İçeriğe geçİçeriğe geç

Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma

Dava ve İcra Takibinde Teminat Gerektirmeyen Haller | HMK Madde 85

Adli yardım, Türkiye’de yeterli taşınmaz veya ayni teminatlı alacak, küçüğün menfaati ve ilamlı takipte teminat muafiyeti uygulamasıyla açıklanmıştır.

Bazı davalarda davacıdan yargılama giderleri ile karşı tarafın muhtemel zararını karşılamak üzere teminat göstermesi istenebilir. HMK m. 85, teminat yükümlülüğünün uygulanmayacağı hâlleri sınırlı biçimde sayar. Teminat muafiyeti, özellikle yabancı davacılar, adli yardım ve küçüğün menfaatine açılan davalarda önem taşır.

Teminatın amacı nedir?

Teminat, davanın veya takibin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın yargılama giderleri ve zararlarının karşılanmasını güvence altına alır. HMK m. 84, Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının dava açması, davaya katılması veya takip yapması gibi hâllerde teminatı düzenler.

Yabancı gerçek ve tüzel kişiler bakımından ayrıca 5718 sayılı MÖHUK m. 48 uygulanır. HMK ve MÖHUK’taki teminat sebepleri ile istisnalar birbirinden ayrılmalıdır.

HMK Madde 85’teki muafiyetler

Kanuna göre şu hâllerde teminat istenemez:

  1. Davacı adli yardımdan yararlanıyorsa,
  2. Davacının Türkiye’de teminatı karşılamaya yeterli taşınmazı veya ayni teminatla güvence altına alınmış alacağı varsa,
  3. Dava yalnızca küçüğün menfaatini korumak amacıyla açılmışsa,
  4. İlâma bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapılmışsa.

Bu hâller somut belgelerle ortaya konulmalıdır. Mahkeme, muafiyetin şartlarını kendiliğinden veya tarafların beyanı üzerine inceleyebilir.

Adli yardım alan kişiden teminat istenir mi?

HMK m. 85/1-a uyarınca adli yardımdan yararlanan davacıdan teminat istenemez. Adli yardım kararı, yargılama giderleri yanında teminat muafiyetini de kapsar.

Adli yardım için kişinin kendisi ve ailesinin geçimini ciddi biçimde zorlaştırmadan giderleri ödeme gücünden yoksun olması ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun bulunmaması gerekir. Yabancılar bakımından karşılıklılık ve özel statü hükümleri ayrıca incelenir.

Türkiye’de taşınmazı veya teminatlı alacağı bulunan davacı

Davacının Türkiye’de, istenen teminatı karşılayacak değerde taşınmazı bulunuyorsa ayrıca nakit teminat istenemez. Taşınmazın hacizli, ipotekli, ihtilaflı veya ekonomik değeri yetersiz olması hâlinde muafiyet şartı oluşmayabilir.

Ayni teminatla güvence altına alınmış alacak da yeterli güvence sağlayabilir. Rehin veya ipoteğin geçerliliği, derecesi, değeri ve paraya çevrilebilirliği incelenmelidir.

Küçüğün menfaatine açılan davalar

Dava sırf küçüğün menfaatini korumak amacıyla açılmışsa teminat istenemez. Buradaki “sırf” ölçütü önemlidir. Dava aynı zamanda yetişkinin bağımsız malvarlığı menfaatini de koruyorsa muafiyet her talep bakımından uygulanmayabilir.

Soybağı, velayet, nafaka veya çocuğun malvarlığının korunmasına ilişkin davalarda uyuşmazlığın gerçek amacı değerlendirilir.

İlâma bağlı alacak için ilamlı takip

Kesin veya icra edilebilir bir ilama bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapıldığında alacağın varlığı mahkeme kararıyla belirlenmiştir. Bu nedenle alacaklıdan teminat istenemez.

İlam niteliğinde belge ile gerçek mahkeme ilamı aynı değildir. HMK m. 85/1-ç’deki muafiyet, kanun metninin kapsamına göre değerlendirilmelidir. Takip dayanağının ilam mı, ilam niteliğinde belge mi olduğu ayrıştırılmalıdır.

Yabancı davacılar ve MÖHUK Madde 48

MÖHUK m. 48’e göre yabancı gerçek ve tüzel kişiler, Türk mahkemesinde dava açarken, davaya katılırken veya icra takibi yaparken kural olarak teminat göstermek zorundadır. Mahkeme karşılıklılık esasına göre teminattan muafiyet tanıyabilir.

Karşılıklılık, iki taraflı veya çok taraflı sözleşmeden, kanundan ya da fiili uygulamadan kaynaklanabilir. Davacının vatandaşlığı, uluslararası koruma statüsü, geçici koruma durumu ve ilgili devletle Türkiye arasındaki güncel hukuki ilişki araştırılmalıdır.

Güncel Yargıtay yaklaşımı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli, 2022/16786 E., 2025/579 K. sayılı kararında; geçici koruma altındaki Suriye uyruklu davacı bakımından karşılıklılık, adli yardım ve teminat muafiyetinin ayrıntılı araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Karar, geçici koruma statüsünün tek başına otomatik teminat muafiyeti sağlamadığını; kişinin ekonomik ve sosyal durumunun adli yardım yönünden ayrıca incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Yabancılar bakımından devletlerin sözleşme taraflığı ve diplomatik uygulamalar değişebildiğinden güncel resmi kaynaklardan kontrol yapılmalıdır.

Teminat bir dava şartı mıdır?

Kanunun gerektirdiği teminatın gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi tamamlanabilir dava şartıdır. Mahkeme, uygun ve kesin süre vererek teminatın yatırılmasını istemelidir. Süresinde yerine getirilmezse dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret gündeme gelebilir.

Teminatın miktarı ölçülü olmalı ve mahkemeye erişim hakkını fiilen imkânsız hâle getirmemelidir. Tarafın ekonomik durumu ve muhtemel giderler dikkate alınmalıdır.

Teminat kararı ve kanun yolu

Teminat gösterilmesine ilişkin ara karar çoğu durumda esas hükümle birlikte kanun yolu denetimine taşınır. Teminat yatırılmadığı için dava usulden reddedilmişse ret kararına karşı istinaf başvurusu yapılabilir.

Taraf, muafiyet sebebini ve belgelerini mahkemenin verdiği kesin süre dolmadan sunmalıdır. Sonradan yapılan açıklama hak kaybını her zaman gidermez.

İspat ve gerekli belgeler

Adli yardım için gelir, malvarlığı, sosyal yardım ve gider belgeleri; taşınmaz muafiyeti için güncel tapu ve değer kayıtları; ayni teminatlı alacak için rehin veya ipotek belgeleri; karşılıklılık için resmi anlaşma ve ülke uygulaması kullanılabilir.

Yalnızca beyanla yetinilmesi, özellikle yabancı davacılarda teminat muafiyetinin reddine neden olabilir.

Sık yapılan hatalar

HMK m. 84 ile MÖHUK m. 48’i karıştırmak, yabancının her durumda teminat göstereceğini varsaymak, geçici koruma statüsünü otomatik muafiyet saymak, taşınmazın gerçek değerini ve takyidatını araştırmamak ve kesin süre içinde adli yardım talep etmemek başlıca hatalardır.

Hukuki değerlendirme

Teminat, mahkemeye erişimi sınırlayan bir araç hâline gelmemelidir. Mahkeme hem karşı tarafın gider güvencesini hem de davacının adalete erişim hakkını gözetmelidir. Muafiyet değerlendirmesi vatandaşlık, malvarlığı, adli yardım ve uluslararası sözleşmeler birlikte incelenerek yapılmalıdır.

Sonuç

Teminat sebebinin veya muafiyetin yanlış değerlendirilmesi, davanın esasına girilmeden reddedilmesine yol açabilir. Somut olayınızda HMK m. 84-85, MÖHUK m. 48 ve adli yardım koşullarının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat kontrol tarihi: 31.07.2026.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. HMK m. 85 uyarınca adli yardımdan yararlanan davacı teminattan muaftır.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.