıca doğrulanabilen kararlar kullanılmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Görevi gereği sır olarak saklamak zorunda olduğu hususlar bakımından evet; görevden ayrılma yükümlülüğü kaldırmaz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.