İçeriğe geçİçeriğe geç

Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma

Yemin Tutanağı Nasıl Düzenlenir? HMK Madde 238

Yemin edenin beyanının tutanağa geçirilmesi, huzurunda okunması, beyanında ısrarının sorulması ve usule aykırılığın sonuçları açıklanmıştır.

Yemin, hukuk yargılamasında kesin delil niteliği taşıyan ve sonucu doğrudan etkileyebilen istisnai bir ispat aracıdır. Bu nedenle yeminin teklifinden edasına kadar kanundaki usule eksiksiz uyulması gerekir. HMK m. 238, yemin eden kişinin beyanının nasıl tutanağa geçirileceğini ve beyanında ısrar edip etmediğinin nasıl tespit edileceğini düzenler.

Yemin delilinin niteliği

Yemin, taraflardan birinin uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli bir vakıa hakkında karşı tarafa yönelttiği kesin delildir. Yemin yalnızca tarafın kendisinden kaynaklanan ve onun tarafından bilinmesi mümkün olan vakıalar hakkında teklif edilebilir.

Hukuki değerlendirme, üçüncü kişinin fiili veya kamu düzenine ilişkin meseleler yemin konusu yapılamaz. Hakim, yemin metnini ve soruları uyuşmazlık konusu vakıayla sınırlı tutmalıdır.

HMK Madde 238 ne öngörür?

Hakim, yemin eden kişinin beyanını dinler ve tutanağa geçirir. Yazılan beyan, yemin edenin huzurunda yüksek sesle okunur. Ardından kişiye beyanında ısrar edip etmediği sorulur ve verdiği cevap da tutanağa yazılır.

Bu aşamalar şekli bir formalite değildir. Yemin eden kişiye beyanını son kez düşünme ve yanlış yazılmış bir kısmı düzeltme imkânı verir.

Yemin metni ve uyarı

Yemin eda edilmeden önce hakim, yeminin anlam ve önemini açıklamalı; gerçeğe aykırı yemin hâlinde cezai sorumluluk doğabileceğini bildirmelidir. HMK m. 233’teki yemin şekline uygun sözler kullanılmalı ve bu husus tutanağa geçirilmelidir.

Yemin metninin eksik olması, yalnızca tarafın kendi cümleleriyle olay anlatması veya kanuni uyarıların tutanakta bulunmaması usule aykırılık oluşturabilir.

Yemin edenin bizzat hazır bulunması

Yemin şahsa sıkı sıkıya bağlı bir usul işlemidir. Vekil aracılığıyla eda edilemez. Yemin teklif edilen kişi, usulüne uygun davetiye ile duruşmaya çağrılmalıdır. Davetiyede yemin konusu, sorulacak sorular ve gelmemenin sonuçları açıkça belirtilmelidir.

Vekile yapılan bildirim, yemin edecek asilin usulüne uygun biçimde çağrılması şartının yerine geçmez.

Yargıtay uygulaması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli, 2015/10934 E., 2015/19535 K. sayılı kararında; yemin metninin kanuna uygun olmaması, yeminin anlam ve sonuçlarına ilişkin uyarının tutanağa geçirilmemesi ve yemin edenlere beyanlarında ısrar edip etmediklerinin sorulmaması bozma nedeni kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.05.2018 tarihli, 2016/18534 E., 2018/6706 K. sayılı kararında da yemin teklif edilen asilin usulüne uygun ve ihtaratlı davetiye ile çağrılması gerektiği vurgulanmıştır.

Tutanakta bulunması gereken temel unsurlar

Yemin tutanağında en azından şu hususların açık olması gerekir:

  • yemin teklif eden ve yemin teklif edilen taraf,
  • yemin konusu vakıalar,
  • kanuni uyarının yapıldığı,
  • yemin metninin eda edildiği,
  • tarafın vakıaya ilişkin beyanı,
  • beyanın huzurunda okunduğu,
  • beyanında ısrar edip etmediği ve cevabı,
  • hakim ve zabıt katibinin imzası.

Tutanak, belirsiz ve genel ifadelerle değil; hangi vakıa hakkında hangi cevabın verildiğini gösterecek açıklıkta düzenlenmelidir.

Yemin tutanağındaki eksiklik düzeltilebilir mi?

Maddi yazım hataları duruşma sırasında düzeltilebilir. Ancak yemin hiç usulüne uygun eda edilmemişse veya “ısrar” aşaması yapılmamışsa sonradan yalnızca tutanağa cümle eklenerek eksiklik giderilemez. Yemin işleminin kanuna uygun şekilde tekrarlanması gerekebilir.

Karar verilmişse eksiklik, istinaf veya temyiz incelemesinde hükmün kaldırılması ya da bozulması sonucunu doğurabilir.

Yemin teklifinin zamanı

Yemin, diğer delillerin değerlendirilmesinden sonra başvurulan son delil niteliğindedir. Tarafın delil listesinde yemin deliline dayanmış olması önem taşır. Mahkeme, ispat yükü kendisine düşen tarafın başka delillerle ispat sağlayamadığı durumda yemin hakkını hatırlatabilir; ancak taraf yerine kendiliğinden yemin teklif edemez.

Yemin teklifinden dönme, yemin iadesi ve yeminden kaçınmanın sonuçları HMK m. 226 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilir.

İspat yükü ve yemin sonucu

Yemin eden tarafın beyanı, yemin konusu vakıa bakımından kesin delil etkisi doğurur. Yemin teklif edilen kişi usulüne uygun çağrıldığı hâlde haklı sebep olmadan gelmez, yemini iade etmez veya eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılabilir.

Bu ağır sonuç nedeniyle davetiye ve tutanak işlemlerindeki eksiklikler esasa etkili kabul edilir.

Sık yapılan hatalar

Yeminin vekile yöneltilmesi, ihtaratsız davetiye çıkarılması, yemin konusunun soyut bırakılması, kanuni yemin metninin kullanılmaması ve beyanında ısrarın sorulmaması en sık rastlanan hatalardır.

Bir diğer hata, yemin konusu yapılması mümkün olmayan hukuki değerlendirmelerin veya üçüncü kişilerin fiillerinin yemin metnine yazılmasıdır.

Hukuki değerlendirme

Yemin, delil yetersizliğini gidermek için rastgele başvurulacak bir yöntem değildir. Teklif edilen vakıanın ispat yükü, yemin metni, davetiye ve tutanak birlikte planlanmalıdır. Usuldeki küçük görünen bir eksiklik, davanın sonucunu tamamen değiştirebilir.

Sonuç

Yemin delilinin yanlış kişiye yöneltilmesi, davetiyenin eksik olması veya tutanağın HMK m. 238’e aykırı düzenlenmesi hak kaybına neden olabilir. Yemin teklifinin ve tutanağın somut dosyanıza uygun hazırlanması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat kontrol tarihi: 31.07.2026.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Yemin teklif edilen tarafın bizzat hazır bulunması ve yemini kendisinin eda etmesi gerekir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.