Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma
HMK Madde 251: Tanıklıktan Çekinme Hakkının İstisnaları
HMK 251 kapsamında tanıklıktan çekinilemeyen hâller, aile içi mali uyuşmazlıklar, işlem tanıklığı ve temsilci işlemleri ayrıntılı açıklanmıştır.
Kanun, belirli yakınlık ilişkileri, sır saklama yükümlülüğü veya kişinin kendisi ve yakınları bakımından ciddi zarar tehlikesi bulunması hâlinde tanıklıktan çekinme imkânı tanır. HMK m. 251 ise gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki üstün ihtiyaç nedeniyle bazı olaylarda bu çekinme hakkının kullanılamayacağını düzenler.
HMK Madde 251'in Güncel Metni
HMK m. 251'e göre 248 ve 249. maddeler ile 250. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki hâllerde aşağıdaki konular hakkında tanıklıktan çekinilemez:
- Bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulan kişinin, işlemin esası ve içeriği hakkındaki bilgisi,
- Aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar,
- Aile bireyleri arasında ailevi ilişkilerden doğan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar,
- Kişinin taraflardan birinin hukuki selefi veya temsilcisi sıfatıyla yaptığı işler.
Hüküm, çekinme hakkını bütünüyle kaldırmaz; yalnızca maddede sayılan olay ve vakıalar bakımından sınırlar.
Hukuki İşlem Tanığı Neden Çekinemaz?
Bir sözleşme, vasiyetname, teslim veya başka bir hukuki işlem sırasında özellikle tanık olarak bulundurulan kişi, işlemin ispatına hizmet etmek üzere sürece dâhil edilmiştir. Sonradan yakınlık ilişkisine dayanarak işlemin esası ve içeriği hakkında tanıklık yapmaktan kaçınması, tanık bulundurmanın amacını ortadan kaldırır.
Bununla birlikte tanığın yalnızca bizzat gözlemlediği hususlar hakkında beyanda bulunması gerekir. Taraflardan sonradan duyduğu bilgiler veya kişisel yorumları doğrudan görgüye dayalı tanıklıkla aynı değerde değildir.
Aile Bireylerinin Doğum, Ölüm ve Evlenmelerine İlişkin Olaylar
Aile içindeki doğum, ölüm veya evlenmeden kaynaklanan olaylar çoğu zaman en iyi aile bireyleri tarafından bilinir. Kanun, bu alanlarda yakınlık sebebiyle çekinme hakkının kullanılmasını gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından uygun görmemiştir.
Hükmün uygulanması, tanığın her türlü aile sırrını açıklamak zorunda olduğu anlamına gelmez. Sorular, uyuşmazlıkla ilgili ve maddede belirtilen olayla bağlantılı olmalıdır.
Ailevi İlişkilerden Doğan Mali Uyuşmazlıklar
Uygulamada en önemli istisnalardan biri, aile bireyleri arasındaki mali uyuşmazlıklardır. Aile içinde verilen para, ziynet eşyası, ortak konut için yapılan katkı, borç, bağış, mal devri veya aile işletmesindeki ödemeler çoğu zaman yazılı belgeye bağlanmaz. Bu vakıaların aile bireyleri dışında tanığı da bulunmayabilir.
HMK m. 251, yakınlık sebebiyle çekinme hakkının bu tür uyuşmazlıklarda gerçeğin ortaya çıkmasını tamamen engellemesini önler. Ancak tanığın dinlenebilmesi, ileri sürülen vakıanın ayrıca tanıkla ispata elverişli olduğu anlamına gelmez. Senetle ispat kuralları ve tanıkla ispat istisnaları ayrıca değerlendirilmelidir.
Hukuki Selef veya Temsilci Olarak Yapılan İşler
Bir tarafın önceki hak sahibi, kanuni temsilcisi veya iradi temsilcisi olarak işlem yapan kişi, bizzat yaptığı iş hakkında tanıklıktan çekinemez. Burada tanığın bilgisi dışarıdan edinilmiş değil, kendi işleminden kaynaklanır.
Avukatlık sırrı, meslek sırrı ve özel kanunlardan doğan gizlilik yükümlülükleri ayrıca incelenmelidir. HMK m. 251, farklı bir hukuki korumayı otomatik olarak ortadan kaldıracak biçimde geniş yorumlanmamalıdır.
Çekinme Hakkının İleri Sürülmesi ve Mahkemenin İncelemesi
Tanık çekinme sebebini bildirdiğinde mahkeme, sebebin mevcut olup olmadığını ve HMK m. 251'deki istisnalardan birinin uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirir. Tanığın sadece “yakınım” demesi yeterli değildir; yakınlık türü ve sorulan vakıanın niteliği belirlenmelidir.
Mahkeme, tanığın çekinme talebi hakkında gerekçeli bir değerlendirme yapmalı; hangi sorular bakımından çekinmenin kabul veya reddedildiğini açıklığa kavuşturmalıdır.
İspat Değeri
Tanığın çekinememesi, beyanının mutlaka doğru kabul edileceği anlamına gelmez. Hâkim; tanığın taraflarla ilişkisini, olayları algılama imkânını, beyanın tutarlılığını ve diğer delillerle uyumunu birlikte değerlendirir.
Özellikle aile içi uyuşmazlıklarda tanıkların taraflara yakınlığı olağandır. Bu yakınlık, beyanı tek başına değersiz kılmaz; fakat tarafsızlık ve tutarlılık değerlendirmesinde dikkate alınır.
Sık Yapılan Hatalar
HMK m. 251'deki istisnayı, her aile uyuşmazlığında her konuda tanıklık zorunluluğu varmış gibi yorumlamak yanlıştır. Aynı şekilde “yakın akraba tanıklık yapamaz” düşüncesi de hukuken doğru değildir. Tanıklık ehliyeti, çekinme hakkı ve beyanın ispat değeri birbirinden ayrı konulardır.
Hukuki Değerlendirme
HMK m. 251, kişisel ve ailevi bağları koruyan çekinme hakkı ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasındaki dengeyi kurar. Hükmün doğru uygulanması için hem çekinme sebebinin hem de sorulan vakıanın maddede sayılan istisnalardan birine girip girmediğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Günser + Partners ile İletişim
Tanık listesi, çekinme itirazı ve tanıkla ispatın mümkün olup olmadığı davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Somut uyuşmazlığın delil yapısının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya somut olay bakımından sonuç garantisi içermez.
Kaynak ve Güncellik Notu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 248-253.
- Kaynak PDF'deki madde ve gerekçe, 31.07.2026 itibarıyla güncel mevzuatla karşılaştırılmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Uyuşmazlık ailevi ilişkilerden doğan mali vakıalara ilişkinse, HMK m. 251 kapsamında yakınlık sebebiyle çekinme hakkı kullanılamayabilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.